Piezo sensör, mekanik bir gerilimi (basınç, ivme, zorlama veya kuvvet gibi) bir elektrik sinyaline veya tersi şekilde, bir elektrik sinyalini mekanik bir titreşime dönüştürmek için piezoelektrik etkiyi kullanan bir cihazdır. Bu sensörler, bir enerji biçimini diğerine dönüştürdükleri için "dönüştürücü" (transducer) olarak da sınıflandırılırlar. Piezoelektrik olgu, belirli kristal ve seramik malzemelerin mekanik olarak deforme edildiklerinde yüzeylerinde bir elektrik yükü biriktirme özelliğine dayanır. Bu özellik sayesinde son derece hassas ve çok yönlü sensörlerin üretimi mümkün olmuştur.
Piezo sensörler, hem dinamik hem de yarı statik ölçümlerde yaygın olarak kullanılır. Özellikle hızlı değişen basınç, ses dalgaları, ivmelenme ve yüksek frekanslı titreşimlerin ölçümünde üstün performans gösterirler. Basit yapıları, harici bir güç kaynağına ihtiyaç duymamaları (pasif olmaları) ve geniş frekans tepkileri sayesinde tüketici elektroniğinden endüstriyel otomasyona, tıbbi görüntülemeden havacılık ve uzay sanayine kadar geniş bir yelpazede uygulama alanı bulurlar.

Piezo Sensör (Yapay Zeka İle Oluşturuldu)
Piezoelektrik etkinin keşfi, 1880 yılında Fransız fizikçi kardeşler Pierre Curie ve Jacques Curie tarafından yapılmıştır. Kardeşler, kuvars, turmalin ve Rochelle tuzu gibi belirli kristallerin üzerine mekanik bir basınç uyguladıklarında, kristal yüzeylerinde ölçülebilir bir elektrik potansiyeli oluştuğunu gözlemlediler. Bu olguya, Yunancada "sıkıştırmak" veya "basmak" anlamına gelen "piezein" (πιέζειν) kelimesinden yola çıkarak "piezoelektrik" adını verdiler. Bir yıl sonra, bu etkinin tersinin de geçerli olduğunu, yani bu kristallere bir elektrik alanı uygulandığında fiziksel olarak deforme olduklarını (uzayıp kısaldıklarını) kanıtladılar. Bu ikinci olgu günümüzde "ters piezoelektrik etki" olarak bilinir.
Piezoelektrik malzemelerin pratik uygulamaları I. Dünya Savaşı sırasında gelişti. Paul Langevin ve ekibi, denizaltıları tespit etmek için ultrasonik ses dalgaları üreten ve algılayan bir sonar cihazı geliştirmek amacıyla kuvars kristallerinden faydalandı. Bu çalışma, piezoelektrik dönüştürücülerin ilk önemli uygulamalarından biri olarak kabul edilir.
Piezo sensörlerin temel çalışma mekanizması, piezoelektrik malzemelerin atomik yapısına dayanır. Bu malzemelerin kristal kafes yapısı, normalde simetrik bir yük dağılımına sahiptir. Ancak malzeme üzerine bir dış kuvvet uygulandığında bu yapı bozulur.
Bir piezoelektrik malzemenin üzerine basınç, çekme veya bükme gibi mekanik bir kuvvet uygulandığında, kristal kafes yapısı elastik olarak deforme olur. Bu deformasyon, kristal içindeki pozitif ve negatif yüklü iyonların merkezlerinin birbirinden ayrılmasına neden olur. Yük merkezlerinin ayrılmasıyla malzemenin karşıt yüzeylerinde net bir pozitif ve negatif yük birikimi meydana gelir. Bu durum, malzemenin yüzeyleri arasında ölçülebilir bir voltaj farkı (elektrik potansiyeli) oluşturur. Üretilen bu voltaj, uygulanan mekanik gerilimle doğru orantılıdır. Sensör uygulamalarının büyük çoğunluğu bu doğrudan etkiyi kullanır.
Doğrudan etkinin tam tersi bir süreçtir. Piezoelektrik bir malzemenin yüzeylerine harici bir elektrik alanı (voltaj) uygulandığında, malzemenin kristal yapısındaki iyonlar bu alana tepki olarak yer değiştirir. Bu iyonik hareket, malzemenin fiziksel boyutlarında küçük ama hassas bir değişikliğe (genleşme veya büzülme) yol açar. Bu prensip, sensörlerden ziyade aktüatörlerde (hareket ettiricilerde) kullanılır. Örneğin, mürekkep püskürtmeli yazıcı kafaları, ultrasonik temizleyiciler ve hassas konumlandırma sistemleri (nanometre ölçeğinde) ters piezoelektrik etkiyle çalışır.
Piezo sensörlerin çok yönlülüğü, onlara sayısız uygulama alanı kazandırmıştır:
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Piezo Sensör" maddesi için tartışma başlatın
Tarihçe
Çalışma Prensibi
Piezoelektrik Etki (Doğrudan Etki)
Ters Piezoelektrik Etki
Uygulama Alanları