Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne yönelik saldırılar (2026), 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırıları bağlamında, İran’ın Buşehr kentindeki nükleer enerji santrali sahasına Mart 2026 içerisinde birden fazla füze ve mermi isabet etmesiyle gerçekleşen saldırı olaylarıdır.

Buşehr Nükleer Enerji Santrali, 2019 - (Anadolu Ajansı)
Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik ilk füze isabetine ilişkin resmi açıklama, 17 Mart 2026 tarihinde İran Atom Enerjisi Kurumu tarafından yapılmıştır. Açıklamada, Basra Körfezi kıyısında bulunan santral sahasına bir füzenin isabet ettiği bildirilmiştir.
İran Atom Enerjisi Kurumu Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, saldırının ardından, "can kaybı yaşanmadığı, herhangi bir mal kaybı meydana gelmediği ve santralin hiçbir bölümünün zarar görmediği" bilgileri yer almıştır.
Açıklamada ayrıca, nükleer tesislere yönelik saldırıların uluslararası düzenlemelere aykırı olduğu belirtilmiştir. İran tarafından yapılan değerlendirmede “Bu tür eylemler, Basra Körfezi ülkeleri de dahil olmak üzere tüm bölge için onarılamaz sonuçlar doğurabilir.” ifadesine yer verilmiştir.
Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (Institute for Science and International Security – ISIS) tarafından 19 Mart 2026 tarihinde hazırlanan teknik değerlendirmede, Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresinde meydana gelen bir mühimmat isabetine ilişkin uydu görüntüleri incelenmiştir. Yüksek çözünürlüklü Airbus uydu görüntülerine dayanan değerlendirmelerde, reaktörün yaklaşık 350 metre uzağında bir çarpma krateri tespit edilmiştir.

Institute for Science and International Security – ISIS tarafından incelenen uydu görüntüleri, 18 Mart 2026 - (Institute for Science and International Security – ISIS)
Uydu verilerine göre, söz konusu mühimmatın isabet ettiği noktada tanımlanamayan bir yapının bulunduğu ve bu yapının saldırı sonucunda tahrip olduğu belirtilmiştir.
Saldırıdan bir hafta önceye ait görüntülerde, aynı bölgede açık alanda yer alan ve yaklaşık 5 metre uzunluğunda olduğu değerlendirilen bir nesnenin bulunduğu görülmüştür.
Teknik incelemelerde, santral kompleksinin diğer bölümlerinde herhangi bir hasar tespit edilmediği ve nükleer reaktörün etkilenmediği bildirilmiştir.
Uydu görüntülerinde yer alan enkaz dağılımı analizine göre, patlama sonrası oluşan parçacıkların güney yönünde, Basra Körfezi’ne doğru yayıldığı belirlenmiştir. Bu durum, mühimmatın geliş yönüne ilişkin olarak kuzeyden gelen bir projectile ihtimaline işaret ettiği şeklinde değerlendirilmiştir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verileriyle uyumlu şekilde, bu olayda da reaktörde hasar oluşmadığı ve personel arasında yaralanma olmadığı bildirilmiştir.
Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik bir diğer saldırı, 24 Mart 2026 tarihinde saat 21:08 (IRST) civarında meydana gelmiştir. Olay, İran Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) bildirilmiştir.
IAEA tarafından yayımlanan olay bildirimine göre, bir projectile (mermi/füze) santral yerleşkesi içine isabet etmiştir. Aynı bildirimde, söz konusu saldırının “Siyonist rejim ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirilen hava ve füze saldırıları” kapsamında meydana geldiği ifade edilmiştir.
Olay sonrasında yapılan teknik değerlendirmelerde "tesiste herhangi bir hasar meydana gelmediği, hiçbir personelin yaralanmadığı ve santralin çalışma durumunun normal olduğu"
belirtilmiştir. IAEA olay sınıflandırmasında, olay için INES (International Nuclear Event Scale) derecelendirmesinin verilmediği bildirilmiştir.
Aynı raporda, olayın insan ve çevre üzerindeki etkilerine ilişkin olarak:
IAEA bildiriminde ayrıca, nükleer santrallerin ve personelinin güvenliğinin korunması gerektiği vurgulanarak, nükleer tesislerin askeri eylemlerle risk altına sokulmaması gerektiği ifade edilmiştir.
Aynı gün Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA/IAEA), İran makamlarının bildirimine dayanarak, aynı gün içerisinde santral tesislerine bir başka füzenin daha isabet ettiğini duyurmuştur. İran’ın açıklamasına göre santralde herhangi bir hasar meydana gelmediği ve personelden yaralanan olmadığı bildirilmiştir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Mariano Grossi, söz konusu gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada, çatışma sırasında nükleer güvenlik risklerinin önlenmesi için azami itidal gösterilmesi gerektiğini yinelemiştir.
Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik saldırılara ilişkin uluslararası düzeyde çeşitli resmi açıklamalar yapılmıştır. 18 Mart 2026 tarihinde, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova tarafından yapılan açıklamada, Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik saldırıya ilişkin şu ifadeler yer almıştır:
“Bu sorumsuz ve kesinlikle kabul edilemez füze saldırısını şiddetle kınıyoruz. Tel Aviv ve Washington, nükleer altyapı tesislerine yönelik pervasızca saldırı düzenlemekten kaçınmalı. Bu, bölgede radyolojik ve çevresel bir felaketin yaşanması riskini artırıyor.”
Aynı açıklamada, taraflara yönelik olarak: “Çatışma taraflarını acilen ateşkes sağlamaya ve gerginliğin azaltılmasına yönelik girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz. Çatışmaların sürdürülmesi, nükleer alan dahil tüm Orta Doğu için benzeri görülmemiş olumsuz sonuçlar doğurabilir.” ifadeleri kullanılmıştır.
23 Mart 2026 tarihinde, Rusya Federasyonu Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, İran’daki nükleer santrallere yönelik saldırılar hakkında yaptığı açıklamada bu tür eylemleri “son derece tehlikeli” olarak nitelendirmiştir. Peskov, “Bu, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.” ifadelerini kullanmıştır. Peskov ayrıca, Buşehr Nükleer Santrali’ne yönelik saldırıların sürdürülmesi ihtimalinin çok büyük bir güvenlik tehdidi oluşturacağını belirtmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik yeni saldırıların ardından nükleer güvenlik risklerinin önlenmesi amacıyla azami itidal çağrısını yinelemiştir.
IAEA tarafından yapılan aynı tarihli bilgilendirmede, İran’ın nükleer tesislerinin 28 Şubat 2026 tarihinden itibaren başlayan ABD-İsrail askeri saldırıları sürecinde birden fazla kez hedef alındığı belirtilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir diğer açıklamada ise, Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik saldırı hakkında “derin bir öfke duyulduğu” ifade edilmiş ve saldırı “dikkatsiz ve sorumsuz bir eylem” olarak nitelendirilmiştir.
Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik saldırıların ardından, santralde faaliyet gösteren Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu (Rosatom) tarafından personel tahliyelerine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
25 Mart 2026 tarihinde, Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev tarafından yapılan açıklamada, santral sahasındaki güvenlik durumu nedeniyle yeni bir tahliye sürecinin yürütüldüğü bildirilmiştir. Buna göre, yaklaşık 163 kişinin Buşehr’den İran-Ermenistan sınırına doğru tahliye edildiği ifade edilmiştir.
Likhachev, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermiştir: “Bugün, Moskova saatiyle yaklaşık 7:20’de 163 kişi Buşehr’den İran-Ermenistan sınırına doğru yola çıktı.”
Aynı açıklamada, santral sahasında yaklaşık 300 kişinin kaldığı, bu kişilerden bir kısmının ise tesis ekipmanlarının denetimini sürdürmek üzere görevine devam edeceği belirtilmiştir. Rosatom’un daha önce de, ABD-İsrail saldırılarının başlamasının ardından 150 personelini santral sahasından çektiği bildirilmiştir.
Ayrıca, Rosatom’un santralde iki yeni reaktörün inşası sürecini yürüttüğü ve saldırıların bu süreç devam ederken gerçekleştiği ifade edilmiştir. Aynı dönemde yapılan ayrı bir açıklamada, santral yakınlarında yaşanan saldırılar sonrasında personel tahliyesinin üçüncü aşamasının planlandığı ve sahadaki uzman sayısının geçici olarak asgari düzeye indirildiği belirtilmiştir. Bu açıklamalarda, saldırılar sonucunda santralde ölü ya da yaralı bulunmadığı bilgisi de yer almıştır.

