BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarNursena Şahin9 Eylül 2025 18:09

1 Saniye Öncesi 1000 Yıl Sonrasından Daha Mı Uzak ?

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

Günler akıp giderken ve yarın gözümüzde hep büyürken aslında dünün yarından daha uzak olduğunu ne zaman kavradınız?


Ben bir yerde okuduğum "1 saniye öncesi 1000 yıl sonrasından daha uzak" sözüyle kavradım. Bu zamana kadar hep dünün aslında çok yakın olduğunu bugünün yaşanılan zamanın en mümkün olduğunu ve yarının sonsuz olasılıklarla var olduğunu sanardım.


Durum sanıldığının da ötesindeymiş. El salladığım dün kucaklayacağım yarından çok daha uzakmış. Ama insan yarının meçhullülüğü yerine dünün bilinmişliğini daha çok benimser. Bilir ki dün ona aitti. Yarın için o belirsizliğe ve bilinmezliğe aidiyet kurmaktan kaçar.


Ama ne zamanki "1 saniye öncesi 1000 yıl sonrasından daha uzak" sözüyle karşılaştım o zaman kafamda oturan dün ve yarın, geçmiş ve gelecek kavramları yerini anlam dolu bir ifadeye bıraktı. En azından şimdilik öyle.


Bunun nasıl mümkün olacağına ve yarına nasıl daha çok anlam katacağıma dair belirli inançlar yerini çoktan aldı. Fakat insan evladı kolay kolay alışkanlıklarını bırakamıyor. Nitekim öyle de oldu. Geçmiş hala daha yakın gelmekte ama yarına da bir meçhul gözüyle bakmıyorum.


Bazen düşünüyorum da aslında insanın zihni, güvenli olanı seçmeye programlanmış. Geçmiş bu yüzden bize yakın gelir; çünkü orada artık sürpriz yoktur, orada bilinmezlik kalmamıştır. Oysa gelecek, her an yeniden yazılmaya hazır, uçsuz bucaksız bir ihtimaller denizidir. Belki de bu yüzden “yarın” bizi hem korkutur hem de heyecanlandırır. Korkunun yanında umut taşır, belirsizliğin yanında hayallerimizi barındırır.


Zaman Kavramlarını İfade Eden Bir Görsel (Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur)


“1 saniye öncesi 1000 yıl sonrasından daha uzak” sözünü zihnimde evirip çevirdikçe şunu fark ettim: Aslında yarın, düşündüğümüzden çok daha bize yakın. Çünkü yarının tohumu bugünden atılıyor. Dün artık elimden kayıp gitmiş bir hikâye iken yarın elimde şekillenmeyi bekleyen ham bir toprak gibi. Belki de mesele, yarını meçhul bir uçurum olarak görmektense onu bugünün devamı olan bir köprü gibi algılamakta gizlidir.


Bu düşünceyle birlikte alışkanlıklarımın gölgesinde yaşasam da, artık geçmişe yaslanmak yerine geleceğe yaslanmayı öğreniyorum. Dün bana ait olabilir, ama yarın benim elimle yoğrulacak. Ve belki de hayatın en büyük sırrı şurada saklıdır: Geçmiş biriktirilmiş zaman, gelecek ise davet edilen zamandır. Biz, ikisinin arasında duran bu “an”da, aslında hem geçmişi taşır hem de geleceği inşa ederiz.


Ve işte tam da bu yüzden artık dünü özlemekten çok, yarını kurmayı seçiyorum. Çünkü dün ne kadar tanıdık olursa olsun, bana geri dönmeyecek; ama yarın, bugünkü dokunuşlarım sayesinde bana gelecek.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor