Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
Enuma Eliş (Akatça: 𒂊𒉡𒈠𒂊𒇺, enūma eliš, "Yukarıda iken"), Babil yaratılış mitini anlatan ve baş tanrı Marduk'un Babil panteonundaki üstünlüğünü meşrulaştırmayı amaçlayan epik bir şiirdir. Adını, metnin ilk iki kelimesinden alır. Yaklaşık bin mısradan oluşan metin, Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinin kalıntılarında bulunan yedi kil tablete yazılmıştır. Destan, evrenin yaratılışını, ilksel bir kaos durumundan düzene geçişi, tanrılar arasındaki kuşak çatışmalarını ve nihayetinde Marduk'un zaferiyle Babil kentinin kozmik merkez olarak kurulmasını anlatır.
Enuma Eliş, temel olarak bir kozmogoni (evrenin doğuşu) ve teogoni (tanrıların doğuşu) anlatısıdır. Bununla birlikte, metnin ana işlevi teolojik ve politiktir. Babil'in yerel tanrısı Marduk'un, Sümer ve Akad geleneğindeki daha eski ve köklü tanrılar (Anu, Enlil, Ea gibi) üzerindeki egemenliğini tesis etmeyi hedefler. Bu nedenle, sadece bir yaratılış hikâyesi değil, aynı zamanda Babil'in Mezopotamya üzerindeki siyasi ve kültürel hegemonyasını meşrulaştıran bir metindir. Metin, kaosun düzene dönüşmesi, tanrılar arası savaş (teomaki), insanın yaratılışı ve tanrılara hizmet etme görevi gibi Mezopotamya ve Yakın Doğu mitolojilerinde yaygın olan birçok temayı içerir.
Enuma Eliş'in MÖ. 1300 ile 1100 yılları arasında, Babil'in Kassit sonrası döneminde veya İkinci İsin Hanedanlığı sırasında tek bir yazar tarafından kaleme alındığı düşünülmektedir. Metin, Mezopotamya edebiyatında daha önce kabul görmüş görüşlere aykırı, özgün bir eser olarak nitelendirilir. Destanın bilinen en eksiksiz kopyaları, MÖ. 7. yüzyılda hüküm süren Asur kralı Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinde keşfedilmiştir. Metin, Babil ve Asur'da yüzyıllar boyunca çok az değişikliğe uğrayarak aktarılmış ve okullarda öğretilmiştir.
Enuma Eliş, tekil bir eser olmasına rağmen, kendisinden önceki Mezopotamya ve Batı Semitik mitolojik geleneklerinden izler taşır.
Destanın temelindeki birçok unsur Sümer mitolojisine dayanır. Örneğin, yaratılışın yoktan (ex nihilo) değil, var olan ilksel bir maddeden (ex datis) gerçekleşmesi fikri Sümer kökenlidir. Sümer mitolojisinde ilksel deniz Nammu, gök ile yeri doğuran ana olarak betimlenir; bu, Enuma Eliş'teki Apsu (tatlı su) ve Tiamat (tuzlu su) kavramlarının öncülüdür. Benzer şekilde, tanrı Ea'nın (Sümerlerde Enki) tatlı su okyanusu olan Apsu ile olan ilişkisi ve onun üzerindeki hâkimiyeti, Eridu'daki Enki kültüne dayanan eski bir gelenekten alınmıştır. Destandaki ejderha ile savaşma motifi de Ninurta'nın Anzu veya Kur ile mücadelesi gibi daha eski Sümer ve Akad mitlerinden ödünç alınmıştır.
Destanın merkezindeki tema olan fırtına tanrısının ilksel denizi yenerek düzeni kurması, Sümer mitolojisinde belirgin değildir. Bu temanın, Babil'in Birinci Hanedanlığı'nı kuran Batı Semitik bir halk olan Amoritler aracılığıyla Mezopotamya'ya girdiği düşünülmektedir. Özellikle Ugarit (Ras Şamra) metinlerinde anlatılan fırtına tanrısı Baal'in deniz tanrısı Yamm'ı yenmesi miti ile Marduk'un Tiamat'a karşı savaşı arasında güçlü paralellikler bulunur. Marduk'un aslen bir fırtına tanrısı olması (Marutuk, "fırtınanın oğlu") bu bağlantıyı destekler. Tiamat'ın adının kendisi de Semitik dillerde "deniz" anlamına gelen bir kökten türemiştir ve bu da temanın dışarıdan geldiğine işaret eder.
