Düşünce yapımızın şekillenmesi, alışkanlıkların oluşumu, bağlamın etkisi vs. eğitimin ve özellikle öğrenme süreçlerinin temel unsurlarıdır. Bu kavramlar, kişilik oluşumunu hayat boyu yatay eksende kesen unsurlardır. Deneyim sahasında atılan her adım bir sonrakini şekillendirmekte ve yapılandırmaktadır. Her adımda tekrar tekrar dikkate alınan ve yapılandırılan bu hususlar deneyimin sürekliliği kavramı ile bir bütünlük taşımaktadır.
John Dewey’in “Deneyimin Sürekliliği” kavramı ile açıklığa kavuşturduğu bu işleyiş, değişmezliği de kısmen beraberinde taşımaktadır. Deneyim ve Eğitim kitabında “Alışkanlığın temel özelliği, uygulamaya geçirilen ve yaşanılan her deneyimin eylemde bulunan ve bunu yaşayan kişiyi değiştirmesidir. Biz istesek de istemesek de bu değişiklik, sonraki deneyimlerin niteliğini etkiler çünkü bunları yaşayan kişi, artık oldukça farklıdır. Deneyimin sürekliliği ilkesi, her deneyimin hem daha önce yaşanan deneyimlerden bir şeyler aldığını hem de bunlardan sonra yaşananların niteliğini bir şekilde değiştirdiğini gösterir.”【1】şeklinde ifade ettiği ve üzerine paradigmaların inşa edildiği temel çıkarımını ortaya koymaktadır.
Deneyimlerimiz ve tekrarlanan eylemlerimiz, bizi şekillendiren temel faktörlerdir. John Dewey’in deneyimsel öğrenme teorisine göre, her an yaşadığımız deneyimler, düşünce yapımızı derinlemesine etkiler ve bu etki, uzun vadede davranışlarımızın temelini oluşturmaktadır. Pozitif deneyimler, bireyin dünya görüşünü olumlu yönde şekillendirirken, olumsuz deneyimler de bireyin yaşamına derin izler bırakabilir. Bu izler, gelecekteki kararlarımızı, tutumlarımızı ve tepkilerimizi etkilemektedir.
Peki bu deneyimler aynı ve sürekli halde ise?
Aynı ve sürekli deneyimleri davranışsal olarak alışkanlık olarak tanımlamaktayız. Elbet kapsayıcı bir tanım olarakta görülmemelidir. Çünkü alışkanlıklarımızı ilk etapta psikomotor davranışlar olarak algılasakta düşünme biçimimiz ve tepkilerimiz de alışkanlıklarımıza dahil olmakta ve iş karmaşıklaşmaktadır. Bir süredir çalışmalarını okumaya gayret ettiğim Dr. Wendy Wood’un alışkanlıklar üzerine yaptığı çalışmalar, tekrarlanan eylemlerin ve alışkanlıkların beyin aktivitesini yeniden düzenleyebileceğini ortaya koymaktadır. Bu durumu Dr. Wendy Wood şöyle açıklamaktadır: “Aynı görevi tekrar tekrar gerçekleştirmenin beyin aktivitesini yeniden düzenleme etkisi olduğunu biliyorduk. Ayrıca alışkanlıkların tanıdık bağlamlar tarafından tetiklendiğinde eylemlerimizi yönlendirmeye hazır olduğunu da biliyorduk.”【2】 şeklinde ifade etmektedir. Belirli bir eylemi sürekli tekrar etmek, beyinde kalıcı değişikliklere yol açabilir ve bu da davranışlarımızı otomatikleştirerek, bilinçli bir çaba sarf etmeden gerçekleştirmemize olanak tanır. Bu durum, alışkanlıkların bireyin davranışlarını yönlendiren bir güç haline gelmesini sağlar. Psiko-motor alışkanlıklar açısından bir kusursuzluğu oluştursa da karar alma mekanizmalarımız açısından da belirgin bir çerçeve oluşturmaktadır. Örneğin; düzenli bir şekilde antreman yapan bir sporcunun isabetli sonuç alma yüzdesinin artması, düzenli yazı yazan öğrencinin yazma hızının artması psiko motor kuvvetler açısından değerlendirilebilir. Düşünme biçimini alışkanlık olarak ele aldığımızda ise belirli şartlar altında verilen kararların sıklıkla tekrar etmesi ve bir sonraki değerlendirmede durum analizinin azalması ifade edilebilir. Eylemi sürekli tekrar etmek, beyinde kalıcı değişikliğe yol açmış ve hatta kalıcı, değişmemek olarak katılaşmış bile olabilir. Bu husus ön yargı ve kritik etme gibi konular açısından önemlidir. Bu durumun farkında olmak, özellikle öğrenim ortamlarının şekillendirilmesinde sıklıkla dikkate alınıp, yapılandırılmasında etkendir.
