Trabzon’un fethi, hem Fatih Sultan Mehmed devrinin siyasi ve askeri stratejisinde hem de Osmanlı İmparatorluğu’nun Karadeniz’deki hakimiyetinin pekişmesinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen askerî bir harekâttır. 15 Ağustos 1461 yılında gerçekleşen bu fetih, yalnızca bölgesel bir şehir kuşatması olarak değil, Osmanlıların doğu politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilir. Fethin ardından Osmanlı hakimiyeti, Karadeniz’in güney kıyılarında kesintisiz bir şekilde tesis edilmiş, bölgenin liman ve ticaret potansiyeli doğrudan Osmanlı devlet sistemine dahil edilmiştir.
Fetih, aynı zamanda Osmanlıların doğuda Akkoyunlular, kuzeyde Kırım Hanlığı, batıda ise Balkan güçleri ile kurduğu çok yönlü denge siyaseti içinde özel bir önem taşır. Trabzon Rum Devleti’nin ortadan kaldırılması, Bizans’ın mirasına sahip çıkma iddiasını sürdüren son kuvvetli siyasi yapının da sona ermesi anlamına gelmiş, böylece Osmanlı Devleti hem jeopolitik hem de ideolojik açıdan önemli bir hedefe ulaşmıştır. Osmanlı tarih yazımında ve çağdaş kroniklerde ayrıntılı biçimde yer alan Trabzon’un fethi, askeri hazırlık, kuşatma stratejileri, diplomatik temaslar ve fetih sonrası imar faaliyetleri bakımından da zengin bir kaynak mirası bırakmıştır.
Trabzon, Doğu Karadeniz’in önemli liman şehirlerinden biri olup, Değirmendere vadisinin Karadeniz’e ulaştığı noktanın batısında, Boztepe’nin eteklerinde kurulmuştur. Şehir, denizden itibaren basamaklı bir şekilde yükselen bir yerleşim düzenine sahiptir ve Zâganosdere ile Kuzgundere vadilerinin açtığı doğal yarıklarla üç ana bölüme ayrılır. Bu doğal coğrafi form, Trabzon’u hem savunma hem de kentsel planlama açısından belirgin bir avantaja kavuşturmuştur. Şehir, hem deniz hem kara ulaşımına elverişli konumu sayesinde tarih boyunca ticaret, askerî ikmal ve diplomasi açısından canlı bir merkez olmuştur.
Antik çağlardan itibaren bölge, Karadeniz’in doğu kıyıları ile Anadolu iç bölgelerini, Kafkasya’yı ve İran’ı birbirine bağlayan kara yollarının denizle buluştuğu stratejik bir liman noktası olmuştur. Antik kaynaklara göre Trabzon, MÖ 8. yüzyılda bir Milet kolonisi olarak kurulmuş, “masa” anlamına gelen Trapezus adıyla anılmıştır. Bu isim, şehrin ilk yerleşim alanı olan Aşağıhisar kesiminin dik yamaçları ve masa biçimindeki topoğrafyasıyla ilişkilendirilir. Roma ve Bizans dönemlerinde şehir, hem askerî üs hem de ticaret merkezi olarak önem kazanmış, İran’dan gelen ipek ve baharat ticaretinin Karadeniz üzerinden Akdeniz dünyasına ulaştırılmasında kilit rol oynamıştır.

Erken Dönemden 1869'a Kadar İtibaren Trabzon Haritasi (Trabzon'da Fetih ve Şehir
Orta Çağ boyunca Trabzon, jeopolitik konumu sayesinde Karadeniz’in doğu sahillerinde hâkimiyet kuran devletler için vazgeçilmez bir merkez oldu.【1】 Selçuklu, İlhanlı ve Türkmen beylikleri döneminde şehir, hem deniz ticareti hem de dağ geçitleri üzerinden sağlanan kara bağlantılarıyla bölgesel bir güç odağı olmayı sürdürdü. Özellikle Zigana Geçidi, Trabzon’u Erzurum ve Tebriz gibi iç bölgelerdeki önemli merkezlere bağlayan ana arterdi. Bu yol hattı, fetih sırasında Osmanlı ordusunun da kullandığı güzergâhın temelini oluşturmuştur.
Şehrin limanı, Karadeniz’in doğusundaki güvenilir birkaç doğal limandan biri olarak, hem bölgesel ticaret hem de askerî lojistik açısından stratejik bir işlev görüyordu. Trabzon’un denizden kontrolü, kuzeyde Kırım ve kuzeydoğuda Kafkasya ile bağlantıyı, karadan ise Anadolu’nun doğu sınırlarının emniyetini sağlayacak nitelikteydi. Bu nedenle Osmanlı açısından Trabzon’un ele geçirilmesi, yalnızca bölgesel bir fetih değil, Karadeniz’in tamamında deniz güvenliğinin tesis edilmesi ve doğu ticaret yollarının Osmanlı kontrolüne alınması anlamına geliyordu.
Trabzon’un Osmanlı fethinden önceki tarihi, kesintisiz bir liman ve ticaret merkezi olma özelliğinin yanı sıra, değişen siyasî hâkimiyetlerle şekillenen çok katmanlı bir geçmişe sahiptir. Antik Çağ’da Miletos kökenli kolonistler tarafından kurulan şehir, Roma ve Bizans dönemlerinde Karadeniz’in doğu kıyılarındaki en önemli stratejik merkezlerden biri hâline gelmiştir. Roma idaresinde askeri ikmal üssü olarak geliştirilen Trabzon'a, Bizans (Doğu Roma) döneminde de önem verilmiş; surlar, kiliseler, liman yapıları ve saray kompleksi bu dönemde yenilenmiş ve güçlendirilmiştir.

Trabzon Haritasi (Trabzon'da Fetih ve Şehir
1204 yılında IV.【2】 Haçlı Seferi sonucunda Latinlerin İstanbul’u işgal etmesi üzerine Bizans’ın doğu eyaletlerinden kaçan Komnenos hanedanına mensup Aleksios ve David kardeşler, Gürcü Kraliçesi Tamara’nın desteğiyle Trabzon’da bağımsız bir devlet kurmuşlardır. “Trabzon Rum İmparatorluğu” veya “Komnenoslar Devleti” olarak bilinen bu siyasi yapı, Bizans’ın kültürel mirasını ve idari geleneklerini devralmakla birlikte, Karadeniz’in doğusunda bağımsız bir güç odağı hâline gelmiştir.
Bu devlet, kuruluşundan itibaren hem Anadolu’nun iç bölgelerindeki Türkmen beylikleri hem de kuzeydeki Ceneviz ve Venedik ticaret kolonileriyle yakın ilişkiler kurmuştur. Limanı, Kırım’dan gelen tahıl ve kürk ticaretinden, İran ve Orta Asya’dan gelen ipek ve baharat ticaretine kadar geniş bir yelpazede mal hareketine aracılık etmiştir. Trabzon aynı zamanda Bizans’tan kaçan soyluların, din adamlarının ve askerî uzmanların da sığınma noktası olmuştur.

Trabzon Surları Haritasi (Trabzon'da Fetih ve Şehir
14.【3】 yüzyıl boyunca Trabzon Rum Devleti, bir yandan İlhanlı ve Timur İmparatorluğu gibi doğudaki büyük güçlerle, diğer yandan Anadolu’daki Türkmen beylikleriyle dengeli ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Ancak Osmanlıların Anadolu’da yükselişi, bu bağımsız konumu tehdit etmeye başlamıştır. 15. yüzyıl ortalarında Osmanlı hâkimiyetinin Karadeniz’e yönelmesiyle Trabzon, hem coğrafî konumu hem de Bizans’ın varisliğini sembolize eden niteliği nedeniyle hedef hâline gelmiştir.
Fetih öncesinde Trabzon yönetimi, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan ile evlilik bağı kurarak doğu yönünde ittifak sağlamış; batıda ise Osmanlılara karşı direnci artırmak için Papa ve Gürcü Krallığı ile diplomatik temaslarda bulunmuştur. Ancak bu girişimler Osmanlı ilerleyişini durdurmaya yetmemiştir. Osmanlı’nın 1461 yılında başlattığı sefer, Trabzon’un bu çok yönlü ittifak stratejisinin sınırlarını zorlamış ve nihayetinde şehrin Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle sonuçlanmıştır.
15. yüzyıl ortalarında Trabzon Rum Devleti, Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’daki ilerleyişi karşısında varlığını koruma arayışına girmiştir. 1453’te İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu ortadan kalkmış, Trabzon, Bizans mirasının son temsilcisi olarak hem sembolik hem stratejik önem taşır hale gelmiştir. Bu durum, şehrin Osmanlı'nın hedefleri arasına girmesine neden olmuştur.
Trabzon yönetimi, Osmanlı baskısını dengelemek amacıyla hem doğu hem batı yönünde ittifaklar kurmuştur. 1458’de Trabzon İmparatoru IV. İoannes’in kız kardeşi Theodora (Osmanlı kaynaklarında Despina Hatun), Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan ile evlendirilmiştir. Bu evlilik, iki devlet arasında akrabalık bağı oluşturmuş ve Akkoyunluların Trabzon’u dış tehditlere karşı koruma taahhüdünü beraberinde getirmiştir.
