1.Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne; asacak."Ceketini askıya astı, odanın köşesinde düzenli duruyordu."
İsim
2.Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet; elbise askısı.
İsim
3.Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ."Pantolon askısı olmadan bu giysi hemen düşüyor."
İsim
4.Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması."Yeni iş ilanı belediyenin askısına asıldı, başvurular başladı."
İsim
5.Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç."Kolunu askıya aldılar, en az üç hafta böyle kalacakmış."
İsim
6.Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi; fener."Eskiden kahveciler bakır askılarda çay taşırdı."
İsim
7.Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk."Mutfakta biber askıları hâlâ tavanda duruyor."
İsim
8.Yeni yapılan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş.
İsim
9.Gelinin odasına asılan süs."Gelin odası ipekli askılarla süslenmişti."
İsim
10.Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat."Kızın boynundaki altın askı göz kamaştırıyordu."
İsim
11.Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye.
İsim
12.İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı."İpek böcekleri için taze çalıdan askılar hazırlandı."
İsim
13.Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül.
İsim
14.(Argo) Borç, alacak-verecek durumu (“askıya almak”, “askıya yazmak” gibi)"Bakkalda adımı askıya yazdırdım, maaş alınca öderim."
İsim