badge icon

Bu madde henüz onaylanmamıştır.

Madde

ATLARDA RUAM HASTALIĞI (Malleus)

Alıntıla
images (10).jpg

Ruam hastalığı( VetRehberi )

Katrgori
Hayvan sağlığı/Zoonoz hastalıklar
Klinik formlar
Burun RuamıAkciğer RuamıDeri Ruamı
Bulaşma
Direkt temaskontamine ekipman ve su
Teşhis
Mallein testiLaboratuvar testleri
Tedavi ve kontrol
Antibiyotik etkisizaşı yokİtlaf ve karantina
Önem
Zoonotik riskEkonomik kayıpYüksek bulaşıcılık

Başlıca at, katır ve eşek gibi tek tırnaklı hayvanlarda görülen bulaşıcı ve bakteriyel bir hastalıktır. Hastalık insanlara da bulaşabilmesi nedeniyle zoonoz karakter taşır. Etkeni Burkholderia mallei adlı bakteridir. Hastalık akut veya kronik seyir gösterebilir ve özellikle solunum sistemi, deri ve lenf sistemi üzerinde etkili olur. Atlarda görülen ruam hastalığı, hayvan sağlığı ve yetiştiricilik açısından önemli kayıplara neden olabilen bir hastalıktır.

Etiyoloji

Ruam hastalığı, başta tek tırnaklılar olmak üzere insan ve bazı yabani hayvanlarda görülen zoonotik bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın etkeni Burkholderia mallei, Gram-negatif, çomak şeklinde, hareketsiz, kapsüllü ve sporsuz bir bakteridir. Bu bakteri, konak organizmada hem akut hem de kronik enfeksiyon formlarına yol açabilir. Burkholderia mallei, yüksek ısı, ışık ve kuruma gibi fiziksel etkenlere karşı duyarlıdır; ayrıca çeşitli dezenfektanlar ve kemoterapötik ajanlara karşı direnci sınırlıdır. Bununla birlikte uygun koşullarda uzun süre canlı kalabilir; örneğin su kaplarında, ruam apsesi irininde veya rutubetli ve karanlık ortamlarda hayatta kalabilir. Etken, merkep ve katırlarda genellikle akut seyir gösterirken, atlarda hem akut hem kronik formda hastalığa neden olabilir. İnsanlar hastalığı enfekte hayvanlarla doğrudan temas yoluyla alabilir ve bu nedenle Burkholderia mallei zoonotik açıdan önem taşır. Etkenin bulaşması çoğunlukla hasta hayvanların solunum havası, salgıları ve irinli materyaliyle doğrudan temas veya kontamine yataklık ve ekipmanlar yoluyla gerçekleşir. Hastalığın şiddeti, konak türüne, bağışıklık durumuna ve bulaşma biçimine bağlı olarak değişir.


Atların Ruam Hastalığı (Adana Veteriner Hekimler Odası)

Epidemiyolojisi

Hastalık, özellikle tek tırnaklılar (at, eşek, katır) üzerinde yoğun olarak görülür ve zoonotik özelliğe sahip olup insanlara da bulaşabilir. Merkep ve katırlarda genellikle akut, atlarda ise hem akut hem kronik formlar gözlemlenir. Burkholderia mallei adlı Gram-negatif, hareketsiz ve kapsüllü bakteri etken olarak görev yapar; etkenin fiziksel (ısı, ışık, kuruma) ve kimyasal (dezenfektanlar) maddelere karşı direnci zayıftır, ancak uygun ortamlar (rutubetli ve karanlık yerler, su yalakları, ruam apsesi irinleri) bakterinin uzun süre canlı kalmasına olanak tanır.

Hastalık, enfekte hayvanların solunum salgıları, burun akıntısı, irin ve yaralarından kaynaklanan direkt temas ile bulaşır. Ayrıca kirli yataklıklar, tımar ve koşum ekipmanları, paylaşılan su kapları ve diğer indirekt yollar da hastalığın yayılmasında rol oynar. İnsanlar, hastalıklı hayvanlarla doğrudan temas sonucu enfekte olabilir. Taşıyıcı hayvanlar, enfeksiyonun birincil kaynağıdır ve özellikle ahır veya yoğun sürülerde hastalığın hızlı yayılmasına neden olabilir. Kronik taşıyıcılar, hastalığın yıllarca sürmesine ve kontrol çabalarının başarısız olmasına yol açabilir.

Ruam, tarih boyunca geniş coğrafi alanlarda epidemik dalgalar oluşturmuştur. Eski Yunan ve Roma dönemlerinden beri atlarda tanımlanan hastalık, Orta Çağ İslam ve Batı literatüründe de ayrıntılı olarak rapor edilmiştir. 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’da bilimsel çalışmalarla tanımlanan hastalığın zoonotik karakteri, 19. yüzyıl sonlarında Burkholderia mallei’nin izolasyonu ile kesinleşmiştir. 20. yüzyılın ilk yarısında İrlanda, Büyük Britanya, Danimarka ve Kanada gibi ülkelerde yürütülen eradikasyon programları, hastalığın kontrolünde önemli başarılar sağlamıştır. Türkiye’de de 20. yüzyıl boyunca yapılan sistematik tarama ve eradikasyon çalışmaları, özellikle Prusyalı veteriner hekim Godlewsky ve Osman Nuri Eralp’in öncülüğünde yürütülen saha çalışmaları ile desteklenmiştir. 1922–1932 yılları arasında yürütülen taramalarda on binlerce hayvan incelenmiş ve hasta olanlar tazminatlı olarak itlaf edilmiştir. 2000’li yıllarda uygulanan “Ülkesel Ruam Eradikasyon Projesi” ile Türkiye’de tek tırnaklı hayvanlar kapsamlı biçimde taranmış, hastalık ülke genelinde büyük ölçüde kontrol altına alınmıştır.

