BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarNurten Yalçın21 Nisan 2026 12:07

Osmanlı’yı Bir Japon Sanatçının Gözünden Çizmek: Momoyama Aoi ile Röportaj

Tarih+1 Daha
fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

Bir manga düşünün: Ne Tokyo’da geçiyor, ne samurayları anlatıyor, ne de bir lise hikâyesi. Sahnesi 16. yüzyıl Osmanlısı.


Osmanlı İmparatorluğu, yalnızca bir tarih sahnesi değil, aynı zamanda desenlerin, renklerin ve formların iç içe geçtiği bir estetik dünyadır. Bu dünya, yüzyıllar sonra, Japon bir sanatçının çizgileriyle yeniden hayat buluyor.


Momoyama Aoi’yi ilk kez Türkiye’de yayımlanan bir haber aracılığıyla keşfettim. Bu haberde, bir Japon sanatçının mangasında Osmanlı’yı anlattığını ve Osmanlı karakterlerini kendi üslubuyla yeniden yorumladığını görmek doğrusu bana oldukça ilginç geldi. Bir Japon sanatçının Osmanlı’yı konu alması hem şaşırtıcı hem de düşündürücüydü; zira tarih boyunca Osmanlı ile Japonya arasında kurulan dostane ilişkilerin izleri, böylesi bir sanat üretiminde yeniden karşılık buluyor gibiydi.

Hilalin Ülkesi: Osmanlı Binbir Gece Masalları (Momoyama Aoi)


Bu merakla birlikte, “Bu sanatçıyla mutlaka bir röportaj yapmalıyım” diye düşündüm. Ancak kendisine ulaşmak sandığım kadar kolay olmadı. Sosyal medya hesabı vardı fakat mesajlaşma özelliği aktif değildi. Bunun üzerine, manganın yayımlandığı platformda yer alan “hayran mektubu gönder” bölümünü kullanarak kendisine ulaştım. Açıkçası bu mesajın bir karşılık bulacağından pek emin değildim.


Fakat beklenmedik bir şekilde yanıt geldi. Böylece, coğrafi mesafelerin zorunlu kıldığı bir biçimde, röportajımız çevrim içi olarak gerçekleşti. Buna rağmen, tüm yazışma süreci boyunca son derece samimi ve içten bir iletişim kuruldu. Sorulara verilen yanıtlar da bu samimiyeti açıkça yansıtıyordu.


Momoyama Aoi, “Hilalin Ülkesi” adlı mangasında Osmanlı’yı savaş ve siyaset ekseninden uzaklaştırarak, sanatın, gündelik hayatın ve bireysel deneyimlerin merkezine yerleştirir. Tokyo’da geçen bir lise hikâyesi ya da samuray anlatısı yerine, 16. yüzyıl Osmanlı’sında bir nakkaşhaneyi sahneye taşıyan bu eser; boya ezen, altın varak hazırlayan ve desen çizen bir çırağın gözünden ilerler. Bu yönüyle, alışılmış kahramanlık anlatılarının dışına çıkarak Osmanlı’yı zanaat, estetik ve üretim üzerinden yeniden kurar.


Eserde yalnızca bir sanatçının hikâyesi değil, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel dokusu da titizlikle işlenir. Harem gibi çoğu zaman yanlış ve yüzeysel biçimde temsil edilen alanlar, gündelik hayatın içinden sahnelerle daha gerçekçi bir çerçevede sunulur. Minyatür sanatı ile manga estetiği arasındaki görsel yakınlık—iki boyutluluk, canlı renkler ve ayrıntıya verilen önem—bu anlatının dikkat çekici yönlerinden biridir. Bu sayede Osmanlı, Japon sanatçının gözünde yalnızca tarihsel bir güç değil, zengin bir görsel evren olarak yeniden anlam kazanır.


Aşağıda okuyacağınız röportaj, bu merakın ve iletişim çabasının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Momoyama Aoi’nin Osmanlı’ya nasıl baktığını, bu dünyayı nasıl kurduğunu ve başka bir kültürü kendi sanat diliyle anlatmanın ne anlama geldiğini kendi sözlerinden takip edebilirsiniz.

Röportaj Metni

1. Osmanlı İmparatorluğu’nu konu alan bir manga üretme fikri sizde nasıl ortaya çıktı?

Başlangıçta Osmanlı İmparatorluğu hakkında bir manga çizmeyi özellikle planlamış değildik; bu fikir, sahip olduğumuz pek çok fikirden yalnızca biriydi. Seriye başlamadan önce yapılan toplantılarda çeşitli konular ortaya attık: Edo dönemi Japonya’sında geçen bir tarihî hikâye, Prusyalı kötü bir toprak sahibini Avusturyalı bir büyücünün cezalandırdığı bir hikâye, Tibet’in ideal ülkesi Şambala’da yaşayan yüksek dereceli bir keşişin Ganj Nehri’ndeki bir yaratığı yok ettiği bir hikâye, erkeksi ve sert mizaçlı Batılı bir kadın paralı askerin Osmanlı hareminin içine alınarak zorluklar yaşadığı bir hikâye gibi.


Bu fikirler arasında editör ekibi tarafından “görsel olarak göz alıcı ve ilgi çekici” bulunan ve en yüksek değerlendirmeyi alan konu Osmanlı hikâyesi oldu. Bunun üzerine tek bölümlük Yeni Ayın Prensi ve Savaş Kölesi adlı eseri çizdik. Bu çalışma beğenilince, aynı evrende geçen Hilalin Ülkesi adlı seri ortaya çıktı.


Bu nedenle başlangıçta Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değildik. Ancak eseri çizmek için araştırma yaptıkça, Osmanlı’nın cazibesi ve derinliği bizi giderek daha fazla etkiledi; bugün ise Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük bir hayranı hâline geldik.


Hilalin Ülkesi: Osmanlı Binbir Gece Masalları (Momoyama Aoi)

2. Japonya’dan bakıldığında Osmanlı İmparatorluğu sizi ilk olarak hangi yönüyle etkiledi?

Görkemli ve ihtişamlı sanatı, son derece güçlü ordusu ve üç kıtadan bir araya gelmiş çeşitlilik dolu kültürü bana çekici geliyor.


Özellikle bu görkemli sanat anlayışı çok önemliydi. Seri toplantısında sunduğumuz pek çok fikir arasında Osmanlı fikrinin diğerlerinin arasından açıkça öne çıkmasının nedeni de buydu. Editör ekibine göre yeni bir seride önemli olan, konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir okuyucunun bile ilk bakışta eserden keyif alabilmesidir. Osmanlı İmparatorluğu ise, ilk bakışta bile güzel ve etkileyici bulunabilecek pek çok unsura sahiptir: mimari, süsleme ve kıyafetler gibi. Leo bölümünde ele alınan Türk çinileri de bu güzelliklerden biridir.


3. Bu projeye başlamadan önce Osmanlı tarihi ya da sanatıyla bir bağınız var mıydı?

Aslında hiç yoktu. Yalnızca okulda dünya tarihi derslerinde öğrendiğim kadarıyla biliyordum. Bu mangayı çizmek için neredeyse sıfırdan araştırma yaparak ilerledik.


4. Eserinizde Osmanlı’yı savaş ve siyaset yerine estetik ve gündelik yaşam üzerinden anlatmayı tercih ediyorsunuz. Bu bilinçli bir tercih miydi?

Evet, öyle. Başlangıçta ben de savaş ve siyaseti ele almayı planlıyordum. İkinci bölüm olan Faysal bölümünde savaşa kısmen yer verdik; üçüncü bölüm olan Lucia bölümünde de siyasete biraz değindik. Ancak çizimden sorumlu Aoi, “Daha önceki Osmanlı temalı eserlerde herkes savaş ve siyaseti ele alıyor; bunu ana tema yaparsak eser diğerlerinin arasında kaybolur” diyerek uyarıda bulundu. Editör ekibinden de “Bu dergi yetişkinlere yönelik olduğu için daha ağırbaşlı bir meslek mangası olarak kurgulanmalı. Sanat ve halktan insanların hayatını ele almak daha uygun olur” yönünde bir öneri aldık. Bunun üzerine imparatorlukta yaşayan farklı mesleklerden insanları anlatmaya karar verdik.


5. Japon okuyucunun Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl algılamasını istersiniz?

Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyanın teknolojik açıdan en ileri ülkelerinden biri olduğunu ve başka ülkeler tarafından örnek alındığını bilmelerini isterim. Ayrıca, eserde ele aldığımız dönemden birkaç yüzyıl sonrasına ait olsa da, Osmanlı İmparatorluğu ile Japonya arasında son derece dostane ilişkiler bulunduğunun da daha fazla bilinmesini isterim.


Hilalin Ülkesi: Osmanlı Binbir Gece Masalları (Momoyama Aoi)

6. Hikâyenin merkezine bir padişah yerine bir nakkaş çırağını yerleştirme nedeninizi açıklar mısınız?

Başkahramanı sıradan bir çırak ressam çocuk olarak belirleyerek genel okuyucunun, özellikle de sanatla ilgilenen gençlerin onunla bağ kurmasını amaçladık. Ayrıca başkahramanın bir ressam olması durumunda, çizimden sorumlu Aoi’nin kendi deneyimlerinden de yararlanabileceğimizi düşündük. Nitekim Şakır Usta ile Leo arasındaki diyaloglar ve eser seçimiyle ilgili bölümler, geçmiş iş deneyimlerimize ve bugüne kadar editörlerden aldığımız yönlendirmelere dayanarak oluşturuldu.


Tarihsel olarak nakkaşhanelerde yeni başlayanlardan çok fazla bireysellik beklenmez, ustanın talimatlarını sadakatle yerine getirmeleri daha önemli görülürdü. Ancak çağdaş okuyucunun karakterlerle bağ kurabilmesi için, eserde özellikle bir seçme süreci kurgulayarak her bir karakterin bireyselliğini ortaya koymasına imkân tanıdık.


7. Leo karakteri üzerinden nasıl bir gelişim ve içsel yolculuk anlatmak istediniz?

Olgunlaşmamış ve kendi bildiğini yapan Leo’nun, çevresindekilerin yönlendirmesiyle daha alçakgönüllü bir şekilde gelişmesini ve profesyonel bir sanatçı olarak “yalnızca kendisinin çizebileceği” şeyi keşfetme sürecini anlatmak istedik. Ona destek olan ustasına ve kıdemli çıraklara duyduğu minneti fark etmesi ve “en iyisi benim” şeklindeki kibrini bırakması da bu gelişimin önemli bir parçasıdır.


Hilalin Ülkesi: Osmanlı Binbir Gece Masalları (Momoyama Aoi)

8. Osmanlı minyatürü ile Japon manga estetiği arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz?

Minyatürlerde çeşitli hareketli sahneler düzlemsel biçimde çizilerek anlatılır; bu yönüyle mangayla benzerlik taşıdığını düşünüyorum. Örneğin İskendernâme'ye eşlik eden minyatürlerde bir kahramanın ejderhayla savaştığı sahneler yer alır. İnsanların ve atların canlı bir şekilde bir canavarı alt ettiği bu tür sahneler, adeta kadim bir manga karesi gibidir. Ayrıca minyatürlerde, asıl vurgulanmak istenen unsur dışındaki detayların sadeleştirilerek verilmesi ve ana çizgiler ile renklerin belirgin olması gibi özellikler de günümüz mangasıyla benzerlik göstermektedir.


9. Eseriniz Japonya’da ve uluslararası alanda nasıl karşılandı? Okur tepkileri arasında sizi en çok etkileyenler neler oldu?

Hem Japonya’da hem de yurt dışında “Osmanlı sanatını konu alan eserlerin nadir olduğu” yönünde değerlendirmeler aldık. Ayrıca ikinci bölümden itibaren tema sanattan yemeğe, savaşa ve hareme doğru değişse de her bölüm için Türkiye’den ve Japonya’da yaşayan Müslümanlardan “Osmanlı ve İslam kültürü iyi araştırılarak çizilmiş” şeklinde övgüler aldık. Bu da yaptığımız araştırmanın karşılığını aldığımızı hissettirdi.


Okuyucu tepkileri arasında beni en çok etkileyen şey ise Türk çini sanatçısı Kubota Yumiko’nun Leo’nun aslan motifli çinisini gerçekten üretmiş olmasıydı. Geleneksel İznik üslubuyla son derece güzel bir şekilde renklendirilmişti; bunu görünce “gerçekte de böyle olurdu” dedirten güçlü bir gerçeklik hissi oluştu.


10. Sizce insanlar kendi tarihlerini neden bazen başka bir sanatçının gözünden daha iyi anlayabiliyor?

İnsan, çoğu zaman sahip olduğu şeyleri kolay kolay fark edemez. Türkiye’de yaşayan insanların da gündelik hayatın içinde alıştıkları için fark etmediği Osmanlı’nın estetik güzellikleri olduğunu düşünüyorum. Bu unsurları Japon bir sanatçı olarak kendi bakış açımla yeniden keşfederek, Türk okuyucuların da “Ülkemizde böyle güzel şeyler varmış” diye fark etmelerini sağlayabilirsem mutlu olurum.


Hilalin ÜlkesiBinbir Gece Masalları geleneğine dayanan, yani masalsı bir anlatıdır. Bu nedenle tarihsel gerçeklikten farklı pek çok tasvir içerir. Ancak eserin temelinde yer alan “Osmanlı kültürünün estetik güzelliğini aktarma” düşüncesi konusunda tutarlı olmaya çalışıyoruz. Bu eser aracılığıyla daha fazla insanın bu güzelliği tanımasını isterim.

Momoyama Aoi Hakkında

Momoyama Aoi, senaryo ve görsel üretimin farklı kişilerce üstlenildiği, evli bir çift tarafından oluşturulan bir manga sanatçısı ikilisidir. Bu yapıda Momoyama (senarist, erkek) senaryoyu, Aoi (çizer, kadın) ise görsel anlatımı üstlenmektedir. İkili, farklı disiplinlerden gelen birikimlerini bir araya getirerek, anlatı ile görselliğin dengeli bir şekilde bütünleştiği bir üretim pratiği ortaya koymaktadır.


Hilalin Ülkesi: Osmanlı Binbir Gece Masalları (Momoyama Aoi)

Senarist Momoyama, Ryukoku Üniversitesi’nde Hint felsefesi ve Budizm üzerine eğitim almış; bu süreçte Budizm ve İslam gibi geleneksel dinlere ilgi duymaya başlamıştır. Daha sonra katıldığı bir etkinlikte Aoi ile tanışmış; iki sanatçı, birbirlerinin yeteneklerini fark ederek birlikte üretim yapmaya başlamıştır. Bu birliktelik zamanla kalıcı bir sanatsal ortaklığa dönüşmüştür.


Çizer Aoi ise Osaka Sanat Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tasarım Bölümü’nden mezun olduktan sonra Universal Studios Japan bünyesinde çalışmış; burada çeşitli karakterlerin tasarım ve çizim süreçlerinde görev almıştır. Daha sonra Takarajimasha yayınevinde illüstrasyon ve manga üretiminde bulunan Aoi, bu birikimini günümüzde Shinchosha bünyesinde sürdürdüğü çalışmalarına yansıtmaktadır.

Eserleri

  • 2017お嬢様、「了解です」は上司にNGです。 超一流執事のマナー講座
    (Hanımefendi, “Anlaşıldı” ifadesi üstlere karşı uygun değildir: Üst düzey bir uşağın görgü kuralları dersleri) — çizim
  • 2018マンガでわかる! 仕事で絶対ミスしない技術
    (Manga ile öğren! İşte asla hata yapmamanızı sağlayacak teknikler) — çizim
  • 2023新月の皇子と戦奴隷 ~ダ・ヴィンチの孫娘~
    (Yeni Ayın Prensi ve Savaş Kölesi – Da Vinci’nin Torunu) — tek bölüm
  • 2025–三日月の国 オスマン千夜一夜
    (Hilalin Ülkesi: Osmanlı Binbir Gece Masalları) — devam ediyor

Ödülleri

  • 2017SILENT MANGA AUDITION, İkincilik Ödülü
    忍べ!熊本城 (Gizlen! Kumamoto Kalesi)
  • 2018SILENT MANGA AUDITION, Başarı Ödülü
    7色の翼 (Yedi Renkli Kanatlar)
  • 2022 — 18. Kurage Manga Ödülleri, Teşvik Ödülü
    物怪圓満仕置録 (Doğaüstü Varlıkların Adil Cezalandırılması Kayıtları)



Japonca Metin Linki: 日本人アーティストの視点からオスマン帝国を描く――桃山あおいインタビュー


İngilizce Metin Linki: Drawing the Ottoman Empire Through the Eyes of a Japanese Artist: Interview with Momoyama Aoi

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

İçindekiler

  • Röportaj Metni

    • 1. Osmanlı İmparatorluğu’nu konu alan bir manga üretme fikri sizde nasıl ortaya çıktı?

    • 2. Japonya’dan bakıldığında Osmanlı İmparatorluğu sizi ilk olarak hangi yönüyle etkiledi?

    • 3. Bu projeye başlamadan önce Osmanlı tarihi ya da sanatıyla bir bağınız var mıydı?

    • 4. Eserinizde Osmanlı’yı savaş ve siyaset yerine estetik ve gündelik yaşam üzerinden anlatmayı tercih ediyorsunuz. Bu bilinçli bir tercih miydi?

    • 5. Japon okuyucunun Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl algılamasını istersiniz?

    • 6. Hikâyenin merkezine bir padişah yerine bir nakkaş çırağını yerleştirme nedeninizi açıklar mısınız?

    • 7. Leo karakteri üzerinden nasıl bir gelişim ve içsel yolculuk anlatmak istediniz?

    • 8. Osmanlı minyatürü ile Japon manga estetiği arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz?

    • 9. Eseriniz Japonya’da ve uluslararası alanda nasıl karşılandı? Okur tepkileri arasında sizi en çok etkileyenler neler oldu?

    • 10. Sizce insanlar kendi tarihlerini neden bazen başka bir sanatçının gözünden daha iyi anlayabiliyor?

  • Momoyama Aoi Hakkında

    • Eserleri

    • Ödülleri

KÜRE'ye Sor