Bunun yanında Trabzon, batıda Papa II. Pius ile diplomatik temas kurmuş, Osmanlı’ya karşı düzenlenmesi planlanan bir Haçlı seferine dâhil olma yönünde adımlar atmıştır. Bu girişimler, Trabzon’un yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte de Osmanlı karşıtı ittifak arayışında olduğunu ortaya koymaktadır. Gürcü Krallığı ile sürdürülen ilişkiler, doğu yönünden sağlanabilecek askeri desteğin temini amacına hizmet etmiştir.
Bu süreçte Osmanlı-Akkoyunlu ilişkileri gerginleşmiştir. Uzun Hasan, Osmanlı topraklarından çıkarılmış bazı Türkmen beylerini himayesine almış, ayrıca Sivas’ın kuzeyindeki Koyulhisar Kalesi’ni kontrol altına alarak Osmanlı sınır güvenliğini zayıflatmıştır. Bu gelişmeler, Osmanlı açısından doğu yönünde askeri harekât düzenlenmesini gerekli kılmıştır. 1461 yılında başlatılacak seferin üç temel amacı şu şekildedir:
1. Karadeniz’de tam hâkimiyetin sağlanması – Kuzey ticaret yollarının ve limanlarının Osmanlı kontrolüne alınması.
2. Akkoyunlu nüfuzunun sınırlandırılması – Doğu Anadolu’daki Osmanlı karşıtı güç odaklarının dağıtılması ve Türkmen beylerinin Akkoyunlu desteğinden uzaklaştırılması.
3. Trabzon Rum Devleti’nin ilhakı – Bizans mirasına sahip çıkan son kuvvetli siyasi yapının ortadan kaldırılması ve Osmanlı siyasi bütünlüğünün pekiştirilmesi.
Sefer planı, hedefin Trabzon olduğu bilgisinin yalnızca padişah ve yakın çevresi tarafından bilineceği şekilde hazırlanmış, böylece Trabzon’un müttefiklerinin erken müdahalesi önlenmiştir.
1461 yılında planlanan Trabzon Seferi, Osmanlı kara ve deniz kuvvetlerinin müşterek harekâtı olarak tasarlanmıştır. Fatih Sultan Mehmed, seferin hedefini başlangıçta yalnızca çok sınırlı bir askeri kesimle paylaşmış olup ordunun nihai istikametini gizli tutmuştur. Bu yöntemin iki temel amacı vardı: İlki, Trabzon Rum Devleti’nin ve müttefiklerinin hazırlık yapmasını engellemek; ikincisi ise Akkoyunlu, Gürcü ve Batı kaynaklı muhtemel ittifakların Osmanlı ilerleyişini durduracak karşı hamleler yapmasının önüne geçmekti.

Osmanlı Donanması Trabzon Önlerinde (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Padişah, 23 Mart 1461’de Edirne’den yola çıkmış, Gelibolu ve Mudanya üzerinden Bursa’ya ulaşmıştır.【4】 Bursa’da veziriazam Mahmud Paşa ile seferin lojistik ve askeri düzenlemeleri görüşülmüştür. Bu aşamada dahi Osmanlı ordusunun hedefinin doğrudan Trabzon olduğu yönünde bir bilgi paylaşılmamış, hatta ordunun yönünü batıya çevirebileceği şeklinde söylentiler yayılmıştır.
Ordunun güzergahı Bursa’dan Ankara’ya, oradan Kastamonu’ya doğru çizilmiştir. Bu rota, hem Anadolu içlerinden kuzey sahillerine güvenli geçiş sağlamış hem de Karadeniz’e açılacak deniz kuvvetleriyle kara ordusunun koordinasyonuna imkan vermiştir. Osmanlı devlet ricali, seferin başında donanmanın Karadeniz’e açılması için gerekli emirleri Gelibolu Sancakbeyi Kasım Bey’e iletmiştir.
Osmanlı ordusu Kastamonu’ya ulaştığında hedefin Sinop olduğu resmen ortaya çıkmıştır. Bu durum, hem ordunun moralini hem de stratejik planlamayı doğrudan etkilemiştir. Sinop, Karadeniz’in orta kesiminde, hem kuzey ticaret yollarını hem de sahil güvenliğini kontrol edebilecek bir konuma sahipti. Limanı, Karadeniz’in en korunaklı doğal limanlarından biri olarak, donanma için lojistik üs ve ikmal noktası işlevi görebilirdi.
Kara ordusunun Kastamonu’dan kuzeye ilerleyişiyle eşzamanlı olarak, Gelibolu Sancakbeyi Kasım Bey komutasındaki yaklaşık 300 parçalık Osmanlı donanması Karadeniz’e açılmıştır. Donanma, Sinop önlerine ulaştığında limanı tamamen kuşatma altına almıştır. Bu deniz ablukası, kara kuvvetlerinin yaklaşmasıyla birleşerek şehri çift yönlü baskı altına sokmuştur.
İsfendiyaroğlu İsmail Bey, Osmanlı güçleri karşısında direnmenin sonuçsuz olacağını görerek çatışmaya girmeden teslim olmuştur. Osmanlı yönetimi, kan dökülmeden gerçekleşen bu teslimiyet karşılığında İsmail Bey’e Üsküp Sancağı’nı tevcih etmiş ve bölgeden uzaklaştırmıştır.
Sinop’un alınması, seferin bundan sonraki aşamaları için stratejik bir dönüm noktası olmuştur. Osmanlı donanması, buradan doğuya doğru harekâtını sürdürebilecek, kara ordusunun Trabzon’a ilerleyişini denizden destekleyebilecek bir mevziye kavuşmuştur.
Sinop’un teslim alınmasının ardından Osmanlı kara ordusu, Karadeniz kıyı hattını takip etmeyerek iç kesimlerden doğuya yönelmiştir. Bu rota tercihi, hem sahilden gelebilecek ani saldırılara karşı ordunun güvenliğini artırmış hem de stratejik noktalardaki kalelerin kontrolünü mümkün kılmıştır.
Sivas’ın kuzeyinde, Kelkit Vadisi’ne hâkim konumda yer alan Koyulhisar Kalesi, bu güzergâh üzerinde kritik bir geçiş noktasıydı. Kale, yalnızca Trabzon’a giden kara yolunu denetlemekle kalmıyor, aynı zamanda Akkoyunlu etkisinin hissedildiği sınır hattında bir güvenlik unsuru olarak önem taşıyordu. Bölgedeki hâkimiyet, Osmanlı’nın doğu sefer hattını güvence altına alması açısından zorunluydu.
Osmanlı kuvvetleri, Koyulhisar’a ulaştığında direniş sınırlı kalmış, kısa süre içinde kale Osmanlı kontrolüne geçmiştir. Böylece doğuya yapılacak harekâtın önündeki en önemli ara savunma hattı ortadan kaldırılmıştır. Koyulhisar’ın alınması, aynı zamanda seferin Akkoyunlulara dair olabileceğine dair bir korku da yaratmış, Uzun Hasan bu aşamadan sonra Osmanlı ile doğrudan temas kurma ihtiyacı hissetmiştir.
Koyulhisar'ın düşüşünün ardından Osmanlı ordusu Erzincan yönüne ilerlemiş, burada Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın annesinin başında olduğu elçilik heyeti tarafından karşılanmışlardır.
Osmanlı ordusu Koyulhisar’dan doğuya ilerleyerek Erzincan’a ulaştığında, bu bölge Akkoyunlu hâkimiyet sahasının batı sınırını teşkil ediyordu. Seferin bu aşaması, Trabzon’a giden kara hattının güvenliği açısından belirleyici olduğu kadar, Osmanlı ile Akkoyunlular arasındaki güç dengesinin de yeniden tanımlandığı bir diplomatik temas evresi olmuştur.
Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan, Osmanlı ordusunun hem kara hem de deniz unsurlarıyla bölgeye yaklaştığını öğrenince, açık bir meydan muharebesine girmekten kaçınmıştır. Osmanlı toplarının yıkıcı etkisini ve ordunun sayısal üstünlüğünü dikkate alarak diplomasi yolunu tercih etmiştir. Bu amaçla, annesi Sâre Hatun’u elçi olarak Fatih Sultan Mehmed’e göndermiştir.
Fatih, Sâre Hatun'a hürmet göstererek ona "ana" diye seslenmiş ve tüm sefer boyunca yanında bulundurmuştur. Neşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ’sında aktarıldığına göre, Sâre Hatun ile Fatih arasında dikkat çekici bir diyalog yaşanmıştır. Sâre Hatun’un “Hey oğul, bu Trabzon-çün bunca zahmetleri çekmek neden?” sorusuna Fatih, “Ana, bu zahmetler Trabzon için değildir. Belki bu zahmetler Allah içindir. Zira elimizde İslâm kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek lâyık olmaz. Hem yarın Hak hazretinde hacîl oluruz” şeklinde cevap vermiştir.【5】
Bu görüşmenin ardından iki taraf arasında çatışmaya yol açacak bir durum yaşanmamış, Osmanlı ordusu Akkoyunlu bölgesinden geçerek Trabzon istikametinde ilerlemeye devam etmiştir. Akkoyunluların doğrudan bir askerî müdahalede bulunmaması, Osmanlı’ya kuşatma öncesinde zaman ve enerji tasarrufu sağlamıştır.
Akkoyunlu temasının ardından Osmanlı ordusu, Trabzon’a ulaşmak için Karadeniz’in iç kesimlerini Doğu Anadolu’ya bağlayan en zorlu doğal engellerden biri olan Zigana Geçidi’ne yönelmiştir. Gümüşhane ile Maçka arasında yer alan bu geçit, hem yüksek rakımı hem de sarp yamaçları nedeniyle büyük orduların geçişi için güçlükler barındırıyordu. Ağır topların ve mühimmatın nakli, dar patikalar ve dik eğimler yüzünden yavaş ilerlemiş; bazı noktalarda araçların sökülüp parçalar hâlinde taşınması gerekmiştir.

Osmanlı Ordusunun Zigana Geçidinden Geçişi (Trabzon Tarihi)
Fatih Sultan Mehmed, geçidin en sarp kısımlarında bizzat yaya olarak ilerlemiş, ordusunun moralini yüksek tutmak için askerlerle birlikte yürümüştür.【6】 Bu geçiş sırasında ordunun disiplinini korumak ve kuşatma hazırlıklarını hızlandırmak amacıyla, geriden gelen ikmal birlikleri ile öncü kuvvetler arasında sürekli haberleşme sağlanmıştır.
Zigana Geçidi’nin aşılması, Osmanlı ordusunu Trabzon’un iç bölgelere bakan kara surlarının önüne getirmiştir. Bu noktadan sonra kara kuşatmasının başlatılmasına imkân tanınmış, eşzamanlı olarak Osmanlı donanması da Karadeniz’den Trabzon limanına yaklaşarak deniz ablukası hazırlıklarını tamamlamıştır. Böylece kuşatma, kara ve deniz unsurlarının koordineli biçimde yürütülebileceği bir safhaya ulaşmıştır.
Osmanlı ordusu Zigana Geçidi’ni aşarak Trabzon önlerine ulaştığında, kara birlikleri şehrin batı ve güney yönlerinden sur hatlarını çevrelemiştir. Trabzon’un doğal savunma avantajı, kuzeyde denizle çevrili olması ve diğer yönlerde dik yamaçlarla korunmasıydı. Bu nedenle kuşatma planı, kara birliklerinin doğrudan sur önlerine yığınak yapması ve denizden gelecek her türlü yardımın engellenmesi üzerine kurulmuştur.
Gelibolu Sancakbeyi Kasım Bey komutasındaki Osmanlı donanması, Trabzon limanını abluka altına alarak denizden kuşatma halkasını tamamlamıştır. Limanın girişinde mevzilenen donanma, hem Karadeniz üzerinden gelebilecek takviye güçlerini engellemiş hem de şehir içindeki savunmacıların deniz yoluyla kaçma ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Donanmanın bir kısmı, top atış menzili içine girerek surların denize bakan bölümlerini bombardımana tutmuş, böylece kara cephesindeki baskı ile eş zamanlı psikolojik bir etki yaratılmıştır.

Osmanlı Ordusu Zağnos Surlarında (Trabzon Tarihi)
Kara tarafında, topçu birlikleri surların en zayıf noktalarına yerleştirilmiştir.【7】 Trabzon surlarının yüzyıllar boyunca güçlendirilmiş olmasına rağmen, Osmanlı kuşatma toplarının sürekli ateşi sur taşlarının gevşemesine ve bazı kulelerin hasar görmesine yol açmıştır. Kuşatma sırasında hendekler doldurulmuş, bazı bölgelerde lağımcı birlikler sur diplerine tünel kazarak patlayıcı yerleştirmiştir.
Bu koordineli kara-deniz baskısı, şehrin dış dünyayla bağlantısını tamamen kesmiş; erzak ve mühimmat tedariki imkânsız hâle gelmiştir. Şehrin içindeki moral giderek düşmüş, Trabzon Rum Devleti’nin direnme kapasitesi her geçen gün azalmıştır.
Osmanlı kara ve deniz kuvvetlerinin eş zamanlı baskısı, Trabzon’daki savunma gücünü kısa sürede zayıflatmıştır. Zigana Geçidi üzerinden gelen kara birlikleri şehrin güney ve batı surlarını, Karadeniz üzerinden gelen Osmanlı donanması ise kuzey kıyı hattını tamamen kapatmıştır. Böylece şehir, dış dünyadan tümüyle tecrit edilmiştir.
Kuşatma süresince Osmanlı topları surların belirlenen zayıf noktalarına aralıksız ateş açmış; donanma ise limanı kapatarak hem dışarıdan yardım hem de şehirden tahliye imkânını ortadan kaldırmıştır. Erzak stoklarının tükenmesi, savunma hattının zayıflaması ve şehir halkının moralinin bozulması teslim kararını hızlandırmıştır.

Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'a Girişi (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Neşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ’sında belirtildiği üzere, fetih hicrî 865 yılında (miladî 1461) gerçekleşmiştir.【8】 Modern araştırmalarda Trabzon vilayet salnâmesine dayanarak teslimin 15 Ağustos 1461 yılında olduğu kabul edilmektedir.【9】 Osmanlı üstünlüğü karşısında Trabzon İmparatoru IV. David Komnenos, çatışmanın sürdürülmesinin sonuçsuz olacağını görerek teslim şartlarını görüşmeyi kabul etmiştir. Yapılan anlaşma ile şehir Osmanlı’ya savaşsız teslim edilmiş; buna karşılık imparator ve ailesine can güvenliği tanınmıştır. David Komnenos ve saray mensupları, Osmanlı gemileriyle İstanbul’a gönderilmiştir.
Teslimin ardından Fatih Sultan Mehmed, Trabzon’da Osmanlı idaresini kurmuş; şehrin ileri gelenlerinden olup direnişe katılanların bir kısmının mallarına el konulmuştur. Trabzon’un Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle Karadeniz kıyılarında Osmanlı kontrolü tamamlanmış, Bizans mirasına sahip çıkan son bağımsız siyasi yapı da ortadan kaldırılmıştır.
Trabzon’un 1461 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından şehir, Karadeniz’in doğu kıyılarında stratejik bir idari merkez hâline getirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, fetihten hemen sonra Trabzon’u doğrudan merkeze bağlı bir sancak olarak teşkilatlandırmıştır.

Trabzon Coğrafyasını Gösterir Fotoğraf (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Fetih sonrası dönemde Osmanlı yönetimi, iskân politikası uygulamış ve Anadolu’nun farklı bölgelerinden Müslüman nüfusun Trabzon’a yerleşmesini teşvik etmiştir.【10】 Bu kapsamda asker aileleri, zanaatkârlar ve tüccarlar şehre getirilmiş, ticaretin ve üretimin canlı tutulması amaçlanmıştır. Rum nüfusun önemli bir kısmı ise şehirde yaşamaya devam etmiş, özellikle deniz ticareti ve zanaat alanlarında faaliyet göstermeyi sürdürmüştür. Böylece Trabzon, Osmanlı döneminde de çok kültürlü sosyal yapısını muhafaza etmiştir.

Trabzon Coğrafyasını Gösterir Fotoğraf (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
İdari yapılanmada, Osmanlı kanunları ve vergilendirme sistemi hemen uygulanmaya başlanmıştır.【11】 Şehre kadı tayin edilmiş, tımar sistemi dâhilinde toprakların yeniden düzenlenmesi sağlanmıştır. Ayrıca, güvenlik için yeni askeri birlikler konuşlandırılmış, liman faaliyetleri kontrol altına alınmıştır.
Bu düzenlemeler, Trabzon’un hem Osmanlı idari sistemi içinde hızlı bir şekilde entegrasyonunu sağlamış hem de Karadeniz’in doğu kıyısında Osmanlı hâkimiyetinin kalıcı hâle gelmesine zemin oluşturmuştur.
Trabzon’un Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra şehirdeki mimari dokuda önemli dönüşümler yaşanmıştır. Bu değişim, hem Osmanlı idarî ve dinî yapılarının inşası hem de mevcut Bizans ve Komnenos dönemine ait yapıların yeni işlevlerle kullanılması şeklinde olmuştur.

Kiliseden Çevrilen Yeni Cuma Camii (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Fetih sonrasında Trabzon’daki bazı kiliseler camiye dönüştürülmüştür.【12】 Şehrin en önemli yapılarından Ayasofya Kilisesi, fetihten kısa bir süre sonra cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra şehir surları içindeki ve civarındaki diğer bazı kiliseler de mahalle mescitlerine çevrilmiştir. Bu dönüşüm, Osmanlı şehirlerinde yaygın olarak görülen fetih sonrası dini-mimari uygulamanın Trabzon’daki yansımasıdır.
Osmanlı yönetimi, Trabzon’da imar faaliyetlerine ağırlık vermiştir. Çarşı ve pazar düzenlemeleri yapılmış, ticaret yolları ve liman altyapısı güçlendirilmiştir. Fetih sonrası iskân politikasıyla birlikte şehre yerleşen yeni nüfusun barınma ihtiyacını karşılamak üzere yeni mahalleler teşkil edilmiştir. Bu mahalleler genellikle cami etrafında şekillenmiş, su yolları, hamamlar ve kervansaraylar inşa edilmiştir.

Kiliseden Çevrilen Ayasofya Camii (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Şehrin ticari merkezi, liman çevresinde yoğunlaşmış ve burada hem yerel hem de uluslararası ticarete hizmet eden hanlar yapılmıştır.【13】 Bu sayede Trabzon, fetih sonrası dönemde de Karadeniz’in doğu kıyısında önemli bir ticaret ve lojistik merkezi olma özelliğini sürdürmüştür.
Bu mimari ve kentsel dönüşüm, Osmanlı idaresinin Trabzon’u sadece askeri ve stratejik bir merkez değil, aynı zamanda bölgesel bir ekonomik ve kültürel odak noktası hâline getirme hedefini yansıtmaktadır.
Trabzon’un 1461’de Osmanlı hâkimiyetine girmesi, Karadeniz’deki Osmanlı stratejisinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu fetihle birlikte Osmanlı, Sinop’tan Trabzon’a kadar Karadeniz’in güney kıyılarında kesintisiz kontrol sağlamıştır. Böylece, güney sahillerde Bizans mirasını temsil eden son siyasi yapı ortadan kaldırılmış ve doğu kıyılarında Osmanlı idaresi tesis edilmiştir.

XIX. Yüzyılda Trabzon (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Ancak bu tarihte Karadeniz’in kuzey kıyılarında hâlen bağımsız güçler mevcuttu.【14】 Kırım Yarımadası’nda Ceneviz ticaret kolonileri ve Osmanlı’ya tâbi olmayan Kırım Hanlığı bulunmaktaydı. Dolayısıyla Trabzon’un fethi, Karadeniz hâkimiyetini pekiştirmiş fakat denizin tamamen “Osmanlı iç denizi” hâline gelmesini tek başına sağlamamıştır. Bu süreç, 1475 Kırım Seferi ile tamamlanmış; Osmanlı donanması Kefe, Sudak ve Kerç gibi Ceneviz kalelerini ele geçirerek Kırım Hanlığı’nı Osmanlı’ya tâbi hâle getirmiştir. Bu tarihten itibaren yabancı ticaret gemilerinin Karadeniz’e girişi yasaklanmış ve deniz tamamen Osmanlı kontrolüne girmiştir.
Doğu sınır güvenliği açısından Trabzon’un fethi, Akkoyunlu veya başka bölgesel güçlerin Karadeniz’e erişim ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Osmanlı-Akkoyunlu ilişkilerinde Osmanlı lehine kalıcı bir üstünlük sağlanmış; Bizans mirasını temsil eden son bağımsız devletin ortadan kalkması, imparatorluğun siyasi ve ideolojik hedefleriyle uyumlu bir sonuç doğurmuştur.

II. Abdülhamid Döneminde Trabzon (Trabzon'da Fetih ve Şehir)
Ticari açıdan Trabzon, Osmanlı döneminde uluslararası ticaret ağlarının önemli bir durağı olmaya devam etmiştir.【15】 Kırım’dan gelen tahıl, kürk ve balık; İran ve Orta Asya’dan gelen ipek, baharat ve değerli madenler Trabzon üzerinden Anadolu iç bölgelerine taşınmıştır. Bu ticaret, hem gümrük gelirlerini artırmış hem de bölgesel ekonominin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Kültürel miras açısından Trabzon’un fethi, Osmanlı şehircilik anlayışı, idari sistemi ve mimarisinin Doğu Karadeniz’e taşınmasına zemin hazırlamıştır. Şehirde yaşayan Rum, Ermeni ve Müslüman topluluklar yüzyıllar boyunca bir arada varlık göstermiş; Trabzon, çok kültürlü yapısını Osmanlı döneminde de korumuştur.
Emir, Osman, Miraç Tosun, Yasin Topaloğlu ve İsmail Köse. “Bayburt’tan Trabzon’a: Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Sefer Güzergâhı.” Belleten 89, no. 315 (Ağustos 2025): 481–506. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ttkbelleten/issue/94080/1757389.
Ertaylan, İsmail Hikmet. “Akkoyunlu–Osmanlı Mücadelesi.” İçinde Türkmen Akkoyunlu İmparatorluğu: Siyasal, Sosyal ve Kültürel Tarihine İlişkin Makaleler Antolojisi, haz. Necip Aygün Akkoyunlu ve Adil Şen. Ankara: Grafiker Ltd. Şti. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://isamveri.org/pdfsbv/D088543/TY/TY_ERTAYLANIH1.pdf.
Hacıfettahoğlu, İsmail. “Kuruluşundan Fethine Trabzon’un Kısa Tarihi ve Fethi.” İçinde Türkmen Akkoyunlu İmparatorluğu: Siyasal, Sosyal ve Kültürel Tarihine İlişkin Makaleler Antolojisi, haz. Necip Aygün Akkoyunlu ve Adil Şen. Ankara: Grafiker Ltd. Şti. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://isamveri.org/pdfsbv/D088543/TY/TY_HACIFETTAHOGLUI.pdf.
Hacıfettahoğlu, İsmail, yay. haz. Öncesi ve Sonrası ile Trabzon’un Fethi. Trabzon Belediyesi Kültür Yayınları No: 91. 1. baskı, Ekim 2001. Ankara: Atlas Yayıncılık. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://isamveri.org/pdfsbv/D120121/2001/2001_HACIFETTAHOGLUI.pdf.
İnan, Kenan. “Trabzon’un Fethi.” İçinde Cumhuriyet’in 75., Osmanlı Devleti’nin 700. Yılında Trabzon Tarihi İlmi Toplantısı (6–8 Kasım 1998): Bildiriler, haz. Kemal Çiçek, Kenan İnan, Hikmet Öksüz ve Abdullah Saydam. Trabzon: Trabzon Belediyesi Yayınları, 1999. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://isamveri.org/pdfsbv/D091134/1999/1999_INANK.pdf.
İnan, Kenan. “Trabzon’un Osmanlılar Tarafından Fethi.” Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi no. 14 (2003): 71–84. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://isamveri.org/pdfsbv/D00199/2003_14/2003_14_INANK.pdf.
Neşrî, Mehmed. Kitâb-ı Cihan-nümâ (Neşrî Tarihi), Cilt I, haz. Faik Reşit Unat ve Mehmed A. Köymen. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1949. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://archive.org/details/Kitb-Cihan-NmNerTarihiI.Cilt-MehmedNer.
Neşrî, Mehmed. Kitâb-ı Cihan-nümâ (Neşrî Tarihi), Cilt II, haz. Faik Reşit Unat ve Mehmed A. Köymen. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1957. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://archive.org/details/Kitb-Cihan-NmNerTarihiII.Cilt-MehmedNer.
Öksüz, Hikmet, Veysel Usta ve Kenan İnan, ed. Trabzon Tarihi: Siyasi Tarih (Birinci Cilt). Trabzon: Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası, 2022. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://www.ttso.org.tr/dosyalar/TRABZON_TARIHI_BIRINCI_CILT.pdf.
Öztürk, Temel, ed. Trabzon’da Fetih ve Şehir. Trabzon: Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, 2021. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://kurumsal.trabzon.bel.tr/Upload/BaglantiFotolar/ae509cb3-0908-4e89-a49a-d3f7bed3934c/20220907090612RUokC.pdf.
Parmaksızoğlu, İsmet. “Trabzon’un Fethi (21 Muharrem 866 – 26 Ekim 1461).” Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi 10, sy. 112–113 (Eylül–Ekim 1971). Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://isamveri.org/pdfdrg/D00033/1971_c10/1971_c10_112-113/1971_c10_112-113_PARMAKSIZOGLUI.pdf.
Lowry, Heath W. ve Emecen Feridun. “Trabzon.” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. C. XL1, 2012: 296-301. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2025. https://islamansiklopedisi.org.tr/trabzon#1.
[1]
Temel Öztürk, ed., Trabzon’da Fetih ve Şehir (Trabzon: Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, 2021), s. 261.
[2]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 50.
[3]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 52.
[4]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 30.
[5]
Mehmed Neşrî, Kitâb-ı Cihan-nümâ (Neşrî Tarihi), Cilt II, haz. Faik Reşit Unat ve Mehmed A. Köymen (Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1957), s. 753.
[6]
Hikmet Öksüz, Veysel Usta ve Kenan İnan, ed., Trabzon Tarihi: Siyasi Tarih (Birinci Cilt) (Trabzon: Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası, 2022), s. 78.
[7]
Hikmet Öksüz ve diğerleri. (a.g.e), s. 81.
[8]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 122.
[9]
Temel Öztürk. (a.g.e), s.114.
[10]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 298-299.
[11]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 299.
[12]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 54.
[13]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 56.
[14]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 58.
[15]
Temel Öztürk. (a.g.e), s. 59.
Coğrafi ve Stratejik Konum
Fetih Öncesi Trabzon
Fethe Giden Süreç
Sefer ve Kuşatma
Sinop’un Osmanlı Topraklarına Katılması
Koyulhisar’ın Ele Geçirilmesi ve Doğuya Yöneliş
Akkoyunlu Teması ve Sâre Hatun’un Rolü
Zigana Geçidi’nin Aşılması
Kuşatma Düzeni ve Kara-Deniz Koordinasyonu
Trabzon'un Teslimi
Fetih Sonrası İdari ve Sosyal Düzen
Mimari ve Kentsel Değişim
Uzun Dönemli Sonuçlar ve Miras
This article was created with the support of artificial intelligence.