Ruam hastalığının epidemiyolojisinde, hastalığın bulaşma potansiyelini artıran faktörler arasında atların yoğun hareketliliği, spor ve yarış amaçlı transferler, yetersiz biyogüvenlik önlemleri ve taşıyıcı hayvanların varlığı yer alır. Bu faktörler, enfeksiyonun sürülerde hızla yayılmasına ve ulusal ile uluslararası hayvan ticaretinde kısıtlamalara neden olmuştur. Hastalığın epidemiyolojisi hem ulusal kontrol programları hem de uluslararası ticaret açısından kritik öneme sahiptir; doğru teşhis, düzenli tarama ve taşıyıcıların belirlenmesi, epidemiyolojik kontrolün temel stratejilerini oluşturur.

Etken

Atlarda ruam hastalığının etkeni Burkholderia mallei adlı bakteridir. Bu bakteri hastalığın oluşumundan sorumlu olan patojen mikroorganizmadır ve enfekte hayvanların dokularında çoğalarak çeşitli organ ve dokularda lezyonların gelişmesine neden olur. Bakteri özellikle solunum sistemi, deri ve lenf sistemi dokularında yerleşerek hastalığın klinik ve patolojik bulgularının ortaya çıkmasına yol açar.

Burkholderia mallei enfekte hayvanın vücuduna girdikten sonra dokularda çoğalmaya başlar. Bu çoğalma sonucunda dokularda nodül şeklinde oluşumlar meydana gelir. Bu nodüller zamanla büyüyebilir ve ilerleyen dönemlerde ülserleşebilir. Oluşan ülserler ve lezyonlar hastalığın karakteristik patolojik bulgularını oluşturur.

Bakteri enfekte hayvanların burun akıntıları, deri lezyonlarından çıkan akıntılar ve hastalıklı dokular içerisinde bulunabilir. Bu nedenle enfekte hayvanlar hastalığın yayılmasında önemli bir rol oynar. Enfekte hayvanlardan çevreye yayılan bakteri, diğer duyarlı hayvanların vücuduna çeşitli yollarla girebilir.

Burkholderia mallei vücuda genellikle solunum yolu, sindirim yolu veya deri üzerinde bulunan küçük yaralar aracılığıyla girer. Vücuda girdikten sonra dokularda çoğalarak enfeksiyonun gelişmesine neden olur. Bakterinin dokular içerisinde çoğalması sonucunda oluşan nodüller ve ülserler hastalığın klinik belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Bu bakteri özellikle tek tırnaklı hayvanlarda hastalık oluşturma yeteneğine sahiptir. Atlar, katırlar ve eşekler hastalığa duyarlı hayvanlar arasında yer alır. Enfekte hayvanlarda bakterinin dokular içerisinde yayılması sonucunda hastalığın farklı klinik formları gelişebilir.


Ruam hastalığı(Türk Veteriner Hekimler Birliği)

Duyarlı Hayvanlar

Ruam hastalığı, özellikle tek tırnaklı hayvanları etkileyen bulaşıcı bir enfeksiyondur ve duyarlı hayvanların belirlenmesi hastalığın kontrolünde büyük önem taşır. Başlıca etkilenen türler arasında at, katır ve eşek yer alır. Atlar, hastalığı hem akut hem de kronik formlarda geçirir ve burun, akciğer ve deri tutulumları sık görülür. Kronik taşıyıcılık oluşturabilmeleri nedeniyle sürü içinde uzun süre bulaştırıcı rol oynarlar. Katırlar ve eşekler ise çoğunlukla akut formu yaşar; hastalık bu türlerde ani ateş, solunum güçlüğü, burun akıntısı ve lenf düğümü apseleri ile kendini gösterir.

İnsanlar da ruamdan etkilenebilir; özellikle veterinerler, çiftlik çalışanları ve hayvanat bahçesi personeli enfekte hayvanlarla temas yoluyla hastalığı alabilir. Kediler ve köpekler nadiren enfekte olur ve bulaştırıcı rolleri sınırlıdır. Bununla birlikte, yabani tek tırnaklılar, özellikle hayvanat bahçelerinde veya doğal yaşam alanlarında yaşayan midilliler ve zebralar gibi türler, hastalığın doğal rezervuarları olarak rol oynayabilir.

Hayvanların duyarlılığı yaş, bağışıklık durumu ve çevresel faktörlerle değişir. Genç hayvanlar, özellikle üç ila beş yaş arasındaki atlar, daha yüksek duyarlılığa sahiptir. Taylar, anneden kolostrum yoluyla geçici antikor aldıkları ilk birkaç ay boyunca kısmen korunurlar. Önceden enfeksiyon geçiren veya Mallein testi ile negatif çıkan hayvanlar daha az duyarlıdır, ancak kronik taşıyıcılar hastalığı çevreye yayabilir. Barınma koşulları, hijyen eksiklikleri, beslenme yetersizlikleri ve stres gibi faktörler de duyarlılığı artırır.

Duyarlı hayvanların belirlenmesi ve taranması, ruam eradikasyon programlarının temelini oluşturur. Kronik taşıyıcılar hastalığın sürdürülmesinde ve yeni sürülere bulaşmasında en önemli kaynaklardır. Bu nedenle, duyarlı hayvanların tespit edilmesi ve pozitif çıkanların tazminatlı olarak itlaf edilmesi, hastalığın kontrolü ve eradikasyonu için kritik bir stratejidir.

