+2 Daha
Konum | Diyarbakır Türkiye | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Yapı Türü | Tarihi Savunma Surları | ||||||||
Bölümler | İçkale ve Dış Kale | ||||||||
İlk Yerleşim | İçkale (kentin kuzeydoğusu) | ||||||||
İnşa Tarihi | Kesin bilinmemekle birlikte, MÖ 3000-2500 (Hurriler) ve 4. yy (Roma, 349 - II. Constantius) | ||||||||
Toplam Uzunluk | Yaklaşık 5800 m (İçkale: 599 m, Dış Kale: 5200 m) | ||||||||
Yıkılan Bölüm | 645 m | ||||||||
Burç Sayısı | 101 (Dış Kale: 82, İçkale: 19) | ||||||||
Zemin | Volkanik bazalt plato | ||||||||
Duvar Yüksekliği | 8–12 metre | ||||||||
Duvar Kalınlığı | 3–5 metre | ||||||||
Ana Kapılar | Dağ Kapı Urfa Kapı Mardin Kapı Yeni Kapı | ||||||||
UNESCO Statüsü | 2015’te Dünya Mirası Listesi | ||||||||
Diyarbakır Surları, Diyarbakır kent merkezinde yer alan, İç Kale ve Dış Kale olmak üzere iki ana bölümden oluşan, Dicle Nehri'nden 70 ila 100 metre yükseklikteki volkanik bazalt bir plato üzerine inşa edilmiş tarihi bir savunma yapısıdır. Surların ilk inşa evresi MÖ 3000 ile MÖ 2500 yılları arasındaki Hurri-Mitanni dönemine ait olup yapı günümüzdeki genel biçimini MS 349 yılında Roma İmparatoru II. Constantius dönemindeki mimari çalışmalarla almıştır. Tarihsel süreçte Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı gibi çeşitli medeniyetlerin onarım ve eklentileriyle fiziksel özelliklerini koruyan surlar, toplamda 5800 metre çevre uzunluğuna sahiptir. Savunma sisteminin dış kale duvarlarında 82, kentin yönetim merkezi olan İç Kale bölümünde ise 19 adet dairesel, dörtgen ve çokgen planlı burç bulunur. Yüksekliği 8 ile 12 metre, duvar kalınlığı ise 3 ile 5 metre arasında değişen bu savunma sisteminin inşasında ana malzeme olarak siyah bazalt taşı, tuğla ve harç kullanılmıştır. Dış kale; Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı olmak üzere dört ana geçiş noktasına sahiptir ve bu yapı bütünü 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne dâhil edilmiştir.

Diyarbakır Surları 1893 (Kültür Portalı)
Diyarbakır Kalesi’nin yer aldığı alanın ilk yerleşim merkezi, kentin kuzeydoğusunda konumlanan ve Amida Höyük, Virakale veya Toptepe gibi adlarla anılan bölgedir. Savunma sisteminin en eski inşa evresi MÖ 3000 yılları arasına, Hurri-Mitanni (Subaru) dönemine aittir. Bu erken dönem sur inşası taş ve kerpiç karışımlı bir materyal kullanılarak gerçekleştirilmiştir. MÖ 9. yüzyılda kentin Bit Zamani kabilesinin başkenti olduğu süreçte mevcut eski surlar onarılarak savunma amacıyla kullanılmıştır. Asur Kralı II. Adad-Nirari'nin MÖ 911 ile MÖ 891 yılları arasındaki egemenliği döneminde surlar fiziksel olarak güçlendirilerek kentin savunma kapasitesi artırılmıştır. Erken dönem yerleşimleri sadece İçkale ve çevresiyle sınırlı kalmış, kentsel büyüme ilerleyen yüzyıllarda hız kazanmıştır.
Romalıların MÖ 69 yılında Diyarbakır'ı ele geçirmesi kentin askeri stratejisinde belirleyici bir dönüm noktası oluşturmuş ve surlar bu askeri vizyon doğrultusunda yeniden organize edilmiştir. Kentin etrafını çevreleyen duvarlar, MS 330 ile MS 363 yılları arasında Roma İmparatoru II. Constantius döneminde genişletilmiş ve yapı bütünü kalkan balığı formundaki genel biçimini büyük oranda bu evrede almıştır. Romalı asker ve tarihçi Ammianus Marcellinus'un kayıtlarında, 359 yılı öncesinde kentin oldukça küçük olduğu, Constantius'un bu alanı güçlü duvarlar ve kulelerle çevirerek kendi adını verdiği kayıtlıdır. Constantius, komşu yerleşimlerdeki halkların olası saldırılarda sığınabilmesi için kentin dış kısmında Antoninupolis adında duvarlarla çevrili ikinci bir askeri yerleşim alanı daha inşa ettirmiştir.
Roma İmparatorluğu ile Sasani İmparatorluğu arasında MS 363 yılında imzalanan ve "Uğursuz Joviyanus Barışı" olarak adlandırılan antlaşma sonucunda Nusaybin'in (Nisibis) Sasanilere bırakılması, Diyarbakır surlarının mimari boyutunu doğrudan etkilemiştir. Nusaybin bölgesinden Diyarbakır'a göç eden ve sayıları 40 bin civarında olan Hristiyan nüfusun barınması amacıyla kentin mülki sınırlarının batı yönünde genişletilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu demografik hareketlilik neticesinde, MS 367 ile MS 375 yılları arasında şehrin batı yönündeki sur duvarları yıkılmış, Urfa Kapısı ile Mardin Kapısı güzergahına uzanan yeni ve daha geniş bir sur bölümü inşa edilmiştir. Bu genişleme çalışmaları, kentin artan nüfusunu surların koruması altına almayı sağlamıştır.

Diyarbakır Surları (Diyarbakır Valiliği)
Bizans İmparatorluğu döneminde, doğu sınırındaki Sasani tehdidine karşı kentin savunma sisteminin tahkimi ve onarımı sistematik olarak devam etmiştir. İmparator Anastasius, MS 491 ile MS 518 yılları arasındaki idaresi sırasında önceki savaşlardan zarar görmüş veya tamamlanmamış sur duvarlarını onartarak savunma hattının inşasını bitirmiştir. Anastasius döneminde ayrıca kentin yönetim merkezi olan İçkale'deki Nesturi Manastır Kilisesi onarılmış ve bölgeye garnizon birlikleri için yeni kışlalar eklenmiştir. MS 528 yılında Bizans İmparatoru Justinianus döneminde, surların zayıf kalan çeperleri yeni destek duvarlarıyla güçlendirilmiş ve tahkimat seviyesi artırılmıştır. Justinianus ayrıca Diyarbakır ile Dara arasına savunma amaçlı birkaç karakol kalesi inşa ettirerek kentin dış güvenliğini pekiştirmiştir.
Mevcut dört ana kapı (Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı) kentin ana ulaşım arterlerini oluşturacak biçimde Roma dönemindeki Helenistik kent planı üzerine yerleştirilmiştir. Şehrin içindeki ana yollar, bu dört kapıyı birbirine bağlayacak şekilde Roma ve Bizans kent organizasyonuna uygun olarak düzenlenmiştir. Gratianus zamanında da kentte onarımlar yapılarak sur dışına ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yapılar eklenmiştir. Surların dış yüzeyleri, düşman saldırılarına karşı koyacak dayanıklılıkta bazalt bloklarla örülürken, iç dolgu kısımlarında daha küçük ebatlı moloz taşlar tercih edilmiştir.
Roma ve Bizans dönemlerindeki mimari planlamalarla sur duvarlarına beşgen ve dairesel planlı yeni burçlar entegre edilmiş, mevcut ana kapıların geçiş açıklıkları büyütülmüştür. Surların inşasında yüksekliği 8 ile 12 metre, kalınlığı ise 3 ile 5 metre arasında değişen anıtsal duvar yapıları oluşturulmuştur. Bu dönemlerin inşai faaliyetlerinde, kentin bulunduğu Karacadağ kökenli plato zemininden elde edilen siyah volkanik bazalt taşı temel yapı bloğu olarak kullanılmıştır. Yapıya eklenen burç ve kapıların inşasında kireç, kum ve tuğla kırıklarından elde edilen, suya ve dış etkenlere karşı yüksek direnç gösteren Horasan harcı tercih edilmiştir. Roma ve Bizans medeniyetlerinin sur mimarisine eklediği fiziki kanıtlar, sur duvarları ile Dağ Kapı yakınlarındaki burçlar üzerinde günümüze ulaşan Latince ve Grekçe kitabeler aracılığıyla saptanmıştır. Dağ Kapı'nın iç bölümündeki kitabeler MS 375 yılında Valentinian, Valens ve Gratinianus zamanında surlara eklenmiştir.
Diyarbakır’ın MS 639 yılında İyaz bin Ganem komutasındaki Arap orduları tarafından ele geçirilmesiyle kentin yönetiminde İslam dönemi başlamıştır. İslam medeniyetlerinin sur mimarisine müdahaleleri, ağırlıklı olarak hasar gören bölgelerin onarımı ve savunma hattının yeni burçlarla güçlendirilmesi şeklinde yapılmıştır. Urfa Kapısı'nın güneyinde konumlanan 22 numaralı burç ile Mardin Kapısı arasında kalan sur duvarlarının ve burçların büyük bir bölümü, Büyük Selçuklu ve Artuklu dönemlerinde kente ilave edilmiştir. Selçuklu Sultanı Melikşah dönemine ait kitabeler, surların farklı burçlarında kentin Selçuklu dönemi tahkimat politikasının kalıcı bir belgesi olarak yer alır. Büyük Selçuklu devrinden kalan kitabeler ve yapısal eklemeler çoğunlukla Selçuklu Burcu, Nur Burcu ve Fındık Burcu gibi alanlarda yoğunlaşmıştır.

Diyarbakır Surları (Diyarbakır Valiliği)
Artuklu devri (MS 1183-1232), surların özellikle mimari ve anıtsal açıdan büyük bir değişim yaşadığı süreçtir. Artuklu hükümdarı Melik Salih Mahmut tarafından 1208-1209 yıllarında kentin güneybatı hattına Ulu Beden (Evli Beden) ve Yedi Kardeş burçları inşa ettirilmiştir. Ulu Beden Burcu'nun mimari tasarımı ve inşası İbrahim bin Cafer tarafından gerçekleştirilmiştir. Dairesel bir plana sahip olan bu yapılar, askeri işlevlerinin yanında üzerlerindeki kitabe kuşakları ile Orta Çağ askeri mimarisi özellikleri taşır. Artuklular ayrıca Urfa Kapısı'ndaki mevcut mimariyi yenilemiş ve kapı nişlerine kartal ve aslan-boğa mücadelesini betimleyen figürlü kabartmalar yerleştirmiştir. Artuklu emirleri, İçkale alanını ikiye ayıran bir ara duvar ördürerek sarayı korumak maksadıyla höyük üzerine beşgen planlı küçük bir kale inşa etmiştir.
Eyyubiler döneminde de Diyarbakır Surları geniş kapsamlı onarımlardan geçmiş ve savunma mekanizması güncellenmiştir. Melik Kamil döneminde dış sur duvarları yıkılmış ve buradan elde edilen yapı taşlarıyla iç surların onarımı ve takviyesi sağlanmıştır. Bu onarım ve tahkimat faaliyetleri Melik Salih Eyyub döneminde 1236-1237 yıllarında tamamlanmış olup Dağ Kapı ile Hindibaba Kapısı arasındaki burçlar üzerine Eyyubi kitabeleri yerleştirilmiştir. Eyyubiler döneminde onarılan sur bölümlerinde ve yeniden inşa edilen burçlarda üstüvane biçimli (silindirik) taş bloklar kullanılarak duvarların inşası desteklenmiştir. Surların dış çeperini çevreleyen savunma hendekleri Eyyubiler devrinde yıktırılmış ve hendek sınırındaki taşlar doğrudan ana surun güçlendirme işlerinde kullanılmıştır.
Kentin 1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu yönetimine girmesiyle birlikte Diyarbakır Surları, askeri toplanma ve hareket üssü olarak yeni bir stratejik fonksiyon üstlenmiştir. Safevilere karşı sınır güvenliğinin sağlanması amacıyla Kanuni Sultan Süleyman devrinde (1524-1526) İçkale'nin fiziksel sınırları genişletilmiş ve bu alan ikinci bir sur katmanıyla çepeçevre sarılmıştır. Osmanlı idaresinde yönetim merkezi olarak işlev gören İçkale burçları; silah deposu, tahıl ambarı ve hapishane gibi fonksiyonlar edinerek 19. yüzyıla kadar sürekli onarım görmüştür. İçkale surları dahilinde Fetih, Oğrun, Saray ve Küpeli isimli kapılar inşa edilmiş, iç kısımda sarnıçlar ve kilise yapıları korunmuştur. 1815-1816 yıllarında Diyarbakır Valisi Süleyman Paşa tarafından kentin yıkık sur bölümleri için kapsamlı bir restorasyon çalışması yürütülmüştür.
Süslemeli Kufi hat sanatıyla oluşturulan yazı kuşakları, surlardaki burçların gövdesini sarmalayarak İslam dönemi taş işçiliğinin teknik düzeyini belgelemektedir. Burçların statik dayanımını artırmak maksadıyla belirli aralıklarla destek duvarları (payandalar) örülmüş ve yapı strüktürel olarak güvence altına alınmıştır. Sur mimarisinin dış çeperlerinde yer alan burçlar, savunma hattındaki zayıf noktaları kapatacak biçimde konumlandırılmıştır. Kentin kuşatma altında olduğu dönemlerde, sivil halkın su ihtiyacını karşılamak için surlara entegre edilmiş kanallar ve su kemerleri de bu tarihi süreçte farklı medeniyetler tarafından yenilenerek kullanılmıştır.

Diyarbakır Surları 2007 (Kültür Portalı)
Selçuklu, Artuklu, Eyyubi ve Osmanlı medeniyetlerinin surlar üzerindeki mimari faaliyetleri, kentin savunma işlevini sürdürmesini sağlamıştır. Dışkale surları içerisinde cami, han, hamam ve medrese gibi birçok sivil mimari yapı inşa edilerek askeri alan ile sivil yerleşim bütünleştirilmiştir. Yapılan inşa çalışmalarında temel malzeme olarak bölgedeki siyah bazalt taşı kullanılmış ve taşların birleştirilmesinde kireç harcından faydalanılmıştır. İnşa edilen burçların yüzeylerine güneş, yıldız, çift başlı kartal, aslan ve akrep gibi figürlerin işlendiği kabartmalar ile Arapça, Farsça dillerinde yazılmış kitabeler eklenmiştir. Bu tarihsel süreç sonucunda savunma yapıları, egemenlik kuran medeniyetlerin inşa tekniklerini barındıran mimari bir bütüne dönüşmüştür.
Diyarbakır Surları, topoğrafik yapının bir sonucu olarak kalkan balığı formunda şekillenmiş, Dış Kale ve İç Kale olmak üzere iki temel kısımdan meydana gelen anıtsal bir savunma organizasyonudur. Yapının doğu-batı doğrultusundaki genişliği 1700 metre, kuzey-güney eksenindeki uzunluğu ise 1300 metredir. Surların kapladığı toplam yüzölçümü, İç Kale alanı dâhil olmak üzere yaklaşık 1,57 kilometrekare büyüklüğündedir. Karacadağ'dan Dicle Nehri'ne uzanan volkanik bazalt bir plato üzerine oturan bu yapı kompleksi, kentin sınırlarını ve kentsel dokuyu tarih boyunca fiziksel olarak belirlemiştir.
Surların çevre uzunlukları incelendiğinde, kenti ana hatlarıyla kuşatan Dış Kale'nin 5200 metrelik bir hatta sahip olduğu ölçülmüştür. İç Kale'nin Dış Kale'den bağımsız olarak sur içinde kalan bölümünün uzunluğu 599 metredir ve tüm sistemin toplam çevre uzunluğu yaklaşık 5800 metreye ulaşmaktadır. Duvarların yüksekliği genel hatta 8 ile 12 metre arasında değişirken bazı noktalarda bu ölçü 22 metreye kadar çıkmaktadır. Duvar kalınlıkları ise 3 ile 5 metre arasında farklılık göstermektedir. Sistemin Dış Kale bölümünde 82 adet, İç Kale bölümünde ise 19 adet savunma burcu konumlandırılmıştır.

Diyarbakır Surları İçi (Anadolu Ajansı)
Eski dönemlerde kentin savunma kapasitesini artırmak amacıyla Dış Kale, birbirine paralel çift sur katmanı ve bir hendek sistemi ile tasarlanmıştır. Dışarıdaki ilk sur duvarı daha alçak, kenti doğrudan saran ikinci sur duvarı ise yüksek tutulmuştur. Bu iki duvar arasında yer alan ve genişliği kuzeyden güneye doğru 15 metreden 6 metreye düşerek daralan savunma hendeği oluşturulmuştur. Zaman içerisinde kentsel değişimler ve yıkımlar sonucunda dıştaki alçak sur katmanı ve hendek yapısı büyük oranda ortadan kalkmış, günümüze yalnızca tek hatlı ana sur duvarları ulaşabilmiştir.
İç Kale, kentin kuzeydoğu ucunda, Dicle Vadisi'ne hâkim olan Fis Kayası (Virantepe) adı verilen sarp ve yüksek kayalık zemin üzerinde konumlandırılmıştır. Topoğrafyanın sunduğu doğal savunma avantajı sayesinde İç Kale, beşgen bir plan şemasına sahiptir ve şehirden hendekönü adı verilen bir ara duvar vasıtasıyla fiziksel olarak izole edilmiştir. Dış Kalenin yapısal özelliklerini daha küçük ölçekte yansıtan İç Kale, tarihsel süreçte kentin yönetim, idare ve askeri toplanma merkezi olarak kullanılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 1524-1526 yılları arasındaki faaliyetleriyle İç Kale'nin alanı genişletilmiş ve bu bölüme yeni sur duvarları ile 16 adet ek burç inşa edilmiştir. Bu genişletme çalışmaları neticesinde İç Kale, 19 burçlu anıtsal bir iç savunma mekanizmasına dönüşmüştür. İç Kale'nin mülki sınırları dâhilinde tarih boyunca beylerbeyi sarayları, askeri kışlalar, cezaevi, adliye binaları, kiliseler, sarnıçlar ve Hz. Süleyman Camii gibi idari, askeri ve dini yapılar organize edilmiştir.
Diyarbakır Surları, kentin ana ticaret yolları ile bağlantısını sağlayan ve yönlere göre konumlandırılmış dört adet özgün ana kapıya sahiptir. Dış Kale sur duvarlarında yer alan bu kapılar; kuzey yönünde Dağ Kapı (Harput Kapısı), batı yönünde Urfa Kapı (Rum veya Halep Kapısı), güney yönünde Mardin Kapı (Tell Kapısı) ve doğu yönünde Dicle Nehri'ne açılan Yeni Kapı (Su veya Satt Kapısı) olarak isimlendirilmiştir. Bu kapılar, Helenistik ve Roma kent planlamasındaki birbirini dik kesen kuzey-güney ve doğu-batı eksenli ana ulaşım arterlerinin sur duvarlarındaki bitiş ve çıkış noktalarıdır.
Yirminci yüzyılın başlarına kadar bu dört ana kapının güvenlik ve denetim amacıyla gün doğumuyla açıldığı ve gün batımıyla kapatıldığı arşiv kayıtlarıyla sabittir. Kapıların geçiş güvenliğini sağlamak maksadıyla her kapıda özel bekçiler ve geçiş belgelerini (mürur tezkeresi) kontrol eden kâtipler görevlendirilmiştir. Bu ana kapıların dışında, artan trafik ve ulaşım ihtiyaçları doğrultusunda Cumhuriyet döneminde Dış Kale surlarına Çift Kapı (Hindibaba Kapısı) ve Tek Kapı adıyla iki adet tali kapı daha eklenmiştir.

Diyarbakır Surları Kapı (Anadolu Ajansı)
Kentin yönetim merkezi olan İç Kale bölümünde de geçişleri kontrol altına alan dört adet kapı inşa edilmiştir. Bu kapılardan Saray Kapı ve Küpeli Kapı, İç Kale'yi Suriçi'ndeki kent dokusuna bağlayacak biçimde içe dönük tasarlanmıştır. Buna karşılık, Fetih Kapı ve Oğrun Kapı doğrudan sur dışına açılacak şekilde projelendirilmiş olup Oğrun Kapı Dicle Vadisi'ne inen stratejik bir güzergâh sağlamaktadır.
Surlardaki geçiş noktalarının mimari karakterleri incelendiğinde, kapı açıklıklarının genellikle kemer formları kullanılarak oluşturulduğu görülmektedir. Kapı sistemleri, dış etkilere karşı dayanıklılığı artırmak için kalın ahşap malzemelerden üretilmiş ve üzerleri demir, bakır veya tunç levhalar çivilenerek kaplanmıştır. Kapı kanatlarında yöresel adıyla "şak-şak" olarak bilinen metal tokmaklar ve çoklu kilit mekanizmaları kullanılmıştır.
Dağ Kapı, iç cephesinde düz lento, dış cephesinde ise yarım daire kemer formuna sahiptir ve 2.50 metre genişliğinde, 4.55 metre yüksekliğindedir. Bu kapı, kare formlu sütunlarla öne doğru hafifçe vurgulanmış ve üst kısımlarında kabartma ile kitabelerin yer aldığı nişlerle detaylandırılmıştır. Urfa Kapı ise üç ayrı geçiş boşluğuna (K1, K2, K3) sahip olup ortadaki ana kapı (K2) 5.63 metre genişliğe ve 11.20 metre yüksekliğe ulaşan, sonradan yükseltilmiş anıtsal bir yarım daire kemer tasarımına sahiptir. Yeni Kapı ise Dicle Nehri'nin dik yamaçlarına dayanan bir rampa sistemiyle ulaşılan, basık kemerli ve tek girişli bir formda inşa edilmiştir.
Diyarbakır Surları'nın yapısal direnci ve savunma stratejisi, Dış Kale'de 82 ve İç Kale'de 19 olmak üzere toplam 101 adet anıtsal burç ile kurgulanmıştır. Burçların dizilimi ve aralarındaki mesafeler eşit olmayıp tamamen topoğrafyanın doğal savunma özelliklerine göre belirlenmiştir. Dicle Vadisi'ne bakan doğu ve güney kesimlerde doğal uçurumların sağladığı güvenlik nedeniyle burçlar daha seyrek aralıklarla yerleştirilmiştir. Savunmanın en zor olduğu kuzey ve batı cephelerinde (Dağ Kapı ile Urfa Kapı arası) ise burçlar yaklaşık 40-45 metre gibi sık aralıklarla inşa edilerek tahkimat en üst düzeye çıkarılmıştır.
Geometrik formları bağlamında burçlar; dairesel, dörtgen ve çokgen planlı olmak üzere üç ana tipolojiye ayrılmaktadır. Dairesel planlı burçlar, 180 derecelik geniş bir gözetleme açısı sunması ve çarpma etkilerine karşı statik direncinin yüksek olması sebebiyle, genellikle savunma zafiyeti taşıyan kuzey ve batı hatlarında tercih edilmiştir. Kentin doğu ve güney kısımlarındaki, Yeni Kapı civarını kapsayan 25 ile 56 numaralı burçlar ise çoğunlukla dörtgen planlı olarak tasarlanmıştır. Belirli köşe noktalarında ve özel geçişlerde beşgen veya altıgen gibi çokgen planlı burçlar (örneğin 4, 41-44 ve 48 numaralı burçlar) uygulanmıştır.

Gece Vakti Diyarbakır Surları (Diyarbakır Valiliği)
Burçların inşai boyutları, sur duvarlarının standart yükseklik ve kalınlıklarını aşan anıtsal ölçülere sahiptir. Temel yükseklikleri 8 ile 22 metre arasında değişkenlik göstermekte olup, sağlam kalan burçların ölçülebilir yükseklikleri genellikle 20 metre bandındadır. Duvar kalınlıkları doğu cephesindeki burçlarda 1.40 ile 2.60 metre arasında seyrederken, statik yükün ve saldırı riskinin yüksek olduğu dairesel planlı batı ve kuzey burçlarında duvar kalınlıkları 4.5 ile 5.0 metreye ulaşmaktadır.
Mekânsal organizasyon açısından burçlar, işlevsel bir hiyerarşiyle iki, üç veya dört katlı bir strüktürde inşa edilmiştir. Şehir zeminine denk gelen penceresiz ve karanlık zemin katlar, askeri mühimmat, silah, tahıl ve lojistik malzemelerin depolandığı ambarlar olarak görev yapmıştır. Bu katların üstünde yer alan birinci ve ikinci katlar ise aydınlatma menfezleri, nişler ve geniş odalara sahip olup askerlerin barınma (kışla) ve aktif savunma mekânları olarak kullanılmıştır.
Askeri birimlerin barındığı bu odaların tavan sistemlerinde mimari bir ustalık sergilenmiş; mekânların üst örtüsü, tuğlaların kılıcına örülmesiyle oluşturulan beşik tonoz, kubbe ve elips kubbelerle kapatılmıştır. Kubbe geçişlerinde kirpi saçak dizilimleri ve tromplar kullanılmıştır. Burç içlerindeki katlar arası dolaşım ve en üstteki teras katlarına çıkış, yapı içerisine gizlenmiş veya sur içine bakan yüzeylere eklenmiş taş merdivenlerle sağlanmıştır. Burçların en üst kısmında yer alan teras katları (seğirdim yolları), doğrudan savunma operasyonlarının yürütüldüğü, dışarıdan gelebilecek ok ve top atışlarına karşı koruma sağlayan dendanlar (mazgallar) ile çevrelenmiş açık savaş alanlarıdır.
Sur duvarlarının ve devasa boyuttaki burçların statik dengesini uzun yüzyıllar boyunca koruyabilmek amacıyla destekleyici mimari ögeler kullanılmıştır. Surların uzunluğundan kaynaklı yanal yükleri hafifletmek ve duvar direncini artırmak için, burçlar arasındaki düz sur duvarlarına dik açıyla yerleştirilen taş payandalar (destek duvarları) örülmüştür. Bu payandalar standart bir ölçüye bağlı kalınmadan, zeminin eğimine ve duvarın strüktürel ihtiyaçlarına göre konumlandırılarak yapının yapısal bütünlüğü güvence altına alınmıştır.
Diyarbakır Surları'nın temel yapı malzemesini, kentin üzerine kurulduğu Karacadağ volkanitlerinden elde edilen siyah ve koyu gri renkli bazalt kayaları oluşturur. Karacadağ volkanının 11 milyon yıl öncesinden başlayarak 100.000 yıl öncesine kadar uzanan aktif püskürme süreci, 10.000 kilometrekarelik bir alana yayılan ve 80 metre kalınlığa ulaşan büyük bir lav akıntısı meydana getirmiştir. Tarihi kent, Dicle Vadisi'nden 100 metre yükseklikteki bu volkanik bazalt plato üzerinde konumlanmıştır. Surların inşasında bütünüyle koyu renkli volkanik taşların kullanılması, tarihsel kayıtlarda kentin Karaamid, Karakale ve Karahamid gibi isimlerle tanımlanmasına neden olmuştur. Volkanik kayaç olan bazalt; su emmeme ve paslanmama niteliklerine sahip olup dona, darbelere ve sürtünmelere karşı yüksek bir fiziksel dayanım gösterir.
Surların inşasında, Karacadağ volkanik kütlesine ait lavların soğuma süreçlerine bağlı olarak oluşan gözenekli ve gözeneksiz olmak üzere iki farklı bazalt türü kullanılmıştır. Lavlardan çıkan gaz taneciklerinin etkisiyle bünyesinde büyük boşluklar barındıran taş türü, "dişi bazalt" olarak isimlendirilir. Bu gözenekli yapı, yüksek oranda su emme ve ısıyı soğurma kapasitesine sahiptir. İri gözeneklerinden dolayı pürüzsüz ve düzgün bir yüzey elde etmek teknik olarak zordur ve bu sebeple işlenmiş taşın dokusu daha kaba bırakılır. Gözenekli yapının su tutma özelliği mekânlarda serinletici bir etki yarattığı için dişi bazalt taşı, taşıyıcı olmayan bölücü duvarlarda, avlu ve eyvan zeminlerinin döşemelerinde ağırlıklı olarak tercih edilmiştir.

Diyarbakır Surları 2013 (Kültür Portalı)
Yüzeyinde gaz boşlukları barındırmayan, daha düz ve sert bir dokuya sahip olan volkanik kayaç türü ise "erkek bazalt" olarak adlandırılır. Erkek bazaltın basınç ve basma dayanımı gözenekli türe kıyasla çok daha yüksek olup işlenmesi görece daha zordur. Yüksek statik mukavemeti sebebiyle gözeneksiz bazalt taşı; yapının ana taşıyıcı duvarlarında, sütunlarda, sütun başlıklarında, kapı ve pencere sövelerinde, eşiklerde, havuzlarda, kornişlerde ve çörtenlerde ana malzeme olarak kullanılmıştır. Her iki taş tipinin ocaklardan çıkarılması işlemi, ağırlıklı olarak bazalt platosunun doğu ve güney kısımlarında oluşan soğuma çatlaklarından faydalanılarak Dicle Nehri yamaçlarındaki tampon bölgeden gerçekleştirilmiştir.
Surların inşasında kullanılan bazalt taşlarının ebatları ve ağırlıkları, yapı içerisindeki statik ve mimari işlevlerine göre büyük farklılıklar gösterir. Standart duvar örgü taşlarının yükseklikleri 20 ile 60 santimetre, uzunlukları 30 ile 100 santimetre, kalınlıkları ise 20 ile 50 santimetre arasında değişir. Bu duvar bloklarının tekil ağırlıkları 25 kilogram ile 300 kilogram arasındadır. Kemer taşları, kapı lentoları, söveler, sütun başlıkları ve profil kornişleri gibi özellikli mimari elemanlarda kullanılan bazalt blokların ebatları ve toplam kütleleri standart ölçülerin çok üzerine çıkar. Tarihsel süreçteki ilk inşa ve onarım faaliyetlerinde bu masif bloklar tamamen el işçiliğiyle kırılarak şekillendirilmiştir.
