Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
Gözetim kapitalizmi, bireylerin dijital ve fiziksel ortamlardaki davranışlarından elde edilen verilerin, ekonomik değer üretiminin temel girdisi hâline getirildiği bir kapitalizm biçimini tanımlayan kavramdır. Terim, özellikle sosyal medya, arama motorları, mobil uygulamalar ve nesnelerin interneti (IoT) gibi dijital sistemler aracılığıyla toplanan verilerin; kullanıcı davranışlarını tahmin etmeye, etkilemeye ve yönlendirmeye yönelik ticari amaçlarla kullanılmasını ifade eder.
Kavram, en kapsamlı biçimde sosyal bilimci Shoshana Zuboff tarafından geliştirilmiştir. Zuboff, gözetim kapitalizmini bireysel verilerin izinsiz ya da asimetrik rıza koşulları altında toplanmasına dayanan, yeni bir ekonomik düzen ve güç yapısı olarak ele alır.
1990’ların sonu ve 2000’lerin başında internetin yaygınlaşmasıyla birlikte dijital hizmetlerin büyük bölümü ücretsiz olarak sunulmaya başlanmıştır. Arama motorları, e-posta servisleri ve daha sonra sosyal ağlar; kullanıcıların doğrudan ödeme yapmadığı, buna karşılık reklam gelirleriyle finanse edilen bir iş modeli geliştirmiştir. Bu modelde kullanıcıların çevrim içi davranışları (arama sorguları, tıklamalar ve gezinme alışkanlıkları) reklam hedeflemesi için değerli bir veri kaynağı hâline gelmiştir.
Başlangıçta bu veriler, hizmetlerin teknik işleyişini iyileştiren yardımcı girdiler olarak değerlendirilirken; zaman içinde verinin kendisi, bağımsız bir ekonomik varlık ve rekabet avantajı unsuru olarak görülmeye başlanmıştır.
2000’li yılların ortalarından itibaren dijital ekonomi, “platformlaşma” olarak tanımlanan bir yapıya evrilmiştir. Arama motorları, sosyal medya platformları, mobil işletim sistemleri ve uygulama mağazaları; hem kullanıcı etkileşimlerini hem de veri akışlarını merkezîleştiren altyapılar hâline gelmiştir. Özellikle Google gibi şirketler, geniş kullanıcı tabanları ve sürekli veri üretimi sayesinde büyük ölçekli veri havuzları oluşturmuştur.
Bu süreçte veri toplama, yalnızca çevrim içi faaliyetlerle sınırlı kalmamış; konum bilgileri, mobil uygulama kullanımı, sensör verileri ve daha sonra nesnelerin interneti (IoT) cihazları yoluyla fiziksel dünyaya da yayılmıştır. Böylece bireylerin gündelik yaşamları, sürekli veri üreten bir faaliyet alanına dönüşmüştür.
Zuboff, gözetim kapitalizmi kavramını ilk kez sistematik biçimde 2015 yılında yayımlanan Big Other: Surveillance Capitalism and the Prospects of an Information Civilization adlı makalesinde ortaya koymuştur. Bu çalışmada yazar, büyük verinin teknik bir zorunluluktan ziyade, belirli kurumsal ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda şekillenen bir birikim mantığının ürünü olduğunu savunur.
Makalenin merkezinde, bireylerin davranışlarının sürekli olarak izlenmesi, kayda alınması ve analiz edilmesi yoluyla yeni bir güç ve kontrol mimarisinin oluştuğu iddiası yer alır. Zuboff bu mimariyi “Big Other” kavramıyla tanımlar ve klasik totaliter gözetim modellerinden ayırır. Big Other, merkezi bir otoriteden ziyade; dağıtık, algoritmik ve çoğu zaman kullanıcılar için görünmez olan dijital sistemler aracılığıyla işler.
Gözetim kapitalizminin operasyonel varsayımları büyük ölçüde Hal Varian’ın bilgisayar dolaylı işlemler üzerine kurulu teorilerine dayanmaktadır. Varian’a göre bu işlemler; veri çıkarma, yeni sözleşme formları oluşturma, kişiselleştirme ve sürekli deneyler yapma yoluyla ekonomide verimlilik artışı sağlar. Zuboff ise bu durumu, piyasanın belirsizliğini yok eden ve insan özerkliğini "otomatik itaat" ile değiştiren bir sözleşmesizlik süreci olarak niteler.
Zuboff’a göre gözetim kapitalizminin ayırt edici özelliği, davranışsal fazlalığın ekonomik bir kaynak olarak keşfedilmesidir. Davranışsal fazlalık, bir hizmetin çalışması için zorunlu olmayan, ancak kullanıcı davranışlarından elde edilebilen ek veri izlerini ifade eder. Bu veriler, zamanla yalnızca reklam hedeflemesi için değil; bireylerin gelecekteki davranışlarını tahmin etmeye ve yönlendirmeye yönelik ürünlerin temel girdisi hâline gelmiştir.
Bu noktada gözetim kapitalizmi, klasik piyasa kapitalizminden ayrılarak; kullanıcıları yalnızca “müşteri” ya da “tüketici” olarak değil, aynı zamanda sürekli veri üreten ve bu veriler üzerinden değer çıkarılan bir kaynak olarak konumlandırır.
Zuboff, 2019 yılında yayımlanan The Age of Surveillance Capitalism adlı kitabında, 2015 makalesinde ortaya koyduğu kavramsal çerçeveyi tarihsel bir anlatı içinde genişletmiştir. Kitapta gözetim kapitalizmi; sanayi kapitalizmi ve yönetim kapitalizmi gibi önceki ekonomik dönemlerle karşılaştırılarak ele alınır. Yazar, bu yeni düzenin yalnızca teknolojik yeniliklerin sonucu olmadığını; aynı zamanda düzenleyici boşluklar, kurumsal çıkarlar ve siyasal tepkisizlik tarafından mümkün kılındığını ileri sürer.
Bu sistem, geleneksel pazar dinamiklerinden farklı şekilde "birikim mantığı" ile çalışan bir yapıya sahiptir.
Davranışsal fazlalık, gözetim kapitalizminin temel hammaddesidir. Kullanıcıların tıklamaları, arama geçmişleri, konum hareketleri, sosyal etkileşimleri ve sensör çıktıları bu kapsama girer. Bu veri, kullanıcının bilgisi ve rızası sınırlı biçimde alınarak ekonomik değere dönüştürülür.
Zuboff'un tanımladığı çıkarım döngüsü, gözetimin derinleştiği dört aşamalı bir süreçle işler. İlk olarak giriş aşamasında, sensörler ve uygulamalar aracılığıyla kullanıcının ev, araba veya bedeni gibi dijital olmayan özel alanlarına sızılır. Ardından alışkanlık oluşturma devresiyle kullanıcı, bu araçları hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak kanıksar ve gözetimi normalleştirir. Süreç devam ederken toplanan sürekli veri akışı sayesinde uyarlama gerçekleşir ve algoritmalar kendini güncelleyerek tahmin kapasitesini artırır. Son aşama olan yönlendirme ile sistem sadece izleyici olmaktan çıkar; kullanıcının davranışlarını kâr amaçlı değiştirmeyi hedefleyen aktif müdahalelerde bulunur.
Toplanan veri, büyük veri analitiği ve makine öğrenmesi teknikleriyle tahmin ürünlerine dönüştürülür. Bu ürünler, "X kişisi %90 ihtimalle Cuma akşamı depresif hissedecek ve Y ürününü almaya meyilli olacak" gibi somut öngörülerdir. Bu öngörüler, reklam verenlere, sigorta şirketlerine veya siyasi kampanyalar düzenleyen şirketlere satılır.
Gözetim kapitalizmi sadece Google veya Facebook ile sınırlı kalmayıp tüm ekonomiye yayılmıştır. Bu genişleme kapsamında robot süpürgeler evin planını çıkarıp mobilyaların konumundan gelir düzeyi analizi yaparken, sigortacılık sektöründe araçlara takılan telemetri cihazları sürücü davranışlarını anlık izleyerek primleri belirlemektedir. Benzer şekilde sağlık teknolojilerinde akıllı saatler nabız ve uyku verileri üzerinden sağlık ve duygu durumu tahminleri yürütmektedir.
Ayrıca Zuboff'un bir gözetim kapitalizmi deneyi olarak nitelediği Pokemon Go gibi oyunlaştırma örneklerinde, oyuncular sanal ödüller peşinde koşarken aslında sponsorlu fiziksel mekanlara yönlendirilmekte, bu da davranışların ticari amaçlarla uzaktan kumanda edilmesinin somut bir örneğini oluşturmaktadır.
Gözetim kapitalizmi, mahremiyetin bireysel bir tercih veya kişisel alan meselesi olmaktan çıkarak yapısal bir güç ilişkisine dönüşmesine yol açtığı gerekçesiyle eleştirilmektedir. Shoshana Zuboff’a göre bu süreçte mahremiyet bütünüyle ortadan kalkmamakta; aksine bireylerin yaşamlarına ilişkin karar verme yetkileri, veri toplama ve işleme kapasitesine sahip gözetim aktörlerinde yoğunlaşmaktadır.
Bunun yanı sıra algoritmik hedefleme, kişiselleştirilmiş içerik sıralama ve mikro hedefleme uygulamalarının kamusal tartışmayı parçaladığı, ortak bir bilgi zeminini zayıflattığı ve demokratik süreçler üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ileri sürülmektedir. Veri temelli skorlamaya dayalı karar mekanizmalarının ise kredi, istihdam ve sigorta gibi alanlarda mevcut toplumsal eşitsizlikleri yeniden üretebileceği ve belirli gruplar açısından ayrımcılık risklerini artırabileceği savunulmaktadır.
Gözetim kapitalizmine yönelik düzenleme tartışmaları, kişisel verilerin korunması, algoritmik sistemlerin şeffaflaştırılması ve dijital platformların toplumsal etkilerinin denetlenmesi ekseninde şekillenmektedir. Bu kapsamda veri koruma mevzuatı, platform hesap verebilirliği, rekabet hukuku araçları ve gizlilik artırıcı teknolojiler, en yaygın politika önerileri arasında yer almaktadır. Uluslararası düzeyde özellikle Avrupa Birliği tarafından geliştirilen düzenlemeler, gözetim kapitalizmine karşı hukuki çerçeve oluşturma girişimleri olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’de bu tartışmalar ağırlıklı olarak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) çerçevesinde yürütülmektedir. KVKK, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel ilkeleri belirlemekle birlikte, dijital platformların veri temelli iş modelleri, algoritmik karar alma süreçleri ve davranışsal yönlendirme pratikleri üzerinde sınırlı bir etkiye sahiptir. Bu nedenle akademik ve hukuki değerlendirmelerde, gözetim kapitalizminin yapısal etkilerini kapsayan daha bütüncül bir dijital yönetişim yaklaşımına ihtiyaç olduğu görüşü dile getirilmektedir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gözetim Kapitalizmi" maddesi için tartışma başlatın
Kavramın Ortaya Çıkışı ve Tarihsel Arka Plan
Erken Dijital Kapitalizm ve Veri Temelli Gelir Modelleri
Platformlaşma ve Veri Yoğunlaşması
“Big Other” Makalesi ve Kavramsallaştırma
Davranışsal Fazlalığın Keşfi
Kitap Çalışması ve Tarihsel Derinlik
Kuramsal Çerçeve
Davranışsal Fazlalık
Çıkarım Döngüsü
Tahmin Ürünleri
Toplumsal ve Etik Tesirler
Düzenleme ve Alternatif Yaklaşımlar