Ay, Dünya’nın tek doğal uydusudur ve Güneş Sistemi’nde beşinci büyük doğal uydu konumundadır. Çapı, kütlesi ve yüzey özellikleri bakımından detaylı bir şekilde incelenmiş olan Ay, hem jeolojik yapısıyla hem de astronomik gözlemler açısından önemli bir araştırma konusudur. Yer’den ortalama 384.400 kilometre uzaklıkta bulunan bu gökcismi, yörünge hareketleri, yüzey morfolojisi, iç yapısı ve kökeni gibi pek çok teknik bakımdan analiz edilmiştir.
Ay, atmosferik birikimin oldukça düşük olduğu, teknik anlamda “egzosfer” olarak adlandırılabilecek ince bir gaz katmanına sahiptir. Bu nedenle ses iletimi yoktur ve yüzey sıcaklıkları gündüz-gece arasında büyük farklılıklar gösterir.
Ay, Dünya çevresinde yaklaşık 27.3 günlük bir yörünge dönemi ile hareket eder. Ancak, Dünya-Ay sisteminin Güneş etrafındaki hareketi nedeniyle sinodik dönemi (Yeniay'dan Yeniay'a geçen süre) 29.5 gündür. Ay, Dünya’ya kütleçekimsel olarak kilitlenmiştir (tidal locking) ve bu nedenle sürekli olarak aynı yüzü Dünya’ya dönüktür.
Bu kütleçekim kilitlenmesi, Ay’ın librasyon adı verilen küçük yalpalama hareketlerini hariç tutarak Dünya’dan yalnızca bir yüzünün görülmesine neden olur.
Ay’ın iç yapısı, sismik veriler ve Apollo görevleriyle getirilen örnekler sayesinde modellenmiştir. İç yapısı genel olarak üç katmandan oluşur:
Ay’ın manyetik alanı zayıftır ve kalıcı bir manyetosfere sahip değildir. Ancak yüzeyde lokalize, zayıf kalıcı manyetik anomaliler tespit edilmiştir.
Ay yüzeyi temel olarak iki ana coğrafi yapıdan oluşur:
Ay’ın yüzeyi büyük ölçüde meteorit etkileriyle şekillenmiş olup binlerce kraterle kaplıdır. En büyük çarpma havzalarından biri Güney Kutbu–Aitken Havzası’dır. Çapı yaklaşık 2.500 km, derinliği ise yaklaşık 13 km’dir.
Ay yüzeyini kaplayan toz ve kırık kayaç karışımına regolit adı verilir. Regolit, mikrometeorit çarpışmaları, güneş rüzgârı ve kozmik ışınların etkisiyle oluşmuştur. Kalınlığı yer yer 2 ila 20 metre arasında değişmektedir.
Ay’ın jeolojik evrimi dört ana döneme ayrılır:
Ay’ın kökeniyle ilgili en yaygın kabul gören model büyük çarpışma hipotezidir. Bu hipoteze göre, yaklaşık 4.5 milyar yıl önce Mars büyüklüğünde bir gökcismi (Theia), genç Dünya ile çarpışmış ve bu çarpışma sonucunda fırlayan maddelerden Ay oluşmuştur. Bu model, Ay’ın düşük demir içeriği ve Dünya ile benzer izotop oranlarını açıklamada başarılıdır.
Alternatif hipotezler şunlardır:
Ancak bu modeller, kimyasal ve izotopik verilerle yeterince örtüşmemektedir.
Ay, gökyüzünde en parlak ikinci gökcismidir. Görünür parlaklığı fazlarına göre değişir ve dolunay evresinde -12.7 kadire kadar ulaşabilir. Gözlemlenebilir fazlar, sinodik periyot boyunca değişen Güneş-Ay-Dünya geometrisinin sonucudur. Ay tutulmaları ve Güneş tutulmaları bu hizalanma süreçleri sırasında gerçekleşir.
1969–1972 arasında gerçekleştirilen Apollo görevleri, Ay yüzeyine altı insanlı inişle sonuçlanmıştır. Toplamda 382 kilogram kaya ve regolit örneği Dünya’ya getirilmiş, Ay yüzeyi üzerinde jeolojik ölçümler yapılmıştır. Bu veriler, Ay'ın yapısı, kökeni ve evrimi hakkında birçok sorunun yanıtlanmasını sağlamıştır.
Fiziksel Özellikler
Yörünge ve Dönme Hareketi
İç Yapı
Yüzey Özellikleri
Kraterler
Regolit
Jeolojik Evrim
Oluşum Teorisi
Gözlemsel Özellikler
İnsan Araştırmaları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.