1897 Osmanlı-Yunan Savaşı

fav gif
Kaydet
kure star outline
Ekran görüntüsü 2025-04-16 190503.png
Müşir Ethem Paşa
Tarih
17 Nisan-19 Mayıs 1897
Bölge
TeselyaYunanistan KrallığıEpir
Sonuç
Osmanlı Zaferi
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğuYunanistan Krallığı
Komutanlar
Osmanlı İmparatorluğu:Ethem PaşaAhmed Hıfzı PaşaResneli Niyazi BeyYunanistan Krallığı:Konstantinos SapountzakisThrasyvoulos Manos
Anlaşma
İstanbul Antlaşması

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, Osmanlı Devleti ile Yunanistan Krallığı arasında Girit Adası’ndaki isyanlar ve Yunanistan’ın sınır ihlalleri nedeniyle patlak veren kısa süreli bir savaştır. "30 Gün Savaşı" ve "Teselya Savaşı" olarak da bilinir. Girit’e asker çıkaran Yunanistan’ın, Osmanlı topraklarına yönelik saldırgan tutumu üzerine başlayan çatışmalar, özellikle Tesalya ve Epir cephelerinde yoğunlaşmış; Osmanlı ordusu sahada önemli zaferler kazanarak Dömeke’ye kadar ilerlemiştir. Dömeke Meydan Muharebesi sonucunda Osmanlı ordusu, Yunan ordusunu neredeyse tamamen bozguna uğratmıştır. Ancak büyük devletlerin araya girmesiyle Osmanlı ordusunun Atina’ya ilerlemesi durdurulmuş ve İstanbul Antlaşması’yla savaş sona ermiştir.


Girit Sorunu ve Yunanistan’ın Müdahalesi

19. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu açısından çözülmenin hızlandığı, Batılı güçlerin etkisinin arttığı ve Balkanlar’daki etnik ayrılıkçı hareketlerin yaygınlaştığı bir dönem olmuştur. 1821’de Yunan isyanıyla başlayan süreç, 1830’da Yunanistan’ın bağımsızlığı ile sonuçlanmış, bu da Balkanlar’daki diğer topluluklara emsal teşkil etmiştir. Yunanistan, bağımsızlık sonrasında "Büyük Yunanistan" ideali anlamına gelen Megali İdea doktrini çerçevesinde hareket ederek, Bizans İmparatorluğu’nun sınırlarını hedefleyen yayılmacı bir dış politika izlemiştir. Bu hedef doğrultusunda en çok önem verdikleri bölgelerin başında Girit Adası, Tesalya, Epir ve Makedonya yer almıştır.


Girit, Osmanlı’nın 17. yüzyıldan beri hâkimiyeti altında olan bir ada olup, özellikle Rum nüfusun yoğunlukta olduğu bölgelerde Yunanistan’ın etkisi zamanla artmıştır. 1866, 1878 ve 1896 yıllarında yaşanan Rum isyanları, Girit Sorunu’nun uluslararası bir meseleye dönüşmesine neden olmuştur. Osmanlı Devleti, ada halkına çeşitli imtiyazlar tanıyarak çözüm arayışına girmiş; ancak bu tavizler Yunanistan üzerinden Avrupalı büyük devletlerin fiilî ve siyasi müdahalesini engelleyememiştir.


1897 yılı başında Girit’teki Rumlar yeniden ayaklanmış, 13 Şubat 1897’de Yunanistan adaya asker çıkararak fiilî işgal girişiminde bulunmuştur. Bu gelişme, Osmanlı açısından bir savaş sebebi sayılmıştır. Yunanistan, yalnızca Girit’te değil, aynı zamanda Tesalya ve Epir bölgelerinde de çete faaliyetleriyle sınır ihlallerine başlamıştır. Osmanlı, 16 Nisan 1897'de savaş ilan etmeksizin başlatılan Yunan saldırılarına karşılık olarak 17 Nisan 1897’de Yunanistan’a resmen savaş ilan etmiş ve seferberlik başlatılmıştır.

Cepheler ve Savaşın Seyri

Savaşın ana muharebe alanları Tesalya ve Epir cepheleridir. Osmanlı Devleti, hücum ağırlıklı stratejisini Tesalya Cephesi’nde uygulamış; savunma odaklı kuvvetlerini ise Epir Cephesi’nde konuşlandırmıştır. Osmanlı ordusunun Tesalya’daki ilerleyişi hızlı ve etkili olmuştur. Savaşın finanse edilmesi ve halkın örgütlenmesi adına Yıldız'da mezat düzenlenmiştir.


Tesalya Cephesi

Tesalya’da Osmanlı ordusu, Müşir Ethem Paşa komutasında Milano Geçidi’ni kısa sürede aşarak Tırnova, Yenişehir, Tırhala ve Galos gibi merkezleri ele geçirmiştir. Osmanlı’nın en önemli başarısı ise 20 Mayıs 1897’de gerçekleşen Dömeke Meydan Muharebesi’dir. Dömeke, sarp arazisi ve tahkim edilmiş yapısı nedeniyle Yunanlar için son savunma hattıydı. Ancak Osmanlı birlikleri, kısa sürede bu hattı aşarak Yunan ordusunu geri çekilmek zorunda bırakmıştır. Prens Konstantin komutasındaki Yunan kuvvetleri Lamiye’ye kadar püskürtülmüş, Osmanlı ordusunun Atina’ya ulaşmasının önünde hiçbir engel kalmamıştır.


Milano Geçidi Muharebesi (18 Nisan 1897)

Osmanlı ordusunun Tesalya Cephesi'nde hızlı bir şekilde ilerlemesini sağlayan ilk büyük muharebedir. Osmanlı birlikleri, Avrupa askerî çevrelerinde zor geçit olarak bilinen Milano Geçidi’ni yalnızca 24 saat içinde aşarak şaşkınlık yaratmıştır. Bu başarı, savaşın seyrini Osmanlı lehine çevirmiştir.


Tırnova Muharebesi (24 Nisan 1897)

Tesalya içlerine doğru devam eden Osmanlı taarruzunun bir parçası olarak gerçekleşmiştir. Osmanlı birlikleri bu bölgede Yunan savunmasını kırarak ilerlemeye devam etmiştir.

Yenişehir Muharebesi (25 Nisan 1897)

Tırnova’nın hemen ardından gelen bu muharebede Osmanlı ordusu önemli bir yerleşim birimini daha ele geçirerek Tesalya’daki hâkimiyetini pekiştirmiştir.


Tırhala Muharebesi (26 Nisan 1897)

Tırhala’nın alınması Osmanlı birliklerine stratejik bir derinlik kazandırmıştır. Bu başarı, moral üstünlüğü sağlamış ve Yunan kuvvetlerinin dağılmasına neden olmuştur.


Velestin Muharebeleri (30 Nisan ve 5–6 Mayıs 1897)

İki aşamalı gerçekleşen bu muharebelerde, Osmanlı ordusu ilk saldırısında başarı sağlayamasa da ikinci taarruzla Velestin tepelerini ele geçirmiştir. Yunan ordusunun bölgeden çekilmesiyle birlikte Osmanlılar Galos ve Dömeke’ye ilerleyebilmiştir.


Dömeke Meydan Muharebesi (17-20 Mayıs 1897)

Savaşın dönüm noktası olan bu muharebe, Osmanlı ordusunun kesin zafer kazandığı ve Atina’ya ilerleyişin önünü açtığı en büyük çatışmadır. Yunan ordusu bu muharebede ağır bir yenilgi almış ve geri çekilmek zorunda kalmıştır.

Epir Cephesi

Epir Cephesi daha durağan bir yapıya sahipti. Bu hatta Osmanlı, savunma ağırlıklı bir pozisyon alarak, özellikle Arnavutluk sınırındaki bölgelerde Yunan çetelerinin geçişlerini engellemeye odaklanmıştır. Cephede geniş çaplı bir muharebe yaşanmamış, sınırlı çatışmalarla bölge kontrol altında tutulmuştur.

Donanma Durumu ve Ege Dengesi

Savaş başladığında Osmanlı donanması kâğıt üzerinde oldukça kalabalık görünse de, bu gemilerin büyük kısmı savaş kabiliyetinden uzaktı. Osmanlı filosu 5 firkateyn, 18 zırhlı firkateyn, 60 vapur, 2 kalyon, 106 istimbot, 8 korvet ve çeşitli tipte torpido taşıyıcılardan oluşuyordu. Ancak bu gemilerin çoğu yeterli bakım görmemiş, top sistemleri eski kalmış ve bu nedenle etkin biçimde kullanılamamıştır. Donanmanın komutasına Müşir Hasan Rami Paşa atanmış olsa da, deniz gücünün savaş üzerindeki etkisi oldukça sınırlı kalmıştır.


Buna karşılık Yunanistan, savaş öncesinde İngiltere’den modern gemiler temin etmiş ve donanmasını çağın teknik gereklerine uygun biçimde düzenlemişti. Yunan donanması 5 zırhlı savaş gemisi, 3 kruvazör, 1 torpido gemisi, 3 nakliye gemisi, 12 sahil torpido botu ve çeşitli destek gemilerinden oluşuyordu. Yunan donanmasının gemi zırhı, manevra kabiliyeti ve torpido sistemleri Osmanlı filosuna kıyasla daha gelişmişti. Bu durum Ege Denizi’nde deniz kontrolünün Yunanistan lehine şekillenmesine neden olmuştur.



Yunanistan’ın Ege’deki bu deniz üstünlüğü, özellikle Girit Adası’na yapılan askerî sevkiyatlar açısından belirleyici olmuştur. 13 Şubat 1897’de Girit’e çıkarma yapan Yunan kuvvetleri, Osmanlı donanmasının müdahalesiyle karşılaşmamıştır.

Avrupa Devletlerinin Rolü ve Diplomatik Müdahale

Yunanistan’ın askerî olarak bozguna uğraması, Batılı büyük devletleri harekete geçirmiştir. İngiltere, Fransa ve Rusya başta olmak üzere Avrupa devletleri, Osmanlı’nın Atina’ya girmesini engellemek istemiştir. Yunanistan’ın tamamen işgali, bölgede güç dengelerinin bozulmasına ve Almanya lehine kaymasına neden olacağı endişesiyle 19 Mayıs 1897’de ateşkes çağrısı yapılmıştır. Osmanlı Devleti bu çağrıya uyarak taarruzlarını durdurmuş ve barış müzakereleri sürecine girmiştir.

İstanbul Antlaşması (1897)

Barış görüşmeleri sonucunda 4 Aralık 1897’de İstanbul Antlaşması imzalanmıştır. Osmanlı, savaşta ele geçirdiği Tesalya topraklarını geri vermek zorunda kalmış ve dört milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında barış sağlamıştır. Antlaşmanın temel hükümleri şunlardır:

  1. Tesalya yeniden Yunanistan’a bırakılacaktır.
  2. Yunanistan, savaş tazminatı olarak Osmanlı’ya 4 milyon lira ödeyecektir.
  3. Osmanlı tebaası Müslümanların zararlarının tazmini için 100 bin lira ek ödeme yapılacaktır.
  4. Kapitülasyon hükümlerinde bazı kısıtlamalar getirilecektir.
  5. Sınır ihlalleri ve çete faaliyetleri sona erecektir.

Girit ise bağımsızlık yolunda önemli bir adım olan muhtariyet statüsü kazanmıştır.

Savaşın Sonuçları ve Değerlendirme

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, askeri bakımdan Osmanlı için bir başarı, diplomatik açıdan ise sınırlı bir kazanım olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı ordusu, 93 Harbi’nde kaybedilen prestiji kısmen geri kazanmış ve Atina’ya kadar ilerleme kabiliyeti sergilemiştir. Ancak büyük devletlerin baskısıyla kazanımlar korunamamıştır.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Rus-Japon Savaşı (1904-1905)Ru

Rus-Japon Savaşı (1904-1905)

Siyaset Ve Uluslararası İlişkiler +1
Dömeke Meydan Muharebesi

Dömeke Meydan Muharebesi

Genel Kültür +1

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarMehmet Salih Çoban16 Nisan 2025 14:04

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"1897 Osmanlı-Yunan Savaşı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Girit Sorunu ve Yunanistan’ın Müdahalesi

  • Cepheler ve Savaşın Seyri

    • Tesalya Cephesi

      • Milano Geçidi Muharebesi (18 Nisan 1897)

      • Tırnova Muharebesi (24 Nisan 1897)

      • Yenişehir Muharebesi (25 Nisan 1897)

      • Tırhala Muharebesi (26 Nisan 1897)

      • Velestin Muharebeleri (30 Nisan ve 5–6 Mayıs 1897)

      • Dömeke Meydan Muharebesi (17-20 Mayıs 1897)

    • Epir Cephesi

  • Donanma Durumu ve Ege Dengesi

  • Avrupa Devletlerinin Rolü ve Diplomatik Müdahale

  • İstanbul Antlaşması (1897)

  • Savaşın Sonuçları ve Değerlendirme

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor