




Büyük Okyanus’un güneyinde Avustralya’nın yaklaşık 2000 km. güneydoğusunda yer alır ve iki büyük ada ile (Kuzey adası ve Güney adası) çok sayıda küçük adadan (en önemlileri Kermadec, Chatham, Solander, Steward, Snares, Bounty, Antipodes, Auckland, Campbell) oluşur. Yüzölçümü 268.680 km2, nüfusu 4.300.000 (2010 tah.), başşehri Wellington (390.000 nüfus), diğer önemli şehirleri Auckland (1.300.000), Christchurch (310.000), Hamilton (203.000) ve Dunedin’dir (116.000).I. FİZİKÎ ve BEŞERÎ COĞRAFYAKuzeyden güneye doğru 1600 km. kadar uzanan iki büyük ada (North Island, South Island) oldukça dar olan Cook Boğazı ile birbirinden ayrılır. Yeni Zelanda jeolojik açıdan çok genç ve tektonik açıdan çok aktif bir alandır. Ülke volkanizma açısından da aktiftir. Yeni Zelanda’nın bugünkü coğrafî görünümünün gelişiminde esas rolü tektonizma ve volkanizma oynamıştır. Daha engebeli olan Güney adasında kuzeydoğu-güneybatıya uzanan Güney Alpleri’nde (Southern Alps) yükselti 3500 metreyi aşar (Cook dağı 3754 m.). Güney Alpleri güney yarımküredeki en önemli buzullaşma merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Yeni Zelanda’da 3100 civarında buzul bulunur ve bazı buzullar hemen hemen deniz seviyesindedir. En büyük buzul Cook dağının doğusunda yer alan 29 km. uzunluğundaki Tasman buzuludur. Yeni Zelanda, Büyük Okyanus’un güneybatısında batı rüzgârları kuşağının ortasında yer alır. Dağlık alanlar bu rüzgârların etkisini kesen doğal engeller oluşturur ve ülkeyi iklim bakımından belirgin şekilde ikiye ayırır. Güney adasının batı kesimi Yeni Zelanda’nın en nemli alanlarını meydana getirirken yaklaşık 100 km. uzaklıktaki dağların doğusunda kalan alanlar ülkenin en kurak yerleri arasındadır. Batı rüzgârları dağların batı yamaçlarına oldukça fazla yağış bırakır. Doğu kıyıları ise yaz mevsiminde bol güneşlidir. Kuzey adası Güney adasından çok daha ılık olmakla beraber dağlık alanlarda ortaya çıkan koşullar sebebiyle daha serin ve nemlidir. Yeni Zelanda’da yağışlar 600-1600 mm. arasındadır. Yıllık ortalama sıcaklıkların 10-16 dereceler seviyesinde değiştiği ülkede en sıcak aylar ocak ya da şubat, en soğuk ay ise temmuzdur. Bilhassa haziran-ekim arasında yoğun kar yağışı, kayak turizmini ön plana çıkararak özellikle Kuzey Amerika’dan birçok kayak meraklısını buraya çeker.
Yeni Zelanda’nın bitki örtüsü büyük bir çeşitliliğe sahiptir ve eşsiz olarak nitelenir. Kuzey kayınının (nothofagus sp.) beş türü, kauri (agathis australis) ve Kuzey adasında nisbeten alçak alanlarda geniş yayılış alanı bulan podocarpus (kahverengi çam ya da erik çamı gibi isimlerle de bilinen podocarpus sp.) belli başlı doğal orman ağaçlarıdır. Ülkenin flora ve faunasına kayıtlı türlerin yaklaşık % 50 kadarının ülkeye özgü yani endemik olduğu bilinmektedir. Denizel çeşitlilik çalışmaları yaklaşık 13.000 türün tanımlandığını göstermektedir. Yeni Zelanda’da çok sayıda koruma alanı vardır. Bunlardan bazıları UNESCO miras listesinde yer alır. Denizel koruma alanlarının sayısı yirmiye yakındır. Yeni Zelanda her ne kadar önce Maoriler, ardından Avrupalı göçmenler yüzünden doğal özelliklerinden bazılarını kaybetmişse de çevre konularında dünyadaki “yeşil toplumlar”ın önde gelenlerinden biridir. Temiz su, hava kirliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve biyoçeşitliliğin korunması gibi çevreyle ilgili göstergeler dikkate alındığında dünya ülkeleri sıralamasında çevre bilimciler bu ülkeyi birinci sıraya yerleştirmektedir. Enerjinin % 70’i yenilenebilir kaynaklardan (su ve jeotermal enerji) sağlanan ülkede 2025 yılında bu oranın % 90’lara ulaşması hedeflenmektedir.
Ülkede 1963 yılında 2,5 milyon dolayında olan nüfus 1991’de 3,5, 2001’de 3,8 milyona ulaşmış, 2010 yılında 4,3 milyonu aşmıştır. Nüfusun dörtte üçü Kuzey adasında yaşarken Güney adasındaki nüfus % 25’in de altındadır. Diğer adalar daha az nüfusa sahiptir. Yıllar arasında bazı dalgalanmalar dikkat çekmekle beraber nüfusun genelde benzer artış oranlarına sahip olduğu görülmektedir. Günümüzdeki nüfusun yaklaşık % 75’i Avrupalılar’dan meydana gelmektedir. Diğer etnik gruplar arasında Çinliler en büyük orana sahiptir. Yeni Zelanda’da nüfusun % 53’ü hıristiyandır. Geriye kalan nüfusun yaklaşık % 40’ı ya yerel inanışlara sahiptir ya da dini yoktur. Ülkedeki müslüman, Budist ve Hindular’ın oranları çok daha düşüktür.
Yeni Zelanda gelişmiş bir ülke olmakla birlikte ekonomik faaliyetlerinde hayvancılığın hâkim oluşu ile diğer gelişmiş ülkelerden ayrılır. Yeni Zelanda bu alandaki belli ürünlerde dünya genelinde ilk sıralarda yer alır. 1800’lü yıllardan itibaren otlaklarını geliştirmeye çaba göstermiş, XIX. yüzyılın sonlarında dış ticaretin % 67,2’si hayvan ve hayvan ürünlerinden oluşurken 1921’de bu oran % 93,3’e çıkmıştır. Yeni Zelanda’da ekonomik faaliyetler özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği üzerine yoğunlaşmıştır. Ülkedeki koyun sayısı 2010 yılında 32,5 milyon dolayındadır (nüfusa oranlanırsa dünyada birinci sırada yer alır). Bunun yanında 8,9 milyon büyükbaş hayvan bulunmakta, hayvan yetiştiriciliği genelde modern çiftliklerde yapılmaktadır. Söz konusu çiftliklerin çevresinde yer alan mera alanları nöbetleşe kullanılarak daha uzun süre hayvan beslenmesine yetecek şekilde işletilmekte, gübreleme ile verimin yüksek düzeyde tutulmasına çalışılmaktadır. Ticarî bakımdan taşıdığı önemin farkedilmesiyle ülkede geyik üretimi de yapılmaya başlanmıştır; 2010 yılı verilerine göre geyik sayısı 1,1 milyon dolayındadır. 2000’li yıllarda Yeni Zelanda dünya süt ve süt ürünlerinin % 30’unu tek başına karşılıyordu. 11.000’den fazla çiftçinin ortak olduğu tek bir şirket 600’den fazla ürünle dünyanın 140 ülkesine süt ihracatı gerçekleştiriyordu. Yeni Zelanda’nın başlıca doğal kaynakları doğal gaz, demir, kömür ve altındır. Gereksinim duyulan enerjinin hidroelektrik kaynaklardan sağlanması sebebiyle bilhassa Güney adasındaki linyit yatakları işletilmez. Diğer yer altı servetleri arasında kum ve kireçtaşı sayılabilir. Ülkede karayollarının uzunluğu 100.000 kilometreye yakındır; 4000 kilometrenin biraz üzerinde olan demiryolları ise dar hatlıdır. Farklı büyüklüklerde 122 havaalanının bulunduğu ülkede başlıca limanlar Auckland, Lyttelton, Manukau Harbor, Marsden Point, Tauranga ve Wellington’dur. Yeni Zelanda’da sanayi faaliyetleri büyük ölçüde hayvansal ürünlerin işletilmesiyle ilgilidir. Ülkede turizm açısından başlıca dikkat çekici yerler arasında ulusal parklar vardır. Bunun yanında gemilerle adalara yapılan yolculuklar da önemli bir gelir kaynağını oluşturmaktadır. 1980’de 1 milyon dolayında olan turist sayısı 1995’te 2,3 milyona çıkmış, 2000 yılında 3,1 milyon olmuş, 2010 yılında ise 4,6 milyon kişiye ulaşmıştır.
III. ÜLKEDE İSLÂMİYETYeni Zelanda’da müslümanlarla alâkalı ilk kayıtlar 1874 yılına aittir. Bunlar, muhtemelen ülkenin güneyinde Dunstan’da altın yataklarında çalışmak üzere gelen Çinli müslümanlardı. Ancak günümüzde ülkedeki müslüman topluluğunun ilk nüvesini 1907’de Auckland’ın güney kasabalarına yerleşen Gucerât kökenli Hintliler oluşturmaktadır. Aynı tarihlerde Güney Asya’dan, özellikle Fiji’den gelen çok sayıda göçmen de Yeni Zelanda’ya yerleşmiştir. Zamanla göçmenlerin sayısının artması üzerine Yeni Zelanda hükümeti 1920’de uygulamaya koyduğu bir göçmen yasasıyla Asyalı göçmenlerin ülkeye girişini engelledi. Bu sebeple Yeni Zelanda’daki müslümanların sayısı 1950’lere kadar oldukça sınırlı kaldı. 1950’li yıllarda ikinci nesil Güney Asyalı göçmenlerin eşlerini ve çocuklarını da Yeni Zelanda’ya getirmeleriyle birlikte müslüman nüfus yeniden artmaya başladı. II. Dünya Savaşı’nın ardından hükümetin sınırlı da olsa başka ülkelerden göçmenlere kapılarını açması üzerine Türkiye’den ve Balkanlar’dan giden müslümanlar özellikle Auckland bölgesine yerleştiler. 1950’lerde yapılan nüfus sayımlarına göre ülkede 200 civarında müslüman mevcuttu. 1960’larda Yeni Zelanda hükümetlerinin liberal göç politikaları sonucunda Güney Asyalı müslümanların ülkeye girişi kolaylaştı. 1980’lerde gerek Fiji gibi yakın ülkelerdeki siyasî istikrarsızlık gerekse hükümetlerin göç politikalarını değiştirmesi neticesinde müslümanların sayısı hızla arttı ve 1986’da 2500’ü aştı. 1993’te Somali’den 2000’den daha fazla bir göçmen grubu ülkeye giriş yaparak birkaç şehirde önemli topluluklar meydana getirdi. Bu dönemde Yeni Zelanda yerlilerinden olan Kiwiler’den küçük bir grup da Müslümanlığı kabul etti. Bugün ülkedeki müslümanların % 23’ü Yeni Zelanda’da doğmuştur. Ülke genel nüfusuna göre müslümanlar daha genç bir nüfusa sahiptir. XX. yüzyılın başlarında Yeni Zelanda’ya gelen Gucerât kökenli müslümanların hemen hepsi küçük dükkân sahibi esnaftır. Birçok müslümanın da küçük çaplı iş yeri vardır. Günümüzde Araplar, Malaylar, Endonezyalılar, İranlılar, Somali’den ve Balkan ülkelerinden gelenler olmak üzere kırka yakın etnik gruptan müslümanın varlığı söz konusudur. Son otuz yılda artış gösteren müslüman nüfus 30.000’i aşmıştır.
Yeni Zelanda’da kendi kültürel ve sosyal örgütlerini kuran müslümanlar 1999 yılından itibaren birkaç milletvekiliyle parlamentoda temsil edilmektedir. Ülkedeki müslümanların kurduğu ilk dernek 1950’de Auckland şehrinde açılan Yeni Zelanda Müslüman Birliği’dir (New Zealand Muslim Association [NZMA]). Gucerât kökenli müslümanların teşkil ettiği bu derneğe daha sonra Türkiye ve Balkanlar’dan gelen müslümanlar da üye oldular. Sünnî müslümanların 1970’ten itibaren kurduğu yedi dernek Yeni Zelanda İslâmî Kuruluşlar Federasyonu (Federation of the Islamic Associations of New Zealand [FIANZ]) çatısı altında toplanmıştır. Bunun yanında öğrenci dernekleri, vakıflar ve iki okul faaliyetlerini sürdürmektedir. 1970’lerin ortalarından itibaren diğer müslüman gruplar da Auckland’da teşkilâtlarını oluşturdular. Bunlardan ilki Fiji kökenli müslümanlara ait Anjuman Himayat al-Islam’dır. Arnavut bir iş adamı tarafından kurulan Dünya Müslüman Kongresi Yeni Zelanda Konseyi (The New Zealand Council of the World Muslim Congress), buradaki müslüman topluluğu uluslararası kamuoyuna tanıtmayı ve kendilerine karşı uluslararası ilgiyi çekmeyi hedeflemiştir. Ayrıca yerli müslümanlar arasında faaliyet gösteren tasavvufî bir grup vardır. 1976’da Anjuman Himayat al-Islam teşkilâtı Yeni Zelanda Müslüman Birliği’ne katıldı. Ardından Yeni Zelanda Müslüman Birliği bir mescid yapımı için çalışmalar başlattı.
1989’da Yeni Zelanda Müslüman Birliği’nden ayrılan bir grup Güney Auckland Müslüman Birliği (The South Auckland Muslim Association [SAMA]) adıyla bir teşkilât kurdu. Teşkilât bölgede büyük bir cami inşa ettirerek 2003’te ibadete açtı. Yeni Zelanda Müslüman Birliği’nin yaptırdığı cami ise aynı yılın sonlarında hizmete girdi. Mescid-i Ömer ismiyle bilinen Mount Roskill İslâm Merkezi 1989’dan beri faaliyetini sürdürmektedir. Ayrıca bazı küçük İslâm merkezleri de vardır. Bunların arasında 1990’larda kurulan al-İkra İslâm Vakfı, el-Fârûkī Merkezi, 2003’te açılan Doğu Auckland İslâm Merkezi (Mescid-i Ebû Bekir es-Sıddîk), 2001’de kurulan Manukau şehrindeki Takvâ Vakfı ve 2003’te açılan Kelston’daki Ebû Hüreyre İslâm Merkezi yer almaktadır. Güney adasında 1970’lerden beri faaliyet gösteren bazı müslüman kuruluşlar daha sonra Auckland’daki Yeni Zelanda Müslüman Birliği teşkilâtı ile birleşti. Güney adasında Dunedin ve Christchurch şehirlerinde de İslâm cemaat birlikleri vardır. 1971’de kurulan Canterbury İslâm Birliği (Muslim Association of Canterbury [MAC]) 1985 yılında şehirde bir cami inşa ettirdi. Müslümanların uluslararası ölçekte ilk teşkilât çalışmaları, 1966’da Wellington’da kurulan Yeni Zelanda Uluslararası İslâm Birliği ile (The International Muslim Association of New Zealand [IMAN]) başladı. Porirua İslâm Merkezi bu teşkilâtın şubesiydi. Palmerston Nortan Müslüman Topluluğu’nun ortaya çıkışı 1970’lere kadar uzanır; bu teşkilât da Yeni Zelanda Uluslararası İslâm Birliği’ne katıldı.
Ülkedeki müslümanlar 1988’den itibaren yılda üç veya dört sayı çıkan Al-Mujaddid adlı bir haber bülteni yayımlamaktadır. Birçok konferans düzenleyen ve kitap dağıtımı yapan Yeni Zelanda İslâmî Kuruluşlar Federasyonu (FIANZ), Dünya Müslüman Birliği, Dünya Müslüman Gençlik Teşkilâtı, İslâm Kalkınma Bankası ve İslâm Konferansı Teşkilâtı gibi uluslararası teşkilâtlarla yakın ilişki içerisindedir. Yeni Zelanda’da bulunan müslüman derneklerinin çoğunluğu Sünnî ağırlıklıdır. 1993’te İran’ın da desteğiyle Şiî Ehl-i Beyt Vakfı kuruldu. Bu vakıf Auckland’da bir cami ve dört merkezle faaliyet göstermektedir. Müslümanların kültürel açıdan farklı değerlere sahip bir toplumla uyum sağlamada ciddi problemleri vardır. Bunun yanında ülkedeki ırkçı ve dinî ayrılıkçı illegal grupların baskısı ve saldırıları da müslümanları zor durumda bırakmaktadır. 1998’de bir kundaklama sonucunda Hamilton’daki cami, açılışından sadece altı ay sonra yakılarak tahrip edildi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 11 Eylül 2001 terör saldırısı ve Avrupa’da bazı bombalamaların ardından Yeni Zelanda’da ayrılıkçı grupların müslümanlar üzerindeki baskı ve saldırıları daha da artmıştır.




