+2 Daha
Tarih | 14–16 Temmuz 1959 | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Dönem | Irak Cumhuriyeti’nin ilk yılları | ||||||||
Siyasi Yönetim | Abdülkerim Kasım hükûmeti | ||||||||
Hedef Topluluk | Kerkük Türkmenleri | ||||||||
Olayların Süresi | Üç gün | ||||||||
Saldırıların Niteliği | Öldürme Gözaltı İşkence Yağma Kundaklama Mülklerin Tahribi | ||||||||
Can Kaybı | Sadece kimliği tespit edilebilenler 31-41 kişi | ||||||||
Yaralı Sayısı | 130 | ||||||||
Anma Dönemi | 14–20 Temmuz, Türkmen Şehitleri Haftası | ||||||||
1959 Kerkük Katliamı, Irak’ta 14 Temmuz 1958’de monarşinin sona erdirilerek cumhuriyet rejiminin kurulmasının ardından ortaya çıkan siyasi, etnik ve ideolojik gerilimlerin Kerkük’te şiddete dönüşmesi sonucunda meydana gelmiştir. 14–16 Temmuz 1959 tarihlerinde, ihtilalin birinci yıl dönümü kutlamaları sırasında başlayan olaylarda Türkmen siviller öldürülmüş, çok sayıda kişi yaralanmış, gözaltına alınmış veya yerinden edilmiş; Türkmenlere ait konutlar, iş yerleri ve kültürel mekânlar yağmalanarak tahrip edilmiştir. Olayların ortaya çıkışında merkezî yönetimin izlediği politikalar, Kerkük’teki idari ve askerî kadro değişiklikleri, Irak Komünist Partisi ile bazı aşırı siyasi grupların artan etkinliği ve kentte uzun süredir devam eden demografik rekabet belirleyici unsurlar arasında yer almıştır. Katliam sonrasında Irak hükûmeti tarafından başlatılan tahkikat ve yargılama süreçleri ise dönemin değişen siyasi ittifaklarından etkilenmiş, mahkeme kararlarının bir bölümü ancak 1963 yılında uygulanabilmiştir. Bu yönleriyle 1959 Kerkük Katliamı, Irak Türkmenlerinin toplumsal hafızasında kuvvetli izler bırakan ve Kerkük’ün etnik, siyasi ve hukuki tarihinin anlaşılması bakımından önem taşıyan başlıca olaylardan biridir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı sonucunda bölgeden çekilmesini kesinleştiren 1918 Mondros Mütarekesi'nin ardından, Musul ve Kerkük bölgelerinde otorite boşluğu meydana gelmiş ve bu alanlar İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. İngiliz manda yönetiminin kurulmasıyla birlikte Kerkük şehri, idari ve demografik yapısı itibarıyla yeni bir siyasi sürece dâhil olmuştur. İşgalin ilk yıllarında Kerkük ve çevresi, ağırlıklı olarak Türkmen nüfusun yaşadığı bir bölge niteliğini korumuştur. 1925 yılında Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen komisyonun raporuna göre, Kerkük livasının tahmini nüfusu içinde Türkmenler demografik olarak çoğunluğu oluşturmuştur. Bu dönemde İngiliz işgal kuvvetlerine karşı bölgede direniş hareketleri başlamış ve Türkmenler yerel mücadelelerde aktif olarak yer almıştır.【1】

1959 Kerkük Katliamı İnfografiği (Anadolu Ajansı)
Irak'ta İngiliz mandası altında bir krallık rejiminin tesis edilmesi amacıyla 1921 yılında ülke genelinde bir referandum düzenlenmiştir. Bu referandum sonucunda Şerif Hüseyin'in oğlu Faysal, Irak Kralı olarak tahta geçmiştir. Kerkük halkı, söz konusu referandumda Kral Faysal'ın aleyhinde oy kullanmıştır. Yeni kurulan Irak Krallığı, bölgenin demografik ve siyasi dengelerini değiştirmeye yönelik merkezi politikalar üretmeye başlamıştır. 1925 yılında kabul edilen Irak Anayasası, ülkede yaşayan tüm unsurların kanun önünde eşit olduğunu hükme bağlamasına rağmen, etnik grupların anayasal düzeyde tanınması noktasında kapsayıcı bir yapı sergilememiştir.【2】
Türkiye ile İngiltere ve Irak arasında 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması, Musul ve Kerkük'ün statüsünü kesin olarak belirlemiştir. Bu antlaşma ile bölge Irak sınırları içerisinde kalmış ve Türkmenlerin Türkiye'ye bağlanma ihtimali ortadan kalkmıştır. Antlaşma metninde, Irak'ta kalan Türkmenlerin haklarını uluslararası hukuk bağlamında güvence altına alacak özel bir azınlık statüsü yer almamıştır. Irak sınırları içinde kalan ahaliye on iki aylık bir süre zarfında Türkiye'ye göç etme hakkı tanınmış, ancak Türkmenlerin büyük bir kısmı sahip oldukları topraklarda kalmayı tercih etmiştir. Bu hukuki sonuç, Türkmenleri yeni kurulan Irak devletinin asli vatandaşları konumuna getirmiştir.【3】
Irak Krallığı, 30 Mayıs 1932 tarihinde Milletler Cemiyeti'ne tam üye olarak kabul edilmiştir. Üyelik sürecinde Irak Başbakanı Nuri Said Paşa tarafından yayınlanan uluslararası deklarasyon, ülkede yaşayan Türkmenlerin ve diğer azınlıkların varlığını resmi düzeyde tanımıştır. Bu belge ile Türkmenlere, yoğun olarak yaşadıkları Kifri, Erbil ve Kerkük gibi bölgelerde anadillerini kullanma, Türkçe eğitim veren okullar açma ve adli kurumlarda Türkçe ifade verme hakkı tanınmıştır. Deklarasyon, Türkmenlerin yasal statüsünün uluslararası bir metinle güvence altına alınmasını sağlamıştır.【4】
Milletler Cemiyeti deklarasyonu ile tanınan kültürel ve siyasi haklar, ilerleyen yıllarda Irak hükümetleri tarafından kademeli olarak uygulamadan kaldırılmıştır. 1930'lu yılların ortalarından itibaren Türkmenlere yönelik merkezi bir asimilasyon politikası yürürlüğe konulmuştur. Yeni basılan ders kitaplarının Kerkük'teki okullara girişi yasaklanmıştır. Kerkük'teki Türkmen öğretmenler, idari memurlar ve diğer kamu çalışanları, zorunlu tayinlerle Irak'ın güney bölgelerine sürülmüştür. Bu görevlilerin yerine farklı etnik kökene sahip memurlar atanarak yerel idaredeki Türkmen varlığı zayıflatılmıştır.【5】
Kerkük'ün zengin petrol yataklarına sahip olması, bölgenin demografik yapısını etkileyen en önemli ekonomik faktör olmuştur. 1925 yılında Kerkük'te petrol çıkarılmaya başlanmasıyla birlikte, petrol endüstrisinde çalıştırılmak üzere kırsal alanlardan kente yönelik göçler hükümet tarafından teşvik edilmiştir. Bu göç dalgası, özellikle Arap nüfusun Kerkük'e yerleşmesini hızlandırmıştır. Irak hükümeti, Türkmenlere ait tarım arazilerini istimlak ederek devletleştirmiş ve bu topraklara dışarıdan yeni getirilen toplulukları yerleştirmiştir. Türkmenlerin Kerkük'teki petrol şirketlerinde istihdam edilmesi engellenerek, ekonomik alanda da sistematik bir dışlanma süreci yaratılmıştır.【6】
Kerkük'te idari ve etnik yapıyı kontrol altında tutmayı hedefleyen İngiliz manda idaresi, bölgede özel bir askeri güç bulundurmuştur. Bu askeri gücün önemli bir kısmını, İngilizler tarafından Hindistan ve diğer bölgelerden getirilerek silahlandırılan ve "Levy" (Teyyari) olarak adlandırılan Süryani askerler oluşturmuştur. Bu paralı askerler, Kerkük kışlasına yerleştirilmiş ve kentteki sivil halkla düzenli olarak gerginlikler yaşamıştır. İngiliz yönetiminin Türkmenlere karşı siyasi bir baskı aracı olarak kullandığı bu askeri birlikler, Kerkük tarihinde kaydedilen ilk kitlesel şiddet olayının temel failleri olmuştur.【7】
Levy kuvvetleri ile Türkmenler arasındaki gerginlik, 4 Mayıs 1924 tarihinde fiili bir silahlı çatışmaya dönüşmüştür. Ramazan Bayramı arifesinde, Kerkük'ün El-Kuriye (Büyük Pazar) çarşısında alışveriş yapan bir grup Süryani asker ile Türkmen bir dükkân sahibi arasında ticari bir anlaşmazlık çıkmıştır. Bu tartışmanın fiziki kavgaya dönüşmesi üzerine bir Süryani asker yaralanmıştır. Olay yerinden ayrılan diğer askerler, kışlalarına dönerek silahlanmış ve sayıları artmış bir şekilde doğrudan çarşıya geri dönmüştür. Bu grup, şehir merkezinde sivillerin üzerine rastgele ateş açarak ilk şiddet eylemlerini başlatmıştır.【8】
Silahlı saldırıların başlamasıyla birlikte çatışmalar kısa sürede tüm şehre yayılmıştır. Kerkük Emniyet Müdürü, kentte bulunan üst düzey bir İngiliz subayının kesin emri doğrultusunda polis kuvvetlerinin olaylara müdahale etmesini yasaklamıştır. Kolluk kuvvetlerinin kışlalarından çıkamaması üzerine, sivil Türkmen halkı kendi can güvenliğini sağlamak amacıyla silahlanarak askerlere karşılık vermiştir. Yaklaşık 72 saat (üç gün üç gece) süren bu çatışmalar sırasında, askeri birlikler Kerkük Kalesi civarındaki Türkmen evlerine ve iş yerlerine yönelik yağma faaliyetlerinde bulunmuştur. Olaylarda, çoğunluğu Türkmen olan ellinin üzerinde sivil ve dokuz Hristiyan hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır.【9】
Çatışmaların son bulmasının ardından İngiliz Siyasi Hâkimi H. Dobbs, 5 Mayıs 1924 tarihinde Türkçe bir bildiri yayımlayarak bölge halkını sükûnete davet etmiştir. Bu bildiride, Süryani askerlerin Kerkük'ten derhal çıkarılarak Çemçemal ve Süleymaniye bölgelerine nakledildiği ve maddi zarar gören vatandaşlara tazminat ödeneceği duyurulmuştur. Irak Hükümeti tarafından kurulan özel bir soruşturma mahkemesi, olaylara karışan Süryani askerlerden sekizini müebbet, beşini ise çeşitli hapis cezalarına çarptırmıştır. İngiliz yönetiminin siyasi baskıları sonucunda, Irak Bakanlar Kurulu 29 Haziran 1926 tarihinde bir af kararı çıkararak hüküm giyen askerleri İmadiye kasabasına bağlı May köyüne zorunlu ikamet şartıyla sürgün etmiştir.【10】
Kerkük tarihinde yaşanan ikinci büyük şiddet olayı, 1946 yılında Irak Petrol Şirketi işçilerinin başlattığı kitlesel grev süreciyle ortaya çıkmıştır. Kötü çalışma koşulları, düşük ücretler, yetersiz barınma ve temel sendikal hakların ihlali gibi nedenlerle işçiler, şirket yönetimine çeşitli resmi taleplerde bulunmuştur. Şirketin gerekçesiz işten çıkarma politikalarına son vermesi, ücretlerin artırılması, tam ücretli izin hakkı tanınması ve ulaşım imkânlarının iyileştirilmesi bu taleplerin merkezinde yer almıştır. İşçilerin yasal çerçevedeki bu talepleri şirket yöneticileri tarafından reddedilmiş ve öncü işçi temsilcilerinden birkaçı tutuklanmıştır.【11】
