Elektrikli araçlar (EV), otomotiv dünyasının geleceğini şekillendiriyor. Ancak Deloitte’un 2025 Küresel Otomotiv Tüketici Araştırması, Türkiye’de bu dönüşümün hızının hem ekonomik hem de yapısal sebeplerle yavaşladığını ortaya koyuyor. Türk tüketicisi elektrikli araçlara ilgi duysa da; şarj altyapısı eksikliği, maliyet endişeleri ve gizli gider kalemleri, bu ilgiyi satın alma davranışına dönüştürmeyi engelliyor.
Araştırmaya göre Türkiye’deki tüketicilerin %54’ü bir sonraki araç tercihini hâlâ içten yanmalı motorlu (ICE) modellerden yana kullanmayı planlıyor. Bataryalı elektrikli araçlara (BEV) olan ilgi ise sabit kalmış durumda. İlginç bir şekilde plug-in hibrit araçlara (PHEV) yönelim artarken tamamen elektrikli araçlara yönelik ilgi sınırlı kalıyor.
Peki neden?
Elektrikli araçların benimsenmesinin önündeki en büyük bariyer: şarj altyapısına dair endişeler.
Tüketicilerin en sık dile getirdiği sorunlar:
Tüm bu faktörler, tüketicinin aklında “Şarj eder miyim?” değil, “Şarj edebilir miyim?” sorusunu daha baskın hale getiriyor.
Ayrıca, tüketicilerin üçte ikisi bir BEV’i tercih edebilmek için en az 400 km menzil bekliyor. Kamu şarj istasyonlarında %80 doluluğa ulaşmak için 40 dakikaya kadar beklemeye razı olan bu kitle için, menzil sadece teknik bir konu değil, günlük hayatın akışını belirleyen bir güvenlik duygusu.
Tüketiciler yalnızca şarj değil, ekonomik sürdürülebilirlik konusunda da kaygılı. Başlıca endişeler şöyle:
Dikkat çeken bir veri: Türk tüketicilerinin %91’i araç alırken 4 milyon TL altı fiyat aralığını tercih ediyor. Elektrikli araç düşünenler ise bu sınıra biraz daha esnek bakarak 2-4 milyon TL bandına daha yüksek tolerans gösteriyorlar.
Sıkça sanıldığı gibi iklim krizi ya da çevre bilinci değil, yakıt maliyetlerinin düşeceği beklentisi (%71) elektrikli araç tercihinin en güçlü nedeni.
Kısacası: Türk tüketicisi EV’yi daha ucuz bir ulaşım seçeneği olarak görüyor ama bu “ucuzluğun” gerçekte karşılanmadığını düşünüyor.
Tüketicilerin %49’u evde şarj etmeyi tercih ettiğini belirtse de %63’ünün evinde şarj cihazı yok. Bu, teorik olarak çözüm odaklı görünen “evde şarj” seçeneğinin, pratikte yetersiz altyapı nedeniyle pek çok kişi için erişilemez olduğunu gösteriyor.
Ayrıca, şarj çözümleri konusunda tüketiciler araç üreticilerine (OEM) daha fazla güven duyuyor (%63). Yani çözüm için bayilere değil, markalara bakıyorlar.
Araştırmanın bir diğer çarpıcı yönü, Türkiye’de otomotiv pazarında yüksek talep ama düşen marka sadakati.
Marka tercihinde ise şu 3 unsur belirleyici:
Bu da gösteriyor ki markalar artık sadece reklamla değil, gerçek deneyimle sadakat kazanabiliyor.
Türk tüketicisinin %73’ü araçları doğrudan üreticiden (online) satın alma fikrine sıcak bakıyor. Ancak aynı tüketici:
Bu sebeple hâlen yetkili bayiler (%66) tercih edilen birincil kanal olmaya devam ediyor.
Deloitte’un 2025 verileri, Türk tüketicisinin elektrikli araçlara geçişte teknikten çok psikolojik altyapıya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Şarj süreleri, altyapı eksikliği ve görünmeyen maliyetler çözülmeden, bu dönüşümün hızlanması zor görünüyor. Tüketici, “teknolojiye değil, erişilebilirliğe yatırım” istiyor.
Geleneksel Motora Bağlılık Sürüyor
Elektrikli Araçlar “Ucuz” Değil: Maliyet Kaygıları Gerçek
“Yeşil” Değil, “Ucuz” Olsun
Yeni Araç Alım Eğilimleri: Talep Var, Sadakat Yok
Satışta Dijital İstek Fiziksel Gereklilik
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.