Bir bankta oturmak istediğinizi düşünün. Ama bankın ortasında bir kolçak var. Ya da yüzeyi öyle eğimli ki oturunca kayıyorsunuz. Belki de bir dükkanın önündeki pencere pervazına ilişmek istediniz ama küçük metal çıkıntılar sizi engelledi. Muhtemelen "ne biçim bir tasarım" deyip geçtiniz. İşte tam da o "geçip gitme" hâli, bu tasarımların asıl başarısı. Bu tasarımların adı da düşman mimari.
Düşman mimarinin amacı basit. Kamusal alanda bazı davranışları (çoğunlukla uzanmayı, uyumayı, oyalanmayı) fiziksel olarak imkansız hâle getirmek.

Bir Bank Örneği (flickr)
Parklar, meydanlar, kaldırımlar... Bunlar teoride herkese açık alanlar. Kamusal olarak tanımlanmaları, insana orada bulunma, dinlenme hatta evsiz olma hakkını da tanımalı. Şehir planlamacıları ve mühendisler de tam olarak bu eşitliği korumakla yükümlü; meslek etik kuralları toplumun çeşitli ihtiyaçlarını gözetmeyi, kapsayıcı bir kamu yararını savunmayı taahhüt ediyor.
Peki bir kaldırımı, bir bankı uyunamaz hâle getirmek bu ilkeyle nasıl bağdaşıyor?
Bağdaşmıyor.
Bir insanı sırf parkta uyuduğu için cezalandıran bir yasa çıkarmak çoğu yerde mümkün değil. Ama o parkı uyunamaz hâle getirmek son derece kolay. Yani yasanın yapamadığını tasarım sessizce hallediyor.
Bunun en bilinen örneği, 2012'de Londra ilçe meclisi tarafından ısmarlanan Camden Bank. Aslında bank demek bile fazla; keskin kenarları ve eğimleri olan, düz bir yüzeyi hiç olmayan bir beton bloğu. Hem uyumayı hem de kaykay yapmayı caydırmak için tasarlanmış. Tek amacı standart bankların yerini almak ve "istenmeyen" davranışları engellemek. Kağıt üzerinde "kamusal" olan bir alan, tasarım aracılığıyla usulca özelleştiriliyor.

Camden Bank (flickr)
Ve bu yalnızca evsizleri veya kaykaycıları vurmuyor. Camden Bank'ın o eğimli yüzeyi yaşlılar ya da hareket kısıtlılığı olan biri için de oturmayı zorlaştırıyor. San Francisco'da mahalleli birkaç bin dolar toplayıp kaldırımlarına evsizleri caydırmak için koca kaya blokları yerleştirdiğinde, o kaldırım tekerlekli sandalye kullanan biri için de geçilmez hâle geldi. Bir alanı "herkes için kullanışsız" yaparak sadece hedeflediğiniz kişiyi değil, çok daha fazlasını dışlıyorsunuz.
Düşman mimarinin en sinsi tarafı, çoğunlukla görünmez oluşu. Çünkü bu tasarımların büyük kısmı "sosyal açıdan kabul edilebilir" bir işlevin içine gizleniyor. Uzanılamayan bank hâlâ oturma alanı sağlıyor. Gece çalışan otomatik fıskiyeler parkı suluyor sözde. Kimse durup düşünmüyor, çünkü asıl niyet göz önünde değil.
Bankların ortasına yerleştirilen kolçaklar oturmak için değil, uzanmayı engellemek için orada. Eğimli oturaklar otobüs duraklarında oyalanmayı zorlaştırmak için. Uzanmayı, bir aracın içinde yaşamayı bile engelleyecek şekilde tasarlanmış zemin döşemeleri.

Zemin Döşemesi Örneği (flickr)
Bu arada tasarımcılar da meselenin farkında. Central St Martins'ten tasarım profesörü Lorraine Gamman, spike'ların (evsiz karşıtı metal çiviler) "artık topluluklarda hoş karşılanmayan, modası geçmiş bir kale estetiğinin parçası" olduğunu söylüyor.【1】
Sanatçılar ve aktivistler ise "design activism" başlığı altında bu mimariyi sorguluyor. Sarah Ross'un evsizlerin kamusal mobilyaya uyum sağlamasını sağlayan "Archisuits" projesi, Stuart Semple'ın hostiledesigns.org platformu, Michael Beitz'in "düşman ve dost banklar" işleri... Hepsi aynı soruyu soruyor: Kamu yararı dediğimiz şeyi gerçekten kimin için tanımlıyoruz?
En tuhaf nokta düşman mimari, evsizliği çözmediği gibi genellikle daha pahalıya patlıyor. Seattle bir viyadükte evsizleri engellemek için 1,1 milyon dolar harcadı. New York'ta metro içine takılan "yaslanma barları" 74 milyon dolara mal oldu.【2】 Iowa City gibi 75 bin nüfuslu küçük bir kasaba bile banklarını "evsiz karşıtı" hâle getirmek için 150 bin dolarlık bütçe öngördü.【3】
Oysa bu para başka bir yere gidebilir. Bir insanı uyunamaz banka mahkûm etmek yerine, onun barınabileceği bir çözüme yatırım yapmak hem daha kalıcı hem de sonuçta daha ucuz. Çünkü evsizleri kamusal alandan kovmak onları yok etmiyor; gidecek başka yerleri olmadığı için ortadan kaybolmuyorlar. Sorunu kaynağında çözmenin tek yolu, insanları görünmez kılmaya harcanan parayı onları barındırmaya harcamak.
Burada dürüst bir soru sormak lazım. Bu tasarımların çoğuna itiraz etmiyoruz çünkü bizi doğrudan etkilemiyor ve tasarım gereği minimal, göze batmıyor. Peki ya mesaj bu kadar kolay göz ardı edilemeseydi?
Parkları ve sokakları küçük çıkıntılar ve kolçaklarla donatmak yerine "girilmez" tabelaları ve sirenler koysaydık ne olurdu? Sonuç aynı olurdu. Ama bu kez toplumun dışlamayı bilinçli olarak onaylaması ya da kendi rahatsızlığıyla yüzleşmesi gerekirdi. Çoğumuz bu açıklıktan rahatsız olurduk. Bu sebeple meselenin ahlaki tarafıyla da doğrudan yüzleşmek gerek.
Aslında bir bank sadece bir bank değildir. Onu kimin kullanabileceğine karar verdiğimiz an, aynı zamanda şehirde kimin var olma hakkı olduğuna da karar vermiş oluyoruz. Kimse yoğun bir evsizlik manzarasının içinde yürümek istemez; bu rahatsızlık ve güvensizlik hissi gerçektir ve yok sayılamaz. Ama düşman mimarinin çözdüğü şey bu değil. Uyunamayan bir bank, dikenli bir pervaz, bir insanı ortadan kaldırmıyor. Sadece onu bir sonraki sokağa, görüş alanımızın dışına itiyor. Sorun çözülmüş gibi görünüyor, oysa yalnızca yer değiştiriyor, hatta çoğu zaman büyüyor.
İşte düşman mimarinin asıl açmazı burada. Bir insanı gördüğümüz yerden uzaklaştırmak, o insanın var olmasını engellemiyor; sadece bizi rahatsız eden görüntüyü başkasının kapısının önüne taşıyor. Kısacası kimseyi kurtarmıyor ama herkesi ayakta bırakmayı başarıyor.
Avocado, Laurie. ''Anti-Homeless Bench and Trash Receptacle.'' Flickr. Son erişim 20 Temmuz 2026. https://flic.kr/p/4RtgzY
Doctorow, Cory. ''Camden bench 1, Soho, London, UK.'' Flickr. Son erişim 20 Temmuz 2026. https://flic.kr/p/2nYobDg
Doctorow, Cory. ''Graffiti and hostile architecure, Shoreditch, London, UK.'' Flickr. Son erişim 20 Temmuz 2026. https://flic.kr/p/2rGuE6N
Hustings, Megan ve Bob Erlenbusch. Design Against Humanity. Hazırlayan ve derleyen Ramina Davidson. National Coalition for the Homeless, Ağustos 2023. Son erişim 20 Temmuz 2026. https://nationalhomeless.org/wp-content/uploads/Design-Against-Humanity_Hostile-Architecture-paper-2023.pdf
Nussbaum, Zoe. ''Hostile Architecture: The Ethical Problem of Design as a Means of Exclusion.'' Viterbi Conversations in Ethics. Son erişim 20 Temmuz 2026. https://vce.usc.edu/volume-7-issue-1/hostile-architecture-the-ethical-problem-of-design-as-a-means-of-exclusion/
The Guardian. ''Anti-homeless spikes are part of a wider phenomenon of 'hostile architecture'.'' The Guardian. Son erişim 20 Temmuz 2026. https://www.theguardian.com/artanddesign/2014/jun/13/anti-homeless-spikes-hostile-architecture
[1]
The Guardian, ''Anti-homeless spikes are part of a wider phenomenon of 'hostile architecture','' The Guardian, Son erişim 20 Temmuz 2026,
https://www.theguardian.com/artanddesign/2014/jun/13/anti-homeless-spikes-hostile-architecture
[2]
Megan Hustings ve Bob Erlenbusch, Design Against Humanity, haz. ve der. Ramina Davidson (National Coalition for the Homeless, Ağustos 2023), 12. Son Erişim 20 Temmuz 2026, https://nationalhomeless.org/wp-content/uploads/Design-Against-Humanity_Hostile-Architecture-paper-2023.pdf
[3]
Hustings ve Erlenbusch, Design Against Humanity,13.
Tasarımda Saklanan Sinsilikler
Aslında Daha Pahalı
Sessizce Onaylanan Dışlama