Tutuklamaların ve baskıların ardından, büyük çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu yaklaşık beş bin işçi, 3 Temmuz 1946 tarihinde kesin bir greve gitme kararı almıştır. Grev süresince işçiler, Kerkük'te "Gavurbağı" (Hristiyan Bahçesi) olarak bilinen zeytinlik alanda toplanarak barışçıl protesto gösterileri düzenlemiştir. Göstericiler, tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılmasını ve çalışma şartlarının derhal düzeltilmesini talep etmiştir. Şehirdeki güvenlik güçleri ve atlı polis birlikleri, işçilerin dağılması yönünde sürekli uyarılarda bulunmuş ve bölgeye giden tüm yolları kontrol altına alarak alanı fiziki bir kuşatma altına almıştır.【12】
İşçilerin direnişi 12 Temmuz 1946 gününe kadar aralıksız devam etmiştir. Belirtilen tarihte, emniyet güçleri Gavurbağı meydanında toplanan kalabalığı dar bir çember içine almıştır. İşçilerin alanı terk etmeyi reddetmesi üzerine, polis kuvvetleri tarafından kalabalığın üzerine otomatik silahlarla ateş açılmıştır. Doğrudan hedef gözetilerek yapılan bu müdahale sonucunda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yirmiye yakın sivil Türkmen hayatını kaybetmiş, yüzün üzerinde kişi de ağır yaralanmıştır. İşçilerin tamamen silahsız olduğu ve polisin doğrudan ölümcül güç kullandığı olay yeri incelemeleriyle sabitlenmiştir.【13】
Olayların büyümesi ve halkın tepkisi üzerine Bağdat'tan Kerkük'e gönderilen resmi bir inceleme heyeti ile İstinaf Mahkemesi yetkilileri, yaşananları yerinde soruşturmuştur. Hazırlanan tahkikat raporunda; greve katılan işçilerin saldırganca hareket etmediği, tamamen silahsız oldukları ve güvenlik güçlerinin olayları kontrol altına almak yerine orantısız ve haksız bir şiddet uyguladığı açıkça belirtilmiştir. Bu hukuki tespitlerin ardından, işçilerin talepleri Irak Petrol Şirketi tarafından kabul edilmiş, tutuklu işçiler serbest bırakılmış ve olaylarda birinci derece sorumluluğu bulunan Kerkük Polis Müdürü görevden uzaklaştırılmıştır.【14】
Manda ve krallık dönemlerinde sırasıyla yaşanan 1924 ve 1946 katliamları, Türkmen toplumu üzerinde kalıcı sosyolojik etkiler bırakmıştır. 1924 olaylarının ardından siyasi bir yalnızlık ve içe kapanma süreci yaşayan Türkmenler, 1946 yılındaki şiddet eylemlerinin ardından kültürel ve milli kimliklerini koruma bilincini daha da güçlendirmiştir. Bu dönemde maruz kalınan sivil can kayıpları, devlet destekli asimilasyon politikaları ve demografik müdahaleler, Türkmenlerin kendi aralarındaki toplumsal dayanışma mekanizmalarını kuvvetlendirmiştir.【15】
Irak'ta krallık rejimine karşı ordu içindeki muhalif grupların örgütlenmesi sonucunda, 14 Temmuz 1958 tarihinde General Abdülkerim Kasım ve Albay Abdüsselam Arif liderliğindeki askerî cunta tarafından bir darbe gerçekleştirilmiştir. Bu askerî müdahale ile krallık yönetimi lağvedilmiş ve cumhuriyet ilan edilmiştir. İhtilal sürecinde Kral II. Faysal, veliaht ve dönemin Başbakanı Nuri Said Paşa gibi monarşinin önde gelen siyasi figürleri öldürülmüştür. Darbenin ardından General Abdülkerim Kasım, yeni kurulan Irak Cumhuriyeti'nin Başbakanı ve Devrim Komuta Konseyi Başkanı sıfatıyla iktidarı eline almıştır. İhtilalin ilk günlerinde radyodan yapılan resmî açıklamalarda Irak'ın Araplar, Kürtler ve Türkmenlerden meydana geldiği ifade edilerek, devletin kurucu unsurlarına dair kapsayıcı bir söylem benimsenmiştir.【16】
Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra, darbenin iki önemli lideri olan Abdülkerim Kasım ile Abdüsselam Arif arasında ideolojik temelli siyasi ayrılıklar baş göstermiştir. Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı sıfatını taşıyan Abdüsselam Arif, dönemin Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır'ın savunduğu Pan-Arabizm ideolojisini benimsemiş ve Irak'ın Mısır ve Suriye tarafından kurulan Birleşik Arap Cumhuriyeti'ne dâhil olmasını talep etmiştir. Buna karşılık, Irak milliyetçisi bir çizgi izleyen General Kasım, Arap milliyetçilerinin ülkede ve yönetimde hâkimiyet kurmasını kendi iktidarı açısından bir tehdit olarak değerlendirmiştir. Kasım, Arap milliyetçisi grupların gücünü dengelemek amacıyla ülkedeki Irak Komünist Partisi ve Kürt siyasi hareketleriyle stratejik bir ittifak kurma yoluna gitmiştir.【17】
İki lider arasındaki iktidar mücadelesi, General Abdülkerim Kasım'ın kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. Abdüsselam Arif, önce görevinden alınarak Bonn Büyükelçiliğine atanmış, ardından gizlice ülkeye dönmesi üzerine tutuklanarak hapse mahkûm edilmiştir. Arif'in tasfiyesiyle birlikte ordu ve devlet kademelerindeki Arap milliyetçisi kadrolar sistemli bir şekilde uzaklaştırılmıştır. Bu siyasi boşluk, General Kasım'ın desteğini alan komünistler tarafından hızla doldurulmuştur. Irak Komünist Partisi, devletin kritik kurumlarında, askerî birliklerde, işçi sendikalarında, eğitim kurumlarında ve basında hızlı bir kadrolaşma sürecine girmiştir. Bu süreçte komünistler, sivil bir milis gücü niteliği taşıyan Halk Mukavemet Teşkilatı ile Barış Severler ve İleri Gençlik gibi paramiliter ve siyasi alt örgütlenmeler kurarak etkinliklerini artırmıştır.【18】
Yeni rejimin siyasi haritasını belirleyen 26 Temmuz 1958 tarihli Geçici Irak Anayasası, Türkmenlerin hukuki statüsü açısından büyük bir kırılma noktası teşkil etmiştir. Anayasanın ikinci maddesinde Irak'ın büyük Arap vatanının bir parçası olduğu vurgulanırken, üçüncü maddesinde Araplar ile Kürtlerin bu vatanın ortak sahipleri olduğu ve milli haklarının garanti altına alındığı hükme bağlanmıştır. İhtilalin ilk günlerinde radyodan yapılan açıklamalara tezat oluşturacak şekilde, anayasa metninde ülkenin üçüncü asli unsuru olan Türkmenlerin adına hiçbir şekilde yer verilmemiştir. Bu hukuki düzenleme, Türkmenleri anayasal düzeyde yok sayarak temel haklardan mahrum bırakmış ve iktidarın inisiyatifine terk etmiştir.【19】
Abdülkerim Kasım yönetiminin ülkedeki komünistler ve Kürt siyasi hareketleriyle kurduğu ittifakın en somut sonuçlarından biri, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Molla Mustafa Barzani'nin Irak'a dönüşü olmuştur. Krallık döneminde siyasi suçlu ilan edilen ve on bir yıl boyunca Sovyetler Birliği'nde sürgün hayatı yaşayan Barzani, çıkarılan genel af yasası kapsamında Ekim 1958'de Irak'a davet edilmiştir. Bağdat'ta resmî devlet protokolüyle karşılanan ve kendisine eski Başbakan Nuri Said Paşa'nın ikametgâhı tahsis edilen Barzani, Kasım iktidarı ile tam bir mutabakat sağlamıştır. Barzani'nin gelişiyle birlikte Kürt siyasi grupları, bağımsız bir devlet kurma hedefleri doğrultusunda ekonomik kaynak yaratmak amacıyla zengin petrol yataklarına sahip olan Kerkük bölgesini stratejik bir merkez olarak belirlemiştir.【20】
Molla Mustafa Barzani, Bağdat'a yerleştikten kısa bir süre sonra, 22 Ekim 1958 tarihinde Süleymaniye'ye gitmek üzere Kerkük Askeri Havaalanı'na inmiştir. Barzani'nin kente gelişi, komünist ve Kürt siyasi gruplar tarafından büyük bir gövde gösterisine dönüştürülmüştür. Kerkük sokaklarında silahlı gruplar tarafından Türkmenleri hedef alan açık provokasyonlar gerçekleştirilmiştir. Göstericilerin bir kısmı, Türkmenlerin Kerkük'ü derhal terk etmeleri gerektiğini savunan sloganlar atmış, Türkmenlere ait iş yerlerine ve kahvehanelere saldırarak Türk büyüklerinin resimlerini tahrip etmiştir. Barzani'nin kente gerçekleştirdiği ziyaret, Kerkük'te yaşayan farklı etnik gruplar arasındaki gerilimi artırmış ve Türkmen toplumu üzerinde ciddi bir güvenlik endişesi yaratmıştır.【21】
Siyasi ve ideolojik gelişmelerin yanı sıra, Irak merkezi yönetimi tarafından desteklenen demografik müdahaleler de Kerkük'teki gerilimi tırmandırmıştır. 1959 yılının Nisan ayında Sovyetler Birliği'nden kalkan gemilerle, askeri eğitim almış sekiz yüz elli beş Komünist mülteci modern silahlarla teçhiz edilmiş halde Irak'a getirilerek bölgeye sevk edilmiştir. Ayrıca merkezi hükümetin uyguladığı iskan politikaları ve çıkarılan Toprak Reformu Kanunu çerçevesinde, Türkmenlere ait tarım arazilerine el konulmuş ve bu araziler civar bölgelerden Kerkük'e getirilen bazı Komünist Kürt aşiretlerine dağıtılmıştır. Bu sistematik nüfus aktarımı, Kerkük'ün demografik yapısını Türkmenlerin aleyhine değiştirmeyi hedefleyen planlı bir idari strateji olarak uygulanmıştır.【22】
Kerkük'teki idari yapıda da radikal değişikliklere gidilerek Türkmen memur ve yöneticiler tasfiye edilmiş, yerlerine komünist ideolojiyi benimseyen diğer azınlık mensupları atanmıştır. Kerkük Belediye Başkanlığına uzun yıllar Sovyetler Birliği'nde eğitim almış ve Irak Yüksek Komünist Şurası üyesi olan Maruf Berzenci getirilmiştir. Temyiz Mahkemesi Başkanlığına komünist eğilimli Avni Yusuf, Kerkük Halk Mukavemet Teşkilatı Başkanlığına Ermeni asıllı Ojin, Direniş Güçleri Başkanlığına ise Kürt komünist Mehdi Hamit atanmıştır. Emniyet Müdürlüğü ile mahkeme hâkimliklerinin büyük çoğunluğu da Kürt siyasi kadrolara teslim edilerek Kerkük kentinin mülki, adli ve sivil idaresi tamamen bu ittifakın kontrolüne bırakılmıştır.【23】
Şehirde artan gerilim ve komünist grupların örgütlenmesi karşısında, Kerkük'te görev yapan İkinci Tümen Komutanı Tuğgeneral Nazım Tabakçalı, merkezi hükümeti uyaran kapsamlı raporlar hazırlamıştır. Tabakçalı, Başbakan Abdülkerim Kasım'a gönderdiği resmî istihbarat raporlarında; silahlı grupların Türkmenlerin evlerine usulsüz baskınlar düzenlediğini, ordudaki komünist subayların sayısının tehlikeli boyutlara ulaştığını ve bu durumun Kerkük'ün Kürt bölgesine zorla ilhak edilmesi yönünde bir ön hazırlık olduğunu açıkça belirtmiştir. Dengeyi sağlamak amacıyla kente tarafsız Arap subayların atanmasını ve silahlı milislerin dağıtılmasını talep eden Tabakçalı'nın bu stratejik uyarıları, Arap milliyetçilerine karşı komünistlerin desteğine ihtiyaç duyan Başbakan Kasım tarafından dikkate alınmamıştır.【24】
Ülkedeki komünist hâkimiyetine ve General Kasım'ın politikalarına karşı en büyük silahlı tepki, Mart 1959'da Musul'da meydana gelmiştir. Albay Abdülvehap Şevvaf liderliğindeki Arap milliyetçisi subaylar, komünist "Barış Severler" grubunun kentte düzenlediği tahrik edici toplantılara ve merkezi yönetimin baskılarına karşı askeri bir ayaklanma başlatmıştır. Ancak bu isyan girişimi, Bağdat hükümetine sadık ordu birlikleri ile silahlı komünist gurupların operasyonu sonucunda bastırılmıştır. Şevvaf Ayaklanması'nın başarısızlığa uğraması, Kuzey Irak'ta ve özellikle Kerkük'te Arap milliyetçilerinin tamamen tasfiye edilmesine, buna mukabil Irak Komünist Partisi ile Kürt siyasi grupların askeri ve siyasi nüfuzlarının güçlü bir şekilde pekişmesine yol açmıştır.【25】
Musul'daki ayaklanmanın ardından, Kerkük'te Türkmenlerin güvenliğini sağlamaya çalışan İkinci Tümen Komutanı Nazım Tabakçalı, Şevvaf isyanına destek verdiği gerekçesiyle görevden alınarak tutuklanmış ve daha sonra kesin bir kanıt bulunmamasına karşın idam edilmiştir. Tabakçalı'nın yerine, aşırı komünist kimliğiyle tanınan Tuğgeneral Davut el-Cenabi İkinci Tümen Komutanı ve Sıkıyönetim Komutanı olarak atanmıştır. Cenabi'nin göreve gelmesiyle birlikte Kerkük'teki ordu birliklerinin kontrolü de bütünüyle komünist ve Kürt siyasi ittifakının eline geçmiş, katliama giden süreçte devletin asli kolluk kuvvetleri tarafsızlığını yitirerek doğrudan taraf konumuna getirilmiştir.【26】
Tuğgeneral Davut el-Cenabi, göreve başlar başlamaz İkinci Tümen karargâhında ve bağlı birliklerde büyük bir tasfiye operasyonu başlatmıştır. Arap milliyetçisi ve Türkmen kökenli yüz iki subayın ismini içeren bir liste yayımlayarak bu personeli Kerkük dışına sürgün etmiş, yerlerine komünist subaylar yerleştirmiştir. Ayrıca Tümen bünyesinde görevli 1208 Türkmen asker, "Turancılık" faaliyetlerinde bulundukları ve Türkiye ile birleşmek için gizli çalışmalar yürüttükleri şeklindeki kanıtsız ithamlarla tutuklanarak hapse atılmıştır. Bu idari ve askeri kararlar, Türkmenlerin devlet mekanizması içindeki son savunma kalelerini de ortadan kaldırmıştır.【27】
Cenabi'nin Türkmenlere yönelik sindirme politikaları sadece askeri personelle sınırlı kalmamıştır. Türkmen aydınlarının, avukatların, doktorların ve öğretmenlerin büyük bir kısmı zorunlu atamalarla Güney Irak'taki uzak vilayetlere sürülmüştür. Türkmenlerin sesini duyuran ve Türkçe yayın yapan Beşir ve Afak gibi gazeteler askeri yönetimin emriyle kapatılmış, yazar kadroları tutuklanmıştır. Eş zamanlı olarak, Kerkük Emniyet Müdürlüğüne verilen özel arama yetkileriyle, Türkmenlerin ev ve iş yerlerine baskınlar düzenlenmiş, bulundurulan tüm yasal ve yasadışı silahlara el konulmuştur. Bu silahsızlandırma operasyonunun temel gayesi, yaklaşan şiddet olayları karşısında Türkmen toplumunu fiziki olarak tamamen savunmasız bırakmaktır.【28】
1959 yılının Temmuz ayına gelindiğinde, Irak Komünist Partisi ve Kürdistan Demokrat Partisi arasında kurulan Ulusal Dayanışma Yüksek Konseyi ittifakı, Kerkük'te mutlak bir hegemonya tesis etmiştir. Mülki idare, belediye hizmetleri, adli kurumlar, emniyet teşkilatı, askeri birlikler ve paramiliter milis grupları bütünüyle bu ittifakın emir komuta zinciri altına girmiştir. General Abdülkerim Kasım'ın merkezi otoritesinin sağladığı hukuki ve siyasi kalkanı kullanan bu gruplar, Kerkük'ün demografik ve idari yapısını kendi lehlerine dönüştürme sürecini tamamlamıştır. Siyasi yalnızlık ve askeri savunmasızlık içinde bırakılan Türkmen toplumu, 14 Temmuz 1958 İhtilali'nin birinci yıl dönümü kutlamaları öncesinde, Kerkük tarihinin en büyük ve organize saldırısına açık hale getirilmiştir.【29】
1959 yılının Nisan ayı başlarında Sovyetler Birliği'nden hareket eden üç gemi ile Irak'a askeri eğitim almış Komünist gruplar ve 160 ton askeri malzeme getirilmiştir. Gelen bu askeri mühimmat ve silahlı gruplar Kerkük'te hazırlanan yığınak alanlarına taşınmıştır. Bu lojistik hareketliliğin tamamlanmasının ardından Kerkük'te bulunan üç bine yakın Türkmen "Turancılık" suçlamasıyla tutuklanmıştır. Aynı dönemde Kerkük'te Türkçe yayın yapan Beşir ve Afak gazetelerinin yazar kadroları tamamen sürgüne gönderilmiş ve bu gazeteler askeri yönetimin emriyle süresiz olarak kapatılmıştır.【30】
14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı Belgeseli (Türkmeneli Televizyonu)
Kerkük İkinci Tümen Komutanlığı görevine atanan Arap komünist Davut el-Cenabi, göreve başlar başlamaz ordudaki Türkmen ve Arap milliyetçisi subaylara yönelik büyük bir tasfiye operasyonu başlatmıştır. Bu operasyon kapsamında 102 subay Kerkük dışındaki bölgelere ve Bağdat İl Müdürlüğü emrine tayin edilmiştir. Askeri komuta kademesinde oluşan bu boşluklar komünist subayların görevlendirilmesiyle doldurulmuştur. İkinci Tümen karargâhındaki stratejik makamların tamamı bu yeni atanan subayların denetimi altına girmiştir.【31】
Askeri kadrolardaki değişimlerin yanı sıra sivil ve mülki idarede de radikal atamalar gerçekleştirilmiştir. Kerkük yönetim işlerinin önemli bir bölümü, Belediye Başkanı olarak atanan Irak Yüksek Komünist Şurası üyesi Maruf Berzenci ile Yargıtay Başkanı Avni Yusuf'a devredilmiştir. Kerkük mahkemesinde görevli hâkimlerin büyük bir çoğunluğu Komünist Kürt kadrolardan oluşturulmuş, Halk Mukavemet Teşkilatı'nın (HMT) başkanlığına Ermeni kökenli Ojin, Direniş Güçleri'nin başkanlığına ise Yüzbaşı Mehdi Hamit getirilmiştir. Kerkük Emniyet Müdürü de Komünist Kürt kökenli memurlar arasından seçilmiştir.【32】
Sivil halkın fiziki direniş kapasitesini ortadan kaldırmak amacıyla Kerkük genelinde geniş çaplı bir silahsızlandırma politikası yürürlüğe konulmuştur. Kerkük Emniyet Müdürlüğü emrindeki güvenlik güçlerine, tüm Türkmen ev ve iş yerlerinde arama yapmalarını sağlayan sınırsız yetkili arama belgeleri verilmiştir. Askeri polislere ev ve iş yerlerinde silah bulunduran herkesi sorgusuz tutuklama yetkisi tanınmıştır. Yapılan bu operasyonların nihai amacı, Türkmenleri tamamen silahsızlandırarak olası bir fiziki saldırı karşısında savunmasız bırakmaktır.【33】
12 Mayıs 1959 tarihinde Irak'tan sınır dışı edilen Nizamettin Neftçi'nin bildirdiğine göre, komünistler Kerkük genelinde tamamı Türkmenlerden oluşan dört yüz yirmi kişilik bir infaz listesi hazırlamış ve bu listeyi Başbakan Abdülkerim Kasım'a göndermiştir. Ancak 1959 yılının Haziran ayında mahkeme kararıyla çıkarılan aftan yararlanan çok sayıda Türkmen, sürgünden Kerkük'e geri dönmeye başlamıştır. Sürgündeki aydınların şehre dönüşü, Türkmen toplumu içinde yeni bir siyasi toparlanma süreci yaratmıştır.【34】
14 Temmuz 1958 İhtilali'nin birinci yıl dönümü yaklaşırken Türkmen halkı ve liderleri, sivil toplum kuruluşları ve işçi sendikalarıyla bir araya gelerek özel bir kutlama komitesi kurmuştur. Türkmenler bu kutlamalara katılarak merkezi hükümete ve cumhuriyet rejimine olan bağlılıklarını göstermeyi hedeflemiştir. Hazırlıklar kapsamında Kerkük sokaklarına 130'un üzerinde zafer takı kurulmuş ve bu taklar Irak bayraklarıyla donatılmıştır. Türkmenlerin bu bağımsız hazırlıkları, Kerkük'teki sol siyasi örgütleri rahatsız etmiştir. 【35】

Türkmen Şehitleri (Irak Türkleri Derneği)
Komünist ve Kürt siyasi grupların oluşturduğu Ulusal Cephe, şehirdeki tüm kutlamaların kendi komitelerinin idaresi altında yapılmasında ısrar etmiştir. Bu talebin amacı, kutlamalar sırasında kendi ideolojik sloganlarını kullanmak ve Türkmenlerin bağımsız temsil hakkını engellemektir. Türkmen kutlama komitesi bu birleşme talebini reddetmiş ve kendi yürüyüş güzergâhlarını Atlas Caddesi olarak belirlemiştir. Ulusal Cephe üyeleri ise şehir merkezindeki Çalışma Taburu civarında toplanarak Türkmenler aleyhine kışkırtıcı eylemlere başlamıştır.【36】
Kutlamalara birkaç gün kala komünist anarşistler tarafından şehirde çeşitli planlı söylentiler yayılmıştır. 12 Temmuz Gavurbağı olaylarının yıl dönümü törenlerinde Kerkük'te büyük bir olayın yaşanacağı yönünde kasıtlı bilgiler dolaşıma sokulmuştur. Bu süreçte "Halk Teşkilatları" ve "Çiftçi Birlikleri" adı altında kırsal bölgelerden Kerkük merkezine çok sayıda silahlı aşiret mensubu getirilmiş ve bu kitleler 14 Temmuz gününe kadar şehirden ayrılmamıştır. Yaklaşan tehlikeyi fark eden İkinci Tümen Komutanlığında görevli Kurmay Subay Abdullah Abdurrahman, 13 Temmuz günü Bağdat'a giderek Başbakan Kasım'ı Kerkük'te planlanan saldırı hakkında bilgilendirmiştir.【37】
14 Temmuz 1959 günü saat 18:00'de Kerkük'te resmi geçit töreni ve kutlamalar başlamıştır. Tören alayı Hassa Suyu'nun batı yakasında bulunan köprüye doğru hareket etmiştir. Bu sırada yürüyüş güzergâhının karşı yönünden ellerinde kalın ipler ve sopalar taşıyan, kurumsal mensubiyetleri resmi olarak belirli olmayan ancak Komünist milisler oldukları saptanan yaklaşık 60 kişilik silahlı bir grup alana gelmiştir. Tören kortejinin Atlas Caddesi üzerinde yer alan ve Türkmenlerin toplanma merkezi olan 14 Temmuz Kahvehanesi'nin önüne ulaştığı anlarda gruplar arasında fiziki gerginlik başlamıştır.【38】
Saat 19:30 sularında kahvehane civarından atılan ilk silah sesinin duyulmasıyla birlikte, paramiliter gruplar otomatik silahlarla doğrudan sivil halkın üzerine ateş açmıştır. Açılan bu ilk ateş sırasında kalabalığa su ve içecek dağıtan 14 Temmuz Kahvehanesi'nin sahibi Osman Hıdır vurularak şehit düşmüştür. Saldırgan grup, Osman Hıdır'ın cesedini ayaklarına ipler bağlayarak Kerkük caddelerinde motorlu araçlarla sürüklemiştir. Bu olayın ardından tören alanındaki silahsız sivil halk dağılmış ve şehir bütünüyle silahlı grupların kontrolüne geçmiştir.【39】