Bulaşma

Ruam hastalığı, etkeni Burkholderia mallei olan zoonotik bir enfeksiyondur ve başta at, katır, eşek gibi tek tırnaklılar olmak üzere bazı yabani hayvanlarda ve nadiren insanlarda görülür. Hastalık hem doğrudan hem de dolaylı yollarla bulaşabilir ve bulaşma şekli etkenin hayatta kalma kapasitesi ve hayvan davranışlarıyla doğrudan ilişkilidir.

Doğrudan bulaşma, enfekte hayvanların solunum salgıları, burun akıntısı ve irinli apseleri ile gerçekleşir. Hasta hayvanlar öksürdüğünde veya hapşırdığında etrafa yayılan aerosol partikülleri sağlıklı hayvanlar tarafından solunabilir. Ayrıca hasta hayvanların salya ve mukusu, ortak kullanılan su kapları, yemlikler ve yataklıklar aracılığıyla da bulaşmayı sağlayabilir. Bulaşmanın sık görüldüğü bir diğer yol, hasta hayvanlarla doğrudan temas sırasında kirlenmiş tımar ve koşum takımlarının, eyer, semer ve halatların kullanımıdır. Bu ekipmanlar, etkenin kısa süreli olarak hayatta kalmasını sağlayarak enfeksiyonun sağlıklı hayvanlara geçmesine zemin hazırlar.

Dolaylı bulaşma, enfekte materyallerin çevreye taşınması ile meydana gelir. Burkholderia mallei rutubetli ve karanlık ortamlarda, irinli apseler ve su yalaklarında uzun süre canlı kalabilir. Bu özellik, barınak zeminleri, ahır yataklıkları ve hayvan bakım ekipmanlarında enfeksiyon kaynağı oluşturur. Dolaylı bulaşmanın önlenmesi, hijyen ve dezenfeksiyon uygulamalarının doğru ve düzenli yapılmasına bağlıdır. Bununla birlikte etken, güneş ışığına, ısıya ve dezenfektanlara karşı hassas olduğundan, uygun çevresel koşullarda bulaşma riski azalır.

İnsanlar da ruam hastalığını enfekte hayvanlarla temas sonucunda alabilirler. Veterinerler, çiftlik çalışanları ve hayvanat bahçesi personeli, özellikle açık apseli yaralar veya mukozal temasta bulunmaları halinde risk altındadır. İnsanlarda bulaşma genellikle deri lezyonları veya solunum yoluyla olur ve hastalık ciddi seyredebilir.

Hastalığın vücuda giriş noktası genellikle burun, ağız veya deri yaralarıdır. Etken bu bölgelerde çoğaldıktan sonra baş ve boyun lenf düğümlerine yayılır, apseler oluşturur ve diğer organlara hematojen veya lenfatik yollarla metastaz yapabilir. Bu nedenle enfekte hayvanlar, hastalık başlamadan önce bile etrafındaki duyarlı hayvanlar için bulaştırıcı olabilir.

Bu yüzden Ruam hastalığının bulaşması hem direkt temas hem de kontamine çevresel kaynaklar yoluyla gerçekleşir. Hastalığın kontrolü için duyarlı hayvanların erken tanısı, mallein testi uygulamaları, hijyen önlemleri ve pozitif hayvanların itlafı kritik öneme sahiptir.

İnkübasyon Süresi

Ruam hastalığında inkübasyon süresi, etken Burkholderia mallei i’nin vücuda giriş yoluna, enfekte materyalin yoğunluğuna ve konak hayvanın bağışıklık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Hastalık, enfekte hayvanların salgıları veya kontamine ekipman, su ve yataklık yoluyla bulaştığında, etken öncelikle üst solunum yolunun lenfoid dokularında çoğalır ve baş ile boyun bölgesindeki lenf düğümlerine yayılır.

Klinik gözlemler, inkübasyon süresinin çoğu vakada 4–14 gün arasında değiştiğini göstermektedir. Akut seyreden vakalarda belirtiler, etkenin vücutta hızlı çoğalması sonucu daha kısa sürede ortaya çıkar ve ateş, halsizlik, burun akıntısı, lenf düğümü şişliği gibi karakteristik bulgular gözlenir. Kronik veya gizli seyreden formlarda ise inkübasyon süresi uzayabilir; bazı durumlarda klinik belirtiler haftalar veya nadiren birkaç ay sonra kendini gösterebilir.

İnkübasyon süresi boyunca enfekte hayvanlar görünürde sağlıklı olsalar da etkeni çevreye bulaştırabilirler. Bu nedenle inkübasyon dönemi, hastalığın epidemiyolojisi ve kontrol önlemleri açısından büyük önem taşır. Etkenin yoğunluğu, hayvanın yaş ve bağışıklık durumu, daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar veya anneden alınan antikorlar, inkübasyon süresini uzatabilir veya kısaltabilir.

Klinik Bulgular

Ruam hastalığı, tek tırnaklılarda ve nadiren diğer memelilerde görülen, zoonotik bir enfeksiyon olup, etkeni Burkholderia mallei’dir. Hastalığın klinik belirtileri, etkenin vücuda giriş noktası ve hastalığın seyri (akut veya kronik) ile yakından ilişkilidir.

Hastalığın başlıca üç formu tanımlanır: burun ruamı, akciğer ruamı ve deri ruamı. Burun ruamında hastalık, genellikle tek taraflı, serömüköz bir akıntıyla başlar; zamanla irinli ve pürülan bir görünüm alır. Burun mukozasında mısır tanesi büyüklüğünde kırmızı papüller oluşur, kısa süre içinde sarımsı renge dönüşerek ülserleşir. Bu ülserler hızla yayılır, birleşir ve kıkırdak dokuda nekrozlar meydana gelebilir. Hastalık ilerledikçe çene altı lenf düğümleri hipertrofi gösterir.