Buşehr Nükleer Enerji Santrali, 2010 - (Anadolu Ajansı)
Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına yönelik saldırılar sonrasında yapılan teknik değerlendirmelerde, tesis güvenliği ve radyolojik durumun korunduğu bildirilmiştir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) iletilen 24 Mart 2026 tarihli olay bildiriminde, saldırının ardından santralin genel durumunun normal olduğu ifade edilmiştir. Aynı bildirimde, olayın radyolojik etkilerine ilişkin olarak yetkili sınırların ötesinde herhangi bir radyasyon salımı gerçekleşmediği, halktan bireylerin veya çalışanların aşırı radyasyona maruz kalmadığı belirtilmiştir.
Tesisin teknik güvenlik sistemlerine ilişkin değerlendirmelerde, radyolojik bariyerlerde herhangi bir hasar oluşmadığı, yakıt hasarı dahil kritik sistemlerin etkilenmediği, tesis içinde kontaminasyon yayılımı meydana gelmediği ve savunma katmanlarında herhangi bir zayıflama yaşanmadığı ifade edilmiştir.
Ayrıca olay sonucunda herhangi bir fiziksel yaralanma veya can kaybı yaşanmadığı ve devam eden bir teknik sorun bulunmadığı bildirilmiştir. Uluslararası teknik değerlendirmelerde de, saldırıların ardından reaktörün etkilenmediği ve nükleer güvenlik sistemlerinin işlevini sürdürdüğü belirtilmiştir.
Buşehr Nükleer Enerji Santrali, İran’ın Basra Körfezi kıyısında yer alan ve ülkenin faaliyette olan tek nükleer enerji santralidır. Santralin kurulu gücü 1.000 megavattır.
Santralin gelişim süreci şu şekildedir:
Santral, 4 Eylül 2011 tarihinde ilk etapta 60 megavat elektrik üretimiyle faaliyete başlamıştır.
2012 yılında, santral tam kapasiteyle çalışmaya başlamıştır. Santral sahasında, 11 Mart 2026 itibarıyla 150 personelin Rusya’ya tahliye edilmesinin ardından yaklaşık 450 çalışan bulunmaktadır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne Yönelik Saldırılar (2026)" maddesi için tartışma başlatın
İlk Füze İsabeti ve İran Resmi Açıklamaları (17–18 Mart 2026)
Uydu Görüntüleri ve Teknik Tespitler (19 Mart 2026)
24 Mart 2026 Tarihli Saldırı ve IAEA Olay Bildirimi
Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Açıklamalar
Rosatom Personel Tahliyeleri ve Santraldeki Operasyonel Durum (25 Mart 2026)
Teknik ve Radyolojik Güvenlik Durumu
Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin Teknik ve Tarihsel Özellikleri