Dünya Ekonomik Forumu tarafından İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Yıllık Toplantılar, 20 Ocak 2026’da açılmış ve 23 Ocak 2026 itibarıyla sona ermiştir. Toplantılar, “Diyalog Ruhu” teması çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı toplantısı, “Diyalog Ruhu” teması çerçevesinde yapılandırılmıştır. Bu tema, uluslararası sistemde artan ekonomik, siyasi ve teknolojik gerilimler karşısında çok taraflı iletişim kanallarının sürdürülmesine odaklanmıştır.
Gündem Başlıkları
Toplantının ana gündem başlıkları arasında küresel ekonomik görünüm, jeopolitik gerilimler, ticaret politikaları, teknolojik dönüşüm, yapay zekâ, iklim ve sürdürülebilirlik, enerji güvenliği ve küresel riskler yer almıştır. Forum kapsamında yayımlanan değerlendirmelerde, ekonomik çatışmaların ve ticaret temelli gerilimlerin, küresel sistem açısından öne çıkan risk alanlarından biri olduğu vurgulanmıştır.
ABD Yönetimi ve Davos Gündemi
ABD Başkanı Donald Trump, 2026 Davos toplantılarına katılmıştır. Trump’ın Davos’taki temasları, özellikle ABD’nin ekonomik ve ticari politikaları çerçevesinde şekillenmiştir. Trump’ın küresel şirket yöneticileriyle bir araya gelerek ABD’nin politika önceliklerini aktardığı belirtilmiştir. Aynı süreçte bazı devlet ve hükümet başkanlarının zirveye katılmadığı, bu durumun Davos’taki temsil düzeyine ilişkin tartışmalara yol açtığı kaydedilmiştir.
Dünya Ekonomik Forumu Değerlendirmeleri ve Araştırmalar
Forum öncesinde ve toplantı süresince yayımlanan rapor ve araştırmalarda, ekonomik çatışmalar, jeopolitik ayrışmalar ve ticaret savaşları küresel ölçekte öne çıkan riskler arasında gösterilmiştir. Bu değerlendirmeler, Davos oturumlarında ele alınan politika başlıklarının çerçevesini belirlemiştir. Küresel ekonomik yönetişim, çok taraflılık ve uluslararası iş birliği konuları bu bağlamda ele alınmıştır.
Oturumlar ve Yan Etkinlikler
Davos 2026 kapsamında düzenlenen paneller, yuvarlak masa toplantıları ve liderler arası görüşmeler, resmi programın önemli bir bölümünü oluşturmuştur. Dünya Ekonomik Forumu’nun dijital platformları üzerinden yapılan canlı yayınlar ve günlük bilgilendirmelerle toplantı süreci kamuoyuna aktarılmıştır. Toplantı günleri boyunca farklı sektörlere yönelik tematik oturumlar düzenlenmiştir.
Genel Çerçeve ve Katılım
Zirve kapsamında 250’den fazla oturum düzenlenmiş, 130’dan fazla ülkeden iş insanları, siyasetçiler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yer aldığı yaklaşık 3 bin katılımcı bir araya gelmiştir. Toplantılara 64 devlet ve hükümet başkanı katılmış, küresel belirsizlikler, jeopolitik ve jeoekonomik riskler, küresel ekonomi, teknolojik dönüşüm, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik başlıkları ana gündemi oluşturmuştur. Türk iş dünyasından üst düzey yöneticiler de zirvede yer almıştır.
Trump'ın Açıklamaları
Trump’ın konuşmaları, özellikle Avrupa ile yaşanan Grönland gerilimi, küresel güç dengeleri ve yapay zekâ politikaları bağlamında dikkat çekmiştir. Trump, Grönland’a yönelik askerî müdahale seçeneğini dışladığını açıklamış, ABD ekonomisini ve yapay zekâ alanındaki küresel üstünlüğünü vurgulamıştır. Çin’e teknoloji transferlerinin tamamen durdurulacağını yinelemiş, yapay zekâyı ABD gücünün “yeni kalesi” olarak tanımlamıştır.
Ekonomik ve Politik Gündem
Zirvede teknoloji ve özellikle yapay zekâ yatırımları, üretim ve tüketim süreçlerini dönüştüren temel unsurlar olarak ele alınmıştır. Ajan yapay zekâ yatırımlarının ekonomik büyümenin önemli motorlarından biri olacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk kredi desteği ve İsrail saldırıları sonrasında düzeni tesis etmeyi amaçlayan Gazze için önerilen Barış Kurulu, toplantıların somut çıktıları arasında yer almıştır.
Gazze için Barış Kurulu Şartı ve Trump’ın Açıklamaları (22 Ocak 2026)

22 Ocak’ta düzenlenen “Gazze için Barış Kurulu Şartı” imza töreninde konuşan Trump, Gazze’deki ateşkesin titizlikle sürdürüldüğünü belirtmiştir. Kurulda 59 ülkenin yer aldığını ifade eden Trump, Orta Doğu’daki uzun süreli çatışmaların azaltılmasına yönelik küresel bir çabanın yürütüldüğünü vurgulamıştır. Trump, Gazze’nin askerden arındırılması, yönetilmesi ve yeniden inşasına yönelik kararlılıklarını dile getirmiş, Ekim 2025’te açıklanan kalıcı çözüm planının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından oy birliğiyle kabul edildiğini hatırlatmıştır.
Davos'ta 'Gazze için Barış Kurulu Şartı' İmza Töreni. 22 Ocak 2026 (Anadolu Ajansı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Barış Kurulu” Değerlendirmesi

Dışişleri Bakanı Fidan, 23 Ocak 2022 Anadolu Ajansı
Hakan Fidan, 22 Ocak 2026’da Dünya Ekonomik Forumu kapsamında düzenlenen Barış Kurulu Şartı imza törenine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldığını hatırlatarak, Barış Kurulu’nun bölge için önemli bir fırsat olduğunu belirtmiştir.
Bakan Fidan, Barış Kurulu’nun, Gazze halkının uzun süredir maruz kaldığı acıların giderilmesi ve insani ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla bölgeyi ayağa kaldırarak kalıcı ve kapsayıcı bir barışın tesis edilmesine “tarihi bir imkan” sunduğunu vurgulamıştır. Bu yapının, Gazzelilerle omuz omuza çalışarak Gazze’nin geleceğini şekillendirmede güçlü bir rol oynayacağına inandıklarını ifade etmiştir. Fidan ayrıca, bu iradeyle Gazze halkının sesinin duyulmasını, haklarının güvence altına alınmasını ve barış içinde yaşayabilecekleri bir geleceğin mümkün olabileceğini ortaya koyduklarını dile getirmiştir.
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Davos Konuşması
Kanada Başbakanı Mark Carney, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında yaptığı konuşmada, dünyanın “bir geçişin değil, bir kopuşun ortasında” bulunduğunu ifade etmiştir.
Küresel Düzen ve Entegrasyon Eleştirisi
Carney, son yirmi yılda finans, sağlık, enerji ve jeopolitik alanlarda yaşanan krizlerin, aşırı küresel entegrasyonun doğurduğu yapısal riskleri görünür kıldığını savunmuştur. Kurallara dayalı uluslararası düzenin bir “hikâye” olarak sunulduğunu belirten Carney, bu anlatının kısmen yanlış olduğunu dile getirmiştir. Uluslararası ticaret kurallarının asimetrik biçimde uygulandığını, uluslararası hukukun ise tarafların kimliğine göre değişen bir titizlikle işletildiğini vurgulamıştır.
Carney, bu sistemin bir kurgu olduğunu, buna rağmen ABD’nin açık deniz yollarının güvenliği, istikrarlı finansal sistemin sürdürülmesi, kolektif güvenlik ve anlaşmazlıkların çözümüne yönelik araçların sağlanması konularında önemli bir rol oynadığını belirtmiştir. Ancak söylem ile gerçeklik arasındaki farkların uzun süre görmezden gelindiğini ve bu yaklaşımın artık sürdürülebilir olmadığını ifade etmiştir.
Stratejik Özerklik ve Çok Taraflı Kurumlar
Konuşmasında orta ölçekli güçlerin dayandığı çok taraflı kurumların, özellikle Dünya Ticaret Örgütü ve Birleşmiş Milletler sisteminin ciddi baskı altında olduğuna dikkat çeken Carney, kolektif sorun çözme mimarisinin zayıfladığını belirtmiştir. Bu bağlamda birçok ülkenin enerji, gıda, kritik mineraller, finans ve tedarik zincirlerinde daha fazla stratejik özerklik geliştirme arayışına girdiğini söylemiştir.
Carney, kendi kendine yetemeyen ülkelerin seçeneklerinin sınırlı olduğunu vurgulayarak, “Kurallar artık sizi korumadığında, kendinizi korumanız gerekir.” ifadesini kullanmıştır. Küresel entegrasyonun ülkeleri karşılıklı bağımlılık yerine kırılganlığa sürüklediği durumlarda, “karşılıklı fayda” söyleminin sürdürülemez hâle geldiğini belirtmiştir. Konuşmanın tamamı şu şekildedir.
Büyük Güç Rekabeti ve Üçüncü Yol Arayışı
Büyük güçlerin yoğun rekabet içinde olduğu bir uluslararası sistemde, arada kalan ülkelerin ya rekabet ederek uyum sağlaması ya da etkili bir üçüncü yol oluşturmak için iş birliği yapması gerektiğini savunan Carney, güçlü bir iç ekonominin her hükümet için acil bir öncelik olduğunu ifade etmiştir. Uluslararası alanda çeşitlendirmenin yalnızca ekonomik bir ihtiyat değil, aynı zamanda ilkeli ve tutarlı bir dış politika için maddi bir temel oluşturduğunu vurgulamıştır. Bu yaklaşımın, ülkelerin misillemeye karşı savunmasızlıklarını azaltarak daha bağımsız ve ilkesel tutum sergilemelerine imkân tanıdığını belirtmiştir.
Diğer Dış Politika ve Güvenlik Başlıkları
Trump, konuşmalarında İran’ın nükleer kapasitesine yönelik hava saldırılarına, Suriye’de DEAŞ hedeflerine karşı yürütülen operasyonlara ve NATO müttefiklerinin savunma harcamalarına değinmiştir. Ayrıca Venezuela ile enerji alanında geliştirilen ilişkileri, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik girişimleri ve ABD’nin sınır güvenliği politikalarını da gündeme getirmiştir.
Davos Sonrası Değerlendirmeler
22 Ocak’ta Washington’a dönüşü sırasında yaptığı açıklamalarda Trump, Davos’tan Grönland ve Barış Kurulu bağlamında önemli kazanımlarla döndüğünü ifade etmiştir. NATO ile yapılan çerçeve anlaşma kapsamında ABD’nin Grönland’a “tam erişim” sağlayacağı bir formülün müzakere edildiğini belirtmiş, Barış Kurulu’nun küresel ölçekte benzersiz bir girişim olduğunu savunmuştur.