Akciğer ruamı, genellikle kronik seyreden bir formdur ve yavaş gelişen solunum bozuklukları ile karakterizedir. Solunum güçlüğü, çabuk yorulma, zayıflama ve kanlı burun akıntısı başlıca belirtilerdir. Bu form, metastatik apseler ve pnömoni gelişmesine yol açabilir.

Deri ruamında ise deri ve deri altı dokularda nodüller oluşur; bu nodüller zamanla nekroze olarak yüzeysel ülserler meydana getirir. Nodüller apseleşebilir, ancak genellikle kapsüllü oldukları için dışa açılmazlar. İyileşme sürecinde nodül ve ülserlerin bıraktığı izler yıldız şeklinde belirginleşir.

Hastalığın akut evresinde genel belirtiler arasında ateş, kırıklık, iştahsızlık, bulantı, baş ve kas ağrıları, lenfadenopati ve öksürük bulunur. Bazı vakalarda metastatik apseler, organ yetmezliği ve ölümle sonuçlanan kollaps gözlenebilir. Kronik veya alevlenmelerle seyreden formlarda ise belirtiler daha sinsi bir şekilde ortaya çıkar ve hastalık uzun süre gizli seyreder.

Ruam, hayvanlar arasında hem direkt (hastalardan salgılar ve aerosoller yoluyla) hem de indirekt (kontamine yataklık, ekipman, su ve yem kapları) yollarla bulaşır. Klinik bulguların şiddeti ve türü, enfeksiyon yolu, hayvanın bağışıklık durumu ve yaşına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.


Burkholderia mallei(Dost Derneği)

Teşhisi

Ruam hastalığının teşhisi hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı açısından kritik öneme sahip bir süreçtir. Hastalık, Burkholderia mallei adlı Gram-negatif, hücre içi bakterinin neden olduğu zoonotik bir enfeksiyondur ve özellikle at, eşek ve katır gibi tek tırnaklılarda görülür. Ruamın klinik belirtileri, hastalığın üç ana formuna göre değişiklik gösterir: burun ruamı, akciğer ruamı ve deri ruamı. Burun ruamında burun mukozasında serömüköz akıntı başlangıçta görülür; ilerleyen dönemde akıntı irinli hale gelir, papüller ve ülserler oluşur. Akciğer ruamında solunum güçlüğü, kanlı burun akıntısı ve zayıflama gözlenir. Deri ruamında ise nodüller deri altı dokuda apseleşir ve yüzlek ülserler meydana gelir. Çene altı ve boyun lenf düğümlerinin hipertrofisi ve apselenmesi, özellikle teşhisin klinik yönünü destekleyen önemli bulgulardır.

Laboratuvar yöntemleri, klinik şüpheyi doğrulamak ve hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla uygulanır. Ruam teşhisinde kullanılan en yaygın test Mallein Testi’dir. Bu testte, boyun derisi traş edilip dezenfekte edildikten sonra deri içine 0,2 cc mallein enjekte edilir. Enjeksiyon bölgesinde 72 saat sonra gözlenen kalınlaşma ölçülür; 5 mm’den fazla kalınlaşma pozitif, 3–5 mm şüpheli ve 0–2,9 mm negatif kabul edilir. Test uygulanan hayvanlar, mallein reaksiyonu sonrası en az iki ay sonra serolojik testlerle tekrar muayene edilmelidir.

Serolojik testler,hayvanın B. mallei’ye karşı antikor cevabını tespit etmek için kullanılır ve özellikle taşıyıcı hayvanların belirlenmesinde önemlidir. Bakteriyolojik kültür, B. mallei’nin izolasyonu ile kesin tanı sağlar ancak biyogüvenlik riski nedeniyle dikkatle yürütülmelidir. Ayrıca, klinik şüpheli vakalarda alerjik ve histopatolojik muayeneler destekleyici teşhis yöntemleri olarak uygulanabilir.

Ruamdan ölen hayvanların otopsisi yasaklanmıştır; bu nedenle teşhis çoğunlukla klinik bulgular ve laboratuvar testlerinin bir arada değerlendirilmesiyle yapılır. Doğru teşhis, enfeksiyonun yayılmasını önlemek, taşıyıcı hayvanları belirlemek ve eradikasyon programlarını etkin bir şekilde uygulamak için hayati önem taşır. Türkiye’de yürütülen eradikasyon programları kapsamında mallein testi, klinik muayene ve serolojik testlerin birlikte kullanımı, hastalığın ülke genelinde kontrol altına alınmasında ve AB standartlarına uygun hayvan ticaretinin sürdürülmesinde temel teşkil etmektedir.【1】

Patogenez

Ruam hastalığı, etken Burkholderia mallei’nin tek tırnaklı hayvanlarda ve nadiren diğer memelilerde neden olduğu sistemik bir enfeksiyondur. Hastalık, etkenin vücuda giriş noktası, hayvanın bağışıklık durumu ve enfeksiyonun şiddeti ile doğrudan ilişkilidir. Patogenez süreci, bakterinin girişinden klinik bulguların ortaya çıkmasına kadar bir dizi aşamadan oluşur.

Enfeksiyon genellikle kontamine burun salgıları, aerosoller, yaralı deri, mukoz membranlar veya indirekt yollarla bulaşır. Burun veya ağız mukozası, etkenin primer giriş noktası olarak görev yapar. Bakteri, mukozal epitelyuma yapışarak lokal dokuya penetrasyon sağlar ve kısa sürede baş ve boyun lenf düğümlerine ulaşır. Burada hızlı çoğalarak inflamatuvar yanıtı tetikler ve apselerin oluşmasına yol açar.

