Bayburt Ulu Camii, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Bayburt il merkezinde konumlanan, Selçuklu dönemine ait bir ibadethanedir. Şehirdeki Selçuklu mimari mirasının en önemli temsilcilerinden biri olan yapı, özellikle minaresinde yer alan ve günümüze ulaşabilen nadir örneklerden sayılan tuğlalı çini süslemeleriyle tanınır. 13. yüzyılda inşa edilen cami, yüzyıllar boyunca çeşitli tahribatlara uğramış ve pek çok onarım görmüştür. Orijinal yapısının büyük bir kısmı zamanla yıktırılmış olsa da, 1970 yılında eski planına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş ve kentin simge yapılarından biri olarak kültürel mirastaki yerini korumuştur.
Tarihçe ve İnşa Süreci
Yapının kesin inşa tarihi ve banisi hakkında araştırmacılar arasında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı arşiv kayıtları caminin 1202-1225 yılları arasında Erzurum Meliki Muğisiddin Tuğrulşah tarafından yaptırıldığını belirtirken, yaygın kabul yapının Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesut (1282–1298) zamanında inşa edildiği yönündedir. Selçuklu döneminde başlangıçta bir kervansaray olarak inşa edildiği ve daha sonra camiye çevrildiği de ifade edilen yapı, 1514 yılında bölgenin Osmanlı yönetimine geçmesiyle vakıf statüsünde hizmet vermeye devam etmiştir. Yapının orijinali 1970 yılında yıktırılmış; ancak minaresi, mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan bazı mukarnaslı trompları ve iki kapısı orijinal formunu koruyarak günümüze ulaşmıştır.
Mimari Özellikler

Bayburt Ulu Camii Minare Görüntüsü(Kültür Envanteri)
Bayburt Ulu Camii, Anadolu Selçuklu cami mimarisinde yaygın olarak görülen "dikine nefli plan" tipine sahiptir. Dikdörtgen planlı bu yapı, yığma sistemle ve kesme taş malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Caminin ana harimine giriş, doğu cephesinde yer alan oldukça sade tasarımlı, taş söveli ve kemerli iki ahşap kapı vasıtasıyla sağlanır. Yapının kuzeydoğu köşesinde konumlanan minaresi, klasik Selçuklu tuğlalı minare tipinin özelliklerini sergiler. Kare prizma şeklinde bir taş kaide üzerinde yükselen minarenin, sekizgen bir pabuç kısmı ve silindirik bir gövdesi bulunmaktadır.
Minare ve Çini Süslemeler

Bayburt Ulu Camii İle İlgili Görsel(Kültür Envanteri)
Cami, Bayburt’un Selçuklu dönemine ait tek çinili yapısı olması bakımından sanat tarihi açısından önem taşır. Çini süslemeler, minarenin sekiz köşeli pabuç kısmındaki sağır nişlerde ve şerefe altındaki kuşakta yoğunlaşmıştır. Bu süslemelerde "tuğlalı çini mozaik" tekniği kullanılmış olup, firuze ve siyah renkli çini parçalarıyla tuğla birimler geometrik kompozisyonlar oluşturacak şekilde bir araya getirilmiştir. Şerefe altındaki geniş kuşakta, yazısı olmayan ancak örgülü ve çiçekli kufi yazı karakterini andıran bitkisel motifler yer alırken; pabuç kısmındaki nişlerde tuğla ve çinilerin kaydırılmasıyla oluşturulan "çark-ı felek" gibi geometrik desenler görülür. Bu süslemeler, malzeme ve teknik bakımından Erzurum Çifte Minareli Medrese’nin minareleriyle büyük benzerlik gösterir.
Kitabeler ve İdari Yapı
Caminin asıl inşa kitabesi mevcut olmasa da, üzerinde farklı dönemlere ait yedi adet kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeler arasında 1222 tarihli Arapça bir kümbet kitabesi, 1820 tarihli bir medrese kitabesi ve Osmanlı döneminde kadınların çalışma düzeniyle ilgili iki ferman metni yer almaktadır. 18. yüzyıldaki arşiv kayıtlarına göre cami, vakıf sistemiyle yönetilmiş ve bünyesinde imam, hatip, müezzin, cüzhan ve fetihhan gibi on altı farklı kadroda personel istihdam edilmiştir. Personel alımları genellikle babadan oğula geçen bir sistemle yürütülmüştür. Caminin bahçesinde ayrıca Osmanlı dönemine tarihlenen, fesli ve palmiyeli mezar taşlarına sahip dört sanduka mezardan oluşan bir hazire mevcuttur.
Bayburt Ulu Camii'nin minaresi ve süsleme programı, Selçuklu mimarisinin estetik anlayışını bir mücevher kutusunun kapağındaki ince işlemeler gibi üzerinde taşımakta, yapının gövdesi ise bu değerli mirası yüzyıllardır muhafaza eden sağlam bir mahfaza görevini üstlenmektedir.


