+2 Daha

Cizre Kalesi, Şırnak’ın Cizre ilçesi sınırları içerisinde, Cudi ve Gabar dağ sıralarının kesiştiği alanın güneyinde ve Dicle Nehri’nin güney kıyısında yer alan tarihî bir yapıdır. Yukarı Mezopotamya olarak adlandırılan bölgenin doğusunda bulunan Cizre, stratejik konumuyla önemli ticari ve askerî yolların kavşak noktasında kurulmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Dicle Nehri’nin Türkiye’yi terk edip Suriye topraklarına girdiği mevkiye yakın bir noktada bulunan kale, Anadolu’yu Kuzey Mezopotamya’ya bağlayan önemli bir geçit noktasıdır. Büyük İskender’in Dicle’yi aşarken kullandığı bu bölge, Ortaçağ Arap coğrafyacıları tarafından başlangıçta Cezîre adıyla anılmış, daha sonra Cezîre-i İbn Ömer ismini almıştır. 639 yılında başlayan İslam fetihlerinde Dicle Nehri’nin burada kıvrılarak bir su adası görüntüsü oluşturması nedeniyle Arapça “ada” anlamına gelen el-Cezire ismiyle tanınmıştır.

Cizre Kalesi (Kültür Portalı)
Cizre Kalesi’nin arkeolojik verilere dayanan en erken tahkimatı, halk arasında Mem u Zin Zindanı olarak bilinen ancak gerçekte bir burç yapısı olan mekânla ilişkilendirilmektedir. At nalı planlı bu burcun, Geç Roma İmparatorluk döneminde (MS IV-V. yüzyıl) sur girişlerinde sıkça kullanılan bir form olması nedeniyle, kalenin temellerinin bu dönemde atıldığı kabul edilmektedir. XII. yüzyılda Artukoğulları hakimiyetinde kale-saray yerleşmesi olarak şekillenmeye başlayan kale, iç kale sınırları içindeki saray yapısı, işlikler, Aslanlı Kapı, Sarayburnu ve Belek Burcu gibi unsurlarla ilk biçimini almıştır. XII. yüzyıla ait Musul Atabeyliği’ne tarihlendirilen sikkeler, kalenin bu dönemde Zengi Devleti için önemli bir savunma merkezi olduğunu kanıtlamaktadır.
XIV. yüzyılda inşa edilen Seyfiye Mescidi ve Medresesi ile Aslanlı Kapı’dan saraya uzanan mimari kalıntılar, Artuklu dönemi mimarisinin tipik örneklerini yansıtmaktadır. Bu dönemde bulunan sırsız seramikler de Artuklu varlığını doğrulamaktadır. XVI. yüzyılın başlarında, Cizre Azizan Beyliği dönemine ait olduğu düşünülen ve günümüzde Karargâh Binası olarak anılan bey konutu ile geniş iç hacimli, tonozlu ve kolonlu yapısıyla dikkat çeken Yemekhane Binası, kalenin ana yapılar açısından son şeklini aldığını göstermektedir. Bununla birlikte, kale XVIII. ve XIX. yüzyıllarda kullanımdan kaynaklanan ihtiyaçlar doğrultusunda birçok kez tadilat geçirmiştir. Kazılarda ele geçen VIII. yüzyıl Kütahya üretimi fincanlar, XIX. yüzyıl Osmanlı tek renk sırlıları ve XVII. yüzyıl sonrası tütünle birlikte kullanılan lüleler, kalenin Osmanlı hakimiyeti altında XIX. yüzyıl hatta XX. yüzyıl başlarına kadar aktif kaldığını ve önemini koruduğunu ortaya koymaktadır.
Kale, Hz. Nuh’un tufan olayından esinlenerek MÖ 4000 yılında Mezopotamya’da hüküm sürmüş Gudi İmparatorluğu döneminde gemi şeklinde yapıldığına dair yerel bir inanışa da sahiptir. Zaman içinde Asurlular, Babiller ve Abbasiler tarafından onarıldığı belirtilen kale, Roma ve Bizans dönemlerinden itibaren izlenebilen bir yapım sürecine sahiptir. XII. yüzyıldan XVI. yüzyıla kadar Musul Atabekleri ve Cizre Beyleri döneminde aldığı şekliyle günümüze ulaşmıştır.

Cizre Kalesi (turkiyeturizmansiklopedisi)
Cizre Kalesi, 50 hektarlık düz bir alanda, Dicle Nehri kenarında kurulmuştur ve Anadolu’daki birçok kale gibi Dış Kale ve İç Kale olmak üzere iki bölümden oluşur. Diyarbakır yöresine özgü bazalt ve sarı kalker taşının karışık kullanımıyla inşa edilen sur duvarları, kerpiç harçlı moloz taş karışımı alt katman üzerine kesme taş kaplamayla yapılmıştır. Damla motifini andıran surlarda sekiz adet yarım daire planlı ve bir adet dört köşeli burç bulunur. Güney cephesinde doğu-batı doğrultusunda uzanan kale, içindeki yapıları güney ve kuzey surları üzerine inşa edilmiştir. İç kalede yönetici sarayı, beylerin konutları, mescit, işlikler, ambarlar, su kuyuları, kanallar ve sarnıçlar gibi bir kalede bulunması gereken temel unsurlar yer alır. Günümüze ulaşan yapılar arasında Hamidiye Kışlası, Sarayburnu, Aslanlı Kapı, Mem u Zin Zindanı, Seyfiye Camii ve Medresesi, Belek Burcu ve Cizre beylerinden Emir Tacdi’ye ait olup halk arasında Develer Hanı olarak bilinen yapı sayılabilir. Ancak Beyler Bahçesi (Rezimrari) gibi bazı alanlar günümüze ulaşamamıştır.

Cizre Kalesi (
Cizre Kalesi, 135 yıl boyunca askeriye denetiminde kalmış ve güvenlik gerekçesiyle araştırılamamıştır. 2010 yılında Hudut Tabur Komutanlığı olarak kullanımı sona ermiş, ardından Cizre Kaymakamlığı’nın Şehri Nuh Diriliyor projesi kapsamında 2013’te sur duvarlarında restorasyon çalışmaları başlatılmıştır. Mardin Müze Müdürlüğünün başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, Kalkınma Bakanlığı ve Cizre Kaymakamlığının maddi destekleriyle, Batman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülriz Kozbe’nin bilimsel danışmanlığında 2013-2017 yılları arasında arkeolojik kazılar ve restorasyonlar gerçekleştirilmiştir. Ancak maddi kaynak yetersizliği ve mücbir sebepler nedeniyle çalışmalar tamamlanamamıştır.
Kazılar sırasında ortaya çıkarılan yemekhane binası, karargâh binası, seyfiye mescidi/medresesi, Mem u Zin Zindanı ve sur önü gibi yapılar restore edilerek özgün hâllerine kavuşmuştur. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, bu yapıların müze olarak kullanılmasını uygun görmüştür ve çalışmalar devam etmektedir. Zengin buluntu çeşitliliğine sahip Cizre Kalesi’nin kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla turizme kazandırılması ve hak ettiği değeri görmesi beklenmektedir.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Cizre Kalesi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihçe
Yapısal Özellikler
Restorasyon ve Günümüz
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.