

Sabâ-zemzeme makamının seyrine sabâ makamı ile ve çıkıcı yahut çıkıcı-inici olarak durak veya güçlü civarından başlanır. Sabâ makamında, özellikleri ve asma kararları belirtilerek dolaşılıp güçlü çârgâh perdesinde zirgüleli hicaz çeşnisiyle yarım karar yapılır. Yine bu makamda karışık gezinilerek dügâh perdesinde sabâ makamı sona erdirilir. Buradan kürdî dizisi veya daha çok beşlisine (hatta dörtlüsü ve üçlüsü) geçilip bu dizi ve çeşni gösterildikten sonra dügâh perdesinde kürdî çeşnili tam karar yapılır (diğer özellikler için bk. SABÂ).
Küçük Mehmed Ağa’nın remel usulünde, “Ebrûlerine vesme rûhuna gamze mi çekmiş?” mısraıyla başlayan bestesiyle, “Yetiş ki ey dil-i şûrîde câna can katalım” mısraıyla başlayan ağır semâisi; Hacı Sâdullah Ağa’nın, “Gel mâh-ı cihânım gidelim gülşene biz de” mısraıyla başlayan yürük semâisi; Sermüezzin Rifat Bey’in curcuna usulünde, “Hayâl-i yâre değme girye dursun” ve Hacı Ârif Bey’in düyek usulünde, “Kabûl eyle sanadır arz-ı hâlim” mısralarıyla başlayan şarkıları; Zekâi Dede’nin âyîn-i şerifi, Muallim İsmâil Hakkı Bey’in evsat usulünde, “Merhabâ ey mâh-ı mübârek merhabâ” mısraıyla başlayan ramazan ilâhisiyle İzzettin Hümâyi Elçioğlu’nun müsemmen usulünde, “Ey habîb-i muhterem lutfet şefâat kıl bize” mısraıyla başlayan ilâhisi bu makamın en güzel örneklerindendir.
Abdülbâki Nâsır Dede, Tedkîk ü Tahkîk (nşr. Yalçın Tura), İstanbul 2006, s. 56-57.
Hâşim Bey, Mûsikî Mecmuası, İstanbul 1280, s. 36.
Hüseyin Sâdeddin Arel, Türk Mûsıkîsi Nazariyatı Dersleri (haz. Onur Akdoğu), Ankara 1991, s. 264-265, 291-293.
Suphi Ezgi, Nazarî-Amelî Türk Musikisi, İstanbul 1933-40, I, 225-227; IV, 263-264.
Tanbûrî Cemil Bey, Rehber-i Mûsikî, İstanbul 1321, s. 97.
İsmail Hakkı Özkan, Türk Mûsikîsi Nazariyatı ve Usûlleri Kudüm Velveleleri, İstanbul 2006, s. 412.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"SABÂ-ZEMZEME" maddesi için tartışma başlatın