Tipi | Torpido bot | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Üretim Yeri | Fransa | ||||||||
Üretim yılı | 1906 | ||||||||
Boyutlar | 40.2 x 38.0 x 1.9 m | ||||||||
Hizmete Giriş Yılı | 1907 | ||||||||
Ağırlık | 97 ton | ||||||||
Silahlar | 2 x 3.7' | ||||||||
Komutan | Yüzbaşı Ali Rıza | ||||||||
Sultanhisar torpido botu; 1906 yılında Fransa'da inşa edilen, 40.2 x 38.0 x 1.9 m boyutlarında olan, 97 ton ağırlığa, 16 deniz mili azami hıza, 2.200 IHP gücünde üç genleşmeli buhar makinesine ve tek pervaneye sahip bir savaş gemisidir. 1907 yılında hizmete giren gemi; 30 Nisan 1915 tarihinde Yüzbaşı Ali Rıza Bey komutasındayken Çanakkale Boğazı’na girdiğini tespit ettiği Avustralya’ya ait AE-2 denizaltısını top ve torpido taarruzları ile etkisiz hâle getirmiş, personelini teslim aldıktan sonra denizaltıyı batırmıştır. Bu olay, Türk denizcilik tarihinde bir torpido botunun icra ettiği ilk denizaltı savunma harbi harekâtı olması bakımından büyük önem arz etmektedir. 1918’de hizmet dışına çıkarılan Sultanhisar, 1924’te tekrar hizmete alınmış; 1928’de yeniden hizmet dışına çıkarılarak 1935 yılında sökülmüştür.【1】
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılmasından hemen sonra İngiltere, Almanya’yı iki cephede savaşmaya mecbur kılmak, Rusya’ya yardım için hayati öneme haiz olan deniz yolunu açmak ve Osmanlı Devleti’ni çökerterek Boğazlar meselesini kendi lehine çözmek maksadıyla Fransa’yı da yanına alarak büyük bir donanma ile Çanakkale Boğazı önlerine dayanmıştır. İngiliz ve Fransız gemilerinden teşkil edilen birleşik filo, 3 Kasım 1914’te Boğaz giriş tabyalarına yöneltmiş olduğu kısa süreli bombardımandan sonra, 19 Şubat 1915’ten itibaren 18 Mart 1915’e kadar Çanakkale Boğazı’nın iki tarafındaki Türk tabyalarını bombalamış ve Boğaz ağzından Kepez’e kadar uzanan bölgenin mayınlarını temizleme faaliyetinde bulunmuştur.
Toplanma aşamasındayken üçüncü bir savaşla daha karşılaşmış olan Osmanlı Donanması savaş süresince üzerine düşen görevleri yapmaya çalışmış, Boğaz tahkimatının deniz topçu bataryaları ile takviye edilmesi çalışmalarıyla bağlantılı olarak 1915 yılının Mart ayı başlarına kadar Çanakkale Boğazı’ndaki ilerleme istikametine dik şekilde 10 hat üzerinde mayın engelleri tesis etmiştir. Kepez açıklarına Müttefik Filo gemilerinin geri dönüş manevra alanının tam içine, 11. hat olarak 8 Mart 1915 sabahı Nusret Mayın Gemisi tarafından yerleştirilen son 26 mayın, 18 Mart günü İtilaf Donanması’nın Boğaz’a gerçekleştirdiği büyük taarruzda savaşın kaderini değiştirecek derecede rol oynamıştır. Bu engel daha önce tesis edilen diğer 10 hattan farklı şekilde, 11. hat olarak sahile paralel olarak dökülürken, İtilaf gemilerinin bu bölgede kıyı bataryalarının yoğun ateşine maruz kalarak ilerleme hızının azalacağı, geri dönüş veya taktik manevraları için daha geniş bir deniz sahası olan Erenköy Koyu’na yönelebilecekleri hesaplanmıştır. Bu mayınlar, İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan Birleşik Filo’nun günlerce süren arama ve tarama faaliyetlerine rağmen tespit edilememiştir.
18 Mart 1915 günü gerçekleşen Boğaz Muharebesi’nde savaşa büyük ümitlerle başlayan İtilaf donanmasının kaybı da büyük olmuştur. Top ve mayın silahının etkisiyle Fransız Bouvet, İngiliz Irresistible ve Ocean zırhlıları batmış; İngiliz Inflexible, Fransız Suffren ve Gaulois zırhlıları görev yapamayacak şekilde ağır hasara uğramıştır. 18 Mart 1915 günü büyük maddi kayba uğrayan İtilaf donanması, ağır yenilginin yanı sıra ciddi bir prestij kaybına uğramıştır. Bu durumda Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyen ve dolayısıyla İstanbul’u ele geçirme hayalleri suya düşen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915 tarihinden 9 Ocak 1916 tarihine kadar sürecek olan Gelibolu üzerinden bir amfibi harekât ve müteakiben bir kara harekâtı ile harbin hedefini ele geçirmeye çalışmıştır.
İtilaf Devletleri bu süre içerisinde denizaltılarla Marmara’ya sızarak Osmanlı donanmasının muharip unsurlarına ve lojistik destek nakliyatına taarruzlar tertip etmeyi amaçlamıştır. Türk ordusunun deniz yoluyla ikmal almasını önleyerek savaşın kazanılması amacı ile başlatılmış olan denizaltı savaşı; 17 Nisan 1915’te ilk denizaltı gemisinin görülmesinden, İtilaf Kuvvetleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliye etmeye başladıkları Aralık 1915 sonuna kadar devam ettirilmiştir. Bu şekilde Gelibolu’da başarılı savunma savaşları vermekte olan Türk ordusunun en zayıf noktası olan lojistik hizmetlerinin yerine getirilmesine darbe vurulmak istenmiştir.
20. yüzyılın başlarına doğru etkin bir silah olarak ortaya çıkan ve o andan itibaren deniz muharebelerinin gidişatına dolaylı olarak etki eden denizaltılar, 1901 yılında İngiliz tersanelerinde inşa edilerek “A” sınıfı denizaltılar adını almışlardır. İngiltere’de 1905 yılında 40 metrelik “B” sınıfı ve 1908 yılında da “C, D ve E” sınıfı daha modern ve daha gelişmiş denizaltılar inşa edilmeye başlanmıştır. Çanakkale Savaşları’nda etkin olan İtilaf denizaltı filotillası genellikle “E” sınıfı İngiliz denizaltı gemilerinden meydana gelmiştir. 1914 yılının Ağustos ayında Birinci Dünya Savaşı başladığı zaman uzun yıllar süren tecrübeler sayesinde denizaltı teknolojisinde büyük gelişmeler yaşanmıştır.
Denizaltı gemilerinin deniz kuvvetleri içinde bir vurucu güç, bir harp gemisi olarak yer alması ancak Birinci Dünya Savaşı esnasında mümkün olabilmiştir. 1914 yılının Ağustos ayının ilk günlerinde patlak veren Birinci Dünya Savaşı’na İngiltere 77 denizaltı ile; Almanya 29 denizaltı ile; Fransa ise 45 denizaltı ile girmiştir. İtilaf Devletleri öncelikle Çanakkale Boğazı’nı denizden zorlayarak geçme planları kapsamında tahsis ettikleri deniz kuvvetinin içine denizaltı gemilerini dâhil etmemişlerdir. Aralık 1914 itibarıyla üssü Bozcaada’da bulunan Komodor Keyes emrindeki denizaltı birliği, 3 İngiliz, 2 Fransız ve 1 Avustralya denizaltı gemisinden ibaret olmuştur. Başlangıçta bu denizaltılar, Çanakkale Boğazı’nın denizden ablukası ve Yavuz ve Midilli’nin Çanakkale Boğazı’ndan Ege’ye çıkmaları hâlinde onlara taarruz etmekle görevlendirilmişlerdir. Ancak daha sonra Türkler tarafından Boğaz’da tesis edilmiş mayın engellerini yalnız denizaltı gemilerinin geçebileceği düşünülmüş, Çanakkale ve Marmara Denizi’nde denenmeleri de öngörülmüştür. Fakat bu denizaltı gemilerinin Boğaz akıntısını yenip Çanakkale ile Kilitbahir arasındaki çok dar yerden nasıl geçebilecekleri konusunda birtakım tereddütler bulunmuştur. Bunu denemek için de İngiliz “B-11” denizaltısı seçilmiş ve mayın demirleme tellerinden korunabilmesi için baş tarafına özel bir koruyucu konularak 1 Aralık 1914 günü Boğaz girişine gönderilmiştir. Bütün bu gelişmeler yaşanırken Osmanlı-İtalyan ve Balkan Savaşları’na iştirak etmiş olan Osmanlı donanmasına ait Mesudiye zırhlısı, 1914 Eylül ayında Osmanlı Donanma Komutanı Alman Amiral Souchon’un kararıyla Çanakkale Boğazı’nın düşman gemileri tarafından geçilmesini engellemek için oluşturulan mayın hatlarını korumak maksadıyla sabit batarya hâline getirilmiş ve Kepez Koyu Sarı Sığlar mevkisinde demirletilmiştir. Bu tür bir görev için Boğaz’da demirli bulunan Mesudiye zırhlısı, 13 Aralık 1914 günü tüm engelleri geçerek Çanakkale Boğazı’na giren B-11 İngiliz denizaltısı tarafından atılan torpido ile batırılmıştır. Batan zırhlının 661 kişilik personelinden makine dairesinde kapalı kalan 10 makine subayı ve 25 er şehit olmuştur.【2】
Mesudiye zırhlısının batırılması olayı, İtilaf Devletleri tarafında çok büyük yankı bulmuştur. Bu olaydan sonra İtilaf Devletleri, B-11 gibi basit bir denizaltının, Boğaz’ın girişindeki mayın hatlarını geçtiğine göre daha büyük ve donanımlı denizaltıların kolaylıkla Marmara’ya geçebileceği ve Marmara’daki Türk savaş ve ticaret gemilerine taarruz edebileceği kanaatine varmışlardır. Bu kanaat ve düşünce ışığında Müttefikler, 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı denizden zorlayarak geçme teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Gelibolu Yarımadası’nın çıkarma harekâtı ile ele geçirilmesi planının uygulanabilmesi için bölgeye gönderilen takviye ve destek kuvvetleri arasına modern ve uzun menzilli denizaltı gemilerinin de dâhil edilmesi kararını vermişlerdir. Mesudiye olayından sonra denizaltıların Çanakkale Boğazı’ndan geçmeleri de mümkün görüldüğünden, İtilaf denizaltı birliği kısa sürede yeni denizaltı gemileri ile takviye edilmiş ve üssü Bozcaada’dan Limni Adası’nın Mondoros Limanı’na kaydırılmıştır. Bu kapsamda Mondoros Limanı’nda üslenen Komodor Keyes komutasındaki Müttefik Denizaltı Filosu, 1915 Nisan başı itibarıyla 7 İngiliz, 1 Avustralya ve 4 Fransız denizaltı gemisinden ibaret olmuştur. Marmara Denizi’ndeki İtilaf Kuvvetleri’nin denizaltı harekâtı, Bozcaada’ya üslenen 16, Seddülbahir’e üslenen 4 uçaklık bir hava kuvveti ile Saroz Körfezi’nde görev yapan uçak gemileri ve balonlardan alınan keşif raporları ile devamlı olarak desteklenmiş; denizaltılar bu hava keşifleri sayesinde rahat hedef bulabilmişlerdir. Uçaklar ve denizaltılar arasındaki bu iş birliği, geleceğin denizaltı-hava müşterek harekâtının ilk örnekleri olması açısından önem arz etmiştir.
