Ahlakı, ilmi ve sahip olduğu meziyetler bakımından üstün kimse; fazilet sahibi, erdemli, seçkin, faziletli."O, hem bilgisi hem de ahlakıyla fāzıl bir insandı."
İsim
2.
Ahlakı, ilmi ve sahip olduğu meziyetler bakımından üstün kimse; fazilet sahibi, erdemli, seçkin, faziletli."Şair, fazilet sahibi bir kişiyi tasvir ederken 'fāzıl' kelimesini kullanmıştır."
İsim
3.
Ahlakı, ilmi ve sahip olduğu meziyetler bakımından üstün kimse; fazilet sahibi, erdemli, seçkin, faziletli."Toplumda fāzıl bireylerin rehberliği her zaman önem taşır."
İsim
İşaret Dili
F
a
z
ı
l
(
S
ö
z
l
ü
k
)
Tanım
(fāzıl فاضل)
Ahlakı, ilmi ve sahip olduğu meziyetler bakımından üstün kimse; fazilet sahibi, erdemli, seçkin, faziletli.
Köken
Fazıl kelimesi, Arapça fḍl kökünden gelen fāḍıl (فاضل) sözcüğünden türetilmiştir.
Fāḍıl, Arapça faḍala (فَضَلَ) “arttı, aştı, üstün idi” fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatıdır.
Fazilet ve üstünlük anlamları, bu sözcüğün hem ahlaki hem de entelektüel bağlamlarda kullanılmasını sağlamıştır.
Kullanım Alanları
Ahlak ve Erdem: Erdemli ve üstün kişilikleri tanımlamak için.
Edebiyat: Üstün niteliklere sahip karakterleri veya kişileri tasvir etmek için.
Sosyal Yaşam: İlmi ve ahlaki anlamda değerli bireyleri tanımlamak için.
Farklı Alanlardaki Kullanım
Din: Ahlaki ve dini erdemleri yücelten metinlerde.
Edebiyat: Seçkinlik ve üstünlüğün vurgulandığı anlatılarda.
Felsefe: İnsanların ahlaki veya entelektüel mükemmeliyetini betimlemek için.
Örnek Cümleler
O, hem bilgisi hem de ahlakıyla fāzıl bir insandı.
Şair, fazilet sahibi bir kişiyi tasvir ederken "fāzıl" kelimesini kullanmıştır.
Toplumda fāzıl bireylerin rehberliği her zaman önem taşır.