Aile Danışmanlığı

fav gif
Kaydet
kure star outline

Aile danışmanlığı, aile bireyleri arasındaki sağlıklı ortamın desteklenebilmesi için sunulan psikolojik yardım olarak tanımlanmaktadır. Bu hizmet, aileyi bir bütün olarak ele alan ve aile içi ilişkilere odaklanan bir psikososyal yardım biçimidir.


Türkiye'deki mevzuata göre; aile danışmanlığı, aile sistemini veya ilişkide bulundukları diğer sosyal çevreleri değerlendirmeye dayanan, aile üyeleri arasındaki bozuk ilişkileri düzeltmeyi ve bu süreçte kazanılan yeni iletişim ve etkileşim kalıpları sayesinde sorun çözme yeteneklerini güçlendirmeyi amaçlayan özel teknik ve stratejileri içeren bir hizmettir. Aile danışmanları; aile içindeki ilişki ve iletişim sorunları, zorlu yaşam olayları ve krizle baş etme, ebeveyn-çocuk ilişkilerinin güçlendirilmesi, evlilik öncesi süreci ve sonrasında rehberlik ve danışmanlık gibi konularda bireylere, çiftlere, ailelere ve gruplara ilişkisel yaklaşımla hizmet sunmaktadır.


Alan yazında, aile danışmanlığı ile aile terapisi kavramları sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da, bazı yaklaşımlar bu ikisi arasında ayrım yapmaktadır. Aile danışmanlığı, aile terapisinden daha kısa süreli olup, sistemi kökten değiştirmek yerine, kriz yaşayan ailelerdeki güçlendirme çalışmalarını daha fazla öne çıkarmayı hedefler. Danışmanlık genellikle hafif sorunları olan "normal" ailelerle ilişkilendirilirken, terapi ise üyelerinden biri veya birkaçı ruh hastası olan ailelerle ilgili olarak ele alınır.

Dünyadaki ve Ülkemizdeki Tarihçesi

Dünya Tarihçesi

Aile danışmanlığının küresel tarihi 1940 öncesi ve sonrası olarak iki dönemde incelenebilir. 1940 öncesi dönemde, psikanaliz ve davranışçı kuramlar gibi yaklaşımlar doğrudan bireye odaklandığı için, aile danışmanlığının gelişimi yavaşlamıştır.


1940’lı yıllarla başlayan ikinci dönemde ise alan hızlanmış; bu ilerlemede Sistem Teorileri, şizofreni aileleri ile yapılan çalışmalar, çift terapisinin gelişimi, çocuk rehberliği hareketi ve grup terapisi olmak üzere beş önemli gelişme rol oynamıştır. Özellikle 1950’ler, Nathan Ackerman, Gregory Bateson ve Murray Bowen gibi öncü isimlerle alanın doğuşu kabul edilir. Bu dönemde, sorunların açıklanmasında doğrusallık yerine döngüsel nedensellik düşüncesi öne sürülmüştür. 1960'lı yıllarda sistemler kuramı (Salvador Minuchin, Virginia Satir) öne çıkmış; 1970'lerde ise Avrupalı ekollerin katılımıyla kuramlar sistematik hale gelmiştir.

Türkiye Tarihçesi

Aile danışmanlığı/terapisi alanı Türkiye’de, batı ülkelerine göre daha geç, 1980’li yıllarda hızlanmıştır. Alanın başlangıçta erken gelişim aşamasında kalmasının bir nedeni, özellikle doğu toplumlarında görülen, "aile içinde olanın aile içerisinde kalması" gerektiğini savunan geleneksel toplum yapısıdır.


Kurumsallaşmaya yönelik ilk önemli adımlar:


  • 1997 yılında Aile ve Evlilik Terapileri Derneği’nin kurulması.
  • 2007 yılında SHÇEK Yönetmeliği ile kamu hizmetlerinin yasal bir zemine kavuşturulması.
  • 2013 yılında Aile Danışmanlığı Meslek Standartları’nın belirlenmesi.


Bu hizmetler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) tarafından 2002 yönergesiyle sistemli bir biçimde verilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise hizmetler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) tarafından belirlenen mevzuat çerçevesinde yürütülmektedir.

Önem ve Gerekliliği

Aile, bir bütün olarak kültürün korunmasında ve yeni kuşaklara aktarılmasında önemli bir yere sahiptir. Temel bir sosyal kurum olan aile, bireyin yaşamında önemli bir role sahiptir. Aile; neslin devamı, çocukların bakımı ve yetiştirilmesi, kültürün yeni kuşaklara aktarılması, sevgi, saygı ve hoşgörü gibi ruhsal ve toplumsal gereksinimlerin karşılanması gibi birey ve toplum için oldukça önemli görevleri yerine getirmektedir.


Günümüz dünyasındaki hızlı sosyokültürel, teknolojik ve ekonomik değişimler, sanayileşme, kentleşme ve göç gibi etkenler her kurum gibi aileyi de etkilemekte ve zayıflatmaktadır. Ailenin üstlendiği işlevleri yerine getirmekte zorlanması, ciddi sosyal sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, aile danışmanlığı hizmetlerine olan ihtiyaç giderek daha çok önem kazanmaktadır.


Modernleşmeyle birlikte geniş aile yapısından çekirdek aile modeline dönüşüm, çocukların ebeveynler tarafından denetiminin azalmasına ve çocuklar ile ebeveynler arasında iletişim ve kuşak sorunlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Çekirdek aileler, geniş aileye göre daha az destek imkânına sahip bir yapı oluşturduğundan ekstra sorumlulukları yüklenmekte zorlanabilmekte, bu da eşler arasında rol çatışmalarına ve sorunlara neden olabilmektedir.


Aile danışmanlığını gerektiren başlıca sorunlar şunlardır: Evlilik birliği algısının ve yapısının değişmesi, eşler arası iletişim sorunları, boşanma, aile fertlerindeki madde bağımlılıkları, ebeveynlerin yaşlanması sonucu ortaya çıkan problemler, ergenlik dönemi sorunları ve ebeveyn-çocuk arasındaki iletişimsizlik. Aile danışmanlığı, çözümlenemeyen sorunların hâkim olduğu aile ortamlarında sağlıklı ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesini amaçlayan psikososyal bir yardım biçimidir.

Temel Yaklaşımları

Aile danışmanlığı/terapisi çatısı altında birçok farklı yaklaşım bulunsa da, günümüz hizmetlerinde önemli yeri olan dört temel kuram şunlardır: Aile Sistemleri Teorisi, Yapısal Aile Terapisi, Yaşantısal Aile Terapisi ve Bilişsel-Davranışçı Aile Terapisi.


Aile Sistemleri Teorisi (Murray Bowen): Psikanalitik yaklaşımlardan sonra ortaya çıkmış ve ondan derinlemesine etkilenmiştir. Bowen, aile terapileri kuramları arasında aileleri en detaylı ve sistemik bir biçimde ele alan kuramcılardan biri olarak kabul edilir. Bu teori, ailelerin ilişkilerine odaklanmakla birlikte, aile geçmişlerine de büyük önem vermektedir. Tüm terapi sürecinde temel amaç, bireylerin geçmiş ailelerinden getirdikleri farklılaşma düzeylerinin arttırılmasını sağlamaktır. Benliğin farklılaşması, çok kuşaklı aktarım süreci, üçgenler ve duygusal ilişkiyi kesme temel kavramlardandır.


Yapısal Aile Terapisi (Salvador Minuchin): Aile terapileri arasında aileye bir sistem olarak bakan önemli terapi modellerinden biridir. Bu model, aile yapısını, aile üyelerinin birbirleri ile nasıl etkileşim kuracaklarını düzenleyen, görünmeyen veya saklı bir dizi işlevsel talep olarak tanımlamaktadır. Aile sistemi; karı kocalık alt sistemi, anne babalık alt sistemi veya kardeşlik alt sistemi gibi alt sistemlerden oluşmaktadır. Sınırlar (belirsiz, katı ve arzu edilen belirgin sınırlar) önemli bir kavramdır. Yapısal aile terapisinde amaç, işlevsel olmayan davranış ve iletişim örüntülerinin ortaya çıkarılması ve işlevsel hale getirilmesidir; bu amaçla yeniden çerçeveleme ve canlandırma gibi temel terapi teknikleri kullanılmaktadır.


Yaşantısal Aile Terapisi (Virginia Satir): 1960’lı yıllarda hümanistik psikoloji akımının ve varoluşçuluğun etkisi ile ortaya çıkan yaklaşımlardan biridir. Bu yaklaşım, aile geçmişiyle çok fazla ilgilenmemesi ve tam tersi “şimdi ve burada” yaklaşımını benimsemesiyle öne çıkar. Bu yaklaşımın temel kavramlarından biri kendilik değeridir. Satir, insanların birbirleri ile iletişim için kullandığı, birbirinden farklı ama evrensel beş iletişim kalıbından bahseder: suçlayıcı, yalvarıcı, kopuk, süper mantıklı ve dengeli iletişim kalıbı.


Bilişsel Davranışçı Aile Terapisi: Kaynağını öğrenme kuramından alır. Temel kabulü, davranışların sonuçlarının (ödül/ceza) davranışın devam edip etmeyeceğine dair belirleyici olmasıdır. Bu yaklaşımın amacı, bireysel terapideki teknikleri ailelere uygulayarak işlevsel olmayan davranışların sönmesi ve yerine işlevsel davranışların konulmasıdır. Kullanılan temel teknikler arasında psikoeğitim ve kontratlar yapma gibi uygulamalar yer almaktadır.

Uygulama Süreçleri

Aile danışmanlığı süreci; başlangıç aşaması, müdahale aşaması (orta aşama) ve sonlandırma aşaması olmak üzere üç temel aşamada ele alınmaktadır.


Başlangıç Aşamasında: Aile danışmanlığı süreci aile ile ilk karşılaşma anı ile başlamaktadır. Bu ilk karşılaşma, ailenin randevu talebi ile merkezi araması sırasında yapılan telefon görüşmesini de içermektedir. İlk görüşme (ler) sırasında, danışmanın kendisini tanıtması, diğer kişileri tanıması ve sürece ilişkin gizlilik, tarafsızlık gibi temel kuralları içeren bir kontrat yapması beklenmektedir. Bu aşamadaki temel hedefler; özellikle bütün aile birlikte görülüyorsa, herkesin yaşanan soruna ilişkin bakış açısının ayrı ayrı alınması ve beklentilerinin ifade edilmesi için zaman tanınmasıdır. Bu evrede ayrıca aile ile güven ilişkisinin kurulması ve sonrasında bir çalışma planı oluşturulması oldukça önemlidir.


Müdahale Aşaması (Orta Aşama): Ailenin sorunlarının hem danışman hem de aile üyeleri tarafından büyük oranda anlaşıldığı ve sorunların çözümü üzerinde aktif bir biçimde çalışılmaya başlandığı aşamadır. Danışman, aile üyelerini birbirleriyle iletişim kurmaları için teşvik etmekle işe başlar ve tarafsız üçüncü kişi olarak onların korkularını, ilgilerini ve hayal kırıklıklarını paylaşmalarına yardım eder. Danışmanın uzun vadeli amacı, aileye sorunları önlemek veya çözmek için birlikte çalışmayı öğretmektir. Diğer bir ifadeyle, ailenin ivedi sorunlarının çözümüne ek olarak, bireylerin birbirlerini nasıl etkilediği ve aile dinamikleri konusunda aileyi eğitmektir. Bu aşamada kullanılan yöntem ve teknikler (örneğin canlandırma, yeniden çerçeveleme ve ev ödevleri gibi) genellikle danışmanın benimsediği kurama yani çalıştığı ekole göre değişkenlik gösterebilir.


Sonlandırma Aşaması: Uygulanan yaklaşıma bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 8 ila 24 seans arasında süreceği varsayılabilir. Sonlandırma aşamasına geçerken, ailenin sorunları çözüp çözmediği ve beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığı değerlendirilmelidir. Sonlandırma kararı, aile ile birlikte verilmesi gereken bir karardır. Ayrıca bu aşamada, ailenin ileride yaşaması olası sorunlarla baş edebilme ve sorun çözme kapasitesinin arttırılmış olması da değerlendirilmesi gereken temel ilkeler arasındadır.

Etik İlkeler

Aile danışmanlığında etik ilkeler, tüm yardım edici mesleklerde olduğu gibi temel mesleki unsurlardan biridir. Yardım edici tüm meslekler için geçerli olan etik üstü beş ilke şunlardır: özerklik (kişinin kendi kararlarını verme hakkı), zarar vermeme, yararlılık (danışanın iyiliğine uygun davranma), sadakat (güvenilir ve sadık olmak) ve adalet (her bireye eşit ve adil davranmak). Aile danışmanlığı alanında alan yazında en sık rastlanan altı etik sorun başlığı ise şunlardır: Gizlilik, toplumsal cinsiyet eşitliği, danışmanla aile üyesi arasında çoklu ilişkiler, kuramsal teknikler, çokkültürlülüğe ilişkin durumlar ve çevrimiçi terapi.


Gizlilik, aile danışma sürecinin temel etik konularından biridir. Aile danışmanı, ilk seansta gizliliğe ilişkin gerekli bilgileri vermek ve bu gizliliği koruyacağını taahhüt etmekle yükümlüdür. Ancak, gizlilik ilkesi dört farklı durumda bozulabilmektedir: danışanın onay vermesi, çocukların korunmasına dair özel durumlar (ihmal veya istismar bilgisi), kamu yararının gözetilmesi gerektiği (kamunun zarar göreceği durumlar) ve mahkeme kararları.


Danışmanla Aile Üyesi Arasında Çoklu İlişkiler (danışmanlık ilişkisinin dışındaki her türlü özel ilişki), etik ilkeler tarafından yasaklanmıştır. Bu, cinsel ilişki yasağını kapsadığı gibi, danışanın konumu veya mesleği gibi durumlarda ortaya çıkan diğer ilişkileri de içerir. Olası etik sorunları engellemek için danışmanın kendi kültürel değerlerini seansa getirmemesi ve genel olarak kültürel farklılıklara duyarlı olması önemlidir, zira danışanın değerleri ile danışmanın değerleri her zaman aynı olmak zorunda değil.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEdanur Yerlikaya13 Kasım 2025 16:06

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Aile Danışmanlığı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Dünyadaki ve Ülkemizdeki Tarihçesi

    • Dünya Tarihçesi

    • Türkiye Tarihçesi

  • Önem ve Gerekliliği

  • Temel Yaklaşımları

  • Uygulama Süreçleri

  • Etik İlkeler

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor