Güneş Rüzgarı, Güneş'in en dış atmosfer katmanı olan Korona'dan kaynaklanan ve gezegenler arası uzaya sürekli olarak yayılan, süpersonik hızlara ulaşan bir plazma (yüklü parçacık) akışıdır. Bu plazma, temel olarak yüksek enerjili elektronlar, protonlar ve daha az miktarda alfa parçacıkları (helyum çekirdekleri) ile eser miktarda ağır iyonlardan oluşur.
Güneş Rüzgarı, Güneş Sistemi'nin tamamını dolduran ve "helyosfer" adı verilen devasa bir kabarcık oluşturur ve gezegenlerin manyetik alanları, atmosferleri ve hatta yüzeyleri ile sürekli etkileşime girer. Hızına, yoğunluğuna ve köken aldığı koronal bölgeye göre "yavaş" ve "hızlı" olmak üzere iki temel türe ayrılan bu parçacık akışı, Dünya'daki kutup ışıkları (aurora) ve jeomanyetik fırtınalar gibi uzay havası olaylarının ana itici gücüdür.
Güneş'ten sürekli bir parçacık akışı olduğu fikri, ilk olarak 19. ve 20. yüzyıllarda kuyrukluyıldızların gözlemlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Gözlemler, bir kuyrukluyıldızın iyon kuyruğunun, yörüngesel hareketinden bağımsız olarak her zaman doğrudan Güneş'in tersi yönü gösterdiğini ortaya koymuştur. 1950'lerde Alman astrofizikçi Ludwig Biermann, bu olayı ancak Güneş'ten sürekli olarak dışarı doğru akan bir parçacık radyasyonunun (o dönemdeki adlandırmasıyla "güneşin tanecikli radyasyonu") kuyruğu itmesiyle açıklanabileceğini öne sürmüştür.
Bu fikrin teorik temeli ise 1958 yılında astrofizikçi Eugene Parker tarafından atılmıştır. Parker, Güneş'in koronasının milyon Kelvin'i aşan aşırı yüksek sıcaklığı göz önüne alındığında, bu katmanın statik bir denge durumunda kalamayacağını matematiksel olarak göstermiştir. Koronanın termal basıncı, Güneş'in kütleçekim kuvvetine baskın gelmeli ve bu da plazmanın sürekli olarak süpersonik hızlarda uzaya doğru genişlemesine neden olmalıdır. Parker, bu sürekli plazma akışını "Güneş Rüzgarı" (Solar Wind) olarak adlandırmıştır. Parker'ın teorisi, başlangıçta bilim camiasında şüpheyle karşılansa da, 1959'da Sovyet uzay aracı Luna 1 ve 1962'de NASA'nın Mariner 2 uzay aracı tarafından yapılan doğrudan ölçümlerle kesin olarak doğrulanmıştır.
Güneş Rüzgarı, sıcaklığı bir milyon Kelvin'i aşan Güneş'in korona katmanından kaynaklanır. Bu sıcaklık, altındaki yaklaşık 5,800 Kelvin sıcaklığındaki Güneş yüzeyinden (fotosfer) yüzlerce kat daha fazladır. Plazmanın, yüzeyden uzaklaştıkça bu denli aşırı ısınmasını sağlayan fiziksel mekanizma, "Koronal Isınma Problemi" olarak bilinir ve modern astrofiziğin en önemli çözülmemiş sorunlarından biridir. Bu problemi açıklamak için öne sürülen iki ana teori şunlardır:
Hangi mekanizma baskın olursa olsun, koronal plazma bir kez bu aşırı sıcaklıklara ulaştığında, parçacıkların termal enerjisi Güneş'in kütleçekimsel çekiminden kaçmak için yeterli hale gelir ve plazma, Güneş Rüzgarı olarak uzaya doğru genişler.
Güneş Rüzgarı'nın özellikleri, Güneş'ten uzaklaştıkça ve Güneş'in aktivite döngüsüne bağlı olarak değişir. Dünya yörüngesi (1 Astronomik Birim - AU) civarında ölçülen tipik değerler şunlardır:
Hızı saniyede yaklaşık 300-500 km, yoğunluğu ise santimetreküp başına yaklaşık 5-10 parçacıktır.
Hızı saniyede yaklaşık 700-800 km'ye ulaşır, ancak daha az yoğundur (santimetreküp başına ~3 parçacık).
Proton sıcaklığı tipik olarak 100,000 K, elektron sıcaklığı ise biraz daha düşüktür. Bu sıcaklıklar, plazmanın seyrekliği nedeniyle geleneksel sıcaklık algısından farklıdır ve parçacıkların kinetik enerjisini ifade eder.
Güneş Rüzgarı, ağırlıklı olarak (~%95) iyonize hidrojenden (protonlar ve elektronlar) oluşur. Geri kalan kısmın büyük bir bölümünü (~%4-5) alfa parçacıkları (helyum çekirdekleri) oluşturur. Karbon, azot, oksijen, neon, magnezyum, silisyum ve demir gibi daha ağır elementlerin iyonları da eser miktarda bulunur.
Güneş Rüzgarı'nın hızı ve yoğunluğu, köken aldığı koronal bölgenin yapısına bağlıdır.
Güneş Rüzgarı, Güneş'in manyetik alanını da beraberinde taşıyarak gezegenler arası uzayı dolduran Gezegenlerarası Manyetik Alanı (IMF) oluşturur. Güneş kendi ekseni etrafında dönerken, bu manyetik alan çizgileri dışarı doğru yayıldığı için, dönen bir bahçe fıskiyesinden çıkan suyun oluşturduğu desene benzer bir spiral yapı oluşur. Bu yapıya "Parker Spirali" denir.
Güneş Rüzgarı'nın oluşturduğu bu manyetik plazma kabarcığına Helyosfer denir. Helyosfer, Güneş Sistemi'ni galaktik kozmik ışınların büyük bir kısmından korur. Bu kabarcığın sınırları şu şekilde tanımlanır:
Güneş Rüzgarı'nı anlamak için birçok uzay görevi yürütülmüştür. Tarihi görevler arasında Mariner 2, Pioneer 6-9 ve Güneş'in kutupları üzerinden geçerek üç boyutlu yapısını inceleyen Ulysses yer alır. Günümüzde ise, L1 noktasında konumlanmış olan ACE (Advanced Composition Explorer) ve WIND uyduları, Dünya'ya ulaşmadan önce Güneş Rüzgarı'nın özelliklerini sürekli olarak izlemektedir. SOHO (Solar and Heliospheric Observatory), Güneş Rüzgarı'nın kaynağı olan koronal kütle atımları gibi olayları gözlemler. Bu alandaki en önemli görev ise Parker Solar Probe'dur. Bu uzay aracı, Güneş'in koronasının içine defalarca dalarak Güneş Rüzgarı'nın doğduğu bölgeden doğrudan örnekler almakta ve koronal ısınma problemini çözmeye yönelik veriler toplamaktadır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Güneş Rüzgarı" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Gözlemler ve Keşif
Oluşum Mekanizması ve Koronal Isınma Problemi
Güneş Rüzgarının Özellikleri ve Bileşimi
Hız ve Yoğunluk
Yavaş Güneş Rüzgarı
Hızlı Güneş Rüzgarı
Sıcaklık
Bileşim
Güneş Rüzgarının Türleri ve Kaynakları
Gezegenlerarası Manyetik Alan (IMF) ve Helyosfer
Araştırma Görevleri