Enuma Eliş, yedi tablet üzerine yazılmış olup her tablet anlatının farklı bir aşamasını içerir.
Destan, henüz göklerin ve yerin isimlendirilmediği, var olan tek şeyin ilksel tatlı su okyanusu Apsu ve tuzlu su okyanusu Tiamat'ın olduğu bir başlangıç durumuyla açılır. Bu iki suyun birleşmesinden ilk tanrı nesilleri doğar (Lahmu ve Lahamu, sonra Anşar ve Kişar). Yeni nesil tanrıların gürültüsü, dinginlik isteyen Apsu'yu rahatsız eder. Apsu, veziri Mummu'nun da tavsiyesiyle genç tanrıları yok etmeye karar verir. Ancak bilgelik tanrısı Ea, bir büyü ile Apsu'yu uyutarak onu öldürür ve Mummu'yu esir alır. Ea, Apsu'nun bedeni üzerine kendi meskenini kurar ve burada oğlu Marduk dünyaya gelir.
Apsu'nun intikamını almak isteyen Tiamat, yeni eşi Qingu'yu (Kingu) ordusunun başına geçirir, ona Kader Tableti'ni verir ve on bir canavardan oluşan bir ordu yaratır. Genç tanrılar dehşete düşer. Ne Ea ne de Anu, Tiamat'la yüzleşmeye cesaret edemez. Sonunda Marduk, tanrılar meclisi tarafından kendisine mutlak otorite verilmesi şartıyla bu görevi kabul eder. Tanrılar Marduk'u panteonun en yükseği ilan ederler. Dördüncü tablette Marduk, fırtınaları ve rüzgârları silah olarak kuşanıp Tiamat ile savaşır. Onu bir ağ ile yakalar, şişirir ve bir okla öldürür. Tiamat'ın devasa bedenini ikiye ayırarak bir parçasından gökyüzünü, diğerinden ise yeryüzünü yaratır.
Marduk, gökyüzünü düzenler; yıldızları, takımyıldızları ve Zodyak'ı oluşturarak zamanı ve takvimi belirler. Ay ve Güneş'in hareketlerini düzenler. Tiamat'ın cesedinden Dicle ve Fırat nehirlerini yaratır.
Tanrılar, Marduk'un zaferini kutlamak için ona bir tapınak inşa etmek isterler. Ancak bu angaryadan kurtulmak için kendilerine hizmet edecek varlıkların yaratılmasını talep ederler. Marduk, isyanı başlatan tanrının kurban edilmesiyle insanın yaratılacağı fikrini ortaya atar. Ea'nın önerisiyle, savaşın sorumlusu olarak Tiamat'ın komutanı Qingu belirlenir. Qingu öldürülür ve Ea, onun kanından insanlığı yaratır. İnsanın görevi, tanrılara hizmet etmek ve onları iş yükünden kurtarmaktır. Bunun üzerine minnettar tanrılar, Marduk'un onuruna Babil kentini ve onun merkezindeki Esagila tapınağını inşa ederler.
Destanın son tableti, tanrıların Marduk'a bahşettiği elli ismin sıralanmasına ve her bir ismin anlamının açıklanmasına ayrılmıştır. Bu isimler, Marduk'un diğer tanrıların güç ve yetkilerini devraldığını, böylece evrenin mutlak hâkimi olduğunu teyit eder. Metin, Marduk'un şarkısının gelecek nesillere aktarılması emriyle son bulur.
Enuma Eliş, edebî ve şiirsel yapısıyla da dikkat çeken bir eserdir.
Metnin ilk on dizesi, karmaşık bir yapıya sahiptir. Yazar, paralelizm (anlamsal ve yapısal tekrar), kiasmus (çapraz sıralama), paronomasya (ses benzerliğine dayalı kelime oyunu) gibi edebî sanatları yoğun bir şekilde kullanır. Yazar, şiirsel etkiyi artırmak için šamāmū ("gökler" için šamû'nun nadir bir formu) ve ammatu ("yer" için mātu'dan türetilmiş bir neolojizm) gibi çok nadir veya yeni türetilmiş kelimeler kullanır.