Mesudiye zırhlısının Yüzbaşı Norman Holbrook komutasındaki İngiliz B-11 denizaltısı tarafından batırılmasıyla İtilaf denizaltı tehlikesi kendisini gösterince, Osmanlı Hükûmeti de çeşitli karşı tedbirler almaya başlamıştır. İlk olarak Ocak 1915 itibarıyla Çanakkale Boğazı civarında karakol görevi yapmak üzere Osmanlı Donanması’ndan Zuhaf ve Nurü’l-bahr gambotları görevlendirilmiştir. Nurü’l-bahr gambotu Karadeniz Boğazı’nın güney tarafında görevlendirilirken, Zuhaf gambotu İmralı-Mudanya-Paşa Limanı-Erdek mevkileri arasında denizaltı gözetleme ile görevlendirilmiştir. Şubat ayı başında ise batan Mesudiye zırhlısının kurtarılan personelinden 120 er ile gözetleme postaları kurulmuş, 1915 yılının Nisan ayında Alman Amiral Von Usedom’un Denizaltı Savunma Kuvvetleri Komutanlığı görevine getirilmesiyle Marmara Adaları’nda “Gözetleme Karakolları” teşkil edilmeye başlanmıştır. Büyük toplarından istifade edilmek üzere Osmanlı Donanması’ndan Barbaros Hayrettin ve Turgut Reis zırhlıları da şubat ayı başında Çanakkale’ye yollanmıştır. Yine denizaltı karakol görevi ile Zuhaf ve Nurü’l-bahr gambotlarına ilave olarak Nisan ayı itibarıyla Mudanya’da ve Marmara Adası’nda Galata yatı ile İstanbul vapuru, Çanakkale Boğazı’nda da Peleng-i Derya ve İsa Reis gambotları görevlendirilmiştir. Denizaltılara karşı diğer bir tedbir olarak mayın engelleri tesis edilmiştir. Boğaz’daki mayın hatları ile sahildeki ışıldak ve hızlı ateşli bahriye toplarına rağmen İtilaf denizaltılarının Marmara’ya geçmeyi başarmaları, Marmara’da gerçekleştirilen lojistik nakliyat hizmetini güç bir hâle getirmiştir. Denizaltı savaşının başladığı sırada Çanakkale Boğazı’nda ağ engelleri henüz tesis edilmediğinden dolayı, ilk ve en etkin tedbir olarak Boğaz’ın Nara Geçidi’nde bir denizaltı engel ağı kurulması öngörülmüştür. 1915 Haziran ayı itibarıyla İtilaf denizaltılarının geçmekte en zorlandıkları bölge olan Nara Geçidi’nde başlatılan ağ engeli yapımı, Temmuz sonu itibarıyla tamamlanmıştır. Bu ağ engelleri İtilaf denizaltı gemilerini Marmara Denizi’ne geçmekten bir derece alıkoymuş, hatta ağır kayıplar bile verdirmiştir. 4 Eylül 1915 günü E-7 İngiliz denizaltısı bu ağlara takılmış, 28 kişilik personeli esir alınmıştır.
Avustralya kolonilerinin savunması uzun yıllar boyunca Birleşik Krallık tarafından sağlanmıştır. Ancak kolonilerin İngiltere ile imzaladığı deniz savunma antlaşmasının süresi 1901 yılında sona ermiştir. Aynı yıl, Avustralya kolonileri birleşerek Avustralya Milletler Topluluğu’nu kurmuşlardır. Bu gelişmeler, Avustralya’nın savunma stratejileri üzerine yeni tartışmaların doğmasına zemin hazırlamıştır.
1907 İmparatorluk Konferansı sonrasında, Avustralya kamuoyunda savunma politikaları özellikle alınacak savaş gemilerinin sayısı ve türleri bağlamında gündeme gelmiştir. Bu bağlamda, denizaltı alımı meselesi tartışmaların merkezinde yer almıştır. Avustralya Başbakanı Alfred Deakin, İngiliz Deniz Kuvvetleri’nden alınan görüşlere dayanarak Avustralya donanmasının denizaltılarla takviye edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 【3】1910 yılı Ekim ayında, Avustralya ile İngiltere arasında denizaltı tedariki konusunda resmî yazışmalar başlamıştır. Bu yazışmalar sonucunda Avustralya Savunma Bakanlığı, Vickers şirketine iki adet “E” sınıfı denizaltı siparişi vermiştir. Ayrıca, Avustralya Hükûmeti tarafından söz konusu denizaltılara Avustralya’yı temsilen “A” harfinin verilmesine karar verilmiş ve denizaltılar AE-1 ve AE-2 olarak adlandırılmıştır.
Gövde uzunluğu yaklaşık 55 m, genişliği 6,86 m olan AE-2, yüzeyde yaklaşık 750 ton, dalmış durumda ise 810 tona ulaşmaktaydı. Dönemin tipik dizel-elektrik tahrik sistemine sahip olan AE-2, yüzeyde seyrederken iki adet 8 silindirli dizel motor aracılığıyla toplamda yaklaşık 1.600 beygir gücü üretmekteydi. Bu motorlar aynı zamanda bataryaları da şarj etmekteydi. Sualtı seyri sırasında ise iki adet 420 beygir gücündeki elektrik motoru kullanılmakta, bu yapı sayesinde denizaltı hem sessiz harekât yeteneği kazanmakta hem de enerji verimliliği sağlanmaktadır. Tahrik sisteminin sunduğu bu esneklik sayesinde AE-2, su üstünde maksimum 15 knot, sualtında ise 10 knot hızlara ulaşabilmiştir. Yaklaşık 3.000 deniz mili menzile sahip olan denizaltı, bu sayede uzak görev bölgelerine intikal edebilmiş; sualtı menzili ise 65 deniz mili ile sınırlı kalmıştır. AE-2, yalnızca torpidolarla teçhiz edilmiştir. Denizaltıda biri başta, biri kıçta ve ikisi gövdenin yanlarında olmak üzere toplam dört adet 18 inç (457 mm) çapında torpido tüpü yer almaktaydı. Her bir tüp için bir adet yedek torpido bulundurulmaktaydı ve toplam torpido kapasitesi sekiz taneydi. AE-2’de herhangi bir yüzey topu veya makineli tüfek bulunmamaktaydı.
AE-1 ve AE-2 denizaltılarının mürettebatı, İngiliz Kraliyet Donanması ve Avustralya Kraliyet Donanması personelinden karma şekilde oluşturulmuştur. AE-2 ’nin komutanlığına 7 Kasım 1913’te Henry Hugh Gordon Dacre Stoker atanmıştır. Aralık 1913’te tamamlanan AE-2 , 6 Şubat 1914’te mürettebatına teslim edilmiş; AE-1 ile 2 Mart 1914’te İngiltere’den ayrılarak 24 Mayıs 1914’te Sidney’e ulaşmıştır. Bu süreçte yaklaşık 12.000 deniz mili kat edilerek o dönemin denizaltı seyrüsefer rekoru kırılmıştır.

AE-2 Denizaltısı (Alper Karaşin)
Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinand’ın suikasta uğraması, kısa sürede uluslararası gerginliği tırmandırmıştır. Temmuz ayında diplomatik trafik yoğunlaşırken, Avustralya da donanmasının İngiltere’nin emrine hazır olduğunu bildirmiştir. 4 Ağustos 1914’te İngiltere, sömürge ve dominyonlarıyla birlikte Almanya’ya savaş ilan etmiş; böylece Avustralya da fiilen savaşın tarafı olmuştur.
Savaşın başlamasıyla birlikte Avustralya Kraliyet Donanması’nın yönetimi İngiliz Amiralliğinin kontrolüne geçmiştir. İngiltere ile yapılan görüşmeler neticesinde, Avustralya’ya Almanya’nın Güney Pasifik kolonisi olan Yeni Gine’yi işgal etme görevi verilmiştir. Avustralya birlikleri bu görevi büyük bir direnişle karşılaşmadan yerine getirmiştir. Ancak bu süreçte, AE-1 denizaltısı devriye görevi sırasında kaybolmuş ve Avustralya’nın denizaltı sayısı bire düşmüştür.
AE-2 denizaltısı, Avustralya Seferi Kuvvetleri ile 31 Aralık 1914 tarihinde ülke kıyılarından ayrılmış ve 27 Ocak 1915’te Süveyş Kanalı’na ulaşmıştır. Bu süreçte AE-2 ’ye Ege Denizi’nde toplanan İtilaf Donanması’na katılması yönünde emir verilmiş, 5 Şubat 1915’te Komodor Roger Keyes’in komutasındaki İngiliz ve Fransız denizaltı filosuna dâhil olmuştur. AE-2 ’ye, Çanakkale Boğazı açıklarında Türk ve Alman gemilerinin Boğaz’dan çıkışını engellemek üzere devriye görevi verilmiştir. Ancak 10 Mart 1915’te sisli hava koşulları nedeniyle kayalıklara çarpan denizaltı, tamir amacıyla Malta’ya sevk edilmiştir. Aynı tarihlerde İtilaf kuvvetleri 18 Mart harekâtını başlatmış, ancak AE-2 Malta’da bulunduğu için bu harekâta katılamamıştır.
14 Nisan 1915’te Limni Adası’nda Komodor Keyes başkanlığında yapılan toplantıda, Çanakkale Boğazı’nın denizaltı ile geçilip geçilemeyeceği konusu gündeme gelmiştir. E15 denizaltısı komutanı T. S. Brodie, AE-2 Komutanı Stoker’dan esinlenerek hazırladığı plan çerçevesinde bu geçişin mümkün olduğunu belirtmiştir.【4】 Aynı sıralarda Malta’da onarımı sürdürülen AE-2’ye, Boğaz geçişini kolaylaştıracak yeni ekipmanlar monte edilmiştir. 21 Nisan’da Limni’ye dönen AE-2, 23 Nisan’da Amiral John De Robeck tarafından düzenlenen toplantıda Boğaz geçiş görevine resmen atanmıştır. Amiral, bu görevin yüksek risk içermekle birlikte büyük stratejik öneme sahip olduğunu, başarı hâlinde savaşın seyri üzerinde etkili olabileceğini ifade etmiştir.

AE2 Denizaltısının Rotası (Alper Karaşin)
Boğaz savunmasını sağlamak üzere Boğaz girişinde görevli bulunan Osmanlı Donanması’na ait Turgutreis ve Barbaros Hayrettin zırhlıları ile Marmara Denizi’ndeki taşıt gemilerini torpillemek ve sonra Marmara’ya girerek İstanbul’dan yapılan ikmal nakliyatını baltalamak görevi verilen AE-2, 24 Nisan sabahı ilk geçiş girişimini başlatmış; ancak dalış mekanizmasında meydana gelen teknik arıza nedeniyle üsse dönmek zorunda kalmıştır. Sorunun giderilmesinin ardından Amiral De Robeck, Komutan Stoker’a ertesi gün tekrar deneme yapılmasını emretmiştir. 25 Nisan sabahı saat 03.00’te ikinci denemeye başlayan AE-2, Kepez bölgesine kadar yüzeyden ilerlemiş; fark edilince dalışa geçmiş ve 70 fit derinliğe inerek mayın hatlarını aşmıştır. Zaman zaman periskopla gözlem yapılması, Türk gözetleme noktaları tarafından tespit edilmesine ve ateş altına alınmasına neden olmuştur. Bu gelişmenin ardından Türk donanmasına bağlı gambot ve muhriplere AE-2’yi yakalama görevi verilmiştir.
Marmara Denizi’ne ulaşan AE-2, İtilaf Donanması’na başarıyla geçiş yaptığını bildiren mesajlar göndermiş; ancak bu mesajlara herhangi bir yanıt alınamamıştır. Alıcı-verici cihazlarında sorun olup olmadığı kontrol edilmiş; fakat herhangi bir arıza tespit edilememiştir. Telgrafçı William Falconer, iletişim kurma çabalarını sürdürmüştür. Yıllar sonra Komutan Stoker, Komodor Keyes’ten mesajların Queen Elizabeth zırhlısında düzenlenen bir toplantı sırasında ulaştığını öğrenmiştir. 【5】Bu haber, İtilaf güçlerine moral olması ve kara harekâtına devam etme kararının alınması açısından kritik bir öneme sahip olmuştur.