Olayların şehir geneline yayılması üzerine saat 21:00'de emniyet yetkilileri hoparlörlerle üç gün sürecek bir sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Türkmenler yasal emirlere uyarak evlerine çekilmiştir. Ancak sokağa çıkma yasağı Halk Mukavemet Teşkilatı mensuplarına ve milislere uygulanmamıştır. Emekli polis Nuri Vali liderliğindeki silahlı bir grup İmam Kasım Polis Karakolu'nu basarak içerideki on sekiz adet tüfeğe el koymuş ve bunları dışarıdaki milislere dağıtmıştır. Aynı gece Yedek Yüzbaşı Nuri Talabani'nin doğrudan emriyle askeri depolardaki silahlar Ulusal Cephe üyelerine teslim edilmiştir.【40】
14 Temmuz gecesi silahlı gruplar önceden adresleri tespit edilen Türkmen liderlerinin evlerine eş zamanlı baskınlar düzenlemiştir. İkinci Tümen Komutanlığı tarafından ifadeye çağrıldıkları bahanesiyle evlerinden alınan Türkmenler, sokak ortasında veya askeri kışlalarda kurulan gayriresmi mahkemelerde kurşuna dizilmiştir. Türkmen toplumunun önde gelen isimlerinden Emekli Binbaşı Ata Hayrullah ve kardeşi Yüzbaşı Dr. İhsan Hayrullah evlerinden zorla çıkarılarak katledilmiştir. Ata Hayrullah'ın cesedi bir elektrik direğine asılmış ve üzerine "Turan eti, kilosu bir Filist" yazılı bir tabela takılmıştır. Aynı gece yüzlerce Türkmen tutuklanarak okullardan bozma geçici cezaevlerine kapatılmıştır.【41】
15 Temmuz tarihinde saldırı eylemleri ağır silahların kullanılmasıyla yeni bir aşamaya geçmiştir. Dördüncü Tugaya bağlı Komünist askerler, Türkmen sığınmacıların bulunduğu Kerkük Kalesi'ne ve çevre yerleşimlere havan topları ve ağır makineli tüfeklerle atışlar düzenlemiştir. Bu top atışları sırasında Türklere ait Atlas ve Alemeyn sinemaları tamamen yıkılmıştır. Alemeyn Sineması'nın sahipleri Mehmet ve Selahattin Avcı kardeşler evlerinden alınarak infaz edilmiştir. İkinci gün gerçekleştirilen saldırılarda Kasım Neftçi, Cahit Fahrettin ve henüz çocuk yaşta olan Emel ile Nihat kardeşler katledilmiştir.【42】
Sivil Türkmenlere yönelik eylemler sistematik bir fiziksel yok etme biçimi almıştır. Tutuklanan bazı Türkmenler ayaklarından kalın iplerle ters yönde hareket eden iki ayrı motorlu araca bağlanarak parçalanmıştır. Birçok kişinin cesedi kamyonlarla ezilerek fiziksel bütünlüğü bozulmuş, bazı sivil vatandaşlar ise diri diri toprağa gömülmüştür. Can kayıplarının yanı sıra Türkmenlere ait 120'nin üzerinde mağaza ve ticarethane tahrip edilerek yağmalanmıştır. Yağmalanan ticari mallar ve ev eşyaları kamyonlara yüklenerek Irak'ın kuzey bölgelerine nakledilmiştir.【43】
16 Temmuz günü öldürme ve yağma eylemleri aralıksız sürdürülmüştür. Olaylar boyunca Kerkük'teki yerel polis teşkilatı ve askeri birlikler saldırganlara hiçbir şekilde müdahale etmemiştir. Askeri hiyerarşinin işlemesini durdurmak amacıyla İkinci Tümen Komutanı kendi odasına hapsedilmiştir. Sokaklarda biriken cesetlerin kaldırılması için hastanelerden talep edilen ambulansların geçişi silahlı militanlar tarafından engellenmiş, binalardaki yangınları söndürmeye çalışan itfaiye araçları tahrip edilmiştir. Delilleri yok etmek amacıyla cesetler Kerkük dışındaki toplu çukurlara atılmıştır.【44】
Kerkük'ten kaçmayı başaran Kurmay Subay Abdullah Abdurrahman'ın Bağdat'a ulaşarak durumu detaylarıyla Başbakan Kasım'a rapor etmesinin ardından, Irak merkezi hükümeti duruma askeri müdahale etme kararı almıştır. Başbakan Kasım'ın emriyle Bağdat ve Karahan bölgelerinden yola çıkan Ordu Destek Birlikleri 17 Temmuz günü Kerkük'e giriş yapmıştır. Bu askeri kuvvetler doğrudan Dördüncü Tugay karargâhına yönelerek olaylara iştirak eden askerlerin tüm silahlarına el koymuştur. Merkezi ordunun şehirde tam kontrolü sağlamasıyla birlikte üç gün süren fiziki müdahaleler durdurulmuş, Kerkük'e tüm giriş ve çıkışlar süresiz olarak yasaklanmıştır.【45】
14-16 Temmuz 1959 tarihlerinde Kerkük'te yaşanan olayların neticesinde ortaya çıkan can kayıpları ve yaralı sayısına dair farklı istatistikler bulunmaktadır. Katliam süresince meydana gelen ortam, bazı kurbanların yanarak ölmesi veya fiziksel bütünlüklerinin bozulması kimlik tespit işlemlerini zorlaştırmıştır. Olaylar sırasında kaybolan ve akıbeti bilinemeyen kişilerin varlığı, kesin ölü sayısının belirlenmesini engellemiştir. 18 Temmuz günü Kerkük şehir merkezine 75-80 kilometre uzaklıkta bulunan Küçük Zap suyunun sahillerinde kaybolan Türkmenlere ait elli civarında ceset kalıntısı bulunmuştur. Bu siviller katliam sırasında şehirden zorla çıkarılarak öldürülmüş ve üzerlerinden kamyonlar geçirilerek fiziksel bütünlükleri bozulmuştur. Bu durum ölü ve yaralı bilançosunun zaman içinde farklılık göstermesine neden olmuştur.【46】
Katliamın sonuçlarına ilişkin ilk resmi veriler, yerel idareciler tarafından Irak merkezi hükümetine iletilmiştir. Kerkük Polis Müdürü Casim Mahmut Es-Suudi, 15 Temmuz tarihinde Kerkük Valiliğine gönderdiği 497 sayılı resmi mektupta yirmi Türkmenin hayatını kaybettiğini ve yüz otuz kişinin yaralandığını rapor etmiştir. Kerkük Emniyet Müdürü'nün 30 Temmuz tarihli raporu, kimliği tespit edilen ölü sayısını otuz iki olarak kaydetmiştir. Aynı rapor, çalışmaların devam ettiği bölgelerde defnedilmiş olan ve kimliği belirlenemeyen yirmi ölünün daha bulunduğunu bildirmiştir. Irak Başbakanı Abdülkerim Kasım, 2 Ağustos tarihinde yaptığı resmi açıklamada ölü sayısının yetmiş dokuza ulaştığını duyurmuştur. İlerleyen süreçte bu rakam merkezi hükümet tarafından otuz bir olarak güncellenmiştir. Merkezi hükümet, bu sayısal değişikliğin sebebi olarak aynı cesetlerin farklı açılardan çekilmiş fotoğraflarının mükerrer sayımlara yol açmasını göstermiştir. Yaralı sayısına ilişkin merkezi hükümetin kabul ettiği resmi rakam yüz otuzdur.【47】

Şehitlerin Cenazeleri (Irak Türkleri Derneği)
Resmi makamların açıklamalarının haricinde, farklı araştırmalarda ve sivil toplum kuruluşlarının kayıtlarında çeşitli istatistiksel veriler ortaya konmuştur. Nuri Abdülhamit El-Ani, ölü sayısını otuz bir, yaralı sayısını iki yüz elli bir olarak kaydetmiştir. Avrasya Türk Dernekleri Federasyon Başkanlığı tarafından hazırlanan albüm, katliamda hayatını kaybeden otuz iki Türkmenin ismini belgelemiştir. Farklı araştırmacılar ölü sayısını otuz dört veya yirmi beş olarak tespit etmiştir. Çeşitli kaynaklardaki isim listelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan veriler, katliamda hayatını kaybedenlerin sayısının otuz yedi ile kırk bir arasında olduğunu göstermektedir.【48】
Katliamda hayatını kaybeden Türkmenler; sivil halkın yanı sıra toplumun aydınları, memurları, subayları, esnafları ve öğrencilerinden oluşmaktadır. Emekli Albay Ata Hayrullah, Emekli Yüzbaşı Doktor İhsan Hayrullah, Kasım Neftçi, Atlas Sineması'nın sahibi Selahattin Avcı ve kardeşi Mehmet Avcı saldırılarda öldürülen isimler arasında yer almıştır. Cahit Fahrettin, 14 Temmuz Kahvehanesi'nin sahibi Osman Hıdır, Nurettin Aziz, Abdullah Beyatlı, İbrahim Ramazan, Abdulhalik İsmail, Hasip Ali, Cuma Kanber, Kazım Abbas Bektaş, Şakir Zeynel, Hacı Necim Muhammed, Enver Abbas, Adil Abdulhamit, Züheyr İzzet Çaycı, Fethullah Yunus, Kemal Abdulsamet ve Seyit Gani Nakip katliamın diğer kurbanlarıdır.【49】
Saldırılarda kadınlar ve henüz çocuk yaşta olan bireyler de hedef alınmıştır. On iki yaşındaki Emel Muhtar Fuat ile kardeşleri Cihat Muhtar Fuat ve Nihat Muhtar Fuat hayatını kaybeden çocuklardır.【50】 Listelerde meslekleri ve kimlikleri tespit edilen diğer sivillerden bazıları şunlardır: Öğrenci Abbas Kadir, teknisyen Abdullah Ali Beyatlı, işçi Adil Abdülmecit, serbest meslek sahibi Ali Neftçi, petrol teknisyeni Fatih Yunus Ali, işçi Habib Ali, işçi Selahattin Kayacı, polis Selahattin Köprülü ve işçi Sıddık Rıza. Katliamda hayatını kaybeden ve kimlikleri tespit edilen sivillerin tamamı Türkmen toplumuna mensuptur.【51】
Olaylar sırasında sivil Türkmenlere yönelik ölüme sebebiyet veren eylemlerin uygulama biçimleri fiziksel tahribat içermiştir. Çok sayıda kurban, ayaklarından kalın iplerle motorlu araçlara bağlanarak Kerkük sokaklarında sürüklenmiştir. Sürüklenme işleminin ardından bazı kurbanların cesetleri kamyonlarla ezilerek parçalanmıştır. Bazı siviller ayaklarından iki ayrı ipe bağlanmış ve bu ipler ters yönde hareket eden iki farklı motorlu araca tutturularak bedenleri ikiye bölünmek suretiyle katledilmiştir.【52】 Cahit Fahrettin ve Züheyr İzzet Çaycı bu yöntemle öldürülen kurbanlar arasında yer almıştır.【53】
Fiziksel saldırı yöntemleri araçlarla sürüklemekle sınırlı kalmamıştır. Katliam kurbanlarından bazılarının cesetleri baş aşağı veya doğrudan boyunlarından elektrik direklerine ve ağaçlara asılmıştır. Ata Hayrullah'ın cenazesi bir elektrik direğine asılmış ve üzerine "Turan eti, kilosu bir Filist" ibaresi yazılı bir tabela yerleştirilmiştir.【54】 Saldırganlar, bazı sivillerin gözlerini oymuş ve bazı kurbanları diri diri toprağa gömmüştür. Başbakan Abdülkerim Kasım, kırk bir Türkmenin diri diri toprağa gömüldüğünü ve bunlardan yalnızca üçünün olayların ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldığını resmi açıklamalarında teyit etmiştir. Kerkük sokaklarında üç gün boyunca devam eden eylemler sonucunda hastaneler yaralı sivillerle dolmuş, gözaltına alınan yüzlerce kişinin hapsedilmesi için okullar geçici cezaevlerine dönüştürülmüştür.
14-16 Temmuz 1959 tarihlerinde Kerkük'te yaşanan katliam, can kayıplarının yanı sıra Türkmen toplumunun ekonomik varlığını hedef alan yağmalama ve tahribat faaliyetlerini içermiştir. Katliam süresince Türkmenlere ait ticarethaneler, mağazalar, sinemalar ve sivil konutlar ağır silahlar ve patlayıcılar kullanılarak yıkılmış, içlerindeki mallar gasp edilmiştir. Saldırılar, Türkmenlerin Kerkük'teki mali ve ticari gücünü fiziki olarak yok etme doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Üç gün boyunca süren olaylarda, emniyet güçlerinin müdahale etmemesi yağma eylemlerinin tüm şehir merkezine yayılmasına olanak tanımıştır.
Kerkük Katliamı (TRT Avaz)
Maddi hasarın boyutlarına ilişkin hazırlanan resmi ve sivil raporlar, tahribatın büyüklüğünü sayısal verilerle ortaya koymaktadır. Kerkük Polis Müdürü Casim Mahmut Es-Suudi'nin 15 Temmuz tarihli yazısı, olayların ikinci gününde Türkmenlere ait yetmiş dükkân ve gazinonun yağmalandığını belirtmiştir.【55】 Katliamın sona ermesinin ardından yapılan araştırmalarda Nuri Abdülhamit el-Ani; altmış evin talan edildiğini, yetmiş evin yakıldığını ve on yedi kamu kurumu binasının tahrip edildiğini verilerine eklemiştir. Diğer istatistiksel tespitler, toplam üç yüz yirmi dört iş yeri ve evin yağmalanarak kullanılamaz hale getirildiğini göstermektedir. Yağmalanan üç yüz yirmi dört mülkün yalnızca ikisi Araplara, on biri Hristiyanlara, üçü ise Kürtlere aittir. Geriye kalan üç yüz sekiz mülk doğrudan Türkmen vatandaşların şahsi tapulu mallarıdır.【56】
Ticari mekânların tahribatı sırasında, Kerkük'ün önemli toplanma ve kültürel faaliyet alanları olan sinemalar özel olarak hedef seçilmiştir. Dördüncü Tugay'a bağlı askerler tarafından havan topları ve ağır makineli tüfekler kullanılarak Türkmenlere ait Atlas Sineması ve Alemeyn Sineması yıkılmıştır. Bu sinemaların sahipleri olan Selahattin Avcı ve Mehmet Avcı, iş yerlerinin bombalanmasının ardından evlerinden çıkarılarak infaz edilmiştir. Ağır silahların kullanıldığı bir diğer bölge ise Kerkük Kalesi ve çevresindeki sivil yerleşim alanları olmuştur. Kaleye sığınan sivil Türkmenleri teslim olmaya zorlamak amacıyla kalenin elektrik ve su hatları kesilmiş, ardından bölge havan topu ateşine tutulmuştur.【57】
Yağmalama faaliyetleri organize bir lojistik plan dâhilinde yürütülmüştür. Türkmenlerin evlerinden ve ticarethanelerinden gasp edilen eşyalar, ticari mallar ve gıda ürünleri sokaklarda bekletilen kamyonlara yüklenmiştir. Talan edilen bu mallar, Kerkük dışına çıkarılarak Irak'ın kuzey bölgelerine nakledilmiştir. Yağma eylemleri sırasında, saldırgan gruplar kendi aralarında gasp edilen malların paylaşımı konusunda silahlı çatışmalara girmiştir. Bu iç çatışmalar ve kargaşa esnasında yağmacı gruptan bazı kişiler ölmüş veya yaralanmıştır.【58】
Katliam sırasında kamu hizmetleri ve altyapı tesisleri de tahrip edilmiştir. Sokaklarda, elektrik direklerinde ve binaların çevresinde biriken cesetlerin toplanması için İkinci Tümen Komutanlığı ve hastaneler tarafından ambulanslar talep edilmiştir. Olay yerine gönderilen ambulansların geçişi silahlı militanlar tarafından engellenmiş, araçların lastikleri patlatılmış ve bazı ambulanslar ateşe verilerek kundaklanmıştır. Bu nedenle cesetler uzun süre sokaklarda kalmış ve fiziki tahribatın boyutu genişlemiştir.【59】
Şehirde ağır silahlar ve kundaklamalar sonucu çıkan yangınlara müdahale edilmesi de aynı yöntemlerle durdurulmuştur. Binalarda başlayan yangınların söndürülmesi amacıyla Irak Petrol Şirketi'nden destek istenmiş ve bölgeye itfaiye ekipleri sevk edilmiştir. Yangın yerlerine ulaşmaya çalışan itfaiye araçları saldırgan gruplar tarafından durdurulmuş, itfaiye erlerinin müdahalesine izin verilmemiş ve yangın söndürme araçları tahrip edilmiştir. Emniyet güçlerinin itfaiye ve ambulanslara yönelik bu engellemelere müdahale etmemesi, maddi hasarın ve can kayıplarının artması sonucunu doğurmuştur.【60】
Katliam sonrasında Kerkük'te ticari ve sivil hayat tamamen durma noktasına gelmiştir. Yağmalanan dükkânlar, yıkılan evler ve tahrip edilen altyapı nedeniyle temel insani ihtiyaçların karşılanması zorlaşmıştır. Şehrin elektrik ve su tesisleri ağır hasar gördüğü için Kerkük'e günlerce elektrik verilememiştir. Amme hizmetlerinin durması, gıda stoklarının yağmalanması ve tedarik zincirinin kopması sonucunda Kerkük'te ciddi bir yiyecek sıkıntısı baş göstermiştir. Türkmen toplumu, yaşanan can kayıplarının yanı sıra bu yağma ve yıkım faaliyetleri neticesinde ekonomik kayıplar yaşamıştır.
Kerkük'te meydana gelen şiddet eylemlerine Irak merkezi hükümetinin fiili müdahalesi, olayların dördüncü gününde gerçekleşmiştir. Başbakan Abdülkerim Kasım'ın emriyle Bağdat ve Karahan bölgelerinden sevk edilen Ordu Destek Birlikleri, 17 Temmuz 1959 tarihinde kente ulaşarak fiziki kontrolü sağlamıştır. Merkezi ordunun kente girmesiyle birlikte, olaylara iştirak ettiği tespit edilen Dördüncü Tugay'a bağlı askerlerin bulunduğu karargâha yönelinmiş ve buradaki personelin tüm silahlarına el konulmuştur. Bu askeri müdahale ile kentteki fiziki saldırılar durdurulmuş ve asayiş tesis edilmiştir. Şehirde kontrolün sağlanmasının ardından Irak Başbakanı Abdülkerim Kasım, olayların idari ve hukuki sorumlularını tespit etmek, ayrıca kapsamlı bir inceleme yürütmek amacıyla özel bir tahkikat heyeti görevlendirmiştir.【61】
Irak hükümeti tarafından kurulan Özel Tahkikat Komisyonu'nun başkanlığına Askeri Harekât Müdürü Kurmay Tuğgeneral Abdurrahman Abdussettar getirilmiştir. Bu komisyon, ivedilikle Kerkük'e gönderilerek olayların adli, askeri ve idari boyutunu geniş çaplı olarak soruşturmaya başlamıştır. Komisyon üyeleri, kentteki "Reds House" olarak bilinen binayı merkez üssü olarak kullanmış, olaylara tanıklık eden sivil vatandaşların ve mağdurların resmi ifadelerine doğrudan başvurmuştur. Hastanelerde tedavi altında bulunan ağır yaralı durumdaki kişilerin ifadeleri ise bizzat sağlık kuruluşlarına gidilerek alınmıştır. Komisyonun yürüttüğü çalışmalar neticesinde, cinayetlerin failleri, saldırıların planlama aşamaları ve eylemler sırasında uygulanan lojistik yöntemler belgelenerek resmi bir rapor haline getirilmiştir.【62】
Özel Tahkikat Komisyonu'nun yürüttüğü soruşturma süreci, kentteki paramiliter grupların çeşitli engellemeleriyle karşılaşmıştır. Komisyon üyelerine yönelik baskı ve tehdit eylemlerinin artması üzerine, tahkikat heyeti azalarından avukat Tahsin Rıfat, çalışmaların güvenliğinin tehlikeye girdiğini bildirmek amacıyla Bağdat'a giderek Başbakan Kasım'a durum hakkında doğrudan bilgi vermiştir. Tüm fiziki engellemelere rağmen heyet, kısa bir süre içerisinde ilk incelemelerini tamamlamış ve hazırlanan detaylı soruşturma raporunu Başbakanlığa sunmuştur. Bu resmi rapor doğrultusunda, saldırıların tesadüfi bir toplumsal tepki olmadığı, sivillerin evlerinin önceden işaretlendiği ve eylemlerin belirli bir askeri ve sivil koordinasyon dâhilinde yürütüldüğü merkezi hükümet tarafından tespit edilmiştir.【63】
Tahkikat raporlarının Bağdat'a ulaşmasının ardından Başbakan Abdülkerim Kasım, Kerkük'teki olaylara ilişkin merkezi hükümetin tutumunu belirleyen resmi açıklamalar yapmaya başlamıştır. 19 Temmuz 1959 tarihinde Mar Yusuf Kilisesi'nin açılış töreninde konuşan Kasım, Kerkük'te yaşananları "soykırım" olarak nitelendirmiş ve olaylara karışan tüm faillerin şiddetle cezalandırılacağını ilan etmiştir. 29 Temmuz 1959 günü düzenlediği kapsamlı basın toplantısında ise, İkinci Tümen karargâhı önünde asılan cesetlerin fotoğraflarını gazetecilere göstererek, sivillere yönelik bu saldırıların barbarca olduğunu belirtmiştir. Kasım bu toplantıda, saldırıya uğrayan kurbanların kimliklerinin ve adreslerinin önceden tespit edildiğini ve evlerinden zorla çıkarılarak infaz edildiklerini kamuoyuna duyurmuştur.【64】
1959 Kerkük Katliamı (Irak Türkleri Derneği)
Başbakan Abdülkerim Kasım, 3 Ağustos 1959 tarihinde işçi sendikaları temsilcileri ve çeşitli meslek kuruluşlarıyla yaptığı resmi görüşmede, olayların sayısal bilançosuna ve niteliğine dair daha kesin veriler paylaşmıştır. Bu açıklamada, yüz yirmi vatandaşın hayatını kaybettiği, bu kişilerden kırk birinin diri diri toprağa gömüldüğü ve bunlardan yalnızca üçünün sağ kurtarılarak tedavi altına alınabildiği ifade edilmiştir. Kasım, saldırganların eylemlerini tarihi olaylarla karşılaştırarak sert bir dille eleştirmiş ve bu tür şiddet olaylarının Irak'ın Bağdat, Simava ve Nasıriyye gibi diğer şehirlerinde de planlandığını ancak merkezi hükümetin aldığı önleyici güvenlik tedbirleriyle bunların engellendiğini belirtmiştir.【65】
Siyasi ve askeri boyutta tırmanan krizin ardından, Irak Sıkıyönetim Komutanı ve Askeri Vali Ahmet Salih el-Abdi tarafından ülke genelinde çeşitli idari ve asayiş tedbirleri yürürlüğe konulmuştur. Yayımlanan resmi tebliğlerle, olaylarda rol oynadığı tespit edilen "Cumhuriyeti Koruma Komiteleri"nin faaliyetleri tamamen durdurulmuştur. Sivil halkın elinde bulunan tüm yasadışı silahların Ağustos ayı sonuna kadar hükümet makamlarına teslim edilmesi emredilmiş, ateşli silahlar için daha önceden verilmiş olan tüm resmi ruhsatlar iptal edilmiştir. Ayrıca, Halk Mukavemet Teşkilatı mensuplarının resmi ordu üniforması giymeleri kesin olarak yasaklanmış, olayları organize ettiği belirlenen tüm işçi sendikalarının faaliyetlerine son verilmiştir.【66】
Hükümetin Kerkük olayları sonrasında belirli gruplara yönelik başlattığı tasfiye süreci, 7 Ekim 1959 tarihinde Başbakan Abdülkerim Kasım'a yönelik gerçekleştirilen başarısız bir suikast girişimiyle politik bir yön değiştirmiştir. Suikasttan yaralı olarak kurtulan Kasım, siyasi iktidarını korumak amacıyla ordu içindeki ve sivil bürokrasideki güç dengelerini yeniden düzenleme yoluna gitmiştir. Tedavi gördüğü El-Selam Hastanesi'nde yaptığı açıklamalarda, Kerkük olaylarından artık önceki grupları değil, doğrudan Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni ve Irak'taki Arap milliyetçilerini sorumlu tutmaya başlamıştır. Bu radikal siyasi manevra, katliamın asıl faillerine yönelik yürütülen adli sürecin yavaşlamasına ve mahkeme kararlarının infazının süresiz olarak askıya alınmasına neden olmuştur.【67】
Olayların hukuki boyutu, tahkikat komisyonunun raporları doğrultusunda tespit edilen şüphelilerin kolluk kuvvetlerince gözaltına alınmasıyla başlamıştır. Irak hükümeti tarafından Kerkük'teki fiziki şiddet ve yağma eylemlerine doğrudan iştirak ettiği belirlenen iki yüz altmış kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Tutukluların adli yargılamalarının yapılması amacıyla 12 Ağustos 1959 tarihinde Özel Askeri Mahkeme tesis edilmiştir. Katliamın idari ve askeri sorumluları olarak tespit edilen eski İkinci Tümen Komutanı Davut el-Cenabi ile dönemin Kerkük Belediye Başkanı Maruf Berzenci de tutuklanarak bu mahkemeye sevk edilen sanıklar arasında yer almıştır. Mahkeme, öncelikle eylemlere katılan askeri personelin, ardından sivil sanıkların davalarını incelemeye almıştır.【68】
Bağdat'ta kurulan Özel Askeri Mahkeme'deki duruşmalar ve hukuki incelemeler yaklaşık iki yıl boyunca devam etmiştir. Yargılama sürecinde, olaylarda hayatını kaybeden mağdurların ailelerini hukuki olarak temsilen Habib Hürmüzlü, Tahsin Rıfat ve Muhammet Hacı İzzet gibi avukatlar müdahil taraf olarak mahkemede görev yapmıştır. Görgü tanıklarının yeminli ifadeleri, tahkikat komisyonunun hazırladığı raporlar ve elde edilen fiziki deliller ışığında yargılamalar karara bağlanmıştır. Duruşmaların sonucunda, aleyhinde kesin nitelikte kanıtlar bulunan yirmi sekiz sanık hakkında ölüm cezası verilmiştir. Katliamı tahrik eden, suçlulara yataklık yapan veya yağma eylemlerine katılan diğer sanıklar ise işledikleri suçun ağırlığına göre çeşitli sürelerde hapis cezalarına çarptırılmıştır.【69】
Özel Askeri Mahkeme tarafından verilen yirmi sekiz idam kararı, Başbakan Abdülkerim Kasım'ın değişen siyasi ittifakları ve iç dengeleri gözetmesi nedeniyle uzun süre cumhurbaşkanlığı makamınca onaylanmamış ve infaz edilmemiştir. İdama mahkûm edilen sanıklar, yaklaşık üç yıl boyunca Bağdat Cezaevi'nde tutuklu olarak bekletilmiş, cezası kesinleşen faillere yönelik herhangi bir hukuki yaptırım uygulanmamıştır. Merkezi hükümetin mahkeme kararlarını fiilen uygulamaması ve bazı sanıkların ilerleyen süreçte tahliye edilmesi, mağdur yakınları arasında devlete ve hukuka olan güveni zayıflatmıştır.【70】
Irak'taki siyasi ve hukuki tıkanıklık süreci, 8 Şubat 1963 tarihinde Baas Partisi mensupları ve ordu içindeki muhalif subayların gerçekleştirdiği yeni bir askeri darbe ile değişime uğramıştır. Başbakan Abdülkerim Kasım'ın devrilerek askeri mahkeme kararıyla idam edilmesiyle sonuçlanan bu darbenin ardından, Abdüsselam Arif devlet başkanı sıfatıyla yönetimi devralmıştır. Yeni rejimin tesis edilmesinin hemen akabinde, 1959 Kerkük olaylarının başlıca askeri planlayıcılarından biri olarak kabul edilen eski İkinci Tümen Komutanı Davut el-Cenabi, darbenin ilk günlerinde, 11 Şubat 1963 tarihinde idam edilmiştir. Bu infaz, uzun süredir askıya alınan mahkeme kararlarının yeni yönetim tarafından uygulanmaya başlanacağının ilk somut adli göstergesi olmuştur.【71】
Yeni hükümetin kurulmasının ardından, 1 Mart 1963 tarihinde, on iki kişiden oluşan bir sivil heyet, Devlet Başkanı Abdüsselam Arif'i resmi makamında ziyaret etmiştir. Bu resmi diplomatik görüşmede heyet, Kasım döneminde Özel Askeri Mahkeme tarafından verilmiş olan ancak siyasi nedenlerle infaz edilmemiş olan idam kararlarının derhal hukuki olarak uygulanmasını talep etmiştir. Devlet Başkanı Arif, bu talebi resmi düzeyde kabul ederek, Kerkük olaylarına iştirak eden ve suçları mahkeme kararıyla sabit olan sanıkların cezalarının en kısa zamanda infaz edileceğine dair heyete kesin bir taahhütte bulunmuştur. Bu idari onay, üç yıldır bekletilen infaz dosyasının hukuki olarak yeniden açılmasını sağlamıştır.【72】
Devlet Başkanlığı makamının resmi onayının ardından, askeri mahkemenin vermiş olduğu idam kararları fiili infaz aşamasına geçmiştir. Kuzey Bölge Askeri Hâkimi Sait Fethi Sıkıllı'nın imzasıyla yayımlanan 30 numaralı resmi askeri bildiriyle, infaz işlemlerinin gerçekleştirileceği kamuoyuna duyurulmuştur. 23 Haziran 1963 tarihinde, haklarında kesinleşmiş idam hükmü bulunan yirmi sekiz sanık, sabahın erken saatlerinde Kerkük Polis Müdürlüğü binasında idam edilmiştir. İnfaz işleminin tamamlanmasının ardından infaz edilenlerin cesetleri, devletin adli yaptırım gücünü göstermek amacıyla Kerkük'ün üç ayrı merkezi meydanında asılarak teşhir edilmiştir. Resmi adli tabip raporları da aynı gün olay yerinde görevli tabipler tarafından hazırlanarak hukuki kayıt altına alınmıştır.【73】
İdam edilen faillerin kesin isim listesi resmi makamlarca yayımlanarak kayıt altına alınmıştır. İnfaz edilenler arasında katliam döneminin Kerkük Belediye Başkanı Maruf Berzenci, kardeşi Hüseyin Berzenci, Abdulcabbar Piruzhan, Fatih Molla Davud, M. Hasan Aziz, Nuri Said Vali ve Necmettin Nadir gibi dönemin önde gelen yerel siyasi ve idari figürleri bulunmaktaydı. Bu resmi infazlar, 1959 yılında başlatılan adli ve idari soruşturma sürecinin hukuki olarak tamamen sonuçlandırılması anlamına gelmiştir. Mahkeme kararlarının 1963 yılında nihayete ermesi, Irak merkezi devleti ile olaylardan zarar gören yerel halk arasındaki sosyolojik gerilimi kısmen hafifletmiş ve katliamın asli faillerine yönelik yasal hesaplaşma sürecini resmi düzeyde kapatmıştır.【74】
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, 14 Temmuz 1959 tarihinde Kerkük'te başlayan şiddet olaylarından ancak dört gün sonra, 18 Temmuz 1959 tarihinde resmi olarak haberdar olabilmiştir.【75】 Haberlerin Ankara'ya geç ulaşmasında, Irak merkezi hükümetinin uyguladığı ağır sansür, kentin dış dünyayla iletişiminin kesilmesi ve Türkiye'nin Musul Konsolosluğu'nun olaylardan kısa bir süre önce kapatılmış olması doğrudan etkili olmuştur. Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, 18 Temmuz gecesi İsviçre'den dönerek doğrudan makamına geçmiş ve Irak'tan gelen istihbarat raporlarını incelemeye başlamıştır. 19 Temmuz akşamı, Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Fuat Bayramoğlu Ankara'ya çağrılarak olayların boyutu hakkında kendisinden detaylı bilgi alınmıştır. Dışişleri Bakanı Zorlu ile yapılan görüşmelerin ardından Büyükelçi Bayramoğlu, Irak Hükümetine iletilmek üzere gerekli diplomatik talimatları almış ve Başbakan Adnan Menderes'in özel bir mesajını Irak Başbakanı General Abdülkerim Kasım'a götürmüştür.【76】
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kerkük olaylarına ilişkin ilk resmi tebliğini 25 Temmuz 1959 tarihinde yayımlamıştır. Bu resmi açıklamada, elde edilen bilgilere göre eylemlerin 14 Temmuz kutlamalarında başladığı, komünist eğilimli grupların Türkmenlere saldırdığı ve Irak hükümetinin olayları bastırmak için ordu birliklerini Kerkük'e sevk ettiği açıkça ifade edilmiştir.【77】 Dışişleri Bakanlığı tebliğinde, olaylar sırasında otuza yakın Irak vatandaşı Türkmen'in hayatını kaybettiği teyit edilmiş ve Irak hükümeti nezdinde resmi girişimlerde bulunularak bu tür tecavüzlerin tekrarlanmayacağı yönünde kesin bir teminat alındığı kamuoyuna duyurulmuştur.
Diplomatik sürecin devam ettiği günlerde Moskova Radyosu, olayların sorumluluğunu doğrudan Türkiye'ye ve Türkmenlere yükleyen uluslararası iddialar ortaya atmıştır. Moskova Radyosu'nun 20 Temmuz ve sonrasındaki haber bültenlerinde, Kerkük'teki olayların Türkiye ile temas halinde olan emperyalist güçler tarafından çıkarıldığı, Türkmenlerin "Turan" isimli gizli bir siyasi cemiyet kurarak Musul ve Kerkük'ü Irak'tan ayırıp Türkiye'ye ilhak etmeyi amaçladıkları öne sürülmüştür. Bu asılsız iddialar üzerine Türk Hükümeti, 28 Temmuz 1959 tarihinde yeni bir diplomatik açıklama yayımlayarak Kerkük'teki kanlı eylemlerin tek sorumlusunun uluslararası komünizm olduğunu, Moskova Radyosu'nun iddialarının Türkiye ile Irak'ın arasını açmayı hedefleyen kasıtlı bir propaganda faaliyeti olduğunu net bir dille ifade etmiştir.【78】
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Kerkük olaylarına ilişkin ilk resmi siyasi girişim, CHP Niğde Milletvekili Asım Eren tarafından gerçekleştirilmiştir. Asım Eren, 5 Ağustos 1959 tarihinde Dışişleri Bakanı'nın yanıtlaması istemiyle meclis başkanlığına bir soru önergesi sunmuştur. Bu önergede, 14-17 Temmuz tarihlerinde Kerkük'te komünist milislerin Türkmenlere karşı işledikleri cinayetler hakkında resmi bir açıklama yapılması talep edilmiş, ölü sayısı, maddi kayıp miktarı ve Türkmenlerin gelecekte korunması için Irak hükümeti ile Birleşmiş Milletler nezdinde işbirliği yapılıp yapılmayacağı açıkça sorulmuştur.【79】
Kerkük'te meydana gelen katliamın ilk haberleri; Suriye, Lübnan ve İsrail radyo ve basın organları aracılığıyla Türk kamuoyuna aktarılmıştır. Türk basınında Kerkük olaylarına dair ilk haber metinleri 18 Temmuz 1959 tarihli gazetelerde yayımlanmaya başlamıştır. Suriye basını kaynaklı olarak verilen bu ilk haberlerde, Kerkük'te meydana gelen silahlı çatışmalarda yirmi yedi kişinin öldüğü ve iki yüz elli kişinin yaralandığı bilgisi paylaşılmış, olayların komünist grupların tahrikleri neticesinde çıktığı belirtilmiştir. Yabancı ajanslara dayanan bu haberler, olayların insani boyutunu ve kurbanların kimliğini yansıtmakta başlangıç aşamasında yetersiz kalmıştır.
