+1 Daha

Arı zehri, diğer adıyla apitoksin, bal arılarının (Apis mellifera) karın boşluğunda yer alan zehir bezlerinde üretilen ve zehir kesesinde depolanan biyolojik olarak aktif bir maddedir. Bu madde, arıların önemli savunma ve saldırı mekanizmalarından biridir.
İşçi arılarda yumurta koyma organı (ovipositör) yapısal değişikliğe uğrayarak savunma iğnesi halini almıştır. Kraliçe ve işçi arılar sokma yeteneğine sahipken, erkek arılarda iğne bulunmaz ve bu nedenle sokamazlar. Zehir, arının asit ve alkali salgı bezlerinde üretilir ve zehir torbasında depolanır. Arı soktuğu zaman, iğnesi aracılığıyla bu salgıyı sokulan canlıya enjekte eder. İşçi arı pupa döneminden ergin arı dönemine geçtiğinde zehir bezleri faaliyete geçer ve yaklaşık üç gün içinde zehir salgılayabilir duruma gelir. Zehir miktarı ilkbahar ve yaz aylarında en yüksek seviyededir. Bir işçi arıda ortalama 3-4 mikrolitre (µl) zehir bulunur; bu miktar yaklaşık 0,3 mg'a denk gelir. Tek bir arıdan elde edilebilen kuru zehir miktarı 0,1 mikrogram (µg) veya daha azdır.
Arı zehri normalde sıvı halde, sarımtırak renkte, keskin kokulu ve acı bir tada sahip bir maddedir. İçerdiği alarm feromonları nedeniyle aromatik özelliktedir. Berrak ve asidik bir yapıya sahip olup pH değeri 5.0-5.5 arasındadır. Hava ile temas ettiğinde yaklaşık 20 dakika içinde kuruyarak kristalize olur ve bu sırada ağırlığının %65-70'ini kaybeder. Arı zehrinin yaklaşık %88'i sudur. Kuru zehir açık sarı renktedir. Bazı ticari preparatların kahverengi olmasının nedeni, zehir proteinlerinin okside olmasıdır.
Arı zehri oldukça karmaşık bir kimyasal yapıya sahiptir ve ana bileşenleri çeşitli enzimler, proteinler ve peptitlerdir. Bu bileşenlerden bazıları anti-inflamatuar ve analjezik etkiye sahipken, bazıları toksik etkilere yol açabilir. Arı zehrinin bileşiminde başlıca melittin olmak üzere apamin, MCD-peptidi (Mast Hücresi Degranülasyon Peptidi), histamin, hyaluronidaz ve fosfolipaz-A2 gibi bileşenler bulunur. Kuru ağırlığa göre başlıca bileşenler ve oranları şöyledir:
Bir çalışmada arı zehrinin bileşiminde 18 farklı biyoaktif molekül olduğu bildirilmiştir.
Arı zehrinin immün sistem, merkezi ve çevresel sinir sistemi, kardiyovasküler sistem üzerinde etkileri bulunmaktadır. Ayrıca antibakteriyel, fungusit, antiviral, anti-inflamatuar, antiartrit, antikanser ve yara iyileştirici gibi çok sayıda biyolojik etkiye sahiptir.
Geleneksel tıpta arı zehrinin toplanması için genellikle zehir bezinin cerrahi yollarla çıkarılması ya da arının zehrini boşaltana kadar sıkılması yöntemleri kullanılırdı. Modern yöntemlerden biri arıya elektrik şoku uygulanmasıdır. Bu yöntemde, kovana yerleştirilen tel bir ızgaraya aralıklarla (genellikle 30 dakikada bir) elektrik akımı verilir. Arı, elektrik akımını bir tehdit olarak algılayıp tel ızgaraya temas ettiğinde, ızgaranın altındaki geçirgen bir yüzeye (genellikle steril bir bez) iğnesini batırarak zehrini enjekte eder. Bu yöntemle toplanan zehir kurutulduğunda beyaz renkli bir toz halini alır.
Bir kovandaki yaklaşık 10.000 arıdan 30 dakikalık bir seans sonunda ancak 1 gram kadar kuru zehir elde edilebilir. Diğer bir yöntem ise tüm arının kurutulmasıdır, ancak bu yöntemde ürün polen, feçes, toz, nektar ve bal ile kontamine olabilir. Arı zehri rutubet ve nemden etkilenmediği sürece 5 yıl bozulmadan saklanabilir; en uygun saklama yöntemi derin dondurucuda muhafaza etmektir.
Arı zehrinin karakterizasyonu için kapiller elektroforez (CE), kapiler zon elektroforez-diyot array dedektör (CZE-DAD), yüksek performanslı kapiler elektroforez (HPCE), ince tabaka kromatografisi (İTK), ultra performans sıvı kromatografisi (UPLC), yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC), HPLC-DAD-MS/MS ve MALDI-TOF gibi çeşitli kromatografik yöntemler geliştirilmiştir. SDS-PAGE elektroforezinin de karakterizasyonda kullanılabileceği araştırılmıştır.
Apiterapi, arı ürünleri ve zehrinin tedavi amacıyla kullanılması anlamına gelir. Kökeni 6000 yıl öncesine, antik Mısır'a kadar uzanır. Romalılar ve Yunanlılar da arı ürünlerini tıbbi amaçlar için kullanmışlardır. Arı zehrinin tedavi amacıyla kullanıldığına dair ilk yayınlar 1864 yılında yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde apiterapi merkezleri yaygınlaşmaktadır. Arı zehri tedavisi literatürde Bee Venom Therapy (BVT) (intradermal, subkutanöz enjeksiyonlar) veya Bee Sting Therapy (BST) (canlı arı sokması) olarak iki şekilde isimlendirilir.
Arı zehri geleneksel tıpta artrit, romatizma, ağrı, tümörler ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Modern tıpta da kullanımı araştırılmaktadır. Başlıca kullanım alanları ve araştırılan etkileri şunlardır:
Dünya çapında birçok ülkede (Amerika, Çin, Kore, Rusya, Bulgaristan, Japonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Romanya, Polonya, Almanya, Avusturya, İsviçre ve Fransa) arı zehri tedavisi uygulanmaktadır. Avrupa'da 9 ülkede arı zehri içeren 22 farklı ürün kullanılmaktadır.
Melittin (MEL), arı zehrinin (BV) ana bileşenidir ve kuru ağırlığının yaklaşık %40-50'sini oluşturur. MEL, çeşitli hücre kültürü ve hayvan modeli çalışmalarında sitotoksisite, hemolitik aktivite ve büyüme inhibisyonu gibi anti-kanser özellikler göstermiştir. BV'nin antitümör etkisi büyük ölçüde MEL'e atfedilir. İlk çalışmalar, MEL'in kalmodulin inhibitörü olarak insan lösemi hücrelerinin ve astrositom hücrelerinin büyümesini inhibe edebildiğini göstermiştir. Lösemi hücrelerinin MEL'e normal fare dalak ve kemik iliği hücrelerinden daha duyarlı olduğu bulunmuştur. Bunun nedeni, kemik iliği hücrelerinin zarlarında karbonhidratlar için çok sayıda bağlanma bölgesi olması, bu bölgelerin yetişkin dalak hücrelerinde azalması ve neoplastik değişikliklerden sonra tümör hücrelerinde neredeyse tamamen kaybolması olabilir, bu da tümör hücrelerini daha hassas hale getirir.
MEL, özellikle yüksek düzeyde ras onkogeni eksprese eden hücrelere karşı etkilidir ve bu hücrelerde PLA2 aktivasyonunu artırarak seçici olarak yok edilmelerine yol açar. MEL'in sitotoksisitesi hem nekrotik hem de apoptotik hücre ölümüne bağlanmıştır. MEL'in antikanser bir ajan olarak potansiyeli bilinmesine rağmen, spesifik olmayan sitolitik aktivitesi ve kandaki hızlı bozunması insan kullanımında zorluklar oluşturmaktadır. Bu sorunları aşmak için nanopartiküller gibi uygun taşıma sistemleri üzerinde optimizasyon çalışmaları yürütülmektedir. MEL geni taşıyan rekombinant virüslerin hepatoselüler karsinom üzerinde inhibitör etkisi olduğu bildirilmiştir.
Arı zehri tedavisine başlanmadan önce alerji testi yapılmalı ve tedavi uzman doktor gözetiminde uygulanmalıdır. Tüberküloz, bel soğukluğu, endokardit gibi rahatsızlıkları olanlar ve hamileler arı zehri kullanmamalıdır. Apiterapide kullanılacak ürünün dozu, kullanım yolu ve tedavi süresi canlıya göre değişir. Yetişkinler için ortalama letal dozun (LD50) 2,8 mg/kg olduğu ve bunun yaklaşık 560 arı iğnesine denk geldiği ifade edilmiştir (her bir arı iğnesi 0,3 mg zehir içerir varsayımıyla).

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Arı Zehri" maddesi için tartışma başlatın
Üretimi ve Salgılanması
Fiziksel Özellikleri
Kimyasal Yapısı
Peptitler
Enzimler
Aktif Aminler (Biyojenik aminler)
Amino Asitler
Başlıca Bileşenlerin Etkileri
Arı Zehrinin Üretimi
Analiz Yöntemleri
Kullanım Alanları ve Apiterapi
Melittin Peptidinin Antikanser Özellikleri
Dikkat Edilmesi Gerekenler ve Kontrendikasyonlar
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.