
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli soruşturma kapsamında, Can Holding bünyesindeki şirketler üzerinden suç örgütü kurulduğu ve bu yapı aracılığıyla “nitelikli dolandırıcılık”, “vergi kaçakçılığı” ve “kara para aklama” suçlarının işlendiği iddia edilmiştir. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin hazırladığı incelemeler doğrultusunda başlatılan soruşturmada, 11 Eylül 2025 itibarıyla holdinge bağlı 121 şirkete el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak görevlendirilmiştir.
Soruşturma, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin hazırladığı inceleme raporları üzerine başlatılmıştır. Bu raporlarda, Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren çok sayıda şirket üzerinden kaynağı belirsiz yüklü para girişleri yapıldığı, söz konusu tutarların grup içi transferler yoluyla farklı şirketler arasında dolaştırılarak izinin perdelemeye çalışıldığı tespit edilmiştir. İddialara göre, bu süreçte faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleri kullanılarak vergi yükümlülüğü azaltılmaya çalışılmıştır.
Holding çatısı altında çıkar amaçlı bir yapılanma oluşturulduğu; bu yapı aracılığıyla nitelikli dolandırıcılık, kaçakçılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet gibi öncül suçlardan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin aklanmasına yönelik çok yönlü eylemler yürütüldüğü ileri sürülmüştür.
Operasyon Ayrıntıları - (TRT)
Bu bağlamda, ticari faaliyeti bulunmayan bazı şirketlerde nakit sermaye artırımları yapıldığı; artırımların kaynağı olarak “ortaklara borçlar” kaleminin gösterildiği, bu borçların gerçeği yansıtmadığı ve bu kalemde yer alan tutarların 7256 sayılı Varlık Barışı Kanunu kapsamında şirkete yeniden yatırılmış gibi işlem gördüğü belirtilmiştir. Değerlendirmeye göre söz konusu uygulamalar, kanunun amacına aykırı biçimde suçtan sağlanan gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliği taşımıştır.
Soruşturma makamlarınca, holding bünyesinde aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurulması ve yönetim kurullarında sık değişiklikler yapılması gibi yöntemlerle denetim ve takip mekanizmalarının zorlaştırıldığı; sorumluluğun örgüt üyeleri arasında dağıtılarak hukuki yaptırımlardan kaçınma amacının güdüldüğü iddia edilmiştir.
Finansal akışların medya, eğitim, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımı, hisse devri ve yatırım faaliyetlerine yönlendirildiği; bu sayede hem ticari hacmin büyütülmeye hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet ve itibar algısı oluşturmaya çalışıldığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamlı tespitler, şirket payları ve varlıkları üzerinde koruma tedbirleri talep edilmesini ve TMSF’nin kayyum olarak görevlendirilmesi süreçlerine zemin hazırlamıştır.
Soruşturma kapsamında, Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren 121 şirkete el koyma kararı verilmiştir. Bu karar, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine, soruşturma dosyasında yer alan MASAK ve mali denetim raporlarına dayanılarak alınmıştır. El koyma işlemi, suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin şirketler aracılığıyla aklanmasının önlenmesi, mevcut varlıkların korunması ve ileride doğabilecek zararların engellenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.
El konulan şirketlerin tamamı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmiş, TMSF bu şirketlerde kayyum sıfatıyla görevlendirilmiştir. TMSF, yaptığı açıklamada el konulan şirketlerdeki çalışanların haklarının korunacağını, şirketlerin faaliyetlerinin kesintiye uğramayacağını ve üçüncü kişilerin alacaklı konumlarının gözetileceğini belirtmiştir.

Can Holding Binası - (Anadolu Ajansı)
El konulan şirketler arasında, medya sektöründe faaliyet gösteren Habertürk Gazetecilik, Show TV, Ciner Medya, Bosphorus Medya Grubu; eğitim sektöründe faaliyet gösteren Doğa Okulları; enerji ve finans alanında faaliyet gösteren çeşitli şirketler; ayrıca Turktobacco gibi önemli kuruluşlar bulunmaktadır. Bu durum, soruşturmanın yalnızca finansal değil, aynı zamanda toplumsal ve sektörel etkileri de olan geniş çaplı bir müdahale olduğunu göstermektedir.
TMSF’nin kayyum sıfatıyla yönetime el koymasıyla birlikte, şirketlerin hem mali yapılarının hem de kurumsal yönetim süreçlerinin şeffaflık ve hesap verebilirlik esasına göre yeniden düzenleneceği ifade edilmiştir. Böylece, el konulan şirketlerin kamusal güveni sarsmadan faaliyetlerine devam etmeleri hedeflenmiştir.
Soruşturma kapsamında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştır. Bu kişilerden 4’ü yakalanmıştır. Gözaltına alınanlar arasında Can Holding ile doğrudan ilişkili olduğu belirtilen Kemal Can, Mehmet Şakir Can ve Kenan Tekdağ gibi isimler yer almaktadır.
Savcılık kaynakları, şüphelilerin suç örgütü kurmak, nitelikli dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama suçlarını işlemek amacıyla hareket ettiklerine dair ciddi bulgular elde edildiğini açıklamıştır. Özellikle şirketler arası para transferleri, faturasız işlemler, usulsüz sermaye artırımları ve sahte belgeler şüphelilerin başlıca faaliyetleri arasında gösterilmiştir.
Yakalanamayan diğer şüpheliler hakkında da yakalama kararı çıkarıldığı ve emniyet birimlerinin çalışmalarını sürdürdüğü bildirilmiştir. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şüpheli sayısının artabileceği değerlendirilmiştir.
Soruşturma sürecinde kamu kurumları tarafından bir dizi açıklama yapılmıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), el konulan şirketlerin faaliyetlerinin kesintiye uğramayacağını, çalışanların haklarının korunacağını ve üçüncü kişilerin alacaklarının gözetileceğini duyurmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı, Doğa Okulları’ndaki eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan devam edeceğini vurgulamış, öğrenciler ve veliler için herhangi bir mağduriyetin söz konusu olmayacağını belirtmiştir.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde olumsuz bir durum olmadığını ve akademik faaliyetlerin normal seyrinde sürdüğünü açıklamıştır.
İstanbul’da Can Holding ve bağlı şirketlerine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheliden 5’i Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmıştır. Tutuklama kararı Devran Çimen, Devran Can, Mehmet Kaya, Kemal Çimen ve Cemal Can hakkında verilmiştir. Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı M. Kenan Tekdağ hakkında ise “konutu terk etmeme” ve “yurt dışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulanmasına karar verilmiş ve şüpheli serbest bırakılmıştır. Soruşturma Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülmektedir; şüphelilere “suç örgütü kurmak”, “vergi kaçakçılığı”, “dolandırıcılık” ve “kara para aklama” suçlamaları isnat edilmiştir; gözaltı işlemleri İstanbul Jandarma Komutanlığı’nca yerine getirilmiştir.
17 Ekim 2025'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, soruşturma evrakına yeni eklenen MASAK raporu ve elde edilen deliller doğrultusunda örgüt yapılanmasında aktif rol aldığı değerlendirilen 35 şüphelinin yakalanmasına yönelik İstanbul merkezli, Mersin, Iğdır ve İzmir illerinde eş zamanlı ikinci dalga operasyon düzenlenmiştir. Başsavcılık koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü talimatıyla icra edilen operasyonda aralarında Arafat Bingöl, Cengiz Bingöl, Remzi Sanver, Mehmet Kenan Tekdağ ile Can Holding’in sahiplerinden Şakir Can ve Murat Can’ın eşleri Betül Can ve Zühal Can’ın da bulunduğu 26 şüpheli gözaltına alınmıştır.
Şirket merkezleri ve ikametlerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, belge ve evraka el konulmuş; 3 şüphelinin yurt dışında olduğu tespit edilmiş, 6 firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirilmiştir. Operasyon, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “kurulan örgüte üye olma”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama” suç başlıkları kapsamında yürütülmektedir.
Soruşturma dosyası Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. İstanbul’daki soruşturma sürecinde, Can Holding’e bağlı şirketlere yönelik ilave kayyum kararları verilmiştir.
(A) Kayyum atanan 10 şirket (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kararı):
(B) Kayyum kapsamının genişletilmesi – 18 şirket:
Kayyum kararları, soruşturma kapsamında tespit edilen mali/ticari bağlar ve aklama şüphesine dayalı değerlendirmeler üzerine verilmiş; şirketlerin faaliyetlerinin kamu yararı gözetilerek ve çalışan hakları korunarak sürdürülmesi hedeflenmiştir.
Soruşturma kapsamında Can Holding A.Ş. ile Ciner Grubu/Park Holding A.Ş. arasında mali ve ticari bağlar bulunduğu; bu bağlar üzerinden gerçekleştirilen işlem ve faaliyetlerle suçtan elde edilen gelirlerin aklanmasına hizmet edildiğine dair şüpheye sebebiyet verebilecek bazı tespitlerin yapıldığı belirtilmiştir. Bu çerçevede şu uygulamalar devreye sokulmuştur:
Can Holding’e yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 121 şirkete el kondu ve bu şirketlerin yönetimi TMSF’ye devredildi. Habertürk, Show TV, Doğa Okulları ve Turktobacco gibi kuruluşlar da bu kapsamda yer aldı. Soruşturma sürecinde 10 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, bunlardan 4’ü yakalandı. Resmî açıklamalarda şirketlerin faaliyetlerinin sürdüğü, çalışanların ve öğrencilerin haklarının korunduğu belirtildi.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Can Holding'e Yönelik Soruşturma" maddesi için tartışma başlatın
11 Eylül 2025
Soruşturmanın Arka Planı
11 Eylül 2025
Şirketlere El Koyma ve Kayyum Ataması
11 Eylül 2025
Gözaltı Kararları ve Şüpheliler
11 Eylül 2025
Resmi Açıklamalar
11 Eylül 2025
Tutuklamalar ve Serbest Bırakılanlar
17 Ekim 2025
İkinci Dalga Operasyonlar (Ekim 2025)
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.