
Nâyî Râşid Efendi’nin devr-i kebîr, Nâyî Ali Dede’nin aksak semâi usulündeki peşrevleri; Mûsî ve Muallim İsmâil Hakkı Bey’in saz semâileri, Süleyman Erguner’in (ö. 1953) sofyan usulündeki sirtosu, Zaharya’nın, “Terk eyledi gerçi beni ol mâh-cemâlim” mısraıyla başlayan yürük semâisi; Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin semâi usulünde, “Ey büt-i nevedâ olmuşum müptelâ”, Hacı Ârif Bey’in müsemmen usulünde, “Kamer-çehre perî-rû tende cânım”, Şevki Bey’in yürük semâi usulünde, “Affeyle suçum ey gül-i ter başıma kakma” ve aksak usulünde, “Dil yâresini andıracak yâre bulunmaz”, Sadettin Kaynak’ın Türk aksağı usulünde, “Yâd eller aldı beni” mısralarıyla başlayan şarkıları ile Ali Rıza Şengel’in düyek usulünde, “Sana ey şâh-ı rusül uymayanın bitmez işi” mısraıyla başlayan tevşîhi bu makamın örnekleri arasındadır.
