sb-image
Neşet Ertaş
Neşet Ertaş, Orta Anadolu icra geleneğini özgün bağlama ve vokal teknikleriyle ekolleştiren ve "Bozkırın Tezenesi" olarak anılan bir Türk halk müziği sanatçısıdır.
Alıntıla
kure star outline

Neşet Ertaş

Doğum Yeri

Kırşehir, Kırtıllar köyü

Doğum Tarihi

Belgesel beyanlarında 1938

El yazısı künyesinde ve resmî Almanya kayıtlarında 25 Haziran 1943

Annesi

Döne Hanım

Babası

Muharrem Ertaş

Mahlas

Garip

Ünvan

Bozkırın Tezenesi

UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi (2010)

İTÜ Fahri Doktora (2011)

Vefat Tarihi

25 Eylül 2012

Vefat Yeri

İzmir

Defnedildiği Yer

ırşehir Bağbaşı Mezarlığı'nda babasının ayakucunda medfun

Neşet Ertaş, Kırşehir'in Kırtıllar köyünde doğmuş, resmî eğitim almayarak babası ve ustası Muharrem Ertaş'ın yanında meşk usulüyle yetişmiş "Bozkırın Tezenesi" lakaplı bir halk sanatçısıdır. Çocukluk ve gençlik yıllarında düğünlerde keman, cümbüş ve ritim çalarak başlayan müzik yolculuğunu, ilerleyen yıllarda kendine has bağlama teknikleri, eklediği perdeler ve sırma telli "Ertaş Sazı" ile ekolleştirmiştir.


Neşet Ertaş Hayatını Şiiri İle Anlatıyor (Neşet Ertaş)

Ankara Radyosu ve sahne performanslarıyla tüm Türkiye'ye sesini duyuran ozan, yaşadığı sağlık problemleri ve ekonomik sorunlar nedeniyle 1979'dan itibaren yaklaşık 27 yıl Almanya'da gurbette yaşayarak Avrupa'daki Türk toplumunun kültür hafızasında iz bırakmıştır.


Eserlerinde "Garip" mahlasını kullanarak aşk, gurbet, ayrılık, dünyanın geçiciliği ve insan sevgisini işleyen Ertaş, "Devlet Sanatçısı" ünvanını reddedip halkın sanatçısı kalmayı seçmiş ve UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edilmiştir. 25 Eylül 2012'de İzmir'de vefat eden usta ozan, vasiyeti üzerine anavatanı Kırşehir'de, babası Muharrem Ertaş'ın ayakucuna defnedilmiştir.


Günümüzde de adına belgeseller çekilip festivaller düzenlenmekte, mirası yaşatılmaktadır. Ertaş, "Bozkırın Tezenesi" simgesiyle hafızalardaki yerini ve canlılığını korumaktadır.

Doğumu

Neşet Ertaş, Orta Anadolu bozkır kültürünün ve müzik geleneğinin yoğun olarak yaşandığı merkezlerden biri olan Kırşehir iline bağlı Çiçekdağı ilçesinin Kırtıllar köyünde dünyaya gelmiştir.

Doğum Tarihi Üzerine Farklı Görüşler

Neşet Ertaş’ın doğum yılı hususunda yazılı kaynaklarda, resmî belgelerde ve kendi sözlü ifadelerinde farklı tarihler öne çıkmaktadır. Bizzat kendisinin hayatını anlattığı "Dediler" isimli şiirinde ve yer aldığı belgesel kayıtlarında doğum yılını 1938 olarak ifade etmektedir:

Neşet Ertaş Belgeseli "Ah Yalan Dünyada" (AT Yapım)


"Bin dokuz yüz otuz sekiz cihana,

Kırtıllar köyünde geldin dediler.

Babama Muharrem, anama Döne,

Dediysen Ata'yı bildin dediler.【1】


Ancak, kendisi tarafından el yazısıyla kaleme alınan özgeçmiş metninde ve Almanya’da (Berlin) yaşadığı dönemde resmî ikametgâh dairesi kayıtlarında yer alan resmî doğum tarihi 25 Haziran 1943 olarak geçmektedir. Bunların yanı sıra, vefatının ardından bazı basın-yayın organlarında doğum yılı 1937 olarak gösterilirken, 1952 yılına ait "Beyoğlu Saz" gazinosu afişindeki fotoğrafı ve 15 yaşında İstanbul’a gittiğine dair beyanları dikkate alındığında doğum tarihinin 1935 veya 1936 yıllarına dayanabileceği de değerlendirilmektedir.【2】

Kökeni

Neşet Ertaş, tarihî köken itibarıyla Horasan ve civarında yaşayan, Moğol baskısı sonucında Anadolu’ya göç eden bir Türkmen kabilesine/oymağına mensuptur. Kendi ifadelerine dayanan belgesel kayıtlarına göre ulu dedeleri, 13. yüzyılın başlarında dört bin deve kervanı ile Nişabur-Horasan bölgesinden Anadolu’ya gelmiştir. Osmanlı arşiv belgelerinde de Türkmen taifesi (aşiret ve cemaatleri) olarak kayıtlı olan bu topluluk, Horasan’dan Yağmur Dede başkanlığında Anadolu’ya gelerek Kırşehir merkezli Orta Anadolu bölgesine yerleşmiştir.【3】


Neşet Ertaş’ın mensubu olduğu bu zümre, tarihsel ve kültürel metinlerde "Abdal" veya yöredeki adlandırmasıyla "Teber" olarak bilinmektedir. Yerel halk tarafından yaşadıkları mahalle "Ustalar Mahallesi" (Kırşehir merkez Bağbaşı Mahallesi) olarak anılmaktadır. Toplumsal yapı içerisinde geçimlerini düğünlerde, nişanlarda ve törenlerde davul, zurna, saz, keman, cümbüş, darbuka çalmak ve köçeklik yapmak (zil/zilli maşa çalmak) suretiyle "müzik işçiliği" sağlayarak sürdürürler.


Toplumsal algıda Abdal kelimesi tarihî süreç içerisinde dervişlik ve erenlik anlamından uzaklaşarak avare, serseri, budala, dilenci kılıklı veya fakir/fukara gibi anlam aşınmalarına uğramış; bu sebeple bölge halkı tarafından zaman zaman "Cingan/Çingene" isnadına ve dışlanmaya maruz kalmışlardır.


Neşet Ertaş, özellikle "Şirin Kırşehir" (1994) albümünde yer alan eserlerinde ve çeşitli mülakatlarında, zengin-fakir ayrımı üzerinden müzisyen kimlikli insanlara takılan "Abdal" ve "Cingan" ifadelerinin hakir görücü ve ötekileştirici birer lakap/cahillik olduğunu belirterek bu kelimelere mesafeli durmuş, kendisini ve topluluğunu bu tür nitelemeler yerine babası Muharrem Ertaş'ın tavsiyesiyle "Garip/Garipler" olarak tanımlamıştır.【4】

Ailesi

Neşet Ertaş’ın babası, Kırşehir yöresi bozlak icracısı ve halk ozanı Muharrem Ertaş’tır. Annesi ise Döne Hanım’dır. Kaynaklarda yer alan eser sözlerine göre ailenin iki büyük değeri/nimeti olarak nitelendirilen unsurlardan biri ana, diğeri ise yar olarak ifade edilmektedir. Neşet Ertaş’ın türkü metinlerinde "Ağlıyor başucunda da çifte bacısı" ifadesiyle yer alan aktarımlar, aile bünyesinde kız kardeşlerinin (bacılarının) bulunduğunu ve yaşanan yas/ağıt durumlarında bacıların başucunda ağladığını göstermektedir.


Ailenin erkek bireyleri arasında düğünlerde ve "tam çalgı" olarak adlandırılan müzik topluluklarında keman çalan bir ağabeyi bulunmaktadır. Muharrem Ertaş’ın ustaları ve dayıları olan Bulduk Usta ile Yusuf Usta ailenin müzikal silsilesinde yer alan diğer isimlerdir. Aynı aile ve aşiret yapısı içerisinden gelen Keskinli Hacı Taşan da Neşet Ertaş ile akrabalık bağı bulunan icracılar arasındadır.

Çocukluk Yılları

Neşet Ertaş’ın çocukluk yılları Kırşehir ve çevresindeki köylerde sosyo-ekonomik yetersizlikler ve göçebe yaşam koşulları altında geçmiştir. Ailesinin geçimini düğünlerde müzisyenlik yaparak sağlaması nedeniyle çocukluk dönemi köyden kasabaya seyahat ederek ve geçici mekânlarda konaklayarak şekillenmiştir. Ertaş, bu döneme dair mekânsal koşulları türkü metinlerinde "Kuşlar gimi [gibi] viranede ünli[e]yen / Ecinnice deli boranım nerde?" şeklinde aktarmaktadır.【5】


Ertaş, anlatımlarında iki veya üç yaşlarındayken köyde tanıştığı ve altı yaşından sonra bir daha görmediğini belirttiği "Meno" isimli bir kız çocuğundan bahsetmektedir. İlerleyen yıllarda Almanya’da yaşarken bu şahsın ölüm haberini alması üzerine "Vay Vay Dünya" isimli eseri düzenlemiş ve 1980 yılında Berlin'de çıkardığı ilk kasetini bu isme ithaf etmiştir.【6】

Eğitim Durumu

Neşet Ertaş, çocukluk dönemindeki göçebe yaşam tarzı, ekonomik imkânsızlıklar ve küçük yaşta çalışma hayatına girmesi sebebiyle resmî/örgün eğitim almamıştır. Eğitim durumunu türkü sözlerinde "Okula gidemedim bu dert benimdir / Hemi benim derdim hem babamındır" ifadeleriyle kaydetmiştir.【7】


Resmî bir okul eğitimi bulunmayan Ertaş, usta-çırak ilişkisine dayanan geleneksel meşk usulüyle yetişmiştir. Sanat uygulamalarına beş-altı yaşlarında babası Muharrem Ertaş’ın yanında başlayan Ertaş, babasını aynı zamanda tek ustası olarak tanımlamıştır. Müzik eğitimini ve icra tarzını, babasıyla birlikte gittiği meclislerde ve düğünlerde O’nu dinleyerek, çaldığı havaları, sohbetlerde divan okuma geleneğini ve klasik halk şiiri metinlerini havalandırma üslubunu takip ederek kazanmıştır.

Çıraklık Yılları ve İlk Enstrümanları

Neşet Ertaş’ın müzik hayatına ilk adımları, babası Muharrem Ertaş ile başlamıştır. Müzik kültürüne ve icra uygulamalarına dair ilk deneyimlerini, beş-altı yaşlarından itibaren babasıyla birlikte Orta Anadolu köylerindeki düğünlere ve toplantılara giderek kazanmıştır.


Ertaş’ın ritim duygusunun gelişmesinde ve müziğe ilk adım atmasında, Abdal/Teber topluluklarında geleneksel bir uygulama olan köçeklik ve ritim eşliği rol oynamıştır. Büyüklerinin çalıp söylediği ortamlarda çocuk yaştaki icracıların boş oturmayıp ritme katılması esasına dayanan bu gelenek doğrultusunda Neşet Ertaş, müziğe ilk olarak oyun havalarında zille (zilli maşa) eşlik ederek ve gerektiğinde köçeklik yapıp oynayarak başlamıştır.


Neşet Ertaş, ritim eşliği sağladığı zil icrasının ardından yeteneği ve ilgisi doğrultusunda farklı enstrümanları kendi kendine öğrenmiştir. 11-12 yaşlarına geldiğinde zili bırakarak cümbüş çalmaya başlamıştır.