Destanın açılış dizelerinde, özellikle /m/ sesinin tekrarı yoluyla suyun ve yaratılışın "mırıltısı" hissi verilir. Akatça "su" anlamına gelen mû kelimesi, hem Sümerce "isim" anlamına gelen mu kelimesiyle hem de metnin dokusuna işlenen /m/ sesleriyle bağlantı kurarak su ve dil (isimlendirme) arasında sembolik bir ilişki inşa eder. Mummu kelimesi, bu ses oyununun merkezinde yer alır ve aynı anda "gürültü", "yaratıcı", "ana" ve daha sonra hikâyede bir karakterin adı gibi çok katmanlı anlamlar taşır. Bu sessiz başlangıç, daha sonraki tanrıların yaratıcı gürültüsüyle bir karşıtlık oluşturur.
Enuma Eliş'in yazarı, kendisinden önceki edebî ve bilimsel birikime hâkimdir ve bu birikimi kendi metnine dahil eder. Destanın açılış kelimesi olan enūma, geleneksel olarak Anu veya ilū ("tanrılar") kelimeleriyle başlayan metinlere bir göndermedir. Bu, özellikle büyük astronomik kehanet derlemesi olan Enuma Anu Enlil'e ve Atrahasis destanına yapılan bir gönderme olarak okunabilir. Yazar, bu eski metinleri anıştırarak kendi eserinin bu geleneği hem devam ettirdiğini hem de aştığını ima eder.
Enuma Eliş, Mezopotamya'da büyük saygı görmüş ve Babil'in en önemli din bayramı olan Akitu (yeni yıl) festivalinde okunmuştur. Bu ritüel, her yıl yaratılışın sembolik olarak tekrarlanması ve kozmik düzenin yenilenmesi anlamına geliyordu. Destanın etkisi Mezopotamya sınırlarını aşmıştır. İçerdiği birçok tema, komşu kültürlerin yaratılış anlatılarıyla paralellik gösterir.
Enuma Eliş ile Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) bölümü arasındaki benzerlikler uzun süredir bilim insanlarının dikkatini çekmektedir. Her iki anlatıda da yaratılış öncesi bir su kaosu durumu vardır. Yaratılış (Tekvin) 1:2'de geçen ve "engin sular" olarak çevrilen İbranice tehom kelimesi, etimolojik olarak Tiamat ile ilişkilendirilir. Her iki metinde de göklerin ve yerin birbirinden ayrılması, ışığın yaratılması, gök cisimlerinin yerleştirilmesi ve son olarak insanın yaratılması gibi ortak bir sıra izlenir. Ancak aralarında temel farklar da bulunur: Enuma Eliş politeist bir yapıya sahipken ve yaratılış tanrılar arası bir savaşın sonucu iken, Yaratılış bölümü monoteisttir ve yaratılış, Tanrı'nın sözüyle barışçıl bir şekilde gerçekleşir.
Özellikle Miletli ilk filozof Thales'in her şeyin kökeni olarak suyu (arkhe) göstermesi, Babil ve Mısır mitolojilerindeki ilksel su kavramının bir yansıması olarak görülür. Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılan Kaos'tan evrenin ve tanrıların doğuşu ve tanrılar arasındaki kuşak çatışmaları da Enuma Eliş'teki temalarla benzerlikler taşır.
Enuma Eliş, sadece bir yaratılış miti olmanın ötesinde, siyasi gücü meşrulaştırmak, kozmik bir düzen kurmak ve insanın evrendeki yerini tanımlamak için mitolojinin nasıl kullanıldığının bir örneğidir. Şiirsel gücü ile Mezopotamya edebiyatının günümüze ulaşan önemli eserlerinden biri olmayı sürdürmektedir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Babil Yaratılış Destanı Enuma Eliş" maddesi için tartışma başlatın
Tanım ve Kapsam
Tarihsel Gelişim ve Köken
Yazılışı ve Keşfi
Kökenleri
Sümer ve Akad Gelenekleri
Batı Semitik (Amorit) Etkisi
İçerik ve Yapı
Tablet I
Tablet II - III - IV
Tablet V
Tablet VI
Tablet VII
Kuramsal Yaklaşımlar ve Şiirsel Nitelikler
Şiirsel Yapı ve Dil Oyunları
Ses Sembolizmi
Metinlerarasılık
Önemli Varlıklar ve Kavramlar
Etkisi ve Mirası
Tevrat (Eski Ahit)
Yunan Felsefesi