
Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur
Şap hastalığı, çift tırnaklı hayvanlarda görülen, akut seyirli, çok bulaşıcı ve hızlı yayılım gösteren viral bir enfeksiyondur. Hastalığın morbidite oranı oldukça yüksek olup duyarlı hayvan popülasyonlarında %100’e varabilmektedir. Ekonomik kayıplara yol açması, ticari kısıtlamalara neden olması ve kontrolünün maliyetli olması nedeniyle küresel ölçekte önemli bir hayvan sağlığı problemidir.
Hastalığın etkeni Picornaviridae familyasının Aphtovirus alt grubuna ait şap virüsüdür. Viral etkenin O, A, C, SAT-1, SAT-2, SAT-3 ve ASIA-1 olmak üzere yedi farklı serotipi bulunur. Bu serotipler arasında çapraz bağışıklığın olmaması hastalıkla mücadeleyi güçleştirmektedir. Ayrıca virüsün mutasyon oranının yüksek olması sürekli yeni varyantların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Şap virüsü çevresel ve fiziksel koşullara karşı değişken dayanıklılık gösterir.
Isıya karşı duyarlılık:
Çevresel dayanıklılık:
Şap virüsü hem direkt hem indirekt yollarla yayılabilir.
Enfekte veya kuluçka dönemindeki hayvanlar virüsü solunum, deri, sekret–ekskret, süt ve sperma ile saçabilir.
Solunum yoluyla aerosol bulaşma en önemli yayılma biçimidir.
Kontamine yemler, araç-gereçler, nakil araçları, yabani hayvanlar, kuşlar ve rüzgâr bulaşmada rol oynayabilir.
İnsanlara bulaş nadir olup enfekte hayvan ya da ürünleriyle temasla gerçekleşebilir.
Klinik bulgular hayvan türüne, virüs tipine, alınan virüs miktarına ve hayvanın bağışıklık durumuna göre değişir.
Kesin tanı virolojik ve serolojik yöntemlerle konur. Ayırıcı tanıda topallık, mukozal erozyon, salya artışı, nazal akıntı ve meme lezyonlarına yol açan enfeksiyonlar değerlendirilmelidir.
Şap hastalığıyla mücadelede uygulanan temel stratejiler:
Aşılama, hastalığın yaygın olduğu bölgelerde temel yöntemdir; ancak etkinliği için karantina ve hayvan hareketlerinin kontrolü de gereklidir. Hastalık tespit edildiğinde işletmelerde hızlı izolasyon, dezenfeksiyon, ölen hayvanların imhası ve bölgesel kordon uygulamaları yapılır.
Türkiye’de hastalığa ilişkin kayıtlar 1914’e kadar uzanmakta olup, 1957 yılındaki büyük salgın sonrası şap ile mücadele organizasyonları güçlendirilmiştir. Ülkede çeşitli dönemlerde O1, A22, SAT-1, ASIA-1 gibi tipler görülmüş; güncel olarak O1, A İran ve ASIA-1 tipleri hastalığa neden olmaktadır.
Mücadelede aşılama ve karantina yöntemleri temel olup, hayvan hareketliliği ve kaçak girişler nedeniyle kontrol güçleşmektedir.
Şap hastalığı tarihsel olarak Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika kıtalarında yaygın olarak görülmüş; bazı ülkeler etkin aşılama ve kesim stratejileriyle hastalığı eradike etmiştir. Enzootik bölgelerde ise salgın riski devam etmektedir.
Uyarı: Bu maddede yer alan içerik, yalnızca genel ansiklopedik bilgi amacı taşımaktadır. Buradaki bilgiler tanı koyma, tedavi etme ya da tıbbi yönlendirme amacıyla kullanılmamalıdır. Sağlıkla ilgili konularda karar vermeden önce mutlaka bir hekime veya uzman sağlık personeline danışmanız gerekmektedir. Bu bilgilerin tanı veya tedavi amacıyla kullanılması sonucunda doğabilecek durumlardan madde yazarı ve KÜRE Ansiklopedisi herhangi bir sorumluluk kabul etmez.

Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Çift Tırnaklı Hayvanlarda Şap Hastalığı" maddesi için tartışma başlatın
Etken
Direnç Özellikleri
Bulaşma Yolları
Klinik Bulgular
Sığırlarda
Koyun ve Keçilerde
Tanı
Kontrol ve Mücadele Yöntemleri
Türkiye’de Şap Hastalığının Durumu
Küresel Durum