sb-image
Esat Kabaklı
Esat Kabaklı (d. 1954, Elazığ), Türk halk müziği ses sanatçısı, bağlama virtüözü, bestekâr ve akademisyendir. Eserlerinde ağırlıklı olarak vatan, millet, kahramanlık ve tarih şuuru temalarını işleyen sanatçı, kendi ifadesiyle kendini emperyalist kültüre karşı bir "kültür savaşçısı" olarak tanımlamaktadır. Harput yöresi musikisi üzerine çalışmaları ve epik türde bestelediği eserlerle Türk halk müziğinin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
Alıntıla
Bu madde henüz onaylanmamıştır.
badge icon
Madde
1000071498.jpg

https://www.esatkabakli.com.tr/galeriler

Esat Kabaklı
Yaş
72
Memleket
Harput - Elâzığ
Meslek
Türk Halk Müziği SanatçısıBestekarAkademisyen

Esat Kabaklı (d. 1954, Elazığ), Türk halk müziği ses sanatçısı, bağlama virtüözü, bestekâr ve akademisyendir. Eserlerinde ağırlıklı olarak vatan, millet, kahramanlık ve tarih şuuru temalarını işleyen sanatçı, kendi ifadesiyle kendini emperyalist kültüre karşı bir "kültür savaşçısı" olarak tanımlamaktadır. Harput yöresi musikisi üzerine çalışmaları ve epik türde bestelediği eserlerle Türk halk müziğinin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.


İlk Yılları ve Ailesi

Esat Kabaklı, 1954 yılında Elazığ'ın tarihi yerleşimi olan Harput'ta dünyaya gelmiştir. Ailesinin kökenleri Ağrı Karaköse'den Harput'a göçen Karapapak Türklerine dayanmaktadır. Babası, askeriyenin Ekmekçi Bölüğü'nde çalışan "Sıdkı Çavuş", annesi ise Azerbaycan göçmeni bir ailenin kızıdır. Dedesi "Sofu Dede" lakabıyla bilinen ve 93 Harbi döneminde Elazığ'a yerleşmiş bir şahsiyettir. Beş çocuklu, orta halli bir ailenin ortanca çocuğu olan sanatçının çocukluğu, Harput'taki Göllübağ mevkiinde ve Elazığ'ın Demirci Sokak mahallesinde geçmiştir. Sanatçı aynı zamanda "Şeyhülmuharririn" unvanlı edebiyatçı ve Türk Edebiyatı Vakfı kurucusu Ahmet Kabaklı'nın yeğeni; gazeteci ve yazar Servet Kabaklı ile Serhat Kabaklı'nın ise amcasının oğludur.


Doğduğu Yer - Harput

Bağlama ile tanışması 1967 yılında, amcasının gardırop üzerinde duran kırık sazını tamir ettirmesiyle başlamıştır. Kimseden resmi bir müzik dersi almadan, çevresindeki icracıları gözlemleyerek ve radyodan dinlediği ustaları taklit ederek kendi kendine bağlama çalmayı öğrenmiştir. İlk profesyonel sahne deneyimini henüz bir yıllık bağlamacı iken, 1968 yılında lise mezuniyet gecelerinde çalarak yaşamış ve bu tarihi profesyonel sanat hayatının başlangıcı olarak kabul etmiştir.


Eğitim Hayatı

Esat Kabaklı, eğitim hayatına memleketi Elazığ'da başlamıştır. İlk ve ortaöğrenimini burada, ortaokulu ise Devrim Ortaokulu'nda tamamlamıştır. Ardından teknik eğitime yönelerek meslek lisesinin motor bölümüne kaydolmuş ve buradan mezun olmuştur. Lise eğitiminin ardından yükseköğrenimine memleketindeki Elazığ Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nin İnşaat Mühendisliği bölümünde devam etme kararı almıştır. Ancak bu dönemde matematiğe ve mühendislik bilimlerine beklediği ilgiyi duyamamıştır. Bunun aksine, çocukluğundan beri içinde taşıdığı müzik tutkusunun çok daha ağır basması sonucunda mühendislik eğitimini yarıda bırakma kararı almıştır. Bu radikal karar, onun profesyonel sanat yaşamına giden yolda önemli bir dönüm noktası olmuştur. Müziği akademik bir temele oturtmak amacıyla 1980 yılında İstanbul'a gitmiş ve o dönem yeni kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın sınavlarına girerek eğitim almaya hak kazanmıştır. Eğitimini burada başarıyla tamamlayarak mezun olmuş ve profesyonel müzik kariyerinin akademik altyapısını sağlamlaştırmıştır.


Sanat Kariyeri

Esat Kabaklı'nın müzikal kimliği, Elazığ Musiki Cemiyeti ve Elazığ Halkevi'deki icra faaliyetleriyle şekillenmiştir. Bu dönemde sadece bir icracı olarak kalmamış, yöre halk oyunlarının derlenmesi süreçlerinde aktif rol almış ve eğitmenlik yaparak çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir. Sanatsal derinliğini, Harput musikisinin temel taşı olan hafızan ağzı hoyrat ve divan icralarının yanı sıra Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve Özay Gönlüm gibi ustaların Anadolu üsluplarını sentezleyerek oluşturmuştur.


Esat Kabaklı 50. Sanat Yılı Konseri

1982 yılında TRT Erzurum Radyosu sınavlarını kazanarak profesyonel kurumsal kariyerine adım atan sanatçı, 1983 yılına kadar burada görev yapmıştır. 1983 yılında İstanbul'a gelerek kariyerine iki koldan devam etmiştir. Bir yandan İstanbul Belediye Konservatuvarı (günümüzdeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı / Darülelhan) Halk Müziği İcra Heyeti'nde uzman sanatçı olarak yer almış, diğer yandan TRT İstanbul Radyosu bünyesine katılmıştır. TRT bünyesinde aralıksız 15 yıl boyunca ses sanatçısı olarak görev yapmıştır. Bu süreçte usta sanatçı Nida Tüfekçi’nin yönlendirmesiyle, o dönem TRT yayıncılık disiplininde yerleşmiş olan "koro ağırlıklı" yapıdan sıyrılarak, sanatçının hem bağlama çalıp hem de eş zamanlı olarak solo icrada bulunduğu tekniği ekranlara taşımıştır. Bu yaklaşım, Türk halk müziğinin radyo ve televizyon yayınlarındaki icra biçiminin kurumsallaşmasına ve geniş kitlelere ulaşmasına öncülük etmiştir.


Sanatçı, akademik altyapısı ve kurumsal tecrübesiyle yurt içinde ve yurt dışında (özellikle Avrupa ve Balkanlar'da) yüzlerce kültürel temsil ve konser gerçekleştirmiştir. Yarım asrı aşkın birikimini, 2019 yılında Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda düzenlenen ve devlet erkânının katılımıyla gerçekleşen "50. Sanat Yılı" konseriyle taçlandırmıştır.


Sanat Anlayışı

Esat Kabaklı’nın sanat anlayışı, halk musikisini yalnızca bir estetik unsur olarak değil, milletin tarihsel hafızasını koruyan bir "kültürel muhafızlık" alanı olarak konumlandırır. Sanatçı, dilin ve kültürel kimliğin korunmasının birincil yolunun, sözlü geleneğin en güçlü taşıyıcısı olan türkülerin yaşatılması olduğu ilkesini benimser. Bu bağlamda, Anadolu'nun kadim destan geleneğini ve epik söyleyiş biçimlerini modern müzik formlarıyla sentezleyerek yeniden yorumlar.


Esat Kabaklı Konseri

Kabaklı'nın sanatında "millî duruş" kavramı, tarihsel bilincin (özellikle Malazgirt, Çanakkale ve 15 Temmuz gibi dönüm noktalarının) ve "Alperenlik" gibi etik-toplumsal kodların genç kuşaklara aktarılması misyonuyla özdeşleşir. Dede Korkut anlatılarından ilham alan epik tarzı, onun müziğini geleneksel lirik halk türkülerinden ayırarak daha karakteristik bir "destansı halk müziği" çizgisine taşımıştır. Sanatçının dijital çağda dahi geleneksel ozanlık-âşıklık geleneğini güncel tutma çabası, kültürel yaratmaların sürekliliği bağlamında pek çok akademik incelemeye temel teşkil etmiştir.


Önemli Eserleri ve Arka Planları

●       Dede Korkut: Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun destansı şiirinden bestelenmiştir. Dede Korkut Kitabı'nın ve Türk kahramanlık geleneğinin dijitalleşen dünyada çağdaş müzik formunda yaşatılmasının en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

●       Bil Oğlum: Sözleri amcasının oğlu Serhat Kabaklı'ya ait olan bu eser, sanatçının kitlelerce en çok bilinen şarkısıdır. Sıklıkla devlet protokolü ve resmî törenlerde sanatçı tarafından seslendirilmektedir.

●       Bu Vatan Bölünmez Bu Bayrak İnmez: Sözleri Ekrem Şama'ya aittir. Özellikle 15 Temmuz süreci sonrasındaki millî direnişin sembol marşlarından biri olmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri Mehteran Birliği tarafından da geniş kitlelere ulaştırılmıştır.

●       Göllübağ'a Selam: Şehriyar'ın "Heyder Baba'ya Selam" adlı eserinden esinlenerek yazılmıştır. Sanatçının memleket hasretini dile getirdiği, 65 kıtalık otobiyografik ve kültürel bir destan niteliğindedir.

●       Çanakkale (Bugün Toz İle Duman): Çanakkale Zaferi'ndeki epik kahramanlığı ve "Nefer Şehit Ordu Gazi Olacak" ruhunu yansıtmak amacıyla bestelenmiş, sanatçının sahne performanslarında sıkça yer verdiği ikonik eserlerinden biridir.

●       Kırım (Sivastopol): Kırım'ın işgali sürecinde, Kırım Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun televizyondaki açıklamalarından etkilenerek bestelenmiş; Kırım Türklerinin yaşadığı hüzün ve mücadeleyi konu alan bir eserdir.

●       Dağlarına Kar Olurum: Sanatçının en sevilen sevda türkülerinden biri olup, geleneksel müzik altyapısı ile geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmış romantik bir çalışmadır.

●       Gömdüm Oğul (Meydanlar): 1980 öncesi yaşanan toplumsal olaylarda hayatını kaybeden arkadaşı öğretmen Adnan Baydili anısına bestelenmiş bir ağıttır. Sanatçının en dokunaklı ve kitlelerce en çok bilinen eserlerinden biri olarak kabul edilir.


Diskografi (Albümleri)

Sanatçının stüdyo albümleri şunlardır:

●       Oğul (1997)

●       Kirve Memi / Gün Gidende Ay Gelende (2000)

●       Yalnız Türküler / Göç (2002)

●       Sürgün / Siyah Beyaz Türküler (2005)

●       Bil Oğlum / Bu Vatan Bölünmez Bu Bayrak İnmez (2018)

●       Altaylardan Tuna'ya (2021)


Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Elâzığ (İl)El

Elâzığ (İl)

Coğrafya +1

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarAhmet Erdem İşgüdengil28 Mart 2026 18:30

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Esat Kabaklı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • İlk Yılları ve Ailesi

  • Eğitim Hayatı

  • Sanat Kariyeri

  • Sanat Anlayışı

  • Önemli Eserleri ve Arka Planları

  • Diskografi (Albümleri)

KÜRE'ye Sor