Akciğerler, bakterinin hematogen veya lenfatik yayılımı sonucu etkilenebilir. Akciğer dokusunda nodül ve apseler gelişir, alveoler ve bronşiyal bölgelerde nekrozlar oluşur. Bu durum solunum güçlüğü, kanlı akıntı ve kronik zayıflamaya neden olur. Burun ruamında ise mukozal ülserler ve nekrozlar görülür; kıkırdak dokular da etkilenebilir. Deri ruamında, dermis ve subkutan dokularda nodüller oluşur, bunlar apseleşebilir ve kapsüllü halde kalır.

Bakterinin virülansı ve hayvanın bağışıklık cevabı, hastalığın akut veya kronik seyretmesini belirler. Akut formlarda sistemik inflamasyon hızlı gelişir, ateş, iştahsızlık, kas ve baş ağrısı gibi belirtiler gözlenir. Kronik formlarda ise etken vücutta uzun süre gizli kalabilir ve metastatik apseler ile tekrar eden inflamasyonlar ortaya çıkabilir.

Patogenez süreci, lenfatik sistem ve kan dolaşımı yoluyla etkenin vücutta yayılmasını içerir. Baş ve boyun lenf düğümlerinde apseler oluşurken, bazı durumlarda uzaktaki organlarda metastatik lezyonlar meydana gelir. Bu mekanizma, hastalığın kronikleşmesine ve taşıyıcı durumların ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Patoloji ve Lezyonlar

Ruam hastalığı etken Burkholderia mallei’nin neden olduğu sistemik bir enfeksiyon olup, özellikle tek tırnaklılarda belirgin patolojik değişiklikler oluşturur. Hastalık, lokalizasyonuna bağlı olarak burun, akciğer veya deri formunda lezyonlar meydana getirir.

Akut dönemde patolojik bulgular, etkenin giriş noktası ve lokal dokularda inflamasyon ile başlar. Burun ruamında burun mukozasında ödem, eritem ve mukopürülan akıntı görülür. Akut vakalarda mukozada ülserleşmeler, papüller ve erozyonlar oluşur; kıkırdak dokular nekroze olabilir. Lenfatik sistem tutulumu belirgindir; baş ve boyun lenf düğümleri hipertrofik, apseleşmiş ve bazen metastatik lezyonlar ile karakterizedir.

Akciğer tutulumunda kronik bronkopnömoni ve nodüler lezyonlar gelişir. Akciğer dokusunda küçük apseler, alveol ve bronşiyal bölgelerde nekrozlar, interstisyel inflamasyon ve fibröz değişiklikler gözlenir. Kronik enfeksiyonlarda akciğerlerde fibrotik lezyonlar ve kalıcı solunum bozuklukları ortaya çıkabilir.

Deri ruamında dermis ve subkutan dokularda nodüller meydana gelir. Bu nodüller kapsüllü apseler halini alır; apseler dışa açılmaz ve genellikle çevre dokulara sınırlı kalır. Zamanla deri yüzeyinde nekroz, ülserleşme ve iyileşme sonrası karakteristik yıldız şeklinde izler oluşur.

Metastatik apseler, özellikle akut enfeksiyonda gözlenebilir. Lenfatik veya hematojen yolla vücudun uzak bölgelerine yayılan bakteriler, organlarda ve dokularda apseler oluşturabilir. Bu durum, özellikle kronik taşıyıcı hayvanlarda patolojik değişikliklerin sistemik hale gelmesine neden olur.

Ruamdan ölen hayvanlarda otopsi yapmak yasaktır; ancak yapılan gözlemler ve literatür verileri, patolojik bulguların lokal ve sistemik düzeyde ciddi inflamatuvar değişiklikler içerdiğini göstermektedir. Bu patolojik lezyonlar, hastalığın klinik formu ve seyrine göre değişir ve eradikasyon programları ile kontrol stratejilerinde referans olarak kullanılır.

Nekropsi Bulguları

Ruam hastalığına yakalanmış tek tırnaklı hayvanların nekropsi bulguları, hastalığın akut veya kronik formuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Hastalığın etkeni Burkholderia mallei olduğundan, enfeksiyon vücudun birçok organ ve dokusuna yayılabilir; ancak Türkiye’de uygulanan yasalar gereği ruamdan ölen hayvanların nekropsisi yasaktır. Bu nedenle bulgular literatür ve klinik gözlemlerden elde edilmiştir.

Akut burun ruamında burun mukozasında ödem, hiperemi ve irinli akıntılar görülür. Mukozal yüzeylerde ülserler, papüller ve erozyonlar meydana gelir. Kıkırdak dokular nekroze olabilir. Baş ve boyun lenf düğümleri hipertrofik, apseleşmiş ve bazen metastatik lezyonlar gösterir. Metastatik apseler, özellikle akut vakalarda, lenfatik veya hematogen yayılım ile vücudun uzak bölgelerinde de gözlenebilir.

Akciğer tutulumunda, kronik akciğer ruamında akciğer dokusunda nodüler lezyonlar, bronkopnömoni, alveol ve bronşiyal bölgelerde nekroz ve interstisyel inflamasyon görülür. Kronik enfeksiyonda fibrotik değişiklikler ve kalıcı solunum bozuklukları belirgindir.

Deri ruamında subkutan nodüller kapsüllü apseler haline gelir. Bu apseler dışa açılmaz, çevre dokularla sınırlıdır ve zamanla üzerlerinde nekroz ve ülserleşme meydana gelir. İyileşme sonrası karakteristik yıldız şeklinde izler kalır.

Bakteri vücudun lenfatik ve hematojen yolları ile yayılabildiğinden, nekropsi sırasında diğer organlarda da apseler ve inflamatuvar değişiklikler görülebilir. Bu bulgular, hastalığın sistemik karakterini ve özellikle kronik taşıyıcılarda patolojik yayılımını ortaya koyar.

