İçinde, görünüşündeki açıklığı ve parlaklığı bozan bir şey bulunmayan, karışık ve bulanık olmayan, saf, berrak."Gölde, duru suyun üzerinde yüzen beyaz kuğular görülüyordu."
Sıfat
2.
Pürüzsüz, lekesiz ve saf (ten)."Onun duru teni, sabah güneşinde daha da parlıyordu."
Sıfat
3.
Arınmış, yalın, karışık olmayan (dil, üslup vb.)."Yazılarında duru bir Türkçe kullanarak herkesin anlayabileceği bir anlatım sağlıyordu."
Sıfat
İşaret Dili
D
u
r
u
Köken
Eski Türkçe turuġ “duruk, dingin, sakin, bulanık olmayan” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük, Eski Türkçe tur- fiilinden +I(g) ekiyle türetilmiştir.
Eski Kullanımlar:
Türkische Turfantexte, 900 yılından önce:"özüt üçün muŋsuz baçasız arıġ turuġ..." (ruh için günahsız, kusursuz, arı duru...)
Kaşgarlı Mahmud, Divânu Lugâti't-Türk, 1073:turuġ (dağda sığınma yeri, bir yayla adı, ikamet yeri).
Kullanım Alanları
Doğa ve Çevre: Duru su, berrak hava gibi fiziksel şeffaflığı ifade eden durumlar için kullanılır.
Güzellik ve Estetik: Pürüzsüz cilt ve doğal güzelliği tanımlamak için kullanılır.
Dil ve İfade: Açık, anlaşılır ve süssüz bir anlatımı tanımlamak için kullanılır.