
Antik dönemde Anadolu'nun batısında yer alan Karia Bölgesi yerleşimlerinden biri olan Nysa Antik Kenti, günümüzde Aydın ili Sultanhisar ilçesinin 3 km kuzeybatısında yer almakta olup antik yazar Strabon tarafından "çifte kent" olarak tanımlanan antik kenttir. Strabon, kentin Mesogis Dağları’nın eteğine yayıldığını ve ortasından geçen bir akarsu ile ikiye ayrıldığını ifade etmektedir.【1】
Kentin kuruluşu Helenistik Dönem'e, özellikle Seleukos Krallığı dönemine dayanmaktadır. Strabon'un aktarımına göre, kentin kuruluşu Sparta kökenli Athymbros, Athymbrados ve Hydrelos adlı üç kardeşe dayandırılmakta fakat Strabon'un zamanında Nysa halkı yalnızca Athymbros'u kurucu olarak tanımaktaydı.
Nysa, Mesogis Dağları'nın eteklerinde, ortasından geçen bir akarsu ile ikiye ayrılan çifte kent yapısına sahipti. Bu özelliğiyle Strabon tarafından "sel akıntısıyla meydana gelmiş boğazla ikiye ayrılmış çifte kent" olarak tanımlanmıştı.
Roma döneminde Nysa, mimari ve sosyal açıdan önemli bir gelişme göstermiş, Karia bölgesinin Roma egemenliği altına girmesiyle birlikte Provincia Asia'nın bir parçası haline gelmiştir. Kentteki yapılara ve yazıtlara bakıldığında, Nysa'nın belirli bir aristokrat sınıfın etkisi altında olduğu, kamu yapılarının yapım ve onarımına bu sınıf tarafından destek verildiği anlaşılmaktadır. Kent, Roma Dönemi'nde hem mimari açıdan zenginleşmiş hem de kültürel olarak öne çıkmıştır.
Arkeolojik veriler, Nysa'nın Helenistik Dönem'den Bizans Dönemi sonuna kadar kesintili de olsa yerleşim gördüğünü göstermektedir. M.S. 3. yüzyıla ait seramiklerin kentte az bulunması, bu dönemde sınırlı bir faaliyet olduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte 7. yüzyılda yaşanan ani kesintinin, Sasaniler tarafından düzenlenen akınlar ve depremlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yerleşim ancak 12. yüzyılda yeniden canlanmıştır.
Nysa'nın Roma dönemindeki canlılığı, tiyatro, gymnasion, kütüphane, gerontikon ve agora gibi yapılarla birlikte sosyal ve entelektüel yaşamının da ön plana çıktığını göstermektedir. Aynı zamanda Strabon gibi önemli entelektüellerin burada yetişmiş olması, kentin tarihsel değerini daha da artırmaktadır.
Nysa Antik Kenti, Roma mimarisinin Anadolu’daki etkileyici örneklerinden bazılarını barındıran, topoğrafyaya uyumlu bir şekilde planlanmış zengin mimari dokuya sahip bir yerleşimdir. Kentin yapıları, sadece estetik değil aynı zamanda işlevsel olarak da dönemin mühendislik becerilerini gözler önüne sermektedir.
Nysa Tiyatrosu, yaklaşık 73x99 metrelik bir alanı kaplamakta ve Geç Helenistik Dönem’de (M.Ö. 1. yüzyıl) inşa edilmiş olmasıyla dikkat çekmektedir. Cavea (oturma alanı) yarım daire formunu 12 derece aşan bir açıyla düzenlenmiştir. Tiyatro sahnesine ait scaenae frons (çok katlı sahne cephesi), M.S. 120–140 yıllarında inşa edilmiş, M.S. 178 depreminde yıkılmış ve 180–200 yılları arasında üç katlı olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu yapı, Perge, Side ve Hierapolis tiyatrolarında görülen yüksek podyum mimarisi ve zengin kabartmalarla benzerlik taşır. Frizlerde Dionysos’un yaşamı, Pluton ile Kore’nin evliliği gibi mitolojik temalar işlenmiştir.
Agora’nın kuzeybatısında yer alan Gerontikon, yaklaşık 700 kişilik kapasitesiyle dikkat çeken, cavea ve iki katlı sahne cephesi ile tanımlanmış kapalı bir toplantı alanıdır. Yapının mimari bütünlüğü, propylon (anıtsal giriş), ön avlu ve iç yapıları ile birlikte değerlendirildiğinde, M.S. 2. yüzyılda Sextus Iulius Antoninus Pythodoros tarafından inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Kültürel ve politik toplantılara ev sahipliği yaptığı düşünülen yapı, dönemin kent yaşamında önemli bir yere sahiptir.
Gymnasion, genç erkeklerin bedensel ve zihinsel eğitimi için kullanılmıştır. Soyunma, yıkanma, derslik ve spor alanlarını içeren bu kompleks, Antik Çağ eğitim kurumlarının bir örneğidir. Hemen bitişiğinde yer alan kütüphane ise Anadolu’daki en iyi korunmuş antik kütüphanelerden biridir. Efes Kütüphanesi ile mimari benzerlikler gösteren yapı, belirli bir aristokrat sınıfın maddi katkısıyla inşa edilmiştir. İç duvarlardaki nişler, kitap rulolarını barındırmak üzere tasarlanmıştır.
Nysa’nın stadyumu, özellikle kuzey-güney yönlü olarak yerleştirilmiş Plateia (ana cadde) ile bağlantılı olarak planlanmıştır. Stadionun doğu kenarından geçen ve bir köprü ile Plateia’ya bağlanan tünel, mimari ve mühendislik açısından son derece etkileyicidir. Kentin farklı bölgeleri arasındaki ulaşımı sağlamak üzere tasarlanmış olan bu tünel sistemi, Roma mühendisliğinin kent planlamasına yansıyan bir örneğidir.
Nysa kentinde, özellikle Plateia çevresinde inşa edilmiş olan üç adet taş köprü, hem mimari açıdan hem de işlevsellik açısından dikkat çekicidir. Bu köprüler, kentin doğu ve batı yamaçlarını bağlayarak, topografyanın getirdiği doğal ayrımı mühendislik yoluyla aşmaktadır. Kazılarda ortaya çıkarılan 2 numaralı köprü çevresinde yoğun mimari kalıntılar bulunmuştur.
Kentin en geniş caddesi olan Plateia, yaklaşık 9 metre genişliğindedir. Bu caddenin çevresinde yapılan kazılarda çok sayıda mimari kalıntıya rastlanmıştır. Caddenin kuzey ve güney portikoları boyunca uzanan yapı adaları, üzerleri revaklı alışveriş ve kamusal kullanım alanları olarak planlanmıştır. Caddede açığa çıkarılan seramik ve unguentariumlar, günlük yaşamın izlerini taşır.
Agora, Nysa’nın sosyal ve ekonomik merkezidir. Kuzeyinde yer alan Çarşı Bazilikası, hem ticari hem de idari işlevlere sahip büyük bir kamusal yapıdır. Bu yapı, sütunlu galerileri ve çok katlı planlamasıyla dikkat çeker.
Nysa, sosyal yaşamının merkezi olan agora, kentin ekonomik ve ticari faaliyetlerinin yürütüldüğü bir alan olup bununla bağlantılı olarak Plateia (ana cadde) boyunca sürdürülen kazılarda ele geçen sofra kapları ve unguentariumlar, kentin günlük yaşamının detaylarını verir. Helenistik ve Roma dönemine ait bu seramikler, özellikle Doğu Sigillatası B tipi kaplar ile Geç Antik çağa ait Phocaea kırmızı astarlı kaplar ile temsil edilir.
Ayrıca kentte ortaya çıkarılan "Uyuyan Eros" kabartmalı urne kapağı, Nysa’da kremasyon geleneklerinin de varlığını belgeleyen nadir örneklerden biridir. Aslan postu üzerine uzanmış kanatlı Eros betimlemesi, Helenistik döneme uzanan bir geleneğin Roma döneminde nasıl uyarlanıp kullanıldığını gösterir.
Nysa Antik Kenti, yalnızca bir eğitim ve kültür merkezi değil, aynı zamanda güçlü mitolojik ve dini temsillere sahip bir yerleşim olarak da dikkat çekmektedir. Kentin mitolojik kimliği büyük ölçüde Dionysos kültü etrafında şekillenmiştir. Bu bağlamda hem yazılı kaynaklar hem de arkeolojik buluntular, Nysa'nın kutsal anlatılarla iç içe geçmiş yapısını ortaya koyar.
Mitolojik anlatıya göre, bebek Dionysos tanrı Hermes tarafından Nysa Dağı'ndaki perilerin yanına bırakılmış ve burada büyütülmüştür. Bu olay, Dionysos’un Nysa ile ilişkilendirilmesini sağlamış, kent onun kutsal mekânlarından biri haline gelmiştir. Dionysos'un Nysa’da büyütüldüğüne dair bu efsane, kentin mitolojik temsiline temel teşkil etmiştir. Nysa halkı da bu bağlamda Dionysos’u kentin koruyucu tanrısı olarak benimsemiş, özellikle tiyatro yapısında onun hayatına dair mitolojik sahneleri betimleyen kabartmalara yer vermiştir.
Nysa Tiyatrosu’nun sahne binasına ait podyum frizlerinde Dionysos’un doğumu, çocukluğu ve hayatından çeşitli sahneler betimlenmiştir. Özellikle Dionysos ile Ariadne'nin karşılaşması, Dionysos’un sarhoşluk ve doğayla ilişkili nitelikleri gibi ikonografik detaylar bu frizlerde yer almaktadır. Aynı frizlerde Pluton ile Kore’nin (Persephone) evliliği gibi yeraltı dünyasına ait mitolojik sahnelere de yer verilmiştir. Bu sahnelerin işlenmiş olması, Nysa’da sadece Dionysos değil, aynı zamanda yeraltı tanrıları ve tarım döngüsüyle ilgili inançların da etkin olduğunu göstermektedir.
Kent içinde bulunan dini yapılar doğrudan tanımlanamasa da nekropolis alanları ve mezar mimarisi üzerinden dini inançlar hakkında bilgi edinmek mümkündür. Kentin batısında yer alan nekropolis alanında yapılan kazılarda kremasyon mezar geleneğine ait örnekler bulunmuştur. Bu bağlamda, “Uyuyan Eros” kabartmalı urne kapağı önemli bir dini simge niteliği taşır. Aslan postu üzerine uzanmış kanatlı bir Eros figürünün yer aldığı bu mermer parça, hem çocuk ölümleriyle ilişkilendirilen duygusal bir temsiliyet hem de ölümsüzlük ve yeniden doğuş gibi inanç sistemlerine gönderme yapmaktadır. Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlenen bu eser, Nysa’daki mezar geleneklerinin çeşitliliğini ve dini simgeciliğin sanatsal yansımalarını ortaya koyar.
Nysa Antik Kenti, Anadolu’nun batısında, Roma döneminde eğitim, kültür, sanat ve mühendislik alanlarında ulaşılan seviyeyi gösteren çok yönlü bir yerleşimdir. Strabon gibi önemli entelektüellerin yetiştirildiği, anıtsal yapıların ve estetik anlayışın bir arada bulunduğu Nysa, Karia bölgesinde önemli bir eğitim ve kültür merkezi olarak tarihsel değerini sürdürmektedir.
[1]
Muhammed Diler ve Serdar Hakan Öztaner, “Nysa Antik Kenti Kazıları Konservasyon-Restorasyon Çalışmaları,” ASBİDER Akademi Sosyal Bilimler Dergisi 8, no. 22 (2021): 183–203. s. 185

Tarihçe
Mimari Yapılar
Tiyatro
Gerontikon (Yaşlılar Meclisi)
Gymnasion ve Kütüphane
Stadyum ve Tünel
Köprüler
Cadde 1 (Plateia)
Agora ve Çarşı Bazilikası
Kent Yaşamı ve Sosyal Yapı
Mitolojik ve Dini Yapı
Dionysos Kültü ve Mitolojik Bağlam
Kült Alanları ve Mezarlık Geleneği
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.