Surların inşasında bazalt taşına ek olarak, kimyasal bileşiminde yüzde 90'ın üzerinde kalsiyum karbonat barındıran beyaz ve sarı renkli kalker (kireç) taşı da belirli noktalarda kullanılmıştır. İşlenmesi ve yontulması bazalta göre çok daha kolay olan kalker taşı, özellikle kitabe kuşaklarında, kabartmalarda, silmelerde ve dekoratif kapı detaylarında tercih edilmiştir. Kalker taşı, kentin 56 kilometre kuzeybatısında yer alan Ergani ilçesindeki maden yataklarından çıkarılarak inşaat alanına nakledilmiştir. Koyu gri renkli bazalt blokları ile beyaz kalker taşının birer sıra halinde üst üste dizilmesi suretiyle bazı yapıların cephelerinde iki renkli almaşık duvar örgüleri oluşturulmuştur.
Taş örgülerini birbirine bağlayan ve yapının monolitik karakterini sağlayan ana harç malzemesi, nehir kumu, kireç ve tuğla kırıklarının belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen Horasan harcıdır. Bu özel kireç esaslı harç, suyun yıpratıcı etkisine ve ağır dış hava koşullarına karşı olağanüstü bir dirence sahiptir. Roma dönemi inşalarında ve acil onarım gerektiren durumlarda, kireç taşının yakılıp söndürülmesinin hemen ardından bekletilmeden kullanıldığı "sıcak harç" tekniği uygulanmıştır. Harcın kimyasal bağlayıcılık gücünü ve fiziksel mukavemetini artırmak amacıyla, karışımın içerisine puzolanik aktiviteye sahip olan ve bölgeden temin edilen gri renkli özel toprak eklenmiştir.
Duvarların iç ve dış örgülerinde kullanılan kireç esaslı harçların kompozisyonları, farklı onarım dönemlerinde değişiklik gösterir. Harç karışımlarındaki nehir kumu ve kireç oranları ile kumun mikron cinsinden parçacık boyutları, dönemin teknolojik olanaklarına ve malzemenin temin koşullarına bağlı olarak farklılaşır. Güncel laboratuvar analizlerine göre özgün harcın içeriğinde yüzde 35 ile 40 oranında sönmüş ve bekletilmiş kireç, yüzde 45 ile 50 oranında yıkanmış dere kumu ve yüzde 5 ile 10 oranında taş tozu bulunur. Bu kireç hamurunun içerisine, birim hacmi artırmak ve taşlar arası kenetlenmeyi sağlamak için 1 ile 1.5 santimetreküp ebatlarında çakıl parçaları katılmıştır.
Surların inşasında taş ve harç malzemelerinin yanı sıra, bölgenin jeolojik yapısına uygun topraktan üretilen harman tuğlaları da aktif olarak kullanılmıştır. Tuğla malzemesi, ağırlıklı olarak burçların iç mekânlarındaki beşik tonozların, sferik kubbelerin ve merdiven tavanlarının üst örtü sistemlerinin inşasında temel yapı elemanı olarak yer alır. Boyutları ve uygulanma biçimleri inşa edildikleri tarihsel döneme göre farklılık gösteren tuğlalar, tonoz ve kemerlerin kavisli geçişlerinde strüktürel yükleri taşıyacak biçimde konumlandırılmıştır. Üst örtülerde kullanılan bu tuğla hatlar, açık renkli harç ile örülmüş ve yüzeyleri sıvayla kapatılmayarak açıkta bırakılmıştır.
Diyarbakır Surları'nın duvar örgüsü; dış cephe cidar, iç cephe cidar ve bu iki cidarın arasında yer alan çekirdek dolgu katmanından oluşan üçlü bir yığma yapım tekniğiyle oluşturulmuştur. Kentin dışına bakan ve doğrudan savunma hattının ön yüzünü oluşturan duvarlar, büyük ebatlı yonu ve kesme bazalt taşları kullanılarak son derece muntazam bir dizilimle örülmüştür. Buna karşılık, kentin içine bakan iç cephe duvarlarında düzensiz ebatlara sahip kaba yonu taşlar ve sıralı moloz taş örgüsü tercih edilmiştir. Duvar kalınlıkları yapının oturduğu zemine göre farklılık göstermekte olup kayalık zemin üzerine kurulan doğu kısımlarında kalınlık 1.50 ile 2.00 metre arasında iken topoğrafik riskin arttığı batı kısımlarında bu ölçü 5.00 metreye kadar ulaşmaktadır.
Duvar kalınlığı dikey eksende de yapısal yüklere bağlı olarak azalan bir profil sergiler. Zemin kat seviyesinde 4.40 metreye varan duvar genişliği, üst katlara ve teras seviyelerine doğru çıkıldıkça kademeli olarak daralmaktadır. Dış cephelerde yer alan kesme taş örgülerinde taşların yatak ve yan yüzeyleri birbirine tam dik açı yapacak şekilde yontulmuş ve sıfır derz tekniğiyle, taşlar arasında görsel bir boşluk kalmayacak biçimde şaşırtmalı olarak birleştirilmiştir. İç cephelerdeki moloz taş örgülerinde ise taş bloklar arasında ortalama iki santimetre genişliğinde derz boşlukları bırakılmış ve bu alanlar bol kireçli bağlayıcı harç ile doldurularak kapatılmıştır.

Diyarbakır Surları İçi (Anadolu Ajansı)
Dış ve iç taş cidarların arasında kalan iç hacim, kireç esaslı harç ve irili ufaklı moloz taş parçalarının harmanlanmasıyla elde edilen kalın bir iç dolgu katmanı ile doldurulmuştur. Bu dolgu çekirdeği, duvarın her iki sert yüzeyini birbirine mekanik olarak bağlayarak yapının rijit bir kütle halinde hareket etmesini sağlamaktadır. Duvarların kente bakan iç çeperlerinde, taş dizilerinin arasına yatay eksende uzanan birkaç sıra tuğla hatıl örülmüştür. Bu yatay tuğla hatıllar, moloz taş dolgunun yaratabileceği yanal basınçları dengeleyerek yapının çekme ve kesme kuvvetlerine karşı esnekliğini ve toplam direncini artırmaktadır.
Duvarların büyük boyutlarından kaynaklanan cidar ayrılması ve dışa doğru şişme risklerini engellemek için dış cephe örgüsüne özel bağlayıcı taşlar entegre edilmiştir. Kılıcına (dikine) taş olarak adlandırılan bu silindirik bazalt blokların uzunluğu, sur duvarı kalınlığının üçte ikisine kadar ulaşmaktadır. Dış yüzeyden iç dolgu katmanına doğru derinlemesine saplanan bu bağlayıcı elemanlar, dış kaplama duvarını iç çekirdeğe güçlü bir biçimde kilitlemektedir. Bu ankraj sistemi, özellikle 9 ve 10 numaralı burçlar gibi zemin suyunun yüksek olduğu ve ana kayalığın bulunmadığı zayıf zeminli bölgelerde duvarın statik bütünlüğünü korumak amacıyla kullanılmıştır.
Burçların iç mekânlarını örten tavan elemanlarında tuğla örgüsü kullanılarak farklı formlarda kemer, tonoz ve kubbeler inşa edilmiştir. U planlı burçların üst örtülerinde genellikle beşik tonozlar ve bu tonozların uzantısında yer alan sferik yarım kubbeler kullanılmıştır. Yuvarlak formlu nişlerin bulunduğu alanlarda ise pandantifler üzerine oturan tam kubbelerle açıklıklar geçilmiştir. Tuğlalar bu eğrisel geçişlerde kılıcına örgü düzeniyle, dar yüzeyleri merkeze bakacak biçimde çift sıra halinde yerleştirilmiştir. Örgü sırasında tuğlaların dikey derzlerinin üst üste binmemesi için şaşırtmalı bir dizilim kurgulanmış ve yüzeyler sıvasız bırakılmıştır.
Surların uzun mesafeler boyunca devam eden düz akslarında oluşan yanal basınçları karşılamak ve statik dengeyi güvence altına almak amacıyla, ana duvara dik açıyla birleşen dikdörtgen planlı payandalar (destek duvarları) eklenmiştir. Bu payandaların temel mühendislik işlevi, yüksek duvarların ağırlık merkezini destekleyerek dışa doğru devrilme tehlikesini önlemektir. Payandalar standart bir aralıkla dizilmemiş; duvarın yüksekliğine, zemin topografyasına ve plan eksenindeki dönüş açılarına göre strüktürel ihtiyacın bulunduğu noktalara konumlandırılmışlardır. Genişlikleri 2 metreye, dışa doğru çıkıntıları ise 1.80 metreye ulaşan bu destek birimleri, dış sur sisteminin direncine katkıda bulunur.
Savunma mekanizmasını daha katmanlı hale getiren bir diğer mimari öge, ana sur bedeninin önünde yer alan ve hendek önü duvarı (dış sur) olarak bilinen 1.80 metre kalınlığındaki paralel yapıdır. Bu dış bariyer duvarı, dikine yontulmuş iki taş yüzeyin arasına kireç ve harç karışımı ile moloz taşların preslenmesi esasına dayanarak inşa edilmiştir. Duvarın dış yüzeyini kaplayan ve şevli (eğimli) bir formda yerleştirilen bazalt taşların yüksekliği ortalama 40 ile 45 santimetre, cidar kalınlığı ise 35 santimetre civarındadır. Bu ikincil duvar sistemi, hendek yapısının sınırını belirlerken aynı zamanda ana sur bedenine ulaşmadan önceki ilk savunma hattını oluşturur.
Hendek önü duvarının üzerine yaslanan ve teras seviyesinin alt kotunda kalan bölgelerde, savunma ve lojistik amaçlı yaklaşık 2 metre genişliğinde tuğla tonozlarla örtülü yeraltı geçitleri tasarlanmıştır. Dış sura bakan yüzeyleri savunma atışına uygun mazgallarla donatılan bu koridorlar, uzak savunma noktaları arasındaki kapalı ve güvenli askeri iletişimi sağlamıştır. Aynı zamanda bu tonozlu iç geçitler, üst kısımdaki taş duvar kütlesini hafifleterek surun genel strüktürel yükünü azaltmış ve yapının kendi ağırlığı altında ezilmesini önleyen akılcı bir mühendislik işlevi görmüştür.
Diyarbakır Surları'nın plastik ögeleri; kitabeler, insan figürleri, hayvan figürleri, bitkisel motifler ve geometrik sembollerden oluşur. Bu plastik ögelerin inşasında ana zemin olarak siyah bazalt taşı, detaylı işlemeler için ise beyaz ve sarı renkli kalker (kireç) taşı kullanılmıştır. Süslemeler taş yüzeyine oyma, alçak kabartma, yüksek kabartma, sgrafitto ve eğri kesim teknikleri uygulanarak işlenmiştir. Sert bazalt taşının ince işçiliğe imkân vermemesi nedeniyle, kitabe yazılarında ve detay gerektiren kabartmalarda Ergani yöresinden getirilen kalker taşı tercih edilmiştir. Plastik ögelerin mimari yüzeydeki mekânsal organizasyonunda çoğunlukla simetri kurallarına uyulmuş ve kompozisyonlar belirli bir dış çerçeve veya niş içerisine oturtulmuştur. Siyah bazalt ile beyaz kalker taşının almaşık düzeniyle sağlanan renk kontrastı, kabartmaların görsel sınırlarını belirginleştirmiştir.
Sur duvarları ve anıtsal burçlar üzerinde kentin tarihsel inşai katmanlarını belgeleyen, farklı alfabe ve dillerde yazılmış 63 adet kitabe tespit edilmiştir. Bu kitabelerin altısı Bizans dönemine ait olup, dördü Grekçe, biri Latincedir. Geriye kalan kitabelerin tamamı İslam döneminde yapıya eklenmiştir. İslami dönem yazıtları ağırlıklı olarak Emevi, Abbasi, Mervani, Büyük Selçuklu, Şam Selçukluları, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artuklu, Eyyubi ve Akkoyunlu idarelerinde Arap harfleriyle Arapça olarak taşlara kazınmıştır. Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait olan ve 1525-1527 yıllarını kapsayan sur onarım kitabelerinde ise Farsça ve Osmanlıca dilleri kullanılmıştır. Yazıt blokları, yapıların inşası veya onarımı aşamasında genellikle burçların dış gövdelerini yatay bir kuşak halinde kesintisiz saracak biçimde konumlandırılmıştır.

Diyarbakır Surları (Anadolu Ajansı)
İslam dönemi taş işçiliğine ait kitabelerde en sık uygulanan yazı stili Kufi hattıdır. Kufi kitabeler, burç yüzeylerinde düz, eğimli ve geçmeli geometrik formlarla tasarlanarak yüksek kabartma tekniğiyle oluşturulmuştur. Yedi Kardeş, Ulu Beden ve Selçuklu burçlarının ana cephelerinde yer alan Kufi yazıtlar; bitkisel motifler, rumi desenler ve kıvrımlı dallarla birleştirilerek bütünleşik bir süsleme bandı meydana getirmiştir. Bu yazıtların satır araları ile kitabe çerçevelerinin dış yüzeyleri, geometrik taş düğümler ve çok köşeli yıldız motifleriyle doldurulmuştur. Dağ Kapı, Mardin Kapı ve Urfa Kapı civarındaki Kufi yazı kuşaklarının fiziksel başlangıç ve bitiş noktalarına aslan figürleri, yırtıcı kuşlar veya küçük ebatlı boğa başı rölyefleri doğrudan entegre edilmiştir. Kufi yazıların harf uçları çoğunlukla bitkisel formlara dönüşerek kompozisyonu sonlandırmıştır.
Surların anıtsal plastik repertuvarında insan figürlü kabartmalar oldukça kısıtlıdır. Eyyubi döneminde inşası tamamlanan Akrep Burcu'nun ön yüzünde, 30 santimetre çapındaki dairesel bir taş madalyon içerisine işlenmiş, bağdaş kurarak oturan çıplak bir erkek figürü yer alır. Cepheden yüksek kabartma tekniğiyle yontulan bu kompozisyonda, figürün sağ elinde omuz hizasına kadar yükselen ve ucunda koni şeklinde bir nesne bulunan dikey bir asa mevcuttur. Figürün sol elinde ise kuyruğundan baş aşağı sarkıtılmış, gövde boğumları ve iki uçlu kıskaçları belirgin bir akrep tasviri bulunur. Selçuklu ve Nur burçlarının dış çeperlerinde ise, baş kısımları cepheden, vücut hatları profilden verilmiş, saçları çene hizasında yontulmuş ve yine bağdaş kurmuş vaziyette konumlandırılan detaylı kadın figürleri yer alır.
Plastik hayvan figürleri kategorisinde sayıca en fazla aslan ve boğa kabartmaları uygulanmıştır. Dağ Kapı, Ulu Beden ve Yedi Kardeş burçlarındaki aslan figürleri, dış anatomik konturları derin yontulmuş, kas ve yele sistemleri eğrisel geometrik çizgilerle vurgulanmış şekilde taşa aktarılmıştır. Aslan ve boğanın fiziksel bir mücadele halinde betimlendiği kompozisyonlar, Dağ Kapı burcunun dış kapı duvarında ve Artuklu iç kemer yüzeylerinde mevcuttur. Bu sahnelerde üst kademede yer alan aslanın dört ayağı açık ve kuyruğu sırt bölgesine doğru içbükey şekilde kıvrık yontulmuşken, alt kademedeki boğa figürü tamamen profilden ve boyun eğmiş bir pozisyonda tasvir edilmiştir. Boğa figürlerinin yüz anatomisinde gözler derin birer oyuk, ağız kısımları ise düz ve kesik bir çizgi şeklinde şekillendirilmiştir. Sur kapılarında bulunan benzer aslan-boğa figürleri de yüksek kabartma formunda ve anıtsal boyutlarda kurgulanmıştır.
Farklı türlerin anatomik özelliklerini birleştiren kompozit yaratıklar, surlardaki plastik bezemelerin anıtsal örnekleridir. Ulu Beden ve Yedi Kardeş burçlarını saran ana kitabe kuşaklarının sağ ve sol uç kısımlarında, başı insan, gövdesi aslan veya kuş formunda tasarlanmış sfenks kabartmaları bulunur. Bu sfenkslerin ve kanatlı aslan heykellerinin yontulmuş kuyrukları, hayvanın arka bacakları arasından geçip sırt bölgesine doğru dairesel bir kavis çizerek yükselir ve uç noktası sivri dişli bir ejderha başı formunda sonlanır. Aynı fiziksel bütünlük içerisinde, kanat uç kısımları doğrudan ejderha başı formunda şekillendirilmiş çift başlı kartal rölyefleri de bazalt yüzeylere uygulanmıştır. Ejderha tasvirleri, çift başlı kartalların, kanatlı aslanların ve sfenkslerin anatomik bir uzantısı olarak oyuk badem gözleri ve belirgin çene yapıları ile detaylandırılmıştır.
Yırtıcı kuş ve at figürleri, savunma duvarlarının plastik organizasyonuna büyük boyutlu yontularla dâhil edilmiştir. Nur Burcu’nun ön cephesinde, iri gözenekli dişi bazalt taşı yüzeyine yatay bir aks üzerinde yerleştirilmiş, eyerleri ve koşum takımları mevcut olan ancak üzerinde binicisi bulunmayan iki adet dörtnala koşan at rölyefi bulunur. Bu at figürlerinin kuyrukları bir düğüm oluşturacak biçimde bağlanmış olup, hayvanların tüm bacak ve boyun kasları profilden net bir şekilde yontulmuştur. Büyük Selçuklu Burcu ve Dağ Kapı yüzeylerindeki kartal ve şahin figürleri ise, kanatları geriye doğru beş ayrı yelpaze dilimi halinde açık, göğüs kafesleri şişkin ve gagaları aşağı doğru çengel formunda tasarlanmıştır. Çoğu kartal kabartması, taş zeminde avını pençeleri arasında sıkıca kavramış pozisyonda veya kesilmiş bir boğa başının hemen üzerinde kurgulanmıştır.

Diyarbakır Surları (Diyarbakır Valiliği)
Bitkisel motifler, bazalt ve kalker yüzeylerinde natüralist eğriler ile katı geometrik hatların birleşimiyle uygulanmıştır. Dağ Kapı cephesinde dokuzuncu yüzyıl Abbasi döneminde inşası tamamlanan taş kompozisyonun tam merkezine, gövdesi dikey düz çizgilerden, dalları ise iki yana açılan yatay kavislerden oluşan bir ağaç rölyefi konumlandırılmıştır. Üç ayrı bazalt blok yüzeyine yayılan bu tasarımda, ağacın üst kısımlarına doğru gagalarını uzatmış kuş figürleri ve en alt kök hizasında simetrik olarak yerleştirilmiş iki adet aslan figürü mevcuttur. Ağaç motifinin kökleri, gövdesi ve sarkık dalları, herhangi bir detaylı yaprak dokusu barındırmayan, net ve derin geometrik çizgilerle şematize edilerek ana taş yüzeyine aktarılmıştır. Bazı kapı girişlerindeki altı yapraklı bitkisel motifler ise kapalı geometrik bezemelerle iç içe geçmiş bir düzende kurgulanmıştır.
Geometrik şekiller ve kozmolojik semboller, ana süsleme programının destekleyici plastik ögeleri olarak kule yüzeylerinde ve kapı lento kemerlerinde aktif olarak yer alır. Dağ Kapı ve Keçi Burcu cephelerinde, kare çerçeve içerisine yerleştirilmiş gamalı haç formları, altı köşeli iç içe geçmiş yıldızlar, çok merkezli daireler ve sürekli devam eden meander motifleri bağımsız semboller halinde taş yüzeylere kazınmıştır. Bazı hayvan rölyeflerinin merkezine veya iki figürün tam ortasına, ışınları detaylı bir şekilde yontulmuş dairesel güneş motifleri eklenmiştir. Bu güneş tasvirleri, aslan ve kurt gibi iki farklı hayvanın karşılıklı kurgulandığı taş sahnelerini dikey bir eksenden ikiye bölerek dairesel bir kompozisyon hattı oluşturur. Surların plastik envanterinde yer alan tüm bu kabartmalar, kentin inşai dönemlerinde faaliyet gösteren ustaların taş işçiliğindeki yontma tekniklerini ve oransal geometri becerilerini fiziksel olarak belgeleyen somut mimari bileşenlerdir.
Diyarbakır Surları, 19. yüzyılın sonlarından itibaren askeri savunma işlevini yitirmiştir. Kentin artan nüfus baskısı ve mekânsal ulaşım ihtiyaçları doğrultusunda 1916 yılında surların kuzey giriş kapısı ile bazı sur bölümleri yıkılmış, İzzet Paşa Caddesi açılarak kentin sur dışına doğru büyümesi sağlanmıştır. 1930'lu yıllara gelindiğinde, kamu binaları ve yeni konut alanlarının inşası için kentin batı yönünde Yenişehir bölgesi oluşturulmuştur. Bu kentsel genişleme stratejileri kapsamında, surların kentin hava almasını engellediği gerekçesiyle 1930 yılında Dağ Kapı civarındaki bazı burçlar ve sur duvarları dinamit kullanılarak yıkılmıştır. Yıkım faaliyetleri sonucunda beş adet anıtsal burç tamamen ortadan kalkmıştır.
Surların yıkım süreci, 1932 yılında bölgede arkeolojik incelemeler yürüten Albert Louis Gabriel'in hazırladığı bilimsel rapor neticesinde durdurulmuştur. Gabriel, Milli Eğitim Bakanlığı'na sunduğu raporda surların tarihi, mimari ve epigrafik değerini belgelemiş, surların yıkılmasının kentin sağlık ve rüzgâr koşullarını iyileştirmeyeceğini topografik verilerle kanıtlamıştır. Bu müdahale sonucunda yıkım faaliyetleri sonlandırılmış ve hasar gören temel kısımlarında yapısal onarımlar gerçekleştirilmiştir. 1950'li yıllardan itibaren kırdan kente göç hareketlerinin hızlanmasıyla Suriçi bölgesindeki geleneksel konut dokusuna kaçak katlar ve eklentiler inşa edilmiştir. 1980'li yıllardaki güvenlik sorunları nedeniyle bölgeye yönelik göç dalgaları yoğunlaşmış, tarihi kentsel sit alanı fiziksel ve mekânsal çökmeye maruz kalmıştır.

Diyarbakır Surları Onarım (Anadolu Ajansı)
Kentsel alanda 2 Aralık 2015 tarihinde başlayan ve 9 Mart 2016 tarihinde sona eren 103 günlük çatışma süreci, Suriçi bölgesinde büyük ölçekli mekânsal tahribata yol açmıştır. Çatışmalar süresince Suriçi'ni oluşturan 16 mahallenin altısında (Cemal Yılmaz, Cevatpaşa, Dabanoğlu, Fatihpaşa, Hasırlı ve Savaş) ile Gazi Caddesi'nde sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır. Çatışma öncesinde bölgede toplam 8935 yapı bulunurken olaylar neticesinde bu yapıların 3569'u tamamen yıkılmıştır. Yıkılan yapı envanterinin 87'si tescilli anıtsal ve sivil mimari eseri, 247'si ise tescile değer geleneksel yapılardır. Uydu görüntüleri üzerinden yapılan mekânsal analizlerde, yasaklı altı mahallenin 75.3 hektarlık toplam alanının 46.3 hektarında yapısal doku tamamen yok olmuştur. Yıkılan alan oranı alansal olarak yüzde 61, yapısal olarak yüzde 72 seviyesine ulaşmıştır.
Çatışma süreci, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi sur bedenlerine ve anıtsal burçlara doğrudan fiziksel hasar vermiştir. Yenikapı Burcu, Keçi Burcu ve Fındık Burcu'nun zeminlerine, iç mekânlarına ve üst örtülerine beton dökülmüştür. Keçi Burcu üzerine portatif tuvaletler inşa edilmiş ve atık sular doğrudan tarihi sur duvarlarına akıtılarak kimyasal bozulmalara zemin hazırlanmıştır. Mardin Kapı'da toprak altında bulunan sur kalıntıları üzerine inşa edilen güvenlik yapılarının temiz ve atık su kanalları, tarihi yapı temellerine zarar vermiştir. Güvenlik noktası olarak kullanılan sur bölümlerinde ısınmak amacıyla yakılan ateşler neticesinde bazalt ve tuğla yüzeylerde kararmalar, is tabakaları ve termal çatlaklar oluşmuştur,.
Çatışmaların sona ermesinin ardından 21 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından taşınmaz mallar üzerinde "kamulaştırma" kararı alınmış ve kentsel dönüşüm süreci başlatılmıştır.
Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin uluslararası düzeyde koruma altına alınması amacıyla 2000 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne başvuru yapılmıştır. Adaylık sürecinin resmi organizasyonu ve dosya hazırlıkları 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve yerel sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla başlatılmıştır. 2013 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından resmi olarak "Diyarbakır Surları Yılı" ilan edilmiş, ulusal ve uluslararası tanıtım ile altyapı faaliyetleri için 20 milyon Türk Lirası bütçe kullanılmıştır. Kapsamlı bilimsel raporlarla hazırlanan UNESCO Dünya Mirası Adaylık Dosyası, 2014 yılında ilgili bakanlık aracılığıyla UNESCO yetkililerine teslim edilmiştir.
UNESCO adaylık dosyası ile eş zamanlı ve birbirini destekleyecek biçimde, kentin tarihi ve kültürel çeşitliliğini geleceğe taşımak hedefiyle Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı Alan Yönetimi Planı hazırlanmıştır. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Alan Yönetimi Başkanlığı koordinesinde arkeolog, peyzaj mimarı, kentsel tasarımcı ve şehir plancılarından oluşan disiplinler arası bir komisyon kurularak plan kararları bilimsel ve bütüncül ölçütlere oturtulmuştur. Planın oluşturulma sürecinde TMMOB Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası, Dicle Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi gibi yerel ve akademik paydaşlar aktif rol almıştır.
Alan Yönetimi Planı kapsamında tescilli koruma alanları üç farklı fiziksel bölgeye ayrılmıştır,. Merkezi koruma bölgesi olan "Miras Alanı", İçkale ve sur bedenleri dâhil olmak üzere 520.76 hektar olarak ölçülmüştür. Miras alanını çevreleyen "Suriçi Tampon Bölgesi" 132.20 hektar, kentin doğusunda tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü "Dicle Vadisi Tampon Bölgesi" ise 1289.69 hektar olarak sınırlandırılmıştır. Toplamda 1942.66 hektarlık kentsel, tarihi ve doğal alan yönetim planının mülki koruma sınırları içerisine dâhil edilmiştir.

Diyarbakır Surları (Anadolu Ajansı)
Alan Yönetimi Planı'nın temel amacı, somut ve somut olmayan kültürel mirasın envanterinin çıkarılması, yapıların restorasyon kalitesinin yüksek standartlara ulaştırılması ve eserlerin gelecek kuşaklara asgari müdahale ile aktarılmasıdır. Plan kapsamında, restorasyon uygulamalarında görev alacak yerel iş gücünün eğitilmesi, donanımlı bir koruma laboratuvarının kurulması ve burçların bütüncül bir plan dâhilinde sosyal ve turizm fonksiyonlarıyla işlevlendirilmesi stratejik eylemler olarak belirlenmiştir. Hevsel Bahçeleri'nin kırsal peyzaj doku envanterinin oluşturulması ve Dicle Nehri kıyı şeridindeki doğal ekosistemin sürdürülebilirliği, planın vazgeçilmez doğal miras hedefleri arasına eklenmiştir.
Almanya'nın Bonn kentinde 28 Haziran ile 8 Temmuz 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen 39. UNESCO Dünya Miras Komitesi toplantısında teknik değerlendirmeler tamamlanmıştır. Komite üyelerinin 121 oyla aldığı oy birliği kararı neticesinde "Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı", UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne resmen tescil edilmiştir. Bu tescil ile birlikte alan, Türkiye'nin 14. UNESCO Dünya Mirası alanı statüsünü kazanmıştır. Alınan uluslararası tescil kararı ile Surlar ve Hevsel Bahçeleri mutlak miras alanı, Suriçi Bölgesi ise birinci derece tampon bölge olarak küresel koruma statüsüne erişmiştir.
Tescil kararının ardından UNESCO Dünya Miras Komitesi, varlığın Üstün Evrensel Değeri'nin (Outstanding Universal Value) korunması ve sürdürülebilirliği için taraf devlet olan Türkiye'ye bilimsel yükümlülükler listesi sunmuştur. Sur duvarlarının restorasyonu, yapısal belgelenmesi ve periyodik bakımı için bilimsel veri tabanına dayalı yeni prosedürlerin acilen geliştirilmesi şart koşulmuştur. Sur duvarlarının yakınında bulunan bitki örtüsünün kontrol altına alınması ve zemin sularının ana kayaya zarar vermemesi için su drenaj sisteminin iyileştirilmesi talep edilmiştir. Ayrıca, Hevsel Bahçeleri'nin kesintisiz üretim vasfını destekleyen tarım ve su yönetimi sistemlerinin güncel haritalarının çıkarılması ve belgelenmesi istenmiştir.
UNESCO tescilinden sadece beş ay sonra Suriçi'nde başlayan 2015-2016 kentsel çatışmaları sebebiyle, 2012 onaylı Koruma Amaçlı İmar Planı ve 2014 onaylı Alan Yönetimi Planı kararları fiziksel ve idari olarak uygulanamamıştır. UNESCO, süreç sonrasında Türkiye tarafından gönderilen hasar ve eylem raporlarını incelemiş; Suriçi'ndeki geleneksel dokuyu bozan 2016 yılı revize Koruma Planı'nın durdurulması yönünde komite kararları almıştır. Sur içi ve dışı alanlarda uygulanacak yeni kentsel dönüşüm ve altyapı projelerinin miras alanının Üstün Evrensel Değeri'ne verebileceği olası zararların tespit edilebilmesi için, Çevresel Etki Değerlendirme raporlarının erken aşamada komiteye sunulması zorunlu kılınmıştır.
Kentsel çatışmaların ardından surların fiziki bütünlüğünü korumak amacıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda "Surlarda Diriliş" mottosuyla geniş kapsamlı bir restorasyon projesi başlatılmıştır. Cumhuriyet tarihinin en büyük onarım faaliyeti olarak nitelendirilen bu proje, sekiz ayrı ihale etabına bölünerek toplam 300 milyon lira bütçe ile yürütülmüştür. Proje öncesinde yapılan belgeleme çalışmalarında 101 anıtsal burcun 98'inin günümüze ulaştığı belirlenmiş olup güncel çalışmalar dâhilinde 70 adet burcun restorasyonu tamamlanmıştır. Restorasyon önceliği Keçi Burcu, Ulu Beden Burcu, Yedi Kardeş, Benusen, Selçuklu ve Nur burçları gibi anıtsal ölçeği büyük ve statik riski yüksek olan yapılara verilmiştir. Tüm onarım süreci, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Bilim Komisyonu ile uzman akademisyenlerden oluşan Danışma Kurulu'nun gözetiminde sürdürülmektedir.
Onarım çalışmalarının başlangıç safhasında, burçların karanlık iç mekânları, zemin katları ve kapalı geçitleri yıllar içinde birikmiş toprak, hafriyat ve moloz yığınlarından arındırılmıştır. Restorasyon metodolojisinde ağır iş makinaları, balyoz ve kırıcı aletlerin kullanımı tamamen yasaklanarak yapı titreşimden korunmuştur. Yapının özgün malzeme patinasını korumak amacıyla ince el işçiliği tercih edilmiş, taş yüzeylerindeki is, boya ve organik kirlenmeler su, yumuşak fırça ve düşük basınçlı mikro kumlama teknikleri kullanılarak taş taş temizlenmiştir. Yeni eklenen bazalt taşı blokları, yapının genel formuna, şaşırtmalı örgü düzenine ve tarihi "0" derz sistemine uygun olarak el yordamıyla işlenerek duvarlara entegre edilmiştir.
Hatalı onarımlardan kaynaklanan betonarme eklentilerin yapıdan uzaklaştırılması işleminde hassas mühendislik teknikleri uygulanmıştır. Dağkapı Burcu'nda yer alan Mervani Mescidi üzerindeki niteliksiz beton tabliyenin sökümünde, titreşimin tarihi dokuya verebileceği mikro çatlakları engellemek amacıyla doğrudan tel kesme (elmas tel) yöntemi kullanılmıştır. Restorasyon sahalarında temel seviyesine inilerek detaylı arkeolojik sondaj çalışmaları yürütülmüş, MÖ 3000'li yıllara dayanan en eski sur temel katmanları ile Osmanlı döneminde surların önüne eklenen dükkânlara ait iki farklı kemer kalıntısı gün yüzüne çıkarılmıştır. Sondajlardan elde edilen orijinal kireç harcı ve taş numuneleri laboratuvar ortamında analiz edilerek yapısal güçlendirmede kullanılacak özgün harç bileşenleri oluşturulmuştur.

Diyarbakır Surları (Anadolu Ajansı)
Surların mevcut strüktürel ve statik durumunun aletsel olarak belgelenmesi amacıyla, zemin ve duvar katmanlarında tahribatsız bir jeofizik yöntem olan Georadar (GPR) sistemi devreye sokulmuştur. Saray Kapı, Yeni Kapı, Mardin Kapı, Urfa Kapı, Tek Kapı, Çift Kapı ve Dağ Kapı geçişlerinde Zond Python 3 Georadar cihazı ve 25-100 MHz aralığındaki antenler ile sismik taramalar yapılmıştır. Zemin taramaları 10 ila 20 metre derinliğe kadar, duvar taramaları ise 2 ila 4 metre cidar kalınlığına kadar nüfuz eden elektromanyetik dalgalarla gerçekleştirilmiştir. Alınan radagram profillerinin analizi sonucunda, dışarıdan gözlemlenemeyen yeraltı boşluk yapıları, zemin altı kırıklarının geometrik davranışları ve istif değişimleri saptanmıştır.
Georadar (GPR) veri analizlerine göre, anıtsal burçların ve taşıyıcı sistemlerin iç çekirdek dolgularında ebatları 8 ile 15 santimetre arasında değişen yapısal kırıklar ve çatlak sistemleri tespit edilmiştir. Surların ana kaplama malzemesi olan gözenekli dişi bazalt taşlarındaki gaz boşluklarının içine sızan atmosferik suların donma-çözülme etkisiyle genleşmesi neticesinde, duvar içlerinde kılcal çatlakların oluştuğu ölçülmüştür. Ana kapı zeminlerinde ise derinliği 1.00 ile 7.00 metre arasında farklılık gösteren lokal çökme ve göçük deformasyonları (anomali) tespit edilmiştir. Bu radagram verileri, restorasyon mühendislerine hangi noktalara yapısal ankraj veya hidrolik kireç enjeksiyonu yapılacağı konusunda mutlak sayısal referanslar sağlamıştır.
Modern araç trafiğinin tarihi sur kapılarına verdiği sismik zararı belgelendirmek için 3 eksenli ultra hassas ivmeölçer (akselerometre) sensörler kullanılarak titreşim ölçüm analizleri gerçekleştirilmiştir. Surlarda bulunan sekiz farklı kapı noktasından 13 ayrı ölçüm alınmış, kapılardan geçiş yapan taşıtların dingil ağırlıkları, hızları ve cinsleri ile duvarlardaki titreşim dalgaları eş zamanlı olarak kaydedilmiştir. AASHTO (American Association of State Highway and Transportation Officials) standartlarına göre tarihi kâgir yapılar için yorulma ve hasar sınır değeri 2.5 mm/sn olarak belirlenmiştir. Diyarbakır sur kapılarında yapılan ölçümlerde maksimum tanecik hızı değerlerinin, mevcut durumda bu hasar sınırının altında kaldığı saptanmıştır.
Araç geçişlerinden doğan mevcut zemin titreşim limitlerinin anlık bir strüktürel çökme (göçme) riski taşımadığı tespit edilmiş olmakla birlikte, sürekli sarsıntının uzun vadede duvar çekirdeğinde malzeme yorulmasına ve yapısal çatlaklara sebep olacağı jeofizik verilerle belgelenmiştir. Kapı geçiş zeminlerindeki mevcut asfalt ve parke taşı döşemelerindeki kod farkları ile düzensizliklerin, ağır tonajlı tekerlek darbe şiddetini artırarak yapının yanal ivmesini yükselttiği ölçülmüştür. Bu veriler doğrultusunda; kapı geçiş alanlarında araç hız sınırlarının düşürülmesi, ağır tonajlı taşıt girişlerinin kısıtlanması, zemin oturmaları ve göllenmeleri engellemek için stabilize drenaj dolgularının yapılması elzem koruma politikaları olarak sunulmuştur. Surların durumunun hassas sensörler ve kameralarla kesintisiz izlenerek titreşim etkilerinin kontrol altında tutulması gerektiği karara bağlanmıştır.
Diyarbakır Surları, antik çağlardan itibaren farklı medeniyetlerin ardışık inşai faaliyetleriyle şekillenen, kentsel dokunun fiziksel sınırlarını ve savunma stratejilerini belirleyen çok katmanlı bir mimari bütündür. Yapı üzerinde yer alan anıtsal formlar, epigrafik belgeler ve plastik ögeler, kente egemen olan idarelerin askeri ve kentsel mekânı organize etme biçimlerini somut verilerle belgeleyerek bölgenin tarihsel sürecini fiziksel bir envanter halinde sunar. Güncel aletsel ölçümler, jeofizik taramalar ve laboratuvar analizleri; anıtsal burçların, sur duvarlarının ve kapı sistemlerinin statik durumunu uzun vadede koruyabilmesi için jeolojik ve sismik verilere dayanan multidisipliner koruma yaklaşımlarına ihtiyaç duyduğunu kanıtlamaktadır. Uluslararası koruma statüsü taşıyan bu kentsel ve askeri alanın fiziki bütünlüğünün sürdürülebilmesi; çevresel, sismik ve antropojenik tahribat faktörlerinin ileri teknolojik aletlerle kesintisiz izlenmesini, periyodik belgeleme çalışmalarının güncellenmesini ve kentsel alan yönetimi planlarının asgari müdahale prensibi temelinde eksiksiz uygulanmasını gerektirmektedir.
Akoğlan, Mehmet. “Diyarbakır Surları.” Türkiye Turizm Ansiklopedisi. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/diyarbakir-surlari
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır Surları UNESCO yolunda.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/diyarbakir-surlari-unesco-yolunda/187303
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır Surları restore edilen ihtişamlı kapılarına birbiri ardına kavuştu.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/diyarbakir-surlari-restore-edilen-ihtisamli-kapilarina-birbiri-ardina-kavustu-/2405414
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri, 8 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/diyarbakir-surlari-ve-hevsel-bahceleri-8-yil-once-unesco-dunya-mirasi-listesine-alindi/0
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır Surları'nın bazı burçlarına ziyaretçilerin düşme riskine karşı korkuluk takılıyor.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/diyarbakir-surlarinin-bazi-burclarina-ziyaretcilerin-dusme-riskine-karsi-korkuluk-takiliyor/3357991
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır surları UNESCO yolunda.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/yasam/diyarbakir-surlari-unesco-yolunda/415542
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır'da tarihi surun bir bölümü gün yüzüne çıkarıldı.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/diyarbakirda-tarihi-surun-bir-bolumu-gun-yuzune-cikarildi/3774634
Anadolu Ajansı. “Diyarbakır'ın tarihi surları 5 milyon turist hedefiyle ihtişamlı hale getiriliyor.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/diyarbakirin-tarihi-surlari-5-milyon-turist-hedefiyle-ihtisamli-hale-getiriliyor/2367288
Anadolu Ajansı. “Dünya mirası "Diyarbakır Surları" restorasyonla geleceğe taşınıyor.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/dunya-mirasi-diyarbakir-surlari-restorasyonla-gelecege-tasiniyor-/2993301
Anadolu Ajansı. “Dünya mirası "Diyarbakır Surları"ndaki 70 burç restore edildi.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/dunya-mirasi-diyarbakir-surlarindaki-70-burc-restore-edildi/3093668
Anadolu Ajansı. “Tarihi Diyarbakır Surları'na "Terörsüz Türkiye"ye destek için Türk bayrağı asıldı.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/tarihi-diyarbakir-surlarina-terorsuz-turkiyeye-destek-icin-turk-bayragi-asildi/3629416
Anadolu Ajansı. “Tarihi Diyarbakır Surlarına 'hassas' dokunuş.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/tarihi-diyarbakir-surlarina-hassas-dokunus/2456396
Anadolu Ajansı. “Tarihi surlar, millet bahçesine kavuştu.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/tarihi-surlar-millet-bahcesine-kavustu/0
Atan, Ahmet. “Tarihi Estetik Değerleriyle Diyarbakır Surları.” Diyarbakır İl Millî Eğitim Müdürlüğü. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://diyarbakir.meb.gov.tr/www/turizm/icerik/16
Bilmez, Mehmet Mesut. “Diyarbakır Surları Üzerindeki Motiflerin Araştırılması ve Seramiğe Uyarlanması.” Yüksek lisans tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, 2017. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=1SQWTvGWwazXvfvN79hGiw&no=aOtv4ukzeO9SY2DD5bswjw
Bozan, Özgür Haktan. “Diyarbakır 7, 8 ve 9 Numaralı Sur Burçları Çevresindeki Yeraltısuyu Problemi ve Drenaj Yöntemleri.” Yüksek lisans tezi, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://tezara.org/theses/920922
Diyarbakır Kent ve Tanıtım Portalı. “Diyarbakır Surlar.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://diyarbakir.org.tr/mekan/diyarbakir-surlar/
Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. “Surlar.” T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://diyarbakir.ktb.gov.tr/TR-56899/surlar.html
Gülcemal, Beritan Adar. “Diyarbakır Suriçi Tarihi Yerleşim Alanında Yenilenen Konutların Çevresel Sürdürülebilirlik Kapsamında İrdelenmesi.” Yüksek lisans tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2024.
Güler, Mehmet Şakir. “Diyarbakır Sur Kapılarında Trafiğe Bağlı Titreşimlerin İncelenmesi ve Koruma Önerilerinin Geliştirilmesi.” Doktora tezi, Dicle Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://acikerisim.dicle.edu.tr/items/e8c8317a-0d67-4b3c-9590-023a17782007/full
Halifeoğlu, F. Meral ve Neslihan Dalkılıç. “Diyarbakır Surları ve Koruma Sorunları.” Mimarlık Dergisi. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=37&RecID=904
Kaya, Ergin. “Diyarbakır Surlarındaki Figüratif Öğelerin Plastik Analizi.” Yüksek lisans tezi, Dicle Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://acikerisim.dicle.edu.tr/items/61226454-39bd-41bb-ad5a-b195377b8d43/full
Kültür Portalı. “Diyarbakır Surları – Diyarbakır.” T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/diyarbakir/kulturenvanteri/diyarbakir-surlari
Kültür Portalı. “Diyarbakır Surları.” T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.kulturportali.gov.tr/portal/diyarbakir-surlari
Meşe, Abdullah. “Diyarbakır Surlarındaki Belli Başlı Kabartmaların Panofsky’nin İkonografik Çözümleme Yöntemi ile Analizi.” Yüksek lisans tezi, Dicle Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://acikerisim.dicle.edu.tr/items/e8e49f55-b665-4a4b-985c-35ee03707961
Parla, Canan. “Diyarbakır Surları ve Kent Tarihi.” Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi 22, no. 1 (2005): 57-84. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://jfa.arch.metu.edu.tr/uploads/docs/sayilar/sayi-22-1/57-84.pdf
Pıçak, Murat ve Osman Eroğlu. 2018. “OSMANLI DÖNEMİNDE DİYARBAKIR’IN SOSYO-EKONOMİK YAPISI”. Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sy 20: 70-82. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/diclesosbed/article/920316?issue_id=61627
Seren, Rengin. “Çatışma Altındaki Dünya Miras Alanlarında UNESCO’nun ve Taraf Devletlerin Tutumu: Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri ve Suriçi Bölgesi.” Doktora tezi, Atılım Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023.
Sur Belediyesi. “Tarihçe.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://sur.bel.tr/tarihce
T.C. Diyarbakır Valiliği. “Diyarbakır Surları.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.diyarbakir.gov.tr/diyarbakir-surlari
T.C. Diyarbakır Valiliği. “Diyarbakır Surları.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.diyarbakir.gov.tr/diyarbakir-surlari
T.C. Sur Kaymakamlığı. “Diyarbakır Surları.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.sur.gov.tr/diyarbakir-surlari
TRT Avaz. “Dünya mirası "Diyarbakır Surları" restorasyonla geleceğe taşınıyor.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/turkistandan/dunya-mirasi-diyarbakir-surlari-restorasyonla-gelecege-tasiniyor/650570fe3a5fbe2c9483c23c
TRT Haber. “5 bin yıllık Diyarbakır surlarının sırrı araştırılıyor.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.trthaber.com/haber/turkiye/5-bin-yillik-diyarbakir-surlarinin-sirri-arastiriliyor-593042.html
TRT Haber. “Diyarbakır surları koruma altında.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.trthaber.com/haber/turkiye/diyarbakir-surlari-koruma-altinda-447197.html
TRT Haber. “Dünya mirası "Diyarbakır Surları" restorasyonla geleceğe taşınıyor.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.trthaber.com/foto-galeri/dunya-mirasi-diyarbakir-surlari-restorasyonla-gelecege-tasiniyor/59453/sayfa-1.html
TRT Haber. “Kültür hazineleriyle hayran bırakan şehir: Diyarbakır.” Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://www.trthaber.com/haber/yasam/kultur-hazineleriyle-hayran-birakan-sehir-diyarbakir-377534.html
Tuğalan, Esra, Özge Lale ve Neslihan Dalkılıç. 2024. “Seyyahların Gözüyle Diyarbakır Surları (10-20. Yüzyıl Arası)”. Artium 12 (2): 162-172. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3381130
Uğuş, Ömer. “Diyarbakır Surları.” Yüksek Lisans Tezi, Şırnak Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2023.
Çağlar, Zehra. “UNESCO Dünya Miras Listelerinin Turizme Etkisi: Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Örneği.” Yüksek lisans tezi, Batman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=6QzpmNdNCk8VTsUlHVueCQ&no=J1AZFw-hE9wLbUlpWv1MWQ
Çelik, Yılmaz. “Diyarbakır Surlarında Hayvan Figürleri.” Yüksek lisans tezi, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=1y_fGXQDeQ9XscuH7W8pLA&no=KWOMSkFR5UvlJAMT_cpWqg
Öcal, Yunus Emre. “Dünya Mirası Korunmasında Alan Yönetimi: Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçesi Örneği.” Yüksek lisans tezi, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2023.
Özdemir, Özge ve Emre Hastaoğlu. 2024. “DİYARBAKIR İLİNİN KÜLTÜREL MİRASLARININ TURİZM POTANSİYELİ VE YEREL HALKIN GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA”. Sivas Interdisipliner Turizm Araştırmaları Dergisi 7 (2): 291-316. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. http://sita.cumhuriyet.edu.tr/tr/pub/article/1600339
Özdemir, Özge ve Emre Hastaoğlu. 2024. “DİYARBAKIR İLİNİN KÜLTÜREL MİRASLARININ TURİZM POTANSİYELİ VE YEREL HALKIN GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA”. Sivas Interdisipliner Turizm Araştırmaları Dergisi 7 (2): 291-316. Erişim Tarihi: 1 Temmuz 2026. http://sita.cumhuriyet.edu.tr/tr/pub/article/1600339
Konum | Diyarbakır Türkiye | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Yapı Türü | Tarihi Savunma Surları | ||||||||
Bölümler | İçkale ve Dış Kale | ||||||||
İlk Yerleşim | İçkale (kentin kuzeydoğusu) | ||||||||
İnşa Tarihi | Kesin bilinmemekle birlikte, MÖ 3000-2500 (Hurriler) ve 4. yy (Roma, 349 - II. Constantius) | ||||||||
Toplam Uzunluk | Yaklaşık 5800 m (İçkale: 599 m, Dış Kale: 5200 m) | ||||||||
Yıkılan Bölüm | 645 m | ||||||||
Burç Sayısı | 101 (Dış Kale: 82, İçkale: 19) | ||||||||
Zemin | Volkanik bazalt plato | ||||||||
Duvar Yüksekliği | 8–12 metre | ||||||||
Duvar Kalınlığı | 3–5 metre | ||||||||
Ana Kapılar | Dağ Kapı Urfa Kapı Mardin Kapı Yeni Kapı | ||||||||
UNESCO Statüsü | 2015’te Dünya Mirası Listesi | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Diyarbakır Surları" maddesi için tartışma başlatın
Diyarbakır Surlarının Tarihsel Süreci
Erken Dönem, Roma ve Bizans İlaveleri
Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı Dönemlerindeki Yapısal Değişimler
Mimari ve Yapısal Özellikler
Dış Kale ve İç Kale Organizasyonu
Surlarda Bulunan Ana ve Tali Kapılar
Burçların Tipolojisi ve Mekânsal Özellikleri
Yapım Teknikleri ve Malzeme Kullanımı
Bazalt Taşı ve Harç Özellikleri
Duvar Örgü Sistemleri ve Payandalar
Plastik Ögeler: Kabartmalar, Figürler ve Kitabeler
Koruma Durumu, Tahribatlar ve Restorasyon Çalışmaları
Kentsel Genişleme ve Çatışma Süreçlerinin Surlara Etkileri
UNESCO Dünya Mirası Tescil Süreci ve Alan Yönetimi Planı
Belgeleme, Onarım ve Güncel Restorasyon Uygulamaları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.