AE-2 ’nin gerçekleştirdiği saldırı girişimleri başarısız olmuştur. Başarısız girişimlerden sonra AE-2 kumandanı Stoker, İstanbul’a yönelik bir saldırı planı hazırlamıştır. İstanbul’a doğru ilerlerken boğazı yeni geçmiş E14 denizaltısı ile karşılaşmıştır. İki kumandan arasında geçen kısa bir konuşmadan sonra E14’ün Kumandanı Boyle bu tür bir saldırının ancak üst makamdan alınacak emirle yapılabileceğini ifade etmiştir. Denizaltılar ertesi gün aynı yerde buluşmak üzere ayrılmıştır. 30 Nisan sabahı AE-2 denizaltısı buluşma noktasına vardığında E14 denizaltısını buluşma noktasında görememiştir. Buluşma noktasında beklerken AE-2 denizaltısı bir torpido gemisinin kendisine yaklaşmakta olduğunu görmüştür. Torpido gemisinin denizaltıyı görmemesi için Stoker, dalış emri vermiştir. Denizaltı dalışa geçtikten bir süre sonra bilinmeyen bir nedenden ötürü denizaltının burnu yükselmeye başlamış, bu süreçte denizaltının kontrolünü ele geçirme girişimleri başarısız olmuştur. Dalış dümenleri denizaltıyı paralel pozisyona getiremediği için yükselmesine engel olamamıştır.
Stoker periskopla çevresine baktığında kendisine ateş eden bir torpido gemisi görmüştür. Stoker'ın tekrar dalış emri vermesi üzerine denizaltı tekrar su altına dalmıştır. Bu sefer denizaltıyı 50 fit derinlikte sabitlemek için tanklar arasındaki su aktarımı durdurulsa da denizaltının hızla batması durdurulamamıştır. Kontrolden çıkan denizaltı, yapılan tüm müdahalelere rağmen hızla batmaya devam etmiştir. AE-2 denizaltısının su altında inebileceği son değer 100 fittir. Stoker, denizaltının 100 fitten daha derine indiğini anılarında belirtmiştir. 【6】
Denizaltının hızla batmaya devam etmesi üzerine Stoker tekrar yükselme emri vermiş, bunun üzerine tanklardaki sular hızla boşaltılmış ve hafifleyen denizaltı hızla yükselmeye başlamıştır. Kısa bir sürede denizaltı tekrar su üzerine çıkmıştır. Stoker bu süreçte tankların işlemini izlemiş, başka bir subay da periskopla denizaltının etrafını gözlemiştir. Subay, torpido gemisinin etraflarında döndüğünü ve bir gambotun da kendilerine yaklaştığını görmüştür. Stoker, torpido botun kendilerine iki torpido gönderdiğini ancak ıskaladıklarını anılarında belirtmiştir.【7】
Stoker, bir kez daha dalış emri vermiş, bu emir üzerine denizaltı hızla batmaya başlamış ancak denizaltıyı kontrol altına alma çabaları yine başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Stoker, yaşanan bu anları anılarında șu șekilde dile getirmiştir: "Yumurtalar, ekmekler, her çeşit yemek, bıçaklar, çatallar, tabaklar astsubayların yemekhanesinden devrilerek her yere saçılıyordu. Düşebilecek her şey düşmüştü. Ayakta bile duramayan mürettebat tutunulabilecek her yere tutunmaya çabalıyor; borulara, vanalara, göstergelere tutunup işlerine devam etmeye çalışıyorlardı."【8】
Denizaltının batmasının sabitlenememesi üzerine Stoker, tekrar su üstüne çıkma emri vermiştir. Denizaltının yüzeye çıkmasıyla makine dairesinden bir patlama sesi duyulmuş ve dumanlar çıkmaya bașlamıştır. Denizaltıda açılan deliklerin deniz seviyesinin üstünde olması nedeniyle denizaltının tekrar su altına dalması imkânsız hâle gelmiştir. Stoker, AE-2 denizaltısını Türklerin eline geçmemesi için batırmaya karar vermiştir. Bir subayla beraber denizaltıyı batırmak için gerekli işlemleri yapmaya başlayan Stoker, bu sırada tüm mürettebatın güverteye çıkıp suya atlamasını emretmiştir. 【9】Denizaltıyı batırmak için gerekli işlemler yapıldıktan sonra subay ile Stoker da denizaltının güvertesine çıkıp denize atlamıştır. AE-2 denizaltısı ķısa sürede denizin derinliklerine doğru son yolculuğuna başlamıştır.
AE-2 denizaltısının nasıl battığını Suckling de Stoker'ın hikâyesine benzer şekilde anlatmaktadır.【10】AE-2 denizaltı mürettebatından Wheat de anılarında torpido botunu gördüklerinde hemen su altına daldıklarını ancak kısa bir süre sonra denizaltıda bir sorun olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir.【11】 Wheat balast tankının su dolu olduğunu ve bu tankın vanalarına dokunulmamasına rağmen nasıl dolduğunun bir muamma olduğunu söylemiştir. Bu olayı açıklama yolunda da suyun bu tanka sızmış olabileceğini belirtmiştir. White da eserinde, Wheat'ın açıklamasına yaptığı yorumda denizaltının yoğun bir akıntıya girmesinin ardından bu tankın acil önlem olarak su ile doldurulmuş olabileceğini söylemiştir.【12】 Stoker, Deniz Kuvvetleri'ne verdiği raporda E11 denizaltısının 1914 yılında benzer bir olay yaşadığını belirtmiştir. E11 denizaltısının hiçbir neden yokken bir anda yükseldiğini, düşman gemilerini görmeleri nedeniyle denizaltıyı hemen suyun altına daldırdıklarını ve sığ sularda olmaları nedeniyle dipte tehlikenin geçmesini beklediklerini anlatmıştır. Stoker, eğer ateş altında olmasalardı yaşanan durumu atlatabileceklerini de rapora eklemiştir.【13】

AE2 Denizaltısı Mürettebatı (Alper Karaşin)
Sultanhisar torpido botunun kaptanı Kaptan Rıza Bey ise AE-2 denizaltısının batırılış hikâyesini daha farklı anlatmaktadır: Sultanhisar torpido botu 30 Nisan’a kadar Eceabat ile Çanakkale arasında keşif ve karakol faaliyetleri icra etmiştir. Ancak Kaptan Rıza'ya İstanbul'dan gelen "Basra torpidosu sizin yerinizi alacaktır. Rumeli sahilini takiben hemen İstanbul'a dönünüz."【14】emri üzerine 30 Nisan’da görev yerinden ayrılarak İstanbul’a doğru yola çıkmıştır. Yola çıktıktan sonra Kaptan Rıza Bey, ikinci kumandanına Karaburun'a gitme emri vermiştir. Bunun üzerine Sultanhisar torpido botu Karaburun'a doğru yol almaya başlamıştır. Bir denizaltı avlamak arzusunda olan Kaptan Rıza Bey Karaburun tarafında denizaltı arayacaklarını mürettebatına bildirmiş, güverteye gözcüler yerleştirilmesini ve kömürlerin ocaklar önüne konulmasını emretmiştir. Sultanhisar torpido botu mürettebatı, Kaptan Rıza Bey'in emirlerini yerine getirdikten sonra denizaltı arama çalışmaları başlamıştır. Bir süre sonra daha önce de karşılaştıkları ancak ellerinden kaçmayı başarmış olan AE-2 denizaltısının görünmesi üzerine Kaptan Rıza Bey, İngiliz kömürlerinin yakılmasını emretmiştir. Sultanhisar torpido botu hızla denizaltıya yaklaşmaya başlamıştır. Bu sırada denizaltı bir süreliğine gözden kaybolmuş, Sultanhisar torpido botu mürettebatı denizaltıyı bulmak için denizi dikkatle taramaya başlamıştır. Kısa bir süre sonra denizaltının periskobunun görülmesi üzerine denizaltıya ateş açıldığını, ancak denizaltının periskopunun tekrar gözden kaybolması üzerine 20 dakika boyunca bölgede denizaltıyı aradıklarını, Kaptan Rıza Bey anılarında anlatmıştır. 20 dakikalık arayış sonrasında denizaltının tekrar su üstüne çıkmasıyla Sultanhisar torpido botu, yönünü denizaltıya doğrultmuş ve ateş etmeye başlamıştır. Kaptan Rıza Bey, bu sırada denizaltının Sultanhisar torpido botuna bir torpido gönderdiğini ve gemisini bir dümen manevrası ile torpidodan kurtardığını anılarında anlatmıştır.【15】
Ardından Yüzbaşı Ali Rıza da denizaltıyı torpido ile vurmaya karar vermiş ve ellerinde bulunan iki torpidonun hazırlanmasını emretmiştir. Kısa bir süre sonra kendilerine bir torpidonun daha geldiğinin fark edilmesi üzerine Ali Rıza Bey; gemisini, zarar görmeden bu torpidodan da kurtarmıştır. Uygun pozisyonu yakalayan Sultanhisar, denizaltıya bir torpido göndermek istese de hartucun yanmaması ve yalpaların etkisiyle torpidonun kovandan kayıp denize gitmesiyle bu teşebbüsü sonuçsuz kalmıştır. Bu sırada denizaltı tekrar su altına dalmış ve Sultanhisar torpido botu mürettebatı, bir kez daha denizde denizaltıyı aramaya başlamıştır. Kaptan Rıza Bey, bu dakikaları anılarında şu şekilde ifade etmiştir: "Saat 10'u geçiyordu. Yarım saatten beri denizaltı gemisi hiçbir eseri hayat göstermiyordu. Tezatlı birçok fikir kafamda yer alıyordu. ‘Acaba kaçtı mı?’ diyordum. Eğer kaçtıysa ne yapardım? Kendimi ve askerlerimi ne suretle teselli edebilirdim. Öyle bir ruhi halete düşmüştük ki ya o bizi ya biz onu mahvetmeliydik. Bu mücadelenin yarım kalması, bize olduğu kadar, onlara da şüphesiz büyük bir acı verecekti."【16】
Bir zaman sonra denizaltının tekrar su üstüne çıktığı ve kaçmaya çalıştığı mürettebat ve Kaptan Rıza Bey tarafından görülmüştür. Sultanhisar torpido botu zaman kaybetmeden takibe başlamış ve takip sırasında top ateşini sürdürmeye devam etmiştir. Yüzbaşı Rıza Bey, denizaltının top darbelerinden etkilenmediğini fark edince, ikinci torpidonun gönderilmesi emrini vermiştir. Torpido AE-2 ’ye gönderilmiş ancak ıskalamıştır, bunun üzerine Ali Rıza Bey, AE-2 denizaltısını eski deniz muharebelerinde uygulanan bir taktik ile mahmuzlayarak, yani gemisinin baş tarafıyla çarparak batırmayı düşünmüştür. Çarpışma için gerekli hazırlıklar yapılmış, Karaburun taraflarında denizaltı arayan Zuhaf gambotuna ve Rumeli Sahili Hora dolaylarında bulunan Aydın Reis gambotuna yapılacak çarpışma sonrasında suya düşecekleri toplamak gibi yardımları olabileceği gerekçesiyle işaret verilmiştir.
Denizaltının tekrardan su üstüne çıkmasıyla Kaptan Rıza Bey, Sultanhisar torpido botunu denizaltının üzerine çevirmiş ve süratle üzerine doğru ilerlemeye başlamıştır. Kaptan Rıza Bey saat tam on bire on varken Sultanhisar torpido botu ile AE-2 denizaltısının kıç tarafına çarpmıştır. Çarpışmanın ardından Kaptan Rıza Bey mürettebatı kurtarmak amacıyla denizaltının yakınında beklemiştir. Yüzbaşı Ali Rıza, denizaltı mürettebatını bekledikleri sırada AE-2 denizaltısının kulesine bir askerin Büyük Britanya İmparatorluğu bayrağını çekmeye başladığını ve denizaltı mürettebatının gömlek ve şapkalarını sallayarak teslim olduklarını belirten işaretler yaptıklarını söylemiştir. Ayrıca Kaptan Rıza Bey, suya atlayan mürettebatı Sultanhisar torpido botunun güvertesine aldıklarını ve denizaltının yavaş yavaş batmaya başlaması üzerine AE-2 denizaltısından en son çıkan subaylarından birinin suya atlamadan İngiltere İmparatorluğu bayrağını selamladığını söylemiştir: "Vatan sevgisinin bu güzel tecellisi, hepimizi mütehassis etmişti. Hepimiz mağlup düşmanın karşısında aynı hürmet hissini duyarak namağlup armadanın sulara karışan bayrağını selamlıyorduk." 【17】
Sultanhisar torpido botu; 40 derece 33 dakika enlem ve 27 derece 10 dakika boylam mevkisinde, 45 kulaçta sulara gömülen AE-2 denizaltısının üçü subay, yirmi dokuzu er olan mürettebatının tümünü esir almış ve esirlerini önce Gelibolu'ya ardından İstanbul’a götürmüştür. Zuhaf korveti Süvarisi Tahir Bey; 30 Nisan'da, saat 13.20'de Bahriye Nezareti'ne gönderdiği telgrafta, saat 11.00’de Sultanhisar’ın düşman denizaltısı takip ettiğini gördüğünü ve bu nedenle Sultanhisar'ın yanına gittiğini belirtmiştir. Denizaltıya iki gemi tarafından ateş edildiğini, denizaltıda meydana gelen bir patlama sonucu da mürettebatının teslim olduğunu yazmıştır. Tüm mürettebatı Sultanhisar tarafından kurtarıldıktan sonra denizaltının battığını bildirmiştir. Tahir Bey denizaltının battığı yerin koordinatlarını da Bahriye Nezareti'ne vermiştir. 【18】Ali Rıza Bey ise saat 16.40'ta Bahriye Nezareti'ne gönderdiği telgrafta, sabah saat 9.00'da bir denizaltı görüldüğünü, iki saat süren mücadele sonrasında denizaltının batırıldığını ve tüm mürettebatının esir alınarak Gelibolu'ya gidildiğini bildirmiştir. Sonra da Beşinci Ordu Kumandanlığı’nın emri üzerine İstanbul'a gidileceğini söylemiştir.

AE2'nin Batışı ve Mürettebatının Kurtarılması (Yapay Zekâ ile Oluşturulmuştur)
Umumi Karargâh, 1 Mayıs tarihinde AE-2 denizaltısının batırıldığı ve mürettebatının esir alındığına dair resmî tebliği yayınlamıştır.【19】 İngiliz Deniz Kuvvetleri, Türk radyo yayınlarında yer alan AE-2 denizaltısının batırılması ile ilgili haberleri başlarda propaganda olarak görmüş ve önem vermemiştir. AE-2 denizaltısının batırılması ile ilgili ilk resmî haber, Hollandalı kaynaklar aracılığı ile Londra'daki Avustralya Deniz Temsilcisi'ne (Australian Naval Representative) iletilmiştir. Londra'daki Avustralya temsilcisi de edindiği bilgileri 15 Mayıs 1915'te Melbourne'de bulunan Donanma Ofisi'ne (Navy Office) bildirmiştir. 25 Mayıs 1915 tarihinde de İstanbul'daki Amerikan Büyükelçisi, AE-2 denizaltısının batırıldığı ve 3 subayı ile 29 mürettebatın esir alındığı bilgisini teyit etmiştir.
AE-2 denizaltısının batmasıyla ilgili haberler Avustralya basınında ancak mayıs ortalarında yer almaya başlamıştır. Basında yer alan ilk haberler de Türk kuvvetlerinin Marmara Denizi'nde Avustralya denizaltısı AE-2 'yi batırdığının ve 3 subay ile 29 erin Türk kuvvetlerce esir alındığının iddia edildiği üzerinedir. Basında yer alan bu haberlerin ortak noktası, bu haberlerin bir iddia olduğunun ve bu iddianın da resmî olarak doğrulanmadığının söylenmesidir.
13 Mayıs günü de Avustralya basınında yer alan haberlerde AE-2 denizaltısının batırılması ile ilgili resmî bir açıklamanın yapılmadığı bilgisi verilmiştir. The Register gazetesi "The Great War" başlıklı haberinde Türklerin AE-2 denizaltısını batırdıklarını iddia etmesinin Avustralyalılar için bir şok olduğunu ve resmî onay veya inkarın gelmesini merakla beklediklerini yazmıştır. Haberin devamında, verilen bilgilerin doğru olması durumunda Avustralya'nın yas tutmasına neden olacağı söylenmiş; bir yandan da bu tür kayıpların savaşın doğal seyrinde beklenmesi gerektiğinin de altı çizilmiştir.
The Port Pirie Recorder and North Western Mail isimli gazetenin "The War" başlıklı haberinin "Australia's Submarine" alt başlıklı haberinde AE-2 denizaltısının batırıldığının doğrulandığı bilgisi yer almıştır. 19 Mayıs tarihine kadar çıkan haberlerde resmî açıklama yer almamakla beraber, hemen hemen tüm haberlerde AE-2 denizaltısının batırıldığının iddia edildiğinin ve bunun resmî makamlar tarafından doğrulanmadığının altı çizilmeye devam edilmiştir. The Sun gazetesinin 19 Mayıs tarihli haberinde, Avustralya denizaltısının batırıldığının resmî makamlar tarafından doğrulandığı bilgisi yer almıştır. Buna rağmen bazı gazeteler haberin doğrulanmaya ihtiyacı olduğu ya da resmî makamlar tarafından bilgi gelmediği gibi haberler vermeye devam etmiştir.
AE2 Denizaltısı Batığı (Çanakkale Tarihi Alan Başkanlığı)
HMAS AE-2 denizaltısının batığını tespit etmeye yönelik çalışmalar, 1995 yılından itibaren Rahmi Koç Müzesi tarafından yürütülmüş; 1998 yılı Haziran ayında batığın Marmara Denizi’nde, Karabiga açıklarında, Karaburun’un 4 mil kuzeyinde ve 72 m (236 ft) derinlikte konumlandığı belirlenmiştir. 【20】 Sonraki ay ise bu noktaya bir dalış gerçekleştirilmiştir.
Ekim 1998’de Türkiye’ye gelen Avustralyalı dalgıç ekibinin gerçekleştirdiği dalışta ise batığın AE-2 ‘ye ait olduğu doğrulanmıştır. 9 Eylül 2007’de Avustralyalı ve Türk yetkililer, batığın çıkarılması ve restore edilmesi konusunda ortaklaşa bir çalışma yapmaya başlamışlardır. Yapılan çalışmalarla, 1998’den beri yapılan dalışlarda batığın büyük zararlar gördüğü belirlenmiştir.
Sultanhisar torpido botu ise 1918’de hizmet dışına çıkarılmıştır. 1924’de tekrar hizmete alınan torpido botu, 1928’de tekrar hizmet dışına çıkarılmıştır. 【21】Çanakkale’de önemli bir başarı sergileyen Sultanhisar, 1935 yılında sökümü yapılarak tarih sahnesinden silinmiştir.
Atabey, Figen. “Çanakkale Muharebeleri Süresince Marmara’da Deniz Nakliyatı”. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 25 (2009) 181-208. Erişim 3 Ağustos 2026. https://izlik.org/JA46DX86ZG.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı. "Sultanhisar Torpido Botu". Erişim 3 Ağustos, 2026. https://www.dzkk.tsk.tr/Genel/icerik/sultanhisar-torpido-botu
Karaşin, Alper. “AE2 DENİZALTISI”. Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi. Ed. Murat Karataş. İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları, 2025. Erişim 4 Ağustos 2026. https://canakkalesavaslariansiklopedisi.com/ae2-denizaltisi/.
Karaşin, Alper. “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ”. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 22 (2022): 85-116. Erişim 3 Ağustos 2026. https://izlik.org/JA36RZ84WP.
Sevengül, Hüsamettin. Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi VIII'nci Cilt Deniz Harekâtı. Ankara: Genelkurmay Basımevi, 1976. Erişim 5 Ağustos 2026. https://www.msb.gov.tr/Content/Upload/Docs/askeritariharsiv/112-Birinci_Dunya_Harbinde_Turk_Deniz_Harekati.pdf
TRT Belgesel. "Sultanhisar". YouTube. Erişim 6 Ağustos 2026.https://www.youtube.com/watch?v=Ij4zR6AxBig
Yüksel, Ayhan. “Çanakkale Savaşlarında Sultanhisar Torpidosu, Muavenet-i Milliyye Muhribi: Mürettebatı ve Faaliyetleri”. Osmanlı Araştırmaları 21 (2001): 81-96. Erişim 2 Ağustos 2026. https://izlik.org/JA32BU56TZ
Çanakkale Tarihi Alan Başkanlığı. "HMAS AE2 DENİZALTI". YouTube. Erişim 3 Ağustos 2026.https://www.youtube.com/watch?v=afh8SPGOHN0
Çanakkale Şehitlik. “AE2 Denizaltısı”. Erişim 6 Ağustos, 2026.
https://www.canakkalesehitlik.net/canakkale-savasi/ae2-denizaltisi.
[1]
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, “Sultanhisar Torpido Botu”, Erişim 6 Ağustos, 2026, https://www.dzkk.tsk.tr/Genel/icerik/sultanhisar-torpido-botu.
[2]
Figen Atabey, “Çanakkale Muharebeleri Süresince Marmara’da Deniz Nakliyatı,” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 25, sy. 73 (2009): 185,https://izlik.org/JA46DX86ZG
[3]
Alper Karaşin, “AE2 Denizaltısı,” Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, ed. Murat Karataş (İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları, 2025),https://canakkalesavaslariansiklopedisi.com/ae2-denizaltisi/(erişim tarihi 4 Ağustos 2026).
[4]
Karaşin, “AE2 Denizaltısı,”
[5]
Karaşin, “AE2 Denizaltısı,”
[6]
Alper Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 22, sy. 44 (2022): 102,https://izlik.org/JA36RZ84WP
[7]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 102.
[8]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 102.
[9]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 103.
[10]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 103.
[11]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 103.
[12]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 103.
[13]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 103.
[14]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 103.
[15]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 104.
[16]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 104.
[17]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 105.
[18]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 105.
[19]
Karaşin, “AVUSTRALYA KRALİYET DONANMASININ KURULMASI VE AE2 DENİZALTISININ ÇANAKKALE SERÜVENİ,” 106.
[20]
“AE2 Denizaltısı”, Çanakkale Şehitlik, erişim 6 Ağustos, 2026, https://www.canakkalesehitlik.net/canakkale-savasi/ae2-denizaltisi.
[21]
“Sultanhisar Torpido Botu”, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, erişim 6 Ağustos, 2026,https://www.dzkk.tsk.tr/Genel/icerik/sultanhisar-torpido-botu.

Tipi | Torpido bot | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Üretim Yeri | Fransa | ||||||||
Üretim yılı | 1906 | ||||||||
Boyutlar | 40.2 x 38.0 x 1.9 m | ||||||||
Hizmete Giriş Yılı | 1907 | ||||||||
Ağırlık | 97 ton | ||||||||
Silahlar | 2 x 3.7' | ||||||||
Komutan | Yüzbaşı Ali Rıza | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Sultanhisar Torpido Botu" maddesi için tartışma başlatın
Çanakkale Savaşı'nda Deniz Harekâtı
Çanakkale Savaşları’nda Denizaltı Kullanılmasının Sebepleri
İtilaf Denizaltılarına Karşı Osmanlı Devleti’nin Aldığı Tedbirler
AE-2 ’nin Görevi ve Sultanhisar ile Mücadelesi
Olayın Basındaki Yeri
Sultanhisar ve AE-2'nin Sonu