Etik

fav gif
Kaydet
kure star outline
Tanım
Ahlak Felsefesi
Önemli Düşünürler
Platon (M.Ö 427 - 347)Aristoteles ( M.Ö 384 - 322)Immanuel Kant (1724 - 1804)Jeremy Bentham (1747 - 1837)John Stuart Mill (1806 - 1873)
Alt-disiplinleri
Eudaimonist EtikUtilitarist EtikDeontolojik Etik
Kullanım Alanları
Uygulamalı EtikBiyoetikTıp EtiğiMeslek EtiğiÇevre EtiğiSiyaset Etiği
Önemli Yaklaşımlar
Normatif EtikBetimleyici EtikAksiyoloji
Çağdaş Temsilcileri
Mary J. GregorChristine M. KorsgaardJürgen HabermasPeter SingerAlasdair MacIntyreJohn RawlsThomas Michael ScanlonDerek ParfitMartha Nussbaum

Etik, felsefenin "ahlak felsefesi" adıyla da bilinen bir alt disiplini olarak, insan eylem ve davranışlarının; iyi/kötü, doğru/yanlış, erdemli/erdemsiz oluşunu konu edinen bir dalıdır. Bu çerçevede geliştirilen teorik sorunsallar ve bu sorunsallara yönelik çözüm önerileri etik düşüncenin sistematik niteliğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu disiplin içerisinde de farklı yaklaşımlardan söz etmek mümkündür. Bu yüzden de disiplinin önemli bir alt dalını normatif etik yaklaşımı oluşturmaktadır.

Aristoteles ve Platon - Raphael’in Atina Okulu Tablosu (Picryl)


Normatif etik yaklaşımlarının teorik arka planında değerlerin doğasını ve statüsünü inceleyen aksiyoloji önemli bir yer tutmaktadır. Bu yaklaşıma göre “olması gereken” ele alınmaktadır. Bu da etiğin en temeldeki doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü belirlemeye çalışan karakterinden kaynaklanmaktadır. Buna karşılık tasvir edici (betimleyici etik) [İng. Descriptive ethics] ise, bireylerin ve toplumların ahlaki inançlarını, tutumlarını ve bu inançların tarihsel ve toplumsal koşullarını incelemeyi amaçlar.【1】 


21. yüzyılda da hem halk arasında hem de profesyonel yaşamda sıkça kullanılan kavramlardan biri "etik" kelimesidir. Yeri geldiğinde toplum içerisindeki diğer bir kişinin davranışını yargılamak için kullanılmakta olan bu kavram yeri geldiğinde toplumların davranışlarının nitelenmesi için bir araç işlevi görür. Bazen de önüne başka bir kelime getirilerek "meslek etiği", "tıp etiği" ya da "spor etiği" gibi tamlamalarla ifade edilir. Bu tamlamaların başka bir örneği de "etik-dışı" kelimesidir. Esasında bu tamlama kullanılırken bir varsayımda bulunulmaktadır: "Etik" olarak adlandırılan matematiksel bir doğru ya da bir daire ya da herhangi bir şey bulunmakta ve o “etik-dışı” olan şey “etik” doğrusunun/dairesinin dışında başka bir yerde bulunmaktadır.


Ancak, bu durumda da teorik bir ilkenin gündeme getirilmesi gerekiyor: Bir "şey"in değilini/dışını tanımlamak için önce kendisini tanımlamak gerekmektedir.【2】Dolayısıyla “etik-dışı” kavramını tanımlamak için öncelikle, “etik” kavramının -Osmanlı Türkçesindeki ifadesiyle "efradını cami ve ağyarını mani bir had ile" sınırlarını koruyup bunun dışına çıkmadan bir "ahlak felsefesi" tartışmasıyla sonuca vardırılması temel gerekliliktir.

Etik Kavramının Etimolojik Kökeni, Tarihçesi ve Kapsamı 

Etik kelimesi, Aristoteles’ten tarih olarak öncesinde de çok defa kullanılmış olan Yunanca "ethos" kelimesinden morfolojik olarak türemiştir.【3】Bu kelime ise Türkçede "karakter" olarak çevrilebilen Yunanca kökenli başka bir kelimedir.  Kelimenin böyle bir etimolojik kökene sahip oluşundan hareketle geliştirilmiş olan sistem ve yaklaşımlara göre de "etik" kelimesi ile kastedilen, bir davranışın karakter ile bağlantısıdır. Oysa tarih içindeki etik disiplinin seyri dikkate alındığında farklı ekol, farklı düşünür ve yaklaşımlardan söz etmek gerekmektedir ve bu farklılıklar ise daima böylesi bir bağlantı kurmamaktadır.

Halk Arasındaki Kullanımı

Etimolojik kökenindeki anlama referansla ve "etik davranış" tamlamasıyla aslında söylenmek istenen "karaktere uygun davranış" minvalindeki ifadelerdir. O halde "etik" olan ve karaktere uygun nitelemesi alan bu davranışlar da "erdemli" davranış olarak nitelenecektir. Doğal olarak da bu özellikleri taşımayan davranışlar aksi yönde "erdemsiz" davranışlar olarak ortaya çıkacaktır. Bu yüzden insanlar etik-dışı davranış ya da eylemlerden söz ederlerken eşit oranda erdemsiz olan davranışlardan söz etmeleri beklense de her zaman böylesi bir kullanım söz konusu değildir. Kullanıma göre beklenenin ya da sıradan olanın dışında hareket edilmiş olması o eylem ya da davranışı etik-dışı olarak yargılamaya yetmektedir.

Aristoteles - Raphael'in Atina Okulu Tablosu (Picryl)

Terminolojik Anlamı

Kelimenin, terminolojik anlamı ise halk arasındaki kullanımından biraz farklıdır. Kelimenin Aristoteles'ten önce Platon'daki kullanımı. "İyi" ideası ile kurulan ilişkiden dolayı eylemlerin iyileştirilmesi/doğrulaştırılması sonucu kullanımıdır. Bu durumun Hıristiyan ve İslam Ahlak anlayışlarında da devam ettiği görülebilir.【4】 


Tarih içerisinde, incelendiğinde, farklı etik düşünce sistemlerinden bahsedebiliyorken sözgelimi farklı tablolarla karşılaşmak mümkündür. Örneğin Aristoteles "mutluluk" amacına matuf bir karakter etiğinden söz ediyordu. Yani karakterde bulunun eylemleri yapan öznenin "karakteri" söz konusuydu.


Bu anlayış, Aristoteles’in hocası Platon’un görüşüne bir miktarda benzemekteydi. Nitekim Antik Yunan felsefesini takip eden klasik İslam filozofları ile Hıristiyan ahlakçılarında da ahlakın karakter üzerine inşa edilmesi fikri mevcut bulunmaktaydı. Ancak Klasik dönemden sonra gerçekleşen Rönesans ve Reform gibi olayların etkisiyle Aydınlanma düşüncesinde bu fikirden genel bir kopuş gözlenmektedir.


Sözgelimi ahlak artık, karakter üzerine değil bilinç üzerine inşa edilmektedir. Bilinçli gerçekleştirilen eylemlerle, bu bağlamda Aristoteles'in klasik felsefesinden kopuş, "bilinci" öne çıkaran modern felsefede gerçekleşmektedir.


Kelimenin "kavram" olarak nitelenişi ise Aristoteles'e (M.Ö. 384 - 322) kadar geri gitmektedir. Yani kelimenin, teorik bakışta bir göndergesinin olacağının söylenmesi bu döneme rastlamaktadır. 

Aristoteles ve Mutlulukçu (Eudaimonist) Etik

Bu yaklaşımın klasik temsilcisi Aristoteles'tir. Aristoteles'e göre etik disiplinin amacı insanın en yüksek iyisi olan eudaimonia'ya yani iyi ve erdemli bir yaşam durumuna ulaşmaktır. Buradaki mutluluk, geçici hazlara indirgenmiş bir mutluluk değil, erdemli etkinliklerle sürdürülen bütünlüklü bir yaşam biçimidir. 


Bu nedenle Aristotelesçi etik, eylemi tek tek sonuçları üzerinden değil eylemi gerçekleştiren öznenin karakteri üzerinden değerlendirir. Erdemli eylem, doğru zamanda, doğru ölçüde, doğru amaçla yapılan eylemdir. Bu yaklaşımda etik, karakter eğitimi ve alışkanlık kazanımıyla yakından ilişkilidir. Aristoteles Nikomakhos'a Etik isimli eserinde bu kavramı kabaca şu şekilde tarif etmektedir:

Platon - Raphael'in Atina Okulu Tablosu (Picryl)


Etik insanın en yüksek amacı olan eudaimonia'ya ulaşmasını sağlayan erdemli eylem ve karakter alışkanlıklarını konu edinen pratik bir felsefe alanıdır.【5】 


Aristoteles, yaptığı bu tanımla -aslında bir varsayımla "disiplin" olarak bahsettiği- etik disiplininin amacını, konusunu ve ilkesini söyleyerek aynı zamanda onun tarifini yapmaktadır. Aristoteles'in tanımına göre ayrıştırılması gerekenler, hocası Platon için söz konusu olmamıştır. Bu sebeptendir ki etik tarihini, daha sistemli olduğu gerekçesiyle Aristoteles ile başlatmak bir gelenek haline gelmiştir.


Bu noktada etiğin tarihindeki kronolojik sıra önem kazanmaktadır. Sözgelimi tarih içerisinde Aristoteles, sistematik bir ahlak felsefesi tartışması yürütmüş bir figür olsa da, yürütülen ahlak felsefesi tartışmalarının temel aksiyom ve nosyonları, ilk olarak hocası Platon'da (M.Ö. 427 - 348) görülmektedir. Gençlik, orta ve geç dönemlerindeki pek çok diyaloğunda ahlak felsefesinin temel problemlerini, "ahlak", "adalet", "aklı başındalık" gibi normlar ile "cesaret" veya "bilgelik" gibi erdemleri ilk tartışmış kişinin Platon olduğu dikkati çekmektedir. Ancak bunları sistematik bir bütünlük içinde sunmamış olmakla beraber bazı diyaloglarının da aporia ile yani sonuçsuzlukla bitişi sebebiyle etik tarihçesinin kurucu figürü olarak görülmemektedir.

Platon ve İyi İdeası

Aristoteles’in karakter erdemlerinden farklı olarak Platon için ahlak onun idealar teorisinde bulunan bir sonuçtur. Ona göre nesnelere gerçekliğini kafaya da bilme gücünü veren "iyi" ideasıdır.【6】Dolayısıyla bir insanın erdemli insan oluşu, "iyi" ideasına (Yun. agathon) ne kadar benzediğiyle doğru orantılı olarak gelişen bir durumdur. Bu fikrini ise şöyle ifade etmiştir;


Görünen dünyada, göz ve görünen nesneler için güneş neyse, kavranan dünyada da iyi düşünce ve düşünülen şeyler için odur.【7】 


Dolayısıyla aslında, "iyi" ideası, bir insanın erdemli oluşundaki temel ölçüt olmaktadır. 

John Stuart Mill (National Portrait Gallery)

Faydacı (Utilitarist) Etik

Utilitarism düşüncesinin yani nesnelerin kullanım değeri ile sağladığı faydanın öncelendiği bu görüşün en büyük temsilcileri olan  Jeremy Bentham ile  John Stuart Mill,  faydacı etik anlayışının en büyük temsilcileri kabul edilir.


Bu yaklaşıma göre bir eylemin ahlaki değeri, o eylemin doğurduğu sonuçlar üzerinden değerlendirilir. Temel ölçüt, eylemin mümkün olan en fazla sayıda insana mümkün olan en yüksek faydayı sağlayıp sağlamadığıdır.


Bentham'da bu fayda anlayışı daha çok haz-acı kavram çiftleri dayanırken Mill'de fayda kavramı niteliksel bir boyut kazanır. Buna göre her haz aynı değerde değildir; zihinsel ve entelektüel hazlar, bedensel hazlara göre daha yüksek kabul edilir. Dolayısıyla utilitarist etik, sonucu merkeze alan teleolojik bir etik yaklaşımdır.

Ödev Etiği (Deontolojik Etik)

Ödev etiğinin en sistematik temsilcisi Kant'tır. Kant'a göre bir eylemin ahlaki değerinin belirlenişi, doğurduğu sonuçlar ya da mutlulukla değil eylemin hangi ilkeye dayanılarak yapıldığıyla ilgilidir. 


Ona göre ahlaki eylem, yalnızca ödevden dolayı yapılan eylemdir. Bu yaklaşımın temelini Kant'ın kategorik imperatif olarak adlandırdığı ilke oluşturur. Kategorik impreatif, koşullara bağlı olmayan, evrensel geçerliliğe sahip ahlaki buyrukları ifade eder, Bu nedenle ödev etiği, sonucu değil niyeti ve ilkeyi merkeze alan normatif bir etik sistemdir:


...O zaman şu ilke, onun da en yüksek yasasıdır: aynı zamanda yasa olarak genel olmasını isteyebileceğin maksime göre hep eylemde bulun; bu, bir istemenin kendisiyle çatışmaya düşmeyeceği tek koşuldur, böyle bir buyruk da kesindir.【8】


Kant’ın “maksim” diyerek ifade ettiği bu genel ilke, kurmuş olduğu “deontolojik etik” sisteminin temel kodunu oluşturmaktadır. Bu maksimin yani ilkenin, evrensel olacak denli genel olması, saf pratik aklın emrettiği bir “saf isteme” eyleminin sonucu olması gerekmektedir.

İlke

Üzerine konuşulan bu alan, en temelde "pratik bir felsefe" alanıdır. Kant’ın da Aristoteles’in de tanımlarında belirtmiş olduğu gibi, etiğin pratik akla dayanan konumlanışı karakterize edilmektedir. Böylece "etik disiplininin" ilkesi belirlenmiş olmaktadır.

Konu

Bu disiplin, tanımı gereği erdemli eylemlerle ilgilenmekte dolayısıyla bir davranışın "erdemli" ya da "erdemsiz" yani "iyi" ya da "kötü" olduğu yargısıyla hareket etmektedir. Sonuç olarak pratik felsefenin bu alanı, bir ön-yargı koşuluyla hareket etmektedir: bu noktada madem erdemli ve erdemsiz eylemler konuşulacak, o halde "erdemli" ya da "erdemsiz" yargısı da ön-koşul olarak yapılmalı mıdır? sorusu öne çıkmaktadır.

Immanuel Kant (Flickr)


Aristoteles'in tanımında bahsettiği "karakter" erdemi ya da huy/alışkanlık erdeminin varsayımı şudur: erdemli davranış, alışkanlıkla yapılan davranıştır çünkü etik karakter demektir. Etik düşüncenin tarihsel seyrinde, Aristoteles'in bu karakter merkezli yaklaşımından belirli bir kopuş gözlenmektedir. Bu kopuşu ahlakın, öznenin bilinçli etkinliklerine evrildiği şeklinde yorumlamak mümkündür.


Dolayısıyla artık bilinçsiz olarak doğrudan karakterden gelen davranışların erdemli/erdemsiz oluşundan değil, bilinçli olarak yapılan eylemlerin erdemli/erdemsiz oluşundan bahsetmek gerekmektedir. Bunu Alman Düşünür Kant'ın 1785 tarihli Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi eserinde görebilmekteyiz. Ahlakın temelinin saf pratik akılda yattığını savunan Kant'a göre temel alınması gereken ahlaki ilke şudur (kategorik imperatif):


Buna göre pratik buyruk, insanlığa hem kendi kişinde hem de başkalarının kişisinde, hiçbir koşulda yalnızca bir araç olarak değil, daima aynı zamanda bir amaç olarak muamele etmeyi buyurur.【9】 


Aynı düşünürün 18. Yüzyıl sonlarında kaleme alınmış olan Saf Aklın Eleştirisi isimli eserinde de düşünürün, "akıl (reason/vernunft)" ve "anlama yetisi (understanding/verstand)" arasında bir ayrım yaptığını çünkü "saf akıl" ile "pratik akıl" arasında bir ayrım bulunduğu görülmektedir.【10】 Onun bu eseri ise ahlakın, akıl yoluyla inşa edilmesini esas almaktadır. Dolayısıyla ahlak, aslında akılla gerçekleştirilen bilinçli eylemler toplamı olacaktır.

Etik ve Ahlak Ayrımı

Buraya kadar gelen tarihi ve terminolojik seyre bakıldığında "etik" disiplinini şöyle bir açıdan da değerlendirmek mümkün olmaktadır: "ahlak" kelimesi de etik-ethos köküne benzer olarak Arapça "Hulk" kökünden gelmekte yaratılış/huy/karakter anlamını içermektedir. O halde etik ile ahlakın tamamen aynı olduğu düşünülebilir. Ancak Aristoteles'in tanımı tekrar gözden geçirildiğinde "..erdemli eylemleri konu edinen.." bir disiplin gözümüzde canlanmaktadır.


Dolayısıyla etik bu bağlamda ahlak'ın değil de ahlak felsefesinin karşılığı olmaktadır. Çünkü etik aynı zamanda erdemli/erdemsiz yargılarını yaparken yargının epistemolojik boyutunu da tartışmaktadır. Halbuki ahlak için böyle bir şey söz konusu değildir. Ahlak çoğunlukla erdemli davranışları yönlendiren pratik normlar bütünü olarak işlerken, etik ise, bu normların felsefi temellerini ve gerekçelendirme biçimleri ile buna ilişkin metodları konu edinmektedir. Dolayısıyla etik, ahlaki yargıların felsefi temellerini incelemektedir.

Etik Sorunun Ortaya Çıkışı Yahut "Değer" Problemi

İnsalığın kavramlar için yargılara ihtiyaç duyuşuyla beraber ortaya çıkan, sözgelimi bir şeyin "iyi" olduğu için mi eyleme döküldüğü yoksa eyleme döküldüğü için mi "iyi" olduğu sorunu ise, ahlak felsefesinin en temel problemi olan "değer" problemini doğurur. Bu tür sorulara, felsefe alanında verilmiş cevaplar iki yaklaşımı öne çıkarmıştır: Nesnelci ve öznelci değer anlayışları. Nesnelci değer anlayışına göre nesnelerin, özneden bağımsız ve kendi başlarına geçerli bir değer anlayışı vardır. Buna mukabil öznelci değer anlayışlarında ise nesnelerin özneden bağımsız bir değerleri bulunmaz. Bu nesneler onu kuran özne sayesinde vardırlar ve değer kazanırlar.

Dipnotlar

  • [1]

    Joshua D. Greene, "Beyond Point-and-Shoot Morality: Why Cognitive (Neuro)Science Matters for Ethics," Ethics 124, no. 4 (2014): 695–726.

  • [2]

    Aristoteles, Metafizik, çev. Ahmet Arslan (İstanbul: Divan Kitap, 2019), Gamma 2, 1003a33-1003b10.

  • [3]

    Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, çev. Saffet Babür (Ankara: BilgeSu Yayınları, 2019), I.1 (1094a1–11); I.7 (1097a15–1098a20).

  • [4]

    Celal Türer, “Niçin Etik,” Etik ve Etik Sorunlar içinde, ed. Celal Türer (Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, 2019), 4.

  • [5]

    Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, I.1 (1094a1–11); I.7 (1097a15–1098a20).

  • [6]

    Platon, Devlet, çev. Sabahattin Eyüboğlu (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010), VI. Kitap 508a-509a 

  • [7]

    Platon. Devlet, 508c.

  • [8]

    Immanuel Kant, Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi, 54-55, §82.

  • [9]

    Immanuel Kant, Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi, 46, §67.

  • [10]

    Immanuel Kant, Critique of Pure Reason, trans. Paul Guyer and Allen Wood (Cambridge: Cambridge University Press, 1998), A307/B363–A320/B377; A339/B397–A344/B402.

    A ile gösterilen paragraf numarası, eserin 1781 yılındaki ilk baskısına atıfta bulunur.

    B ile gösterilen paragraf numarası ise eserin 1787 yılındaki ikinci baskısına atıfta bulunur.

Ayrıca Bakınız

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarM. Esad Çetin9 Ocak 2026 19:36

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Etik" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Etik Kavramının Etimolojik Kökeni, Tarihçesi ve Kapsamı

    • Halk Arasındaki Kullanımı

    • Terminolojik Anlamı

      • Aristoteles ve Mutlulukçu (Eudaimonist) Etik

      • Platon ve İyi İdeası

      • Faydacı (Utilitarist) Etik

      • Ödev Etiği (Deontolojik Etik)

    • İlke

    • Konu

  • Etik ve Ahlak Ayrımı

  • Etik Sorunun Ortaya Çıkışı Yahut "Değer" Problemi

KÜRE'ye Sor