Deneyimlerimiz ve tekrarlanan eylemlerimiz, bizi şekillendiren bir döngü oluştururlar. Deneyimler, düşünce yapımızı etkiler ve bu düşünce yapısı, bizi belirli eylemlere yönlendirir. Bu eylemler ise, tekrarlandıkça alışkanlıklara dönüşür ve alışkanlıklar da davranışlarımızı belirler. Bu süreç, bireyin kimliğini, değerlerini ve tutumlarını oluşturan karmaşık bir etkileşimdir.
Bağlamın, deneyimlerimiz ve alışkanlıklarımız üzerindeki etkisi de büyük önem taşır. Bu durumu an içerisinde içinde bulunduğumuz şartlar olarak genelleyebiliriz. Deneyimlerimiz genellikle belirli bir bağlam içinde yaşanır ve bu bağlam, deneyimlerin anlamını belirler. Aynı şekilde, alışkanlıklarımız da belirli bağlamlar tarafından tetiklendiğinde etkinleşir. Bu, bireyin çevresiyle olan etkileşimini ve bu etkileşimin bireyin düşünce yapısı ve davranışları üzerindeki etkilerini vurgular.
İçinde bulunduğumuz anlık ortamları ve şartları her defasında yapılandırmamız hemen hemen imkansızdır. Ne var ki, bu durumu ön görerek bazı husus ve kaideleri şekillendirmek yine elimizdedir diyebiliriz. Deneyim kazandığımız her ortam ve bu ortamların bağlamları bizi bir sonraki deneyime taşırken, farklılaştırdığını tekraren dikkate almalı ve basit ama gerçekçi şu çıkarıma ulaştırmalıdır: Çevre, insanı şekillendirir.
Sonuç olarak, deneyimlerimiz ve tekrarlanan eylemlerimiz, bizi oluşturan temel unsurlardır. Her an yaşadığımız deneyimler, bireyin içsel dünyasını zenginleştirir ve bu zenginlik, davranışlarımızın temelini oluşturur. Alışkanlıklar ise, bu deneyimleri ve eylemleri bir araya getirerek, bireyin yaşamında otomatikleşmiş ve uzun vadeli değişikliklere yol açan bir etkileşim ağı oluşturur. Bu nedenle, bilinçli bir şekilde deneyimlerimize ve tekrarlanan eylemlerimize odaklanmak, kendi gelişimimize katkıda bulunan bir süreçtir.
Dewey, John. Deneyim ve Eğitim. Çeviren Sinan Akıllı. Ankara: ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık, 2023.
Wood, Wendy. İyi Alışkanlıklar Kötü Alışkanlıklar: Olumlu ve Kalıcı Değişimler Yaratma Rehberi. Çeviren Özge Yılmaz. İstanbul: Epsilon Yayınevi, 2021.
[1]
John Dewey, Deneyim ve Eğitim, çev. Sinan Akıllı (Ankara: ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık, 2023), 31-35.
[2]
Wendy Wood, İyi Alışkanlıklar Kötü Alışkanlıklar: Olumlu ve Kalıcı Değişimler Yaratma Rehberi, çev. Özge Yılmaz (İstanbul: Epsilon Yayınevi, 2021), 58.