Olayların ilk günlerinde kesin bir istihbarat ve bilgi akışının bulunmaması, Türk gazetelerinde ölü ve yaralı sayısına ilişkin birbirinden farklı rakamların yayımlanmasına yol açmıştır. Dönemin gazetelerinden Hürriyet, 18 Temmuz'da yüzün üzerinde ölü bulunduğunu yazarken, 20 Temmuz tarihli Akşam gazetesi en az bin ölü olduğunu manşetine taşımıştır. Milliyet gazetesi 22 Temmuz'da, altı gün içerisinde sekiz yüz elli kişinin hayatını kaybettiğini duyururken, Son Posta gazetesi aynı tarihte yüz civarında kişinin öldüğünü kaydetmiştir. Resmi makamların 25 Temmuz tarihinde Dışişleri Bakanlığı kanalıyla ölü sayısını otuz olarak açıklamasının ve Dr. Abdülhalik Beyatlı gibi doğrudan görgü tanıklarının Türkiye'ye ulaşmasının ardından, basın organlarındaki rakamsal veriler yerini daha net istatistiklere bırakmıştır.【80】
Türk gazeteleri, saldırıların ana faili olarak komünist grupları işaret etmiştir. Cumhuriyet gazetesi 20 Temmuz'da "Irak'ta Yeni Bir İhtilal" başlığını atarak olayları merkezi yönetime karşı askeri ve siyasi bir ayaklanma olarak yorumlamıştır. Son Posta gazetesi 21 Temmuz nüshasında "Komünistler Irak'ta İktidarı Almak İstiyor" manşetiyle olayların ideolojik hedeflerine dikkat çekerken, Hürriyet gazetesi "Kerkük'te Komünistlerle Kanlı Çarpışmalar Oldu", Yeni Sabah gazetesi ise "Irak'ta Komünistler Taarruza Geçti" başlıklarıyla okuyucularını bilgilendirmiştir.【81】 Olayları analiz eden köşe yazarlarından Coşkun Kırca, Vatan gazetesinde şiddetin tamamen mahalli komünist unsurların işi olduğunu ve faturanın kasıtlı olarak Turancılık akımına kesilmeye çalışıldığını belirtirken; Tercüman gazetesi yazarı Peyami Safa, komünistlerin Kerkük'te nifak çıkarma gayesinde olduklarını ifade etmiştir.【82】
Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve Türkmen dernekleri de katliam karşısında çeşitli bilgilendirme faaliyetleri yürütmüştür. Merkezi İstanbul'da bulunan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Cemiyeti'nin Başkanı Enver Yakuboğlu, düzenlediği basın toplantıları ve yayımladığı resmi bildirilerle katliamın arka planını kamuoyuna duyurmuştur. Yakuboğlu bu açıklamalarda; Kerkük'te Türkçe yayımlanan Beşir, Afak ve Kerkük gazetelerinin komünist milisler tarafından kapatıldığını, Türkmen aydınların tutuklandığını ve şiddet olaylarının önceden planlandığını kamuoyuyla paylaşmıştır. Ayrıca Türkiye'de eğitim gören Kerküklü öğrenciler ile sivil toplum temsilcileri, Irak Başbakanı Kasım'a gönderdikleri telgraflar ve resmi muhtıralarla; faillerin ibret için cezalandırılmasını, maddi zararların hükümetçe tazmin edilmesini, tarafsız Arap subayların ivedilikle Kerkük'e atanmasını ve Türkmenlerin can güvenliğinin anayasal güvence altına alınmasını talep etmişlerdir.【83】
14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı'nın ardından can güvenliği endişesi taşıyan çok sayıda Türkmen ailesi, Kerkük'ü terk ederek Bağdat'a ve Türkiye sınırına doğru kitlesel göç hareketleri başlatmıştır. Irak Hükümranlık Konseyi, yaşanılan bu nüfus hareketliliğini durdurmak amacıyla Iraklıların Kerkük dışına göç etmesini yasal olarak yasaklamıştır. Daha önce şehirden ayrılanlara ise mal varlıklarını koruyabilmeleri için geri dönmeleri hususunda üç aylık bir yasal süre tanınmıştır. Belirlenen süre zarfında memleketlerine dönmeyen Türkmenlerin mülklerine devlet tarafından el konulacağı resmi olarak ilan edilmiştir. Bu zorlayıcı idari tedbirlere ve yaptırım tehditlerine rağmen, yeni bir fiziksel saldırıya maruz kalma korkusu taşıyan birçok Türkmen, Kerkük'e dönmeyi reddederek farklı coğrafyalarda yaşamlarını sürdürme kararı almıştır.【84】
1968 yılında Baas Partisi'nin Irak'ta iktidara gelmesiyle birlikte, Kerkük ve çevresindeki demografik yapıyı Türkmenlerin aleyhine değiştirmeyi hedefleyen sistematik "Araplaştırma" (Ta'rib) politikaları en üst devlet kademesinde yürürlüğe konulmuştur. Bu politikalar doğrultusunda, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki tarım arazilerine devlet tarafından el konulmuştur. Resmi belgelere göre, 135.022 dönüm Türkmen arazisi son derece düşük istimlak bedelleriyle devletleştirilerek Irak'ın güneyinden getirilen Arap aşiretlerine tahsis edilmiştir. 1976 yılında alınan idari kararlarla Kerkük şehrinin tarihi ismi "millileştirme" anlamına gelen "El-Tamim" olarak değiştirilmiş, Türkmen köy ve kasabalarının adları Arapça isimlerle yenilenmiştir. Şehirde Türkçe konuşulması ve kültürel faaliyetlerin yürütülmesi resmi idare tarafından tamamen yasaklanmıştır. 【85】
Araplaştırma politikaları kapsamında, Irak merkezi yönetimi tarafından çıkarılan özel kararnamelerle Türkmenler doğrudan zorunlu göçe tabi tutulmuştur. 1980'li yılların başından itibaren on binlerce Türkmen, Kerkük'ten zorla çıkarılarak Kut, Amara ve Samava gibi ülkenin güneyindeki Arap vilayetlerine sürgün edilmiştir. Türkmenlerden boşalan stratejik ve merkezi alanlara ise güneyden getirilen Arap nüfusu planlı bir şekilde iskan edilmiştir. Devrim Komuta Konseyi'nin 1981, 1984 ve 1986 tarihlerinde aldığı kararlarla, Kerkük'e yerleşmeyi kabul eden Arap ailelerine on bin Irak Dinarı hibe edilmiş, bedava arsa tahsis edilmiş ve bu kişilerin Kerkük petrol şirketlerinde öncelikli olarak istihdam edilmeleri sağlanmıştır. Nüfus dairelerindeki Türkmen memurlar idari görevlerinden uzaklaştırılarak yerlerine Araplar atanmış ve demografik veriler üzerinde merkezi oynamalar gerçekleştirilmiştir.【86】
Kerkük bölgesinin demografik yapısını kalıcı olarak değiştirmek amacıyla 1987 yılında gerçekleştirilen genel nüfus sayımı, asimilasyon politikalarının bir diğer aşamasını oluşturmuştur. Bu sayım sırasında formlarda vatandaşlara yalnızca Arap veya Kürt seçenekleri sunulmuş, ülkenin asli unsuru olan Türkmen kimliği resmi olarak yok sayılmıştır. Sayım formlarında Arap milliyetini seçmeyi reddeden ve kimliğinde ısrar eden Türkmen köyleri güvenlik güçleri tarafından tespit edilerek tamamen boşaltılmıştır. Ömer, Leylan, Menden, Karahasan, Bulova, Kümbetler, Topuzova, Çardağı, Yayçı ve Türkalan köylerinin ahalisi zorla güney bölgelerine sürülmüş, evleri yıkılarak kullanılamaz hale getirilmiş ve bu alanlara dışarıdan getirilen Arap nüfusu yerleştirilmiştir.【87】
Irak'ta yaşanan uluslararası çatışmalar ve iç krizler, Türkmenlerin yurt dışına yönelik kitlesel göç hareketlerini hızlandırmıştır. Özellikle 1990-1991 Körfez Savaşı'nın ardından ülke dışına yapılan Türkmen göçleri, o güne kadar kaydedilen toplam göç hareketlerinin yüzde seksenini oluşturmuştur. Savaşın ardından Birleşmiş Milletler tarafından 36. paralelin kuzeyinde oluşturulan ve Irak uçaklarının uçuşuna kapatılan "Güvenli Bölge" sınırlarına, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük ve Musul vilayetleri dâhil edilmemiştir. Bu stratejik dışlama, Türkmenleri Saddam Hüseyin yönetiminin askeri operasyonlarına, etnik temizlik kampanyalarına ve intikam saldırılarına tamamen açık hale getirmiştir. Can güvenliğini bütünüyle kaybeden binlerce Türkmen, yasadışı yollarla Türkiye'ye ve Avrupa ülkelerine sığınmak zorunda kalmıştır. 【88】
1959 Kerkük Katliamı, Türkmen toplumu üzerinde nesiller boyu süren ve "seçilmiş travma" statüsünde kalıcı psikolojik etkilere sebebiyet vermiştir. Politik psikoloji disiplinine göre, bir olayın seçilmiş travma statüsüne erişebilmesi için mağdur grubun olayla ilgili kayıp ve yas duygularını sağlıklı bir biçimde yaşayamaması, faillerle yüzleşememesi gerekmektedir. Katliamın olağanüstü fiziksel şiddet içermesi, faillerin uzun yıllar boyunca devlet tarafından cezalandırılmaması ve olayların ardından merkezi baskının kesintisiz devam etmesi, Türkmenlerin bu katliamın izlerini nesilden nesile aktarmalarına neden olmuştur. Yaşanan bu toplumsal travma, Irak'taki Türkmen kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelerek toplumsal hafızada sürekli olarak diri tutulmuştur.
Cem Karaca - Kerkük Zindanı (Işık Çeşmesi)
Katliamın ortaya çıkarttığı psikolojik tahribat, olayları bizzat yaşamayan yeni nesillere de sözlü kültür, edebiyat ve anma törenleri aracılığıyla doğrudan aktarılmıştır. Türkmenler, her yılın Temmuz ayında düzenledikleri anma programları, akademik konferanslar ve kültürel faaliyetlerle katliam kurbanlarının hatıralarını sistematik olarak yaşatmaktadır. Türkmen edebiyatında, şiirlerinde, romanlarında ve ağıtlarında 1959 olayları merkezi ve değişmez bir tema olarak işlenmiştir. "Kerkük Zindanı" gibi yaygın bilinen türküler ve çeşitli sanatsal eserler, travmanın toplumsal bilince kalıcı olarak yerleşmesinde ve nesiller arası psikolojik aktarımında kritik araçlar olmuştur. Bu bilinçli aktarım süreci, genç nesillerin de katliamı unutmamasını sağlamıştır.【89】
Katliamın en belirgin sosyolojik yansımalarından bir diğeri, Türkmenlerin Irak merkezi devletine olan aidiyet ve güvenlerinin zayıflamasıdır. Olaylar sırasında devletin asli kolluk kuvvetlerinin sivil halkı korumaması, bilakis bazı askeri birliklerin katliama göz yumması ve iştirak etmesi, devlete duyulan güvene zarar vermiştir. Katliam sonrasında kurulan resmi tahkikat komisyonlarının kesin tespitlerine rağmen faillerin siyasi manevralarla korunması ve idam kararlarının ancak yıllar sonra, bir başka darbe ve rejim değişikliğiyle uygulanabilmesi, adalet mekanizmasına olan hukuki inancı kuvvetsizleştirmiştir. Bu güvensizlik ortamı, Türkmenlerin devletle olan organik ve siyasi bağlarını zayıflatarak sosyal bir içe kapanma süreci yaşamalarına sebebiyet vermiştir.【90】
Yaşanan fiziksel ve psikolojik yıkımın yanı sıra, katliam; Türkmenlerin milli şuurunu, dayanışma ruhunu ve siyasi bilincini keskinleştirmiştir. Olaylar öncesinde siyasi örgütlenmeden nispeten uzak bir ticari yaşam süren Türkmen toplumu, katliamın ardından fiziki varlığını koruyabilmek amacıyla dernekler ve sendikalar etrafında organize olma ihtiyacı hissetmiştir. Katliam haberlerinin Irak ve dünya basınında geniş yer bulmasıyla birlikte, ülkedeki genel "Iraklı Türkler" tanımlaması yerini özgül ve belirgin bir "Türkmen" kimliğine bırakmıştır. Irak'taki diğer etnik unsurlar, Türkmenlerin tamamen kendi siyasi ve kültürel talepleri olan asli bir unsur olduğunu bu olaylar sonrasında fiilen kabul etmek mecburiyetinde kalmıştır.【91】
14-16 Temmuz 1959 tarihlerinde meydana gelen Kerkük Katliamı, Irak Türkmenlerinin siyasi ve toplumsal tarihinde belirleyici bir kırılma noktası teşkil etmiştir. Olaylar, bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik müdahalelerin ve ardışık yönetimler tarafından uygulanan asimilasyon politikalarının fiziki şiddet içeren bir aşamasını oluşturmuştur. Katliam faillerinin uzun süre cezalandırılmaması ve hukuki sürecin kesintiye uğraması, yaşanan can kayıpları, maddi tahribat ve devam eden baskılar neticesinde Kerkük'ten iç ve dış göç hareketleri yaşanmış, kentin etnik yapısı planlı bir şekilde değişime uğramıştır. Tüm bu fiziki ve psikolojik etkilere rağmen katliam, Türkmenlerin kendi aralarındaki siyasi örgütlenme ve meşru temsiliyet bilincini hızlandırmış ve kendilerine özgü milli kimliklerinin siyasi arenada daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştır. Nesilden nesile aktarılan bu tarihi vaka, kalıcı bir toplumsal travma niteliği kazanarak Irak'taki Türkmen varlığının ve sosyolojik kimliğinin bir parçası haline gelmiştir.
Anadolu Ajansı. “Kerkük katliamında gözleri önünde babası öldürülen Terzibaşı 64 yıldır o günü unutamıyor.” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kerkuk-katliaminda-gozleri-onunde-babasi-oldurulen-terzibasi-64-yildir-o-gunu-unutamiyor/2945622
Anadolu Ajansı. “Kerkük’e bağlı Altunköprü nahiyesindeki Türkmenler, yerel yönetimin "dışlayıcı politikalarını" protesto etti.” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kerkuk-e-bagli-altunkopru-nahiyesindeki-turkmenler-yerel-yonetimin-dislayici-politikalarini-protesto-etti/3620352
Anadolu Ajansı. “Yarım asırdır dinmeyen acı: 14 Temmuz Türkmen katliamı.” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yarim-asirdir-dinmeyen-aci-14-temmuz-turkmen-katliami/1202894
Anadolu Ajansı. “Yarım asırdır dinmeyen acı: 14 Temmuz Türkmen katliamı.” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yarim-asirdir-dinmeyen-aci-14-temmuz-turkmen-katliami/1202894
Beden, Aydın. “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001).” Doktora tezi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=bijx5Z8LusipvjTuAhl90Q&no=FCgXbcs0V81Twc_XQ23u0g
Cömert, İlhan Yılmaz. “14-16 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Sonuçları.” Anka Enstitüsü. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://ankaenstitusu.com/14-16-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-sonuclari/
Duman, Bilgay. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bugünü.” ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi). Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://orsam.org.tr/yayinlar/14-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-turkmenlerin-bugunu/
Duman, Bilgay. “14-20 Temmuz Türkmen Şehitleri Haftası ve 1959 Kerkük Katliamının Düşündürdükleri.” ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi). Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://orsam.org.tr/yayinlar/14-20-temmuz-turkmen-sehitleri-haftasi-ve-1959-kerkuk-katliaminin-dusundurdukleri/
Ergün, Bilge Yasemin. “Irak Hükûmetlerinin Türkmen Politikası ve Musul’dan Türkiye’ye Yapılan Göçler (1958-1993).” Yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018. Erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vbVkXe1KChYWNElr1MuLZh2-h4cnT4CwgydUzE4Z5NftBYza2dSVqRdJTZzvh2Eh.
Hazır, Tunahan. 2019. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı”. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 1 (2): 148-155. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/nohusosbil/article/650175
Hazır, Tunahan. “Tanıkların Gözüyle 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı.” Yüksek lisans tezi, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://scholar.google.com/citations?view_op=view_citation&hl=tr&user=V9PEydUAAAAJ&citation_for_view=V9PEydUAAAAJ:Y0pCki6q_DkC
Irak Türkleri Derneği. “14 TEMMUZ 1959 KERKÜK KATLİAMI.” Youtube. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.youtube.com/watch?v=9CS0RPvUTKw
Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği. “1959 Kerkük Katliamı ve Öncesinde Cereyan Eden Olaylar İstanbul'da Ele Alındı.” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://irakturkleri.org/haber/1959-kerkuk-katliami-ve-oncesinde-cereyan-eden-olaylar-istanbulda-ele-alindi
Işık Çeşmesi "Cem Karaca - Kerkük Zindanı." Youtube. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.youtube.com/watch?v=BqJ-4ePe_Pk
Kırım Haber Ajansı. “14-16 Temmuz 1959: Kerkük Katliamı'nın acısı dinmiyor!” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/14-16-temmuz-1959-kerkuk-katliami-nin-acisi-dinmiyor-509644
Majeed, Mohammed. “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu.” Yüksek lisans tezi, İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://scholar.google.com/citations?view_op=view_citation&hl=en&user=Yck_k3wAAAAJ&cstart=20&pagesize=80&citation_for_view=Yck_k3wAAAAJ:UebtZRa9Y70C
Pamukçu, Gürkan. 2019. “Kerkük’te Etnik Çatışmanın Kökenleri ve 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı”. Bilge Strateji 11 (20): 93-116. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/bs/article/751663
T.C. Keçiören Belediyesi. “Kerkük Katliamı Şehitleri Keçiören’de anıldı.” Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.kecioren.bel.tr/kerkuk_katliami_sehitleri_keciorende_anildi-2913-haber.html
TRT Avaz. “İZLER "Kerkük Katliamı". Youtube. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.youtube.com/watch?v=vDfzzJHyK_k
Türker, Fevzi. “66.Yılında 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı.” Kerkük Gazetesi. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://kerkukgazetesi.com/66-yilinda-14-temmuz-1959-kerkuk-katliami/
Türkmeneli Televizyonu. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı Belgeseli.” Youtube. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.youtube.com/watch?v=49gj0KY4PyU
Türkmeneli Vakfı. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı “Şehitleri Anarken””. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://www.turkmenelivakfi.org/14-temmuz-1959-kerkuk-katliami-sehitleri-anarken/
Yılmaz, Selçuk. “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959).” Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2005. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=Lg-E1LJe6XaSuDfzuBiZgQ&no=_g0sAxwcHeKKPuifFXnvKQ
Zade, İnci. “14 Temmuz Kerkük Katliamı.” Akademik Araştırma Enstitüsü. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://aae.org.tr/14-temmuz-kerkuk-katliami/
Zineelabdin, Adil. “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu.” ORSAM Bakış, no. 180 (Temmuz 2021): 1-14. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://orsam.org.tr/dosya/--kerkuk-katliaminin-62-yil-donumunde-turkmenlerin-durumu.pdf
Öz, Enes. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Katliamın Türk Kamuoyundaki Yansımaları.” Yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014. Erişim Tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=82yU4MKaZHP57u47PzPQkw&no=Ij5Dm4F6aDk7e0kUe-eJBQ
[1]
Tunahan Hazır, 2019. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı”. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 1 (2): 149, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/nohusosbil/article/650175
[2]
Aydın Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” (doktora tezi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011), s.76, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=bijx5Z8LusipvjTuAhl90Q&no=FCgXbcs0V81Twc_XQ23u0g
[3]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 150.
[4]
Gürkan Pamukçu, “Kerkük’te Etnik Çatışmanın Kökenleri ve 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” Bilge Strateji 11, no. 20 (2019): 96, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://dergipark.org.tr/tr/pub/bs/article/751663
[5]
Selçuk Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” (yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2005), 31, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=Lg-E1LJe6XaSuDfzuBiZgQ&no=_g0sAxwcHeKKPuifFXnvKQ
[6]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 151.
[7]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 150.
[8]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 150.
[9]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 150.
[10]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 150.
[11]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 151.
[12]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 151.
[13]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 151.
[14]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.46.
[15]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 155.
[16]
Bilgay Duman., “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bugünü,” ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi), erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://orsam.org.tr/yayinlar/14-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-turkmenlerin-bugunu/
[17]
Adil Zineelabdin, “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu,” ORSAM Bakış, no. 180 (Temmuz 2021): 5, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://orsam.org.tr/dosya/--kerkuk-katliaminin-62-yil-donumunde-turkmenlerin-durumu.pdf
[18]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.61.
[19]
Zineelabdin, “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu,” 4.
[20]
Bilgay Duman, “14-20 Temmuz Türkmen Şehitleri Haftası ve 1959 Kerkük Katliamının Düşündürdükleri,” ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi), erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://orsam.org.tr/yayinlar/14-20-temmuz-turkmen-sehitleri-haftasi-ve-1959-kerkuk-katliaminin-dusundurdukleri/
[21]
Zineelabdin, “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu,” 8.
[22]
Zineelabdin, “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu,” 11.
[23]
Bilgay Duman, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bugünü,” ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi), erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://orsam.org.tr/yayinlar/14-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-turkmenlerin-bugunu/
[24]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı,” 152.
[25]
Aydın Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” (doktora tezi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011), s.216, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=bijx5Z8LusipvjTuAhl90Q&no=FCgXbcs0V81Twc_XQ23u0g
[26]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001).” s.223.
[27]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” (yüksek lisans tezi, İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022), s.65, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://scholar.google.com/citations?view_op=view_citation&hl=en&user=Yck_k3wAAAAJ&cstart=20&pagesize=80&citation_for_view=Yck_k3wAAAAJ:UebtZRa9Y70C
[28]
İlhan Yılmaz Cömert, “14-16 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Sonuçları,” Anka Enstitüsü, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://ankaenstitusu.com/14-16-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-sonuclari/
[29]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.66.
[30]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.66.
[31]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.66.
[32]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.66.
[33]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.66.
[34]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.67.
[35]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.67.
[36]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.67.
[37]
Enes Öz, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Katliamın Türk Kamuoyundaki Yansımaları” (yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014), s.55, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=82yU4MKaZHP57u47PzPQkw&no=Ij5Dm4F6aDk7e0kUe-eJBQ
[38]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.68.
[39]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.68.
[40]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.68.
[41]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.69.
[42]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.70.
[43]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.70.
[44]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.71.
[45]
Mohammed Majeed, “1958-2017 Yılları Arasında Kerkük Türkmenlerinin Asimilasyon Sorunu” s.71.
[46]
Enes Öz, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Katliamın Türk Kamuoyundaki Yansımaları” (yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014), s.90, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=82yU4MKaZHP57u47PzPQkw&no=Ij5Dm4F6aDk7e0kUe-eJBQ
[47]
Selçuk Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” (yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2005), 88, son erişim: 13 Temmuz 2026, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=Lg-E1LJe6XaSuDfzuBiZgQ&no=_g0sAxwcHeKKPuifFXnvKQ
[48]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.88.
[49]
İnci Zade, “14 Temmuz Kerkük Katliamı,” Akademik Araştırma Enstitüsü, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://aae.org.tr/14-temmuz-kerkuk-katliami/
[50]
İnci Zade, “14 Temmuz Kerkük Katliamı.,” Akademik Araştırma Enstitüsü, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://aae.org.tr/14-temmuz-kerkuk-katliami/
[51]
Aydın Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” (doktora tezi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011), s.241, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=bijx5Z8LusipvjTuAhl90Q&no=FCgXbcs0V81Twc_XQ23u0g
[52]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.84.
[53]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.236.
[54]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.84.
[55]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.234.
[56]
Zineelabdin, “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu,” 10.
[57]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.84.
[58]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.85.
[59]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.87.
[60]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.87.
[61]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.87.
[62]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.89.
[63]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.90.
[64]
Zineelabdin, “Kerkük Katliamı’nın 62. Yıl Dönümünde Türkmenlerin Durumu,” 11.
[65]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.247.
[66]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.87.
[67]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.90.
[68]
İlhan Yılmaz Cömert, “14-16 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Sonuçları,” Anka Enstitüsü, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://ankaenstitusu.com/14-16-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-sonuclari/
[69]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.90.
[70]
İlhan Yılmaz Cömert, “14-16 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Sonuçları,” Anka Enstitüsü, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://ankaenstitusu.com/14-16-temmuz-1959-kerkuk-katliami-ve-sonuclari/
[71]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.91.
[72]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.91.
[73]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.97.
[74]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)” s.96.
[75]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.254.
[76]
Enes Öz, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Katliamın Türk Kamuoyundaki Yansımaları” (yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014), s.94, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=82yU4MKaZHP57u47PzPQkw&no=Ij5Dm4F6aDk7e0kUe-eJBQ
[77]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.256.
[78]
Tunahan Hazır, 2019. “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı”, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 1 (2): 53, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/nohusosbil/article/650175
[79]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.259.
[80]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.257.
[81]
Enes Öz, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Katliamın Türk Kamuoyundaki Yansımaları” (yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014), s.100, erişim tarihi: 13 Temmuz 2026, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=82yU4MKaZHP57u47PzPQkw&no=Ij5Dm4F6aDk7e0kUe-eJBQ
[82]
Hazır, “Tanıkların Gözüyle 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı.” s.48-49.
[83]
Öz, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı ve Katliamın Türk Kamuoyundaki Yansımaları” s. 89.
[84]
Bilge Yasemin Ergün, “Irak Hükûmetlerinin Türkmen Politikası ve Musul’dan Türkiye’ye Yapılan Göçler (1958-1993)” 56.
[85]
Ergün, “Irak Hükûmetlerinin Türkmen Politikası ve Musul’dan Türkiye’ye Yapılan Göçler (1958-1993)” s.75.
[86]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.313.
[87]
Beden, “Türk Basınına Göre Türkiye-Irak İlişkilerinde Türkmenler (1926-2001)” s.388.
[88]
Ergün, “Irak Hükûmetlerinin Türkmen Politikası ve Musul’dan Türkiye’ye Yapılan Göçler (1958-1993)” s.4.
[89]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı”, s.154.
[90]
Hazır, “14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı”, s.154.
[91]
Yılmaz, “Irak Türkmenlerine Yapılan Katliamlar Ve Bunun Türk Kamuoyuna Yansımaları (1924-1959)”, 102.

Tarih | 14–16 Temmuz 1959 | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Dönem | Irak Cumhuriyeti’nin ilk yılları | ||||||||
Siyasi Yönetim | Abdülkerim Kasım hükûmeti | ||||||||
Hedef Topluluk | Kerkük Türkmenleri | ||||||||
Olayların Süresi | Üç gün | ||||||||
Saldırıların Niteliği | Öldürme Gözaltı İşkence Yağma Kundaklama Mülklerin Tahribi | ||||||||
Can Kaybı | Sadece kimliği tespit edilebilenler 31-41 kişi | ||||||||
Yaralı Sayısı | 130 | ||||||||
Anma Dönemi | 14–20 Temmuz, Türkmen Şehitleri Haftası | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"1959 Kerkük Katliamı" maddesi için tartışma başlatın
1959 Öncesi Kerkük’ün Tarihsel Arka Planı
Manda ve Krallık Dönemlerinde Kerkük
1924 ve 1946 Yıllarında Meydana Gelen Olaylar
1958 Irak İhtilali ve Siyasi Gelişmeler
Cumhuriyetin İlanı ve General Abdülkerim Kasım Yönetimi
Siyasi Grupların Kerkük’teki Faaliyetleri ve İdari Değişiklikler
14-16 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı
14 Temmuz Öncesi Gelişmeler ve Hazırlıklar
Olayların Başlaması ve Kronolojik Gelişimi
Katliamın Sonuçları ve Bilanço
Can Kayıpları ve Yaralılar
Yağmalama Faaliyetleri ve Maddi Hasarlar
Irak Hükümetinin Tutumu ve Hukuki Süreç
Hükümetin Müdahalesi ve Tahkikat Komisyonu
Sorumluların Yargılanması ve Mahkeme Kararları
1959 Kerkük Katliamı'nın Yansımaları
Türkiye Cumhuriyeti'nin Tutumu ve Diplomatik Girişimler
Türk Basınındaki Yansımalar ve Kamuoyu
Katliamın Sosyolojik ve Demografik Etkileri
Göç Hareketleri ve Demografik Değişim
Toplumsal Etkiler