Ailesi ve yakın çevresiyle oluşturdukları müzik gruplarında farklı çalgıları üstlenmiştir. Yerköy, Kırıkkale ve Kırşehir yörelerindeki düğünlerde "tam çalgı" olarak adlandırılan ve saz, keman, cümbüş ile darbukadan oluşan ekiplerde görev almıştır. Abisinin kendi kendine öğrendiği keman icrasını takip ederek keman çalmayı öğrenmiş ve Kırşehir’deki düğünlerde yaklaşık yedi yıl boyunca keman icracılığı yapmıştır. Bu dönemde babasının okuduğu bozlaklara ve türkülere kemanla dem tutarak ve eşlik ederek katılmıştır. Keman icrası sırasında kazandığı perde esnekliği, hassas kulak yapısı ve bağlı (legato) çalma alışkanlığı, ilerleyen yıllarda bağlama icrasındaki üslubuna, perde sayısını artırmasına ve glissando/portamento tekniklerine de yansımıştır.


Ertaş, keman ve cümbüş tecrübelerinin yanı sıra babasından öğrendiği saz (bağlama) icracılığını ana enstrümanı hâline getirmiştir. Erken çocukluk yıllarında babasından saz çalmayı, engin gönülle Hakk’a niyaz etmeyi öğrendiğini belirten Ertaş, "kendimi bildim bileli sazımdan hiç ayrılmadım" diyerek enstrümanı ile olan bağını ifade etmiştir.【8】

Gençlik Yılları

Kırşehir’den Ayrılış ve İstanbul Yılları

Neşet Ertaş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Kırşehir ve çevresinde geçirdikten sonra, 15 yaşında memleketinden ayrılarak İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’daki ilk yıllarında müzik piyasasında varlık göstermeye başlamış ve "Beyoğlu Saz" adındaki gazinoda iki yıl boyunca çalışmıştır.


İstanbul döneminde ilk plak kayıtlarını gerçekleştiren Ertaş, mahallî üslubunu muhafaza ederek profesyonel müzik ortamına adım atmıştır. 1950'li yılların başında İstanbul’da edindiği bu sahne ve plak tecrübeleri, onun geniş kitlelerce tanınmasının ilk basamağını oluşturmuştur.

Ankara Dönemi, Radyo İcraları ve Ülke Çapında Tanınması

İstanbul tecrübesinin ardından Ankara’ya yerleşen Neşet Ertaş, burada düğünlerde ve müzikli mekânlarda çalmaya devam etmiştir. Ankara yıllarında dönemin popüler ve güçlü bağlama icracısı Bayram Aracı’nın icra tarzından ve ahenginden etkilenmiştir. Babası Muharrem Ertaş ve Hacı Taşan’ın boş alt teli ("La") karar sesi kabul eden "çöğür düzeni" (La-La-Sol) çalma alışkanlığına karşın Ertaş, Bayram Aracı’nın bağlamayı "bozuk/kara düzen" (La-Re-Sol) akortlayıp alt tel üzerindeki "Re" perdesini karar sesi alarak çalmasından etkilenmiş ve kendi icrasını da "Re" pozisyonuna taşımıştır.


1960’lı yılların başından itibaren TRT Ankara Radyosu’ndan yayınlanan icraları, Ertaş’ın sesini ve sazını tüm Türkiye’ye duyurmasını sağlamıştır. Radyo kurumunun resmî söyleminde "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak takdim edilen Ertaş; sazından çıkardığı gür, dolu ve özgün tını, bam tellerine taktığı sırma (ipekli sırma) teller ve Kırşehir ağzıyla söylediği bozlak ve türkülerle kısa sürede ülke çapında geniş bir hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu dönemde çıkardığı plaklar, kasetler ve yaptığı radyo programları sayesinde mahallî sanatçı kimliğini aşarak 20. yüzyıl Anadolu âşıklık ve bozlak geleneğinin güçlü temsilcilerinden biri hâline gelmiştir.

Evliliği

Neşet Ertaş, İstanbul'daki ilk profesyonel plak ve gazino tecrübelerinin ardından Ankara’ya geçmiştir. Ankara'da Leyla adındaki bir kadınla evlenmiştir. Bu evlilikten ikisi kız, biri erkek olmak üzere üç çocuk dünyaya gelmiştir. Neşet Ertaş'ın 1962 yılında İzmir Narlıdere’de gerçekleştirdiği askerlik hizmetinin ardından, Leyla Ertaş ile olan birlikteliği sonlanmıştır. Çiftin evliliği toplam 7 yıl sürmüştür. Ayrılık sonrasında çocuklar, ilk olarak annelerinin yanında kalmıştır. 1978'de geçirdiği felç rahatsızlığı ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle 1979'da Almanya'ya giden Neşet Ertaş, orada mesleğine ve tedavisine devam ederken annelerinin yanında bulunan 3 çocuğunu da daha sonra yanına almıştır.【9】

Gurbet Yılları (1979-2000’ler)

Neşet Ertaş, 1970’li yılların sonlarında yaşadığı ciddi sağlık sorunları (ellerindeki felç/parmak rahatsızlığı), tedavi ihtiyacı, ekonomik sıkıntılar ve açıklayamayacağını belirttiği ailevi nedenler gerekçesiyle gurbete çıkmak zorunda kalmıştır. 1979 yılında Almanya’ya giden Ertaş, Türkiye’den ve memleketinden uzakta yaklaşık yirmi yedi yıl boyunca münzevi bir yaşam sürdürmüştür.

Berlin ve Bergheim Yılları

Almanya’ya gidişinin ilk yıllarında (1980-1986) Berlin’de ikamet eden Neşet Ertaş, burada hukuki oturma ve çalışma haklarını elde edebilmek için bir Alman müzik akademisinde saz dersleri vermiştir. Bu dönemde Berlin Senatosu tarafından kiraya verilen eski bir metro durağındaki (Bülowstraße) Türk Çarşısı’nda saz ve kaset satışı yaptığı "Neşet Ertaş Saz Evi" adında mütevazı bir dükkân işletmiştir. 1980 yılında Berlin'de "Firma N. Ertaş" adıyla kendi yapım şirketini kurmuş ve "001" matbu numarasıyla "Vay Vay Dünya" kasetini yayımladıktan sonra şirket faaliyetini sonlandırmıştır.


Gerekli hukuki hakları elde ettikten sonra 2 Eylül 1986 tarihinde Köln yakınlarındaki Bergheim kasabasına taşınan Ertaş, 2000’li yıllara kadar olan yaşamının yirmi bir yılını bu kasabada tek başına ve münzevi bir biçimde sürdürmüştür.

Avrupalı Türklerin Kültür Hayatındaki Rolü

Neşet Ertaş, Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya ve İsviçre’de yaşayan gurbetçi Türklerin düğün, nişan, kına gece ve konser organizasyonlarına katılarak çeyrek asrı aşkın süre boyunca Avrupa'daki Türk toplumunun müzik ihtiyacını karşılamıştır. Haftada en az üç kez gurbetçilerle bir araya gelen Ertaş, elli yıllık göç sürecinde yabancı kültür ortamında yetişen nesillere geleneksel Türk halk müziğini ve bozkır kültürünü aktaran önemli bir temsilci olmuştur. Almanya'da faaliyet gösteren Türküola, Minareci, Uzelli, Sönmez ve Akbaş Müzik gibi yapım şirketleri aracılığıyla 30'dan fazla albüm yayımlamıştır.


Gurbette yaşadığı uzun yıllar boyunca Türkiye’deki resmî kurumlardan ve medyadan uzak kalması sebebiyle bir dönem Türkiye'de öldüğü sanılmıştır. Hatta bu süreçte TRT radyo yayınlarında icra edilen türküleri ve derlemeleri "merhum Neşet Ertaş'tan alınan Kırşehir türküsü" anonsuyla dinleyicilere sunulmuştur.【10】

Türkiye’ye Dönüşü

Neşet Ertaş'ın öldüğüne dair iddialar, Türkiye’ye dönmesiyle birlikte ortadan kalkmış; halk, akademi ve medya tarafından yoğun bir ilgiyle karşılanmıştır. Kalan Müzik tarafından albümlerinin külliyat (CD silsilesi) şeklinde yayımlanması, belgesellerinin yapılması ve konserler vasıtasıyla genç kuşaklarla buluşması, Ertaş’ın müziğinin ülke genelinde yeniden güçlü bir dolaşıma girmesini sağlamıştır.

Onurlandırmalar ve Resmî Ünvanlar

Türkiye’ye dönüşünün ardından sanatsal birikimi resmî kurumlar, uluslararası kuruluşlar ve akademiler tarafından takdir edilen Neşet Ertaş, çeşitli ünvan ve ödüllere layık görülmüştür:


UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi: UNESCO Türkiye Millî Komisyonu tarafından 2010 yılında, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında, geleneksel müzik kültürünün taşıyıcısı ve aktarıcısı olması gerekçesiyle "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü verilmiştir.


İTÜ Fahri Doktora Ünvanı: Türk halk müziğine, bağlama icrasına ve ozanlık geleneğine sunduğu katkılar dolayısıyla 2011 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından kendisine Fahri Doktora Ünvanı takdim edilmiştir.


Devlet Sanatçılığı Tutumu: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde kendisine teklif edilen "Devlet Sanatçısı" ünvanını reddetmiştir. Ünvanı reddetme gerekçesini son derece açık bir dille; "Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam, benim için en büyük mutluluk bu!" sözleriyle açıklamıştır.【11】

Sanatı

Saz/Bağlama İcrasındaki Yenilikleri (Saz Tekniği)

Neşet Ertaş, Orta Anadolu Abdal müziğinin saz icra geleneğini devralarak kendine özgü teknik ve tını arayışlarıyla yeniden şekillendirmiştir. Geçmişte açık alanlarda ve meydanlarda yüksek ses elde etmek amacıyla kullanılan 45-50 cm tekne boyundaki "Meydan Sazı" kullanımını, gelişen ses sistemleri ve kendi icra anlayışı doğrultusunda 45-46 cm tekneli sazlara taşımıştır.


Gelenekte babası Muharrem Ertaş ve Hacı Taşan tarafından kullanılan boş alt teli ("La") karar sesi kabul eden "çöğür düzeni" (La-La-Sol) akordunu terk etmiş; Bayram Aracı etkisine de dayanarak bağlamayı "bozuk/kara düzen" (La-Re-Sol) akortlayıp "Re" perdesini karar sesi kabul ettiği bir çalım sistemine geçmiştir. Ayrıca babasının sazının yalnızca orta teline taktığı "sarı tel" yerine, çelik tellerin yanına bir oktav pesinden ses veren ve "ipekli sırma" olarak adlandırılan bam tellerini alt, orta ve üst tel gruplarının tamamına ekleyerek saza dolgun, gür ve karakteristik bir tını kazandırmıştır.


Ertaş, vokal icralarında duyduğu komalı sesleri saza yansıtabilmek ve gençliğinde çaldığı perdesiz enstrüman olan kemanın sunduğu esnekliği yakalayabilmek amacıyla bağlamadaki perde sayısını artırmıştır. Standart 17 veya 23 perdeli sazlar yerine, klavyeye çeyrek tonları ve komaları içeren 37 ile 43 arasında perde bağlamış; zaman zaman sazın göğüs kısmına da ilave kamış perdeler eklemiştir. Müzik çevrelerince "Ertaş Sazı" veya "Neşetkâr" olarak adlandırılan bu saz yapısı gelenekselleşerek yaygınlaşmıştır.


Sağ el mızrap tekniğinde; metronom dengesi, ritmik güç, alt eşiğe ve göğsün ortasına yapılan vuruşlarla elde edilen tını çeşitliliği ön plandadır. Mızrabı tellere dik vurarak dinamizm sağlaması, yan tutarak hışırtılı bir ses elde etmesi, sert/sıçratmalı (kostak) vuruşlar ile bağlı (legato) vuruşları bir arada kullanması belirgindir.


Oyun havalarında mızrapla tarama yaparken sol elin 1. parmağı basılı iken diğer parmaklarla çelik tellere basılıp aynı telden iki ses çıkarılması esasına dayanan "kıstırma-tarama" tekniği Ertaş icrasında karakteristiktir. Ayrıca sağ elin orta, yüzük ve serçe parmaklarıyla sazın göğsüne ritmik darplar (göğüs vuruşları) vurarak esere perküsyon gibi ritmik eşlik sağlamıştır.


Sol el parmak tekniğinde ise 1, 2 ve 3. parmakların aktif kullanımı hâkimdir. Sazın sapını bütün parmaklarıyla kavrayarak üç tel grubundan birden akor tınısı elde etmesi, hızlı geçişlerde ajiliteyi koruması, keman çalma alışkanlığının yansıması olarak yoğun glissando (kaydırma), portamento, parmak vurma ve tel çekme tekniklerini kompleks bir yapıda kullanması onun saz icrasının temel öğeleridir.

Vokal ve Hançere Özellikleri

Neşet Ertaş’ın vokal icrası; konuşma dili olan Kırşehir şivesi ve Abdal ağzının fonetik özellikleriyle doğrudan bağlantılıdır. Türkülerinde kelime başlarındaki ve içindeki k>g, k>ħ, e>a, i>e, p>b gibi ünsüz ve ünlü değişimlerini, nazal "ŋ" sesini ve kelime sonlarına "y" harfi ekleme gibi mahallî söyleyiş biçimlerini doğal ritmiyle korumuştur.


Müzikolojik anlamda hançere kullanımı; gırtlakta oluşan durgu, vurgu, artikülasyon, apajiyatür, grupetto, aşağı/yukarı mordan, vibrasyon ve trillerin oluşturduğu bütüncül bir ifade biçimidir. Ertaş’ın vokalinde hançere üç temel noktada toplanmaktadır:

  • Vibratolar: Uzun sesleri ritimlendirerek sunan "ritmik vibratolar" ve doğaçlama kısımlarda yoğunlaşan "serbest vibratolar" olarak iki türde uygulanır.
  • Triller: Esas nota ile komşu seslerin gırtlakta hızla tekrar edilmesinden oluşan triller, vokal icrasının en karakteristik süsleme unsurudur. Tiz derecelerde sert, pest derecelerde yumuşak hançere hareketleri tercih edilir.
  • Kalıp Ezgiler: Hançere ile bir çırpıda seslendirilen ve zorluk derecesi yüksek olan ezgi motifleri, icraya anlatım derinliği ve dramatizasyon katmaktadır.

Kullandığı Ses Dizileri

Neşet Ertaş’ın doğaçlama (bozlak) ve ölçülü icralarında kullandığı ses dizileri Klasik Türk Müziği 4’lü ve 5’lileri ile benzerlik gösteren zengin bir yapıdadır. İcralarında tespit edilen ses dizileri dört ana grupta toplanmaktadır:

  • Yahyalı Kerem Dizisi ve Çeşitlemeleri: Uşşak ve Hüseynî dizilerine karşılık gelir. 4. derecenin bemol kullanımıyla Kalenderî (Sâbâ) dizisi oluşturulur.
  • Ana Bozlak Dizisi ve Çeşitlemeleri: Karakteristik sesi "Mi bemol" (1, 2 veya 3 koma) olan bu yapının 3, 4, 5, 7 ve 8. derecelerine Hicaz (Garip) çeşnisinin eklemlenmesiyle türev diziler elde edilir. 4. derece üzerinde eklemlenen Hicaz yapısı çok yaygındır.
  • Garip Dizisi ve Çeşitlemeleri: Hicaz makamı dizilerine denk gelen bu yapı, Ertaş icralarında Barak Abdallarının tavrıyla da zenginleştirilmiştir.
  • Özel/Farklı Diziler: "Neyneyim Yalan Dünyada" eserinde Azerbaycan müziğindeki Zabul Segah makamına benzer dizi; "Binbir Hayalınan Doğdum Anamdan" eserinde ise Nihavend makamı dizisine benzer seyir yapısı tespit edilmiştir.

Mahlas Tercihi

Neşet Ertaş, âşıklık geleneğinde az sayıda da olsa kendi kaleme aldığı veya havalandırdığı şiirlerinde "Garip" mahlasını kullanmıştır. Bu mahlası seçme gerekçesini, babası Muharrem Ertaş’a "Kendi türkülerimin sonunda ismimi ne olarak kullanayım?" diye sorduğunda babasının "Oğlum, bize garipler derler" cevabını vermesine bağlamaktadır.【12】


Ertaş, yazılı kaynaklarda ve akademide sıkça kullanılan "Abdal" nitelemesine karşı ise açık bir mesafe koymuş ve bu ifadenin toplumsal hayatta ayrımcı, aşağılayıcı ve hor görücü bir lakap/cahillik olarak kullanıldığını belirtmiştir. Özellikle "Şirin Kırşehir" (1994) albümünde yer alan eserlerinde; fakir insanlara "Abdal" veya "Cingan" denilerek ötekileştirilmesini eleştirmiş, "Kaderin Garip kuluna / Başka isim verme gardaş" diyerek kendisinin ve topluluğunun "Abdal" değil, "Garip/Garipler" olarak anılmasını istemiştir.【13】

Türkülerinde İşlediği Temel Temalar

Neşet Ertaş, türkülerinde ve şiirlerinde çok çeşitli bireysel, felsefi ve toplumsal konuları ele almıştır:

  • Beşeri Aşk ve Kadın Sevgisi: Şiirlerinde en çok işlenen temadır. Sevgili; ala gözlü, ak gerdanlı, sırma saçlı somut bir varlıktır. Aşkı "kara sevda" ve canı yakan bir ateş olarak niteleyen Ertaş, ömrü boyunca türkü yaktığı "Leyla/Leyli" imgesi üzerinden sevgiliye duyduğu özlemi ve sitemi dile getirmiştir. Ayrıca anayı ve yâri "iki büyük nimet" olarak görerek ikisine de sonsuz hürmet gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
  • Gurbet, Ayrılık ve Gariplik: İlk gençlik yıllarından itibaren memleketinden ayrılması ve yaşamının çeyrek asrını Almanya’da geçirmesi sebebiyle gurbet teması eserlerinde yoğun bir şekilde hissedilir. Gurbet; analardan, yârdan, vatandan ayrı kalmak, yalnızlık ve acı çekmektir. Gurbette olanın ve garip kalanın dünyada yüzünün gülmeyeceğini, işlerinin daima zor olacağını ifade etmiştir.
  • Yalan Dünya, Felekten ve Zamandan Yakınma: Dünyanın geçiciliğini, faniliğini ve vefasızlığını sıklıkla işlemiştir. Dünyayı garibin gönlünü bilmeyen, ağlatan, ömrü boş yere çalan bir yer olarak nitelendirmiş; kaderin ve kahpe feleğin kendisine çile çektirdiğinden yakınmıştır.
  • Gönül Felsefesi, İnsan Sevgisi ve Birlik Duygusu: Ertaş’ın sanatının temelinde Yunus Emre ve Alevi-Bektaşi/Ahilik irfanından beslenen bir "gönül" anlayışı vardır. İnsan gönlünün Allah’ın evi olduğuna inanarak "Hak’tır canların yapısı / Kimsede yoktur tapısı / Son durak gönül kapısı / Gırdıyısan girme gardaş" diyerek gönül yıkmamayı öğütlemiştir.【14】 İnsanlar arasında din, mezhep, Alevi-Sünni veya zengin-fakir ayrımı yapılmaması gerektiğini, "İkilik noktası çıksın aradan / İnsanlar hep bir kardaş" sözleriyle barış ve kardeşliği savunmuştur.【15】
  • Anne-Baba Sevgisi ve Memleket Hasreti: Babası Muharrem Ertaş’a olan özlemini pek çok bozlakta dile getirmiş, O’nu "insan velisi" ve "ozanlar piri" olarak tanımlamıştır. Kırşehir’e ve Çiçek Dağı’na duyduğu derin hasreti türkülerine taşımıştır.
  • Toplumsal Eleştiri ve Eşitlik Arayışı: "Şirin Kırşehir" albümü başta olmak üzere bazı eserlerinde; zengin olana "bey/paşa", fakir olana "Abdal/Cingan" denilerek yapılan sosyal sınıf ayrımcılığını sert bir dille eleştirmiş, toplumu bu tür kalıplardan kurtulmaya ve insanca yaşamaya çağırmıştır.

Bazı Albümleri

Vay Vay Dünya (1980): Neşet Ertaş'ın Almanya'ya gittikten sonra Berlin'de kurduğu kendi yapım şirketi olan "Firma N. Ertaş" bünyesinde çıkardığı "001" matbu numaralı ilk kaset albümüdür. Çocukluk aşkı "Meno"nun ölüm haberini alması üzerine bu albümü hazırlayıp ona ithaf etmiş, ardından şirketini kapatmıştır. Albümde "Vay Vay Dünya", "Bağa Gel Bostana Gel", "Başıma Alıp Çıksam Bir Yüce Dağa", "Al Alma Boyanır mı", "Kenardan Geçeyim", "Çiçekler İçinde", "Biter Kırşehir'in Gülleri Biter", "Bir Anadan", "Ben Bilmem Önü Başı" ve "Pancar Pezik" eserleri yer almaktadır.


Şirin Kırşehir (1994): Bayar Müzik etiketiyle yayımlanan, Neşet Ertaş'ın toplumsal ayrımcılığı, hor görülmeyi ve Kırşehir'de babası adına dikilen Ozan Anıtı'nı konu edindiği 10 eserlik özel konsept albümüdür. Albümde "Şirin Kırşehir", "Saygı Duyarım", "Deli Boran", "Sana Bir Sözüm Var", "Dertli Bir Yoldaş", "Taşan Geliyor", "Mehmet Ali", "Aydost Deyince", "Fani Dünya" ve "O Kız" isimli eserler bulunmaktadır.


Almanya / Avrupa Yayınları (Türküola, Minareci, Uzelli, Sönmez, Akbaş Müzik): Ertaş'ın Almanya'da yaşadığı dönemde bu yapım şirketlerinden 30'dan fazla plak, LP, kaset ve CD albümü çıkmıştır. Yalnızca Türküola arşivinde kendisine ait 13 CD ve 7 kaset albümü bulunmaktadır.


Kalan Müzik Külliyatı (2000'ler): Türkiye'ye döndükten sonra Kalan Müzik tarafından Neşet Ertaş'ın arşivdeki ve geçmişteki tüm kayıtları derlenerek seri/külliyat CD albümleri hâlinde yayımlanmıştır. Türkiye ve Almanya yayınlarıyla birlikte toplamda 64 albümü tespit edilmektedir.【16】

Vefatı

Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir'de tedavi gördüğü hastanede vefat etmiştir. Vefatından bir gün önce hastanede kendisini ziyaret eden dostlarına "kimse üzülmesin, kimseye kırgın değilim" diyerek vedalaşmıştır.【17】


Neşet Ertaş ve Babası Muharrem Ertaş'ın Kabirleri (AA)

Cenazesi, kendi vasiyeti ve talebi doğrultusunda doğup büyüdüğü ve anavatanı olarak gördüğü Kırşehir’e getirilmiştir. Kırşehir’deki cenaze merasimine devlet adamları, siyasetçiler, sanatçılar ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen sevenlerinden oluşan bir kalabalık katılmıştır. Neşet Ertaş’ın naaşı, Kırşehir Bağbaşı Mezarlığı'nda, babası ve ustası Muharrem Ertaş’ın ayakucuna defnedilmiştir.

Mirası

Neşet Ertaş, 20. yüzyıl Anadolu âşıklık ve bozlak geleneğinde çığır açan, Orta Anadolu üslubunun simgesi hâline gelmiş bir halk ozanıdır. Babası Muharrem Ertaş’tan devraldığı meşk usulü geleneksel birikimi; kendi geliştirmiş olduğu bağlama mızrap ve parmak teknikleri, sırma telli "Ertaş Sazı", komalı perde düzeni ve kendine özgü gırtlak/hançere yapısıyla birleştirerek ekolleştirmiştir.


Âşıklık geleneği içerisinde "Garip" mahlasıyla havalandırdığı türkülerde beşerî aşkı, gurbeti, ayrılığı, ölümün faniliğini ve yalan dünyayı işlerken; aynı zamanda Yunus Emre ve Ahilik felsefesine dayanan yüksek bir insan sevgisini, gönül kırmamayı, barış ve eşitliği savunmuştur. Toplumsal hayattaki zengin-fakir ayrımcılığına ve sanatçılara yönelik ötekileştirici bakış açısına karşı türküleriyle direnç göstermiştir.

Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi'ni Ziyaret Eden Gençler (AA)


"Halkın Sanatçısı" olmayı seçen Ertaş; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" kabul edilmiştir. Bıraktığı yüzlerce plak, kaset, CD kaydı, derlemeler ve yetiştirdiği geleneksel çizgi ile hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki Türk toplumunun kültür hafızasında iz bırakarak Türk halk müziğinin önemli isimlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

Anıtlar ve Heykeller

Neşet Ertaş’ın temsil ettiği gelenek, Kırşehir ve çevresinde heykeller ve anıtlar vasıtasıyla görselleştirilerek hafızaya kazınmıştır:

  • Ozan Anıtı (1990): 1984 yılının aralık ayında vefat eden Muharrem Ertaş’ın anısını ve şahsında tüm ozanları yaşatmak amacıyla Kırşehir Belediyesi tarafından 1990 yılında şehir merkezine yakın bir mevkide "Ozan Anıtı" dikilmiştir. 1990 yılındaki bu adım, yörede sanatçılara yönelik geçmişten gelen ötekileştirici ve ayrımcı algının kırılmasında somut bir dönüm noktası olmuş; Neşet Ertaş da "Saygı Duyarım" ve "Şirin Kırşehir" adlı eserlerinde bu anıtı Kırşehir'in cehaleti söküp atması ve insanlığa övgüsü olarak nitelendirmiştir.
  • Baba-Oğul Heykeli (2002): 2002 yılında Kırşehir Terme Şelalesi civarında, Neşet Ertaş’ın bizzat önerisi ve yönlendirmesiyle bir anıt daha yapılmıştır. Bu anıtta; Muharrem Ertaş bir taşın üzerinde oturup saz çalarken, Neşet Ertaş da henüz çocuk yaştaki hâliyle ve elindeki sazıyla babasının karşısında oturup O'nu dinlerken görselleştirilmiştir.
  • Hacı Taşan Anıtı: Neşet Ertaş’ın talepleri ve girişimleri doğrultusunda, akrabası ve ustanın bir diğer temsilcisi olan Hacı Taşan adına da Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde elinde bağlamasıyla görselleştirilmiş bir "Hacı Taşan Anıtı" inşa edilmiştir.

Kırşehir ve çevre illerin halkı ile mülki yönetimi, hayatları boyunca kısıtlı ve zorlu ekonomik şartlarda topluma hizmet eden bu müzik ustalarının gelecek kuşaklarca hatırlanması ve örnek alınması amacıyla bu yapıtları inşa etmiştir.

Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi

Neşet Ertaş’ın anısına, Kırşehir merkezde Atatürk Caddesi üzerinde yer alan ve daha önce vali konutu olarak kullanılan bina restore edilmiş ve kültür evine dönüştürülmüştür. Merkezde Dede Korkut’tan günümüze uzanan ozanlık geleneği ve Türk insanının gönlünde yer etmiş ulu şahsiyetler kronolojik olarak tanıtılmakta; enstrüman sesleri ile eserler dijital ortamda sunulmaktadır. Ayrıca ziyarete gelenlere, dijital olarak tasarlanan heykeli aracılığıyla Neşet Ertaş’tan türkü dinleme imkânı sağlanmaktadır.

Neşet Ertaş Kültür ve Müzik Festivali

Kırşehir Valiliği ve mülki idare koordinesinde Neşet Ertaş Kültür ve Müzik Festivali yapılmış ve gelenekselleştirilmiştir. Festival kapsamında, ozanın kabrinin bulunduğu Bağbaşı Mezarlığı ziyaret edilmekte, Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde akademisyenlerin katıldığı paneller, öykü anlatımları, "Orta Anadolu" müzikali sürdürülmektedir.

Kaynakça

AT Yapım. "Neşet Ertaş Belgeseli "Ah Yalan Dünyada" | Tek Parça." Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://www.youtube.com/watch?v=jcd-Kcfs7mE&t=233s

Anadolu Ajansı. "Bozkırın Tezenesi: Neşet Ertaş." Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/bozkirin-tezenesi-neset-ertas/3697334

Anadolu Ajansı. "Bozlak ustası Muharrem Ertaş vefatının 41. yılında anıldı." Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/bozlak-ustasi-muharrem-ertas-vefatinin-41-yilinda-anildi/3761136

Artun, Erman. "Âşıklık Geleneğinde Neşat Ertaş Türkülerinin Yeri." Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, editör Salahaddin Bekki, Cilt I, 31–48. Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/5d511b3c-12db-4b2f-8ccf-03ad75db62d9

Baştepe, Kaan. "Abdal mı Garip mi: Bir Neşet Ertaş İncelemesi." Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, s. 113 (Mart 2025): 351–367. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3732650

Cerrahoğlu, Münir. "20. Yüzyıl Âşıklarından Neşet Ertaş ve Türkülerinde İşlediği Konular." Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, editör Salahaddin Bekki, Cilt I, 179–195. Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/5fc87609-c722-414f-b922-54860373dfe1

Demir, Sertan. "Orta Anadolu Üslûbu Dâhilinde Neşet Ertaş ve Neşet Ertaş'ın İcra Ettiği Türlere Genel Bakış." Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, editör Salahaddin Bekki, Cilt I, 275–282. Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/c468b33a-8662-4a0c-9db0-0b9701305e61

Neşet Ertaş. "Neşet Ertaş Hayatını Şiiri İle Anlatıyor." Youtube. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://www.youtube.com/watch?v=-4TuinGzZ6o&t=9s

Turhan, Muhammed, ve Öner Kova. "Değerler Eğitimi Açısından Türk Halk Müziği ve Halk Ozanları: Neşet Ertaş, Âşık Mahsuni Şerif, Âşık Veysel ve Özay Gönlüm Bağlamında Bir İnceleme." Eğitim ve İnsani Bilimler Dergisi: Teori ve Uygulama 3, no. 6 (Güz 2012): 117–128. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/210595

Türkiye Kültür Portalı. "Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi - Kırşehir." Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/kirsehir/gezilecekyer/neset-ertas-gonul-sultanlari-kultur-evi-

Uslu, Erhan. "Orta Anadolu Abdallarının Saz ve Vokal İcra Özelliklerinin Çözümlenmesi: Neşet Ertaş Örneği." Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3BHmM-yyJqKWAstJCU5VIT6rWk_VFtFLtwWyWFd1FhRI

Önal, Gülden Filiz, Hamit Önal ve Ozan Genç. "Kırşehir Türkülerinin Değerler Eğitimi Açısından İncelenmesi: Neşet Ertaş Örneği." TOBİDER International Journal of Social Sciences 7, s. 2 (2023): 183–198. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3319294

İnaltekin, Abdulkadir. "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi." Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, editör Salahaddin Bekki, Cilt I, 455–466. Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/d73c9d06-1c57-402d-bf67-a3145d6b7c0a

Dipnotlar

  • [1]

    Abdulkadir İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, ed. Salahaddin Bekki (Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013), Cilt I, 457. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/d73c9d06-1c57-402d-bf67-a3145d6b7c0a

  • [2]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 457, 464.

  • [3]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 458.

  • [4]

    Kaan Baştepe, "Abdal mı Garip mi: Bir Neşet Ertaş İncelemesi," Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, s. 113 (Mart 2025): 355–357, 360, 364–365. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3732650 ; Erman Artun, "Âşıklık Geleneğinde Neşat Ertaş Türkülerinin Yeri," Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, ed. Salahaddin Bekki (Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013), Cilt I, s. 47. Erişim tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/5d511b3c-12db-4b2f-8ccf-03ad75db62d9

  • [5]

    Baştepe, "Abdal mı Garip mi: Bir Neşet Ertaş İncelemesi," 358.

  • [6]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 459.

  • [7]

    Baştepe, "Abdal mı Garip mi: Bir Neşet Ertaş İncelemesi," 358.

  • [8]

    Münir Cerrahoğlu, "20. Yüzyıl Âşıklarından Neşet Ertaş ve Türkülerinde İşlediği Konular," Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu Bildirileri (13-14 Mayıs 2013, Kırşehir) içinde, ed. Salahaddin Bekki (Kırşehir: Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, 2013), Cilt I, s. 183-184. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://makale.isam.org.tr/items/5fc87609-c722-414f-b922-54860373dfe1

  • [9]

    Muhammed Turhan ve Öner Kova, "Değerler Eğitimi Açısından Türk Halk Müziği ve Halk Ozanları: Neşet Ertaş, Âşık Mahsuni Şerif, Âşık Veysel ve Özay Gönlüm Bağlamında Bir İnceleme," Eğitim ve İnsani Bilimler Dergisi: Teori ve Uygulama 3, no. 6 (Güz 2012): 117–128. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/210595

  • [10]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 461.

  • [11]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 460.

  • [12]

    Baştepe, "Abdal mı Garip mi: Bir Neşet Ertaş İncelemesi," 356; İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 460.

  • [13]

    Baştepe, "Abdal mı Garip mi: Bir Neşet Ertaş İncelemesi," 355–358.

  • [14]

    Cerrahoğlu, "20. Yüzyıl Âşıklarından Neşet Ertaş ve Türkülerinde İşlediği Konular," 185; Gülden Filiz Önal, Hamit Önal ve Ozan Genç, "Kırşehir Türkülerinin Değerler Eğitimi Açısından İncelenmesi: Neşet Ertaş Örneği," TOBİDER International Journal of Social Sciences 7, s. 2 (2023): 188. Erişim Tarihi: 18 Eylül 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3319294

  • [15]

    Cerrahoğlu, "20. Yüzyıl Âşıklarından Neşet Ertaş ve Türkülerinde İşlediği Konular," 193–194.

  • [16]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 462.

  • [17]

    İnaltekin, "Avrupalı Türklerin Kültür Hayatında Neşet Ertaş Etkisi," 460.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarDuygu Şahinler18 Eylül 2026 12:39

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Neşet Ertaş" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Doğumu

    • Doğum Tarihi Üzerine Farklı Görüşler

  • Kökeni

  • Ailesi

  • Çocukluk Yılları

  • Eğitim Durumu

  • Çıraklık Yılları ve İlk Enstrümanları

  • Gençlik Yılları

    • Kırşehir’den Ayrılış ve İstanbul Yılları

    • Ankara Dönemi, Radyo İcraları ve Ülke Çapında Tanınması

  • Evliliği

  • Gurbet Yılları (1979-2000’ler)

    • Berlin ve Bergheim Yılları

    • Avrupalı Türklerin Kültür Hayatındaki Rolü

  • Türkiye’ye Dönüşü

  • Onurlandırmalar ve Resmî Ünvanlar

  • Sanatı

    • Saz/Bağlama İcrasındaki Yenilikleri (Saz Tekniği)

    • Vokal ve Hançere Özellikleri

    • Kullandığı Ses Dizileri

    • Mahlas Tercihi

    • Türkülerinde İşlediği Temel Temalar

    • Bazı Albümleri

  • Vefatı

  • Mirası

    • Anıtlar ve Heykeller

    • Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi

    • Neşet Ertaş Kültür ve Müzik Festivali

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.