Ai badge logo

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

Zalim İyimserlik

Genel Kültür+2 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline

Zalim iyimserlik, Amerikalı akademisyen Lauren Berlant tarafından geliştirilen ve Cruel Optimism (2011) adlı çalışmasında sistematik biçimde ele alınan bir kuramdır. Bu kuram, bireylerin iyi hayat, mutluluk, istikrar veya başarı gibi umut verici hedeflere yönelik bağlanmalarının, belirli tarihsel ve toplumsal koşullar altında, aynı zamanda bu bireylerin iyi oluşunu ve gelişimini sınırlayabileceğini ifade eden kavramsal bir çerçevedir.


Berlant’a göre iyimserlik, arzulanan nesne bireyin varlığını tehdit etse bile, o nesneye veya fanteziye olan bağlılığın sürdürülmesi durumunda "zalim" hale gelir. Berlant’a göre zalim iyimserlik, iyimserliğin yanıltıcı olmasından ziyade, bireylerin umutlarını yönelttikleri nesne veya senaryolarla kurdukları bağlanma ilişkilerinin, bazı durumlarda, kişisel ve toplumsal açıdan sürdürülemez sonuçlar üretmesine işaret eder.

Kavramın Ortaya Çıkışı

Zalim iyimserlik kavramı, 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren hızlanan ekonomik yeniden yapılanma, sosyal güvenlik ağlarının zayıflaması ve yaşam güvencelerinin aşınmasıyla birlikte, bireylerin iyi hayat beklentilerinde yaşanan gerilimleri anlamlandırma çabasının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Berlant, özellikle II. Dünya Savaşı sonrası refah rejimlerinin sunduğu istikrar anlatılarının çözülmesiyle birlikte, bu anlatıların kültürel ve duygusal düzeyde varlığını sürdürmesini kavramsallaştırmayı amaçlamıştır.

Tanım ve Kapsam

Zalim iyimserlik, psikolojik bir tutumdan çok ilişkisel ve toplumsal bir yapı olarak ele alınır. Kavram, bireyin umut, arzu ve beklentilerini belirli hedeflere bağlaması sürecinde ortaya çıkan çelişkili bir durumu tanımlar. Bağlanılan hedef, bireyin yaşamını anlamlandırmasına ve sürdürmesine katkı sağlayabilir. Aynı hedef, uzun vadede bireyin iyi oluşunu mümkün kılan maddi, duygusal veya toplumsal koşulları zayıflatabilir. Bu nedenle zalim iyimserlik, yalnızca bireysel yanlış hesaplamalarla değil; kültürel normlar, toplumsal vaatler ve tarihsel koşullarla birlikte değerlendirilir.


Zalim iyimserlik, basitçe "toksik pozitiflik" veya "yanlış bilinç" değildir. Berlant, bunu duygulanımsal bir yapı (affective structure) olarak tanımlar. İyimserlik, arzulanan hedefe yaklaşmanın imkansız olduğu veya bu çabanın bireyi tükettiği durumlarda zalimleşir. Ancak birey, bu hedefi terk etmeyi, kendi dünyasının ve kimliğinin çökmesi olarak algıladığı için, kendisine zarar veren bu bağlılığı sürdürmeye devam eder.

Kuramsal Bağlam

Duygulanım Teorisi

Zalim iyimserlik, duygulanım teorisi (affect theory) kapsamında ele alınır. Bu yaklaşım, toplumsal hayatın yalnızca söylemler ve kurumlar aracılığıyla değil; aynı zamanda duygu durumları, alışkanlıklar ve gündelik pratikler yoluyla örgütlendiğini savunur. Umut, bu bağlamda, bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin sürekliliğini sağlayan temel bir duygulanımsal güç olarak değerlendirilir.

Neoliberalizm ve Güvencesizlik

Berlant’ın analizlerinde, neoliberal ekonomik düzenin yaygınlaşmasıyla birlikte güvencesizliğin yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda duygusal bir deneyim hâline geldiği vurgulanır. Kariyer, istikrar, mutluluk ve sürekli ilerleme gibi “iyi hayat” anlatıları, maddi koşullar zayıflamasına rağmen kültürel cazibesini korumaya devam etmiştir.

Temel Kavramsal Unsurlar

Zalim iyimserlikte belirleyici olan unsur, bireyin bağlandığı nesnenin içeriğinden ziyade, bu bağlanmanın sürdürülme biçimidir. Birey, kendisini zorlayan koşullara rağmen, umut nesnesiyle kurduğu ilişkiyi terk etmekte zorlanabilir.


Kavram, tekil hedeflerden çok, birden fazla beklenti ve vaadi içeren yaşam senaryoları ile ilişkilendirilir. “Doğru eğitimi alırsam”, “istikrarlı bir iş bulursam” veya “ideal bir ilişki kurarsam” gibi anlatılar bu kapsamda değerlendirilir. Zalim iyimserlik bağlamında umut, çoğu zaman geleceğe ertelenmiş bir karşılık üzerinden canlı tutulur. Bu erteleme, bireyin mevcut koşullarla yüzleşmesini zorlaştırabilir.

Uygulama Alanları

Akademik çalışmalarda, performans ve verimlilik vurgusunun yoğun olduğu çalışma rejimlerinde, yükselme ve başarı vaatlerinin bireyleri uzun süre güvencesiz koşullara bağlı tutabildiği ileri sürülmüştür. Zararlı veya doyurucu olmayan ilişkilerin, “ilişki ideali” veya “tamamlanma” beklentisi nedeniyle sürdürülebilmesi, zalim iyimserlik bağlamında ele alınan örnekler arasındadır. Zalim iyimserlik, kolektif umut biçimlerinin bazı durumlarda toplumsal mobilizasyon sağlarken, bazı durumlarda hayal kırıklığını sürekli yeniden üretebildiğini tartışan analizlerde de kullanılmıştır.


Gazeteci ve yazar Johann Hari, Çalınan Dikkat adlı eserinde modern dikkat dağınıklığını ve zihinsel tükenmişliği ele alırken, Lauren Berlant’ın zalim iyimserlik kavramına atıfta bulunur. Hari, dikkat krizine yönelik bireysel öz-disiplin çağrılarının, bazı yorumcular tarafından zalim iyimserlik çerçevesiyle ilişkilendirildiğini belirtir.

Sahici İyimserlik

Zalim iyimserliğe alternatif olarak, ikincil literatürde sahici iyimserlik olarak adlandırılabilecek bir tutumdan söz edilmektedir. Bu ifade, akademik literatürde yerleşik bir kavramdan ziyade, umudun bireyi zarar verici bağlanma biçimlerinden ayırmaya yönelik tanımlayıcı bir çerçeve olarak kullanılmaktadır. Sahici iyimserlik tartışmalarında umut koşulsuz bağlılık yerine koşullara duyarlı bir tutum olarak ele alınır. Yapısal sorunların bireysel yetersizliklere indirgenmemesi gerektiği vurgulanır ve kırılganlığın insani bir durum olduğu kabul edilir.

Günün Önerilen Maddesi
2/11/2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarElvan Kuzucu Hıdır8 Şubat 2026 19:35

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Zalim İyimserlik" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Kavramın Ortaya Çıkışı

  • Tanım ve Kapsam

  • Kuramsal Bağlam

    • Duygulanım Teorisi

    • Neoliberalizm ve Güvencesizlik

  • Temel Kavramsal Unsurlar

  • Uygulama Alanları

  • Sahici İyimserlik

KÜRE'ye Sor