Yozgat Müzesi, 19. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen Nizamoğlu Konağı bünyesinde faaliyet göstermektedir. Yapı, hem barındırdığı arkeolojik ve etnografik envanterle bir "müze" işlevi görmekte hem de mimari özellikleri, ahşap işçiliği ve tavan süslemeleriyle başlı başına korunması gereken bir "kültür varlığı" niteliği taşımaktadır.
Müze binasının inşa tarihi, tavan süslemelerinde yer alan kayıtlara ve mimari üslup analizlerine göre 1871 yılına dayandırılmaktadır. İlk olarak Karslıoğlu adıyla bilinen gayrimüslim bir Osmanlı vatandaşı tarafından yaptırılan konak, ilerleyen dönemde Yozgat’ın köklü ailelerinden Nizamoğlu ailesine intikal etmiş ve uzun süre konut olarak kullanılmıştır. Bu mülkiyet geçmişi nedeniyle yapı, literatürde ve halk arasında "Nizamoğlu Konağı" olarak anılmaktadır.
Yapı, müze işlevini kazanmadan önce farklı kamusal hizmetlerde kullanılmıştır. Bir dönem "Kız Sanat Okulu" olarak eğitim faaliyetlerine ev sahipliği yapan bina, daha sonra "Tekel Deposu" olarak tahsis edilmiştir. 1979 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılarak koruma altına alınan konak, kapsamlı bir restorasyon ve teşhir-tanzim sürecinin ardından 1985 yılında "Yozgat Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.
Nizamoğlu Konağı, 19. yüzyıl Yozgat evlerinin tipik karakterini yansıtan; sarı kesme taş, ahşap ve bağdadi sıva tekniklerinin bir arada kullanıldığı anıtsal bir yapıdır. Doğu cephesi, antik Hitit başkenti Hattuşa (Boğazkale) güzergahına bakacak şekilde konumlandırılmıştır.
Yapı, bodrum kat üzerine zemin kat ve iki ahşap kattan oluşmaktadır. Taşıyıcı sistemde katlar arası malzeme farklılaşması görülür:
Konak, Türk konut mimarisinde "İç Sofalı" veya yaygın tabiriyle "Karnıyarık" plan tipine sahiptir. Bu şemada, ortada geniş bir hol (sofa) bulunmakta ve yaşam odaları bu sofanın etrafına sıralanmaktadır. Yapı, dönemin sosyal hayatının bir gereği olarak Haremlik ve Selamlık olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır.
Odaların kapıları doğrudan sofaya açılır. Üst kata, ahşap bir merdivenle ulaşılır. İkinci kat planı, alt katın tekrarı niteliğinde olsa da, buradaki sofa daha geniş tutulmuş ve bir "eyvan" (üç tarafı kapalı, manzaraya açık oturma alanı) eklenerek mekânın genişliği artırılmıştır. Yapının çatısı, geniş saçaklı ve alaturka kiremit kaplı kırma çatı sistemiyle örtülmüştür.
Konağın iç mekân estetiği, 19. yüzyıl geç dönem Osmanlı sanatının karakteristiği olan ahşap işçiliği ve kalemişi süslemeler üzerine kurgulanmıştır. Özellikle üst katta yer alan ve misafirlerin ağırlandığı iki ana oda dönemin sanat anlayışını yansıtan resimlerle donatılmıştır.
"Başoda" veya "Selamlık Başodası" olarak nitelendirilen mekânın tavanı, "T" biçiminde planlanmış ve yüzeyler ahşap çıtalarla kasetlenmiştir. Tavanın orta göbeği, stilize bitkisel motifler ve geometrik desenlerle bezeli, çokgen bir formdadır. Ancak asıl kritik yapı tavan eteklerindeki panolara işlenen resimlerdir. 1871 tarihinde (Hicri 1287) yapıldığı bir kartuşla belgelenen bu resimlerde, dinsel ve tarihsel temalar eklektik bir biçimde bir araya getirilmiştir:
Başoda’nın hemen yanında yer alan ikinci odanın tavan süslemeleri ise daha sakin ve doğa merkezli bir kompozisyona sahiptir. Bu odanın tavan eteklerinde; kıvrımlı dallar, stilize edilmiş ağaçlar, vazolardan çıkan çiçekler ve meyve natürmortları gibi "Barok" etkili süslemeler hakimdir. Bu resimlerde figüratif anlatımdan ziyade, cennet bahçesi algısını güçlendiren manzaralar tercih edilmiştir.
Konağın süsleme programı, "Türk Baroku" veya "Ampir" üslubunun Anadolu sivil mimarisindeki yansımalarını taşır. Resimlerdeki perspektif denemeleri, konu çeşitliliği ve Batılılaşma dönemi sembollerinin (Napolyon savaşları gibi) kullanılması, dönemin sanatçısının (nakkaşının) Batı sanatından etkilendiğini göstermektedir.
Müzenin üst kat teşhiri, konağın özgün mimari yapısına uygun olarak "yaşayan müze" konseptinde düzenlenmiştir. Odalar, vitrin sergilemesinden ziyade, dönemin günlük yaşam pratiklerini yansıtan birer yaşam alanı (diorama) şeklinde kurgulanmıştır.
Konağın en özenli bölümlerinden biri olan Gelin Odası, 19. yüzyıl Yozgat’ındaki evlilik ve çeyiz kültürünü yansıtır. Odada, dönemin statü göstergesi sayılan pirinç başlıklı bir karyola, ahşap beşik, el dokuması kilimler ve çeyiz sandıkları sergilenmektedir. Ayrıca mankenler üzerinde sergilenen altın işlemeli "bindallı" kıyafetler ve üç etekler, yöresel giyim kuşam kültürünü göstermektedir. Odanın bir köşesinde yer alan dikiş makinesi ve nakış tezgâhları, dönemin kadın emeğine ve üretimine işaret eder.
Geleneksel mutfak kültürünün tanıtıldığı bu bölümde, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait geniş bir kap kacak koleksiyonu bulunmaktadır. Teşhirde; bakır sahanlar, siniler, ibrikler, porselen tabaklar ve ahşap sofra gereçleri, ocağın ve kilerin doğal ortamı içinde sunulmuştur. Bu düzenleme, ziyaretçiye 100 yıl öncesinin mutfak atmosferini deneyimleme imkânı sunmayı hedefler.
Müzenin "İslami Eserler Salonu" olarak adlandırılan bölümünde, bölgedeki tekke ve camilerden derlenen manevi değeri yüksek objeler korunmaktadır. Koleksiyonda; el yazması Kuran-ı Kerimler, tezhipli cüzler, şamdanlar, buhurdanlar ve alemler yer alır. Ayrıca Yozgat’ın önemli sülalelerinden Çapanoğlu ailesine ve çeşitli tarikatlara ait sancaklar da burada sergilenmektedir.
Etnografik koleksiyonun en ilginç parçalarından biri ise Yozgat Lisesi envanterinden müzeye devredilen ve 19. yüzyıla tarihlenen tarihi bir orgdur. Bu enstrüman, şehrin geç dönem Osmanlı modernleşmesindeki kültürel çeşitliliğini göstermesi açısından önemlidir.
Müzenin zemin katındaki salonlar ve koridorlar, Yozgat ve çevresinde gerçekleştirilen sistematik kazılarda (Alişar Höyük, Büyüknefes/Tavium, Çengeltepe) elde edilen arkeolojik buluntuların kronolojik bir düzende sergilendiği alandır. 2008 yılında yapılan yeni teşhir düzenlemesiyle zenginleştirilen bu koleksiyon, bölgenin Eski Tunç Çağı'ndan Bizans dönemine uzanan yerleşim tarihini belgeler.
Koleksiyonun temelini, bölgenin antik yerleşimlerinden çıkarılan pişmiş toprak kaplar, bronz silahlar, takılar ve günlük kullanım eşyaları oluşturur.
Vitrinlerde sergilenen sikke koleksiyonu; Helenistik krallıklar, Roma İmparatorluğu, Bizans ve İslami dönemlere ait altın, gümüş ve bronz paralardan oluşmaktadır. Bu sikkeler, bölgenin tarih boyunca ticari ve siyasi hareketliliğini gösteren somut kanıtlardır.
Ayrıca müze bahçesinde ve zemin katın bazı bölümlerinde, Roma ve Bizans dönemlerine ait taş eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında mezar stelleri (mezar taşları), sütun başlıkları, mil taşları ve mermer lahit parçaları yer alır. Bu taş eserler, özellikle antik Tavium (Büyüknefes) antik kentinin mimari yapısına dair ipuçları sunmaktadır.
Yozgat Müzesi, Anadolu'nun sivil mimari mirasını yansıtan Nizamoğlu Konağı ile bölgenin binlerce yıllık geçmişini belgeleyen arkeolojik ve etnografik koleksiyonları aynı çatı altında buluşturan "bütünleşik" bir kültür mekânıdır. Yapı, sadece eserlerin sergilendiği pasif bir depo değil; tavan süslemeleri, mimari kurgusu ve kültürel izleriyle bizzat kendisi de sergilenen bir "müze eser" niteliğindedir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Yozgat Müzesi" maddesi için tartışma başlatın
Mimari Yapı ve Plan Özellikleri
Taşıyıcı Sistem ve Malzeme
Plan Şeması ve İç Mekan
Süslemeler ve Tavan Resimleri
Başoda Süslemeleri
İkinci Oda ve Doğa Teması
Sanatsal Üslup
Etnografik Eserler ve Mekan Kurgusu
Gelin Odası
Mutfak Bölümü
İslami Eserler ve Diğer Objeler
Arkeolojik Koleksiyon
Sergilenen Dönemler ve Eser Grupları
Sikke Koleksiyonu ve Taş Eserler
Tarihsel Önemi
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.