Bu bilgilerden yola çıkarak,Ruam hastalığında nekropsi bulguları lokal ve sistemik lezyonları içerir; başlıca bulgular burun ve akciğer mukozasında ülserleşme, irinli akıntı, lenf düğümlerinde apseleşme, akciğerlerde nodüler ve fibrotik değişiklikler ile deri ve subkutan dokularda kapsüllü apselerdir.

Önemi

Hem hayvan hem de insan sağlığı açısından çok boyutlu olarak değerlendirilir. Hastalık, başta at, eşek ve katır gibi tek tırnaklılar olmak üzere, bazı yabani hayvanlarda ve insanlarda görülen zoonotik bir enfeksiyondur. Etken Burkholderia mallei, uygun koşullarda birkaç hafta canlı kalabilir ve enfekte hayvanlarla doğrudan temas veya kirli çevresel materyaller aracılığıyla hızla yayılabilir. Bu nedenle, hastalık hem sürülerde yüksek morbiditeye yol açar hem de zoonotik karakteri nedeniyle insan sağlığını tehdit eder.

Hayvan sağlığı açısından ruam, özellikle atlarda ciddi klinik belirtiler ve kronik taşıyıcılık durumu oluşturur; hastalık uzun süren seyri ve komplikasyonlarıyla çalışabilir hayvanların performansını düşürür, üretkenliği olumsuz etkiler ve bazı durumlarda ölümle sonuçlanır. Kronik taşıyıcılar, hastalığın sürü içinde uzun süre devam etmesine ve salgınların tekrarlamasına neden olarak, sürü yönetimi ve hayvan ticareti açısından ciddi riskler oluşturur.

İnsan sağlığı açısından ruam, enfekte hayvanlarla doğrudan temas sonucu zoonotik olarak bulaşabilen ciddi bir hastalıktır. Özellikle veterinerler, çiftlik çalışanları ve hayvanlarla yakın temas halinde olan kişiler için yüksek risk teşkil eder. Hastalık, erken tanı ve önlemler alınmadığında ölümcül olabilir.

Ekonomik açıdan Ruam, hem üretim kayıplarına hem de ticari sınırlamalara yol açar. Atların sportif ve ticari amaçlarla hareketliliği sırasında hastalığın yayılması, sürülerin karantinaya alınmasına, itlaflara ve ihracat yasaklarına neden olur. Tarihsel olarak savaş dönemlerinde ve hayvan ticaretinde hastalığın hızlı yayılması, büyük ekonomik kayıplara yol açmıştır.

Bu nedenle ruam hastalığı, hayvan ve insan sağlığını korumak, sürü yönetimini güvence altına almak ve ekonomik kayıpları önlemek açısından küresel ölçekte ciddi öneme sahiptir. Kontrol ve eradikasyon programları, bulaşmayı önleme, taşıyıcı hayvanların belirlenmesi ve itlaf edilmesi gibi önlemleri içerir ve hastalığın yok edilmesinde hayati rol oynar.

Tedavisi

Ruam hastalığı, insan ve hayvan sağlığı açısından son derece tehlikeli ve zoonotik bir enfeksiyon olduğundan tedavisi sınırlıdır ve kontrolü genellikle eradikasyon temelli yapılır. Hastalık etkeni Burkholderia mallei’nin yaygın antibiyotik duyarlılığı bulunmakla birlikte, enfeksiyonun taşıdığı yüksek risk nedeniyle klinik olarak tedavi uygulanması çoğu ülkede yasaklanmıştır. Bu nedenle hasta hayvanlar tazminatlı olarak itlaf edilir ve hastalığın yayılmasını önlemek için kesin önlemler alınır.

Teşhis ve kontrol süreçlerinde Mallein testi, en güvenilir yöntemlerden biri olarak kabul edilir. İntradermal uygulama ile yapılan testte, deriye enjekte edilen Mallein’in 72 saat içinde oluşturduğu reaksiyon değerlendirilir; derideki kalınlaşma ölçümü pozitif, şüpheli veya negatif olarak sınıflandırılır. Testten iki ay sonra serolojik kontroller yapılabilir. Bu yöntem, hastalığın erken tespiti ve potansiyel taşıyıcıların belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Ruam hastalığının tedavisi yasaklandığı için, enfekte hayvanların izole edilmesi, temas ettiği hayvanların kontrol edilmesi ve kontamine ortamların dezenfeksiyonu temel önlemler olarak uygulanır. İnsanlarda enfeksiyon riski yüksek olduğundan, hastalıkla teması olan kişilerde hijyen ve biyogüvenlik önlemleri titizlikle takip edilir. Dünya genelinde ruamın kontrolü, hasta hayvanların itlaf edilmesi, tazminat ödemeleri ve geniş kapsamlı tarama programları ile yürütülmektedir. Bu yaklaşımlar, hastalığın hem ekonomik hem de halk sağlığı açısından yarattığı riskleri minimize etmeyi hedefler.【2】【3】

Kontrol

Ruam hastalığının kontrolü hem hayvan hem de insan sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Hastalık zoonotik karakterde olup, tek tırnaklılar başta olmak üzere bazı memelilerde görülür ve doğrudan veya dolaylı temas yoluyla hızla yayılabilir. Bu nedenle etkin kontrol stratejileri, enfekte hayvanların hızlı bir şekilde belirlenmesini, temas ettiği diğer hayvanların izlenmesini ve hastalığın bulunduğu çevrenin dezenfeksiyonunu içerir.【4】

Kontrol önlemleri genellikle şu başlıklar altında yürütülür:

Eradikasyon ve itlaf programları: Hasta ve pozitif Mallein testi veren hayvanlar tazminatlı olarak itlaf edilir. Bu, hastalığın yayılmasını engellemenin en etkili yöntemidir. İtibarlı tarihsel veriler, Türkiye’de ve Avrupa’da ruam eradikasyon programlarının başarılı sonuçlar verdiğini göstermektedir.

Tarama ve Mallein Testi

Klinik semptom göstermeyen hayvanlar dahil, tüm tek tırnaklılar düzenli olarak Mallein testi ile taranır. Test pozitif olanlar izole edilir ve gerekirse itlaf edilir. Bu yöntem, taşıyıcı hayvanların belirlenmesi ve enfeksiyon zincirinin kırılması açısından temel araçtır.

İzolasyon ve biyogüvenlik

Enfekte hayvanlar diğer hayvanlardan ayrılır ve temas riskini minimize etmek için barınak, ekipman ve sulama kapları gibi alanlar titizlikle dezenfekte edilir. Ayrıca veterinerler, nalbantlar ve bakım personeli, hastalık bulaş riskini önlemek için kişisel koruyucu ekipman kullanır.

Eğitim ve yasal düzenlemeler

Tarihsel olarak, Türkiye’de ve birçok ülkede ruam hastalığının kontrolü, yasalar ve yönetmeliklerle desteklenmiştir. Hayvanların klinik muayenesi, mallein testi ve pozitif hayvanların tazminatlı olarak itlaf edilmesi yasal olarak zorunlu kılınmıştır. Bu sayede salgınlar kontrol altına alınmış ve hastalığın ulusal düzeyde eradikasyonu sağlanmıştır.

Halk sağlığı ve zoonotik önlemler

İnsanların enfekte hayvanlarla doğrudan temasından kaçınması, hijyen önlemlerine uyması ve biyogüvenlik protokollerini uygulaması, zoonotik bulaşın önlenmesi açısından önemlidir.

Sonuç olarak, Ruam hastalığının kontrolü, tarama, izleme, izolasyon, itlaf, dezenfeksiyon ve yasal düzenlemelerin bir arada uygulanması ile sağlanır. Bu çok yönlü yaklaşım hem hayvan sağlığını hem de insan sağlığını korurken, ekonomik kayıpların azaltılmasına da katkıda bulunur.

Bilimsel Çalışmalar【5】

Ruam hastalığı ile ilgili bilimsel çalışmalar, Türkiye ve dünyada farklı dönemlerde yoğun olarak yürütülmüş ve bu çalışmalar hastalığın teşhis, kontrol ve eradikasyonu açısından önemli bilgiler sağlamıştır. Türkiye’de ruam hastalığı ile ilgili bilimsel araştırmalar kapsamında özellikle bakteriyolojik araştırmalar, histolojik muayeneler ve kültür denemeleri üzerinde durulmuş, hastalık teşhisinde kullanılan malleinin hazırlanmasına önem verilmiştir. Ruamın eşek ve katırlara nazaran atlarda gizli ve yavaş seyretmesi, hastalığın bulaşma riskinin fazla olmasından dolayı yürütülecek eradikasyon programı için öncelikle hastalığın ayırıcı tanısı temel alınmıştır. Hastalıklı hayvanların sağlamlardan güvenilir bir biçimde ayırt edilmesinde kullanılan malleinin, kolay uygulanabilmesi, hata oranının düşük olması ve kısa zamanda sonuç alınabilmesi nedeniyle çeşitli uygulama yöntemleri denenmiştir. Beller ve Aygün, ruam eradikasyon çalışmalarında mallein uygulamasının önemine değinmiş ve intradermal (deri içi), kutan (deri), oftalmik (göz içi) ve intrapalpebral (göz kapağı içi) uygulama şekillerine ek olarak, kendilerinin geliştirdiği oftalmik tablet mallein yöntemini önermişlerdir.

İnsan ve hayvan hastalıklarına yönelik aşı ve serum ihtiyacını karşılayan araştırma merkezlerinden biri olan ve 1893 yılında kurulan “Bakteriyolojihâne-i Şâhâne” ile 1901 yılında açılan ilk veteriner bakteriyoloji kurumu “Bakteriyolojihâne-i Baytâri”, faaliyetleri arasında mallein üretimine de yer vermiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Askeri Veteriner Okulunun bakteriyoloji ve kimya laboratuvarlarını içine alan “Askerî Bakteriyolojihâne-i Baytâri”de özellikle ordu hayvanlarının bakteriyolojik tahlilleri yapılmış ve mallein hazırlanmıştır. Ancak bu kurumların ülke çapındaki ihtiyacı karşılayamaması ve savaş yıllarında tek tırnaklı hayvan sayısının azalması nedeniyle klinik semptom göstermeyen hayvanlara mallein uygulanmamış ve geniş çapta bir kontrol programının uygulanmasına engel olmuştur.

Ruam hastalığı ile mücadele çalışmaları, hastalık etkeninin morfolojik ve kültürel özelliklerine yönelik bakteriyolojik araştırmaları da beraberinde getirmiş; bu amaçla birçok bilim insanı incelemelerde bulunmuştur. Bu bilim insanlarından biri olan Askerî Veteriner Hekim ve Bakteriyolog Osman Nuri Eralp (1877-1940), Askerî Baytâr Tatbîkat Mektebi’nde görev yaparken, asistanları Veteriner Hekim Ahmet Bey (1890-1928) ve Veteriner Hekim Hüdâi Bey (1900-1928) ile beraber ruam hastalığı üzerinde uzun yıllar çalışmıştır. Özellikle, ruam kültürlerinin çeşitli fiziksel ve kimyasal etkenlerle öldürülmesi veya zayıflatılması sonucu aktif bağışıklık sağlayan aşı ve serumların hazırlanması amacıyla yürütülen araştırmalardan elde edilen sonuçlar 1924-1927 yılları arasında Askeri Veteriner Dergisi’nde yayımlanmıştır. Ayrıca, Ellenberger-Schütz’ün 1927 yılına ait veteriner broşüründe de bu çalışmalara yer verilmiştir. Binbaşı Ahmet ve Yüzbaşı Hüdâi Beylerin, Askerî Veteriner Tatbikat Okulu’nda ruamlı bir kısraktan hazırladıkları saf ruam kültürü üzerinde çalışırken ruam hastalığına yakalanarak vefat etmelerinin ardından Osman Nuri Bey ile yaptıkları ortak çalışmalar toplanmış ve ayrı bir broşür halinde yayımlanmıştır. İki yıl sonra, Ankara Etlik Aşı ve Serum Evinde ruam üzerinde çalışmalar yapan Kemal Cemil Bey (1902-1934), 1930 yılında Pasteur Enstitüsü’ne gönderilmiş ve Prof. Dr. René Legroux’un yanında konuyla ilgili araştırmalarını sürdürmüştür. Kemal Cemil Bey, Fransa’daki araştırmaları sırasında ruama yakalanan hocası Legroux’u kurtarabilmek için geliştirdiği ve “anamorve” ismini verdiği aşıyı kendi üzerinde uygulamış ve gelişen antikoru hocasına vererek olumlu sonuç almıştır. Ancak çalışmalarının ikinci kısmında kendisi de hastalığa yakalanmış ve 1934 yılında vefat etmiştir. Legroux, daha sonra 1947 yılında “anamorve”yu İran’da sulfamidlerle birlikte ruam tedavisinde başarı ile kullanmıştır. Kemal Cemil Bey’in çalışmaları, ölümünden sonra eşi ve çocuklarına Mustafa Kemal Atatürk imzalı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2500 lira destek sağlanmasını da beraberinde getirmiştir.

İlerleyen dönemlerde, ruam hastalığının teşhis metotları geliştirilmiş ve ilk defa Türkiye’de bulunan intradermik test uluslararası literatüre girmiştir. Hastalığa ilişkin teşhis, tedavi, bilgilendirme ve mücadele konularını içeren bilimsel araştırmaların bir kısmı çeşitli veteriner ve tıp dergilerinde yayımlanmıştır. 1923-1999 yılları arasında toplam 74 makale saptanmış olup bu çalışmaların özellikle 1923-1950 yılları arasında yoğunlaştığı belirlenmiştir. Türkiye’de hayvan sağlığını korumayı amaçlayan ilk yasal düzenleme “Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Talimatı Muvakkatesi” 5 Ocak 1893 tarihinde yürürlüğe konulmuş; 1912 yılında yayımlanan “Orduda Emraz-ı Sariye-i Hayvaniyeye ait Zabıta-i Sıhhiye Talimatnamesi” kapsamında ruam hastalığına yönelik ilk mücadele programı hazırlanmıştır. Bu yönetmelik, deri altı mallein kullanımını temel almış ve yalnızca hasta ve şüpheli hayvanlara uygulanmasını öngörmüştür. 1913 yılında “Zabıta-i Sıhhıye-i Hayvaniye Kanunu Muvakkati” ile itlaf ve tazminat koşulları belirlenmiş, 1914 yılında orduda oftalmo mallein uygulaması belirli şartlarda kullanılmıştır. 1923-1932 yılları arasında “Zirâat Vekâleti” tarafından gerçekleştirilen ruam eradikasyon çalışmaları sonucunda 1122 köyde tarama yapılmış, 18749 hayvanın sirayete maruz kaldığı ve 1440 hayvanın itlaf edildiği saptanmıştır. 1934 yılında yayımlanan “Ruam Mücadele Talimatnamesi” ile radikal bir mücadele başlatılmış, 1938 yılına ait raporda hastalığın söndürülmesine ilişkin olumlu sonuçlar bildirilmiştir. 1975-1985 yılları arasında 10 yıllık bir proje ile ülke genelinde tek tırnaklı hayvanlar taranmış, 613.019 at ve katıra mallein testi uygulanmış, 2.361 hastalık mihrakı tespit edilmiş ve 5.451 hayvan tazminatlı olarak itlaf edilmiştir. 1986-1998 yılları arasında yoğunlaştırılan çalışmalar ile ruam taramaları 2000 yılına kadar devam etmiştir. 2000 yılında başlatılan “Ülkesel Ruam Eradikasyon Projesi” kapsamında 235.345 at ve katıra İntradermik Soutun Mallein uygulanmış, 269.115 eşek klinik muayeneden geçirilmiş ve toplam 516 hayvan tazminatlı olarak itlaf edilmiştir. 2001 yılı itibarıyla Türkiye’de tek bir hasta hayvan ve hastalık mihrakı görülmemiştir ve alınan veriler Avrupa Birliği’ne sunulmuştur. Avrupa Topluluğu Komisyonunun 2002/635/EC sayılı kararı ile Türkiye için uygulanan kısıtlama ve yasaklar kaldırılmıştır.

Dipnotlar

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarSenanur Vanlıoğlu15 Mart 2026 17:03

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"ATLARDA RUAM HASTALIĞI (Malleus)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Etiyoloji

  • Epidemiyolojisi

  • Etken

  • Duyarlı Hayvanlar

  • Bulaşma

  • İnkübasyon Süresi

  • Klinik Bulgular

  • Teşhisi

  • Patogenez

  • Patoloji ve Lezyonlar

  • Nekropsi Bulguları

  • Önemi

  • Tedavisi

  • Kontrol

    • Tarama ve Mallein Testi

    • İzolasyon ve biyogüvenlik

    • Eğitim ve yasal düzenlemeler

    • Halk sağlığı ve zoonotik önlemler

  • Bilimsel Çalışmalar【5】

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor