Kullanılabilirlik sezgisi (İng. availability heuristic), bireylerin bir olayın sıklığını veya bir olayın olasılığını, o olayın örneklerinin veya ilişkili durumların akla gelme kolaylığına dayanarak değerlendirdiği zihinsel bir süreçtir. İnsanlar, olasılık veya sıklık gibi karmaşık yargılama görevleriyle karşılaştıklarında, bu zorlu görevleri daha basit zihinsel işlemlere indirgemek için sınırlı sayıda sezgisel yöntem kullanırlar. Kullanılabilirlik sezgisi, bu yöntemlerden biridir.
Bu sezgisel yol, sıklıkla doğru tahminlere yol açar, çünkü genel olarak sık karşılaşılan olayların örnekleri, nadir karşılaşılan olayların örneklerinden daha hızlı ve daha kolay hatırlanır. Bununla birlikte, akla gelme kolaylığı (bulunabilirlik), gerçek sıklık dışındaki faktörlerden de etkilendiği için bu sezgisele güvenmek sistematik yargı yanılgılarına yol açabilir.
Kullanılabilirlik sezgisi kavramı, ilk olarak 1973 yılında psikolog Amos Tversky ve Daniel Kahneman tarafından "Availability: A Heuristic for Judging Frequency and Probability" (Kullanılabilirlik: Sıklık ve Olasılık Yargısı için bir Sezgi) başlıklı makalelerinde ortaya konmuştur. Tversky ve Kahneman, bu çalışmada insanların olasılıkları değerlendirirken kullandıkları bilişsel mekanizmaları araştırmıştır.
Kurama göre bireyler, bir sınıfın sıklığını veya bir olayın olasılığını tahmin etmek için ilgili zihinsel işlemin (örneğin, geri çağırma, oluşturma veya ilişkilendirme) gerçekleştirilme kolaylığını değerlendirirler. Bu, "çağrışımsal mesafe"nin bir değerlendirmesi olarak da görülebilir. Örneğin, bir kişi:
Bu sezgiselin işleyişi için bireyin ilgili tüm örnekleri fiilen hatırlaması veya oluşturması gerekmez; yalnızca bu zihinsel işlemlerin ne kadar kolay yapılabileceğini değerlendirmesi yeterlidir.
Kullanılabilirlik sezgiselinin sistematik yanılgılara yol açmasının temel nedeni, hatırlama veya zihinde canlandırma kolaylığının, olayın gerçek istatistiksel sıklığı dışındaki birçok faktörden etkilenmesidir. Bir örnek akla ne kadar kolay gelirse, o olayın o kadar olası veya sık olduğu varsayılır.
Yargıları saptırabilen bu faktörler şunları içerir:
Tversky ve Kahneman (1973), kullanılabilirlik sezgiselinin etkilerini göstermek için bir dizi deney gerçekleştirmiştir:
Katılımcılara, İngilizce bir metinde 'K' harfinin ilk harf olarak mı yoksa üçüncü harf olarak mı daha sık göründüğü sorulmuştur. Çoğu katılımcı, 'K' ile başlayan kelimeleri (örn. kitchen, key) akıllarına getirmenin, 'K' harfinin üçüncü sırada olduğu (örn. ask, acknowledge) kelimeleri getirmekten daha kolay olması nedeniyle, ilk konumun daha sık olduğuna karar vermiştir. Gerçekte ise 'K' harfi tipik metinlerde üçüncü konumda yaklaşık iki kat daha fazla görünür. Aynı etki K, L, N, R, V harfleri için de gözlenmiştir.
Katılımcılara, içinde hem erkek hem de kadın isimleri bulunan listeler dinletilmiştir. Listelerden birinde 19 ünlü kadın ve 20 daha az ünlü erkek ismi bulunurken, diğerinde 19 ünlü erkek ve 20 daha az ünlü kadın ismi bulunuyordu. Katılımcılardan listede hangi cinsiyetin daha fazla olduğunu tahmin etmeleri istendiğinde, ünlü isimlerin bulunduğu cinsiyetin (gerçekte sayıca daha az olmalarına rağmen) daha sık olduğunu belirtme eğiliminde olmuşlardır. Ünlü isimler daha tanıdık oldukları için daha kolay hatırlanmıştır.
Katılımcılardan, 10 kişilik bir gruptan 2 kişilik veya 8 kişilik kaç farklı komite oluşturulabileceğini tahmin etmeleri istenmiştir. Katılımcılar, 2 kişilik komite sayısını, 8 kişilik komite sayısından çok daha fazla tahmin etmişlerdir. Oysa (<span class="katex"><span class="katex-html" aria-hidden="true"><span class="base"><span class="strut" style="height:1.1901em;vertical-align:-0.345em;"></span><span class="mord"><span class="mopen nulldelimiter"></span><span class="mfrac"><span class="vlist-t vlist-t2"><span class="vlist-r"><span class="vlist" style="height:0.8451em;"><span style="top:-2.655em;"><span class="pstrut" style="height:3em;"></span><span class="sizing reset-size6 size3 mtight"><span class="mord mtight"><span class="mord mtight">2</span></span></span></span><span style="top:-3.23em;"><span class="pstrut" style="height:3em;"></span><span class="frac-line" style="border-bottom-width:0.04em;"></span></span><span style="top:-3.394em;"><span class="pstrut" style="height:3em;"></span><span class="sizing reset-size6 size3 mtight"><span class="mord mtight"><span class="mord mtight">10</span></span></span></span></span><span class="vlist-s"></span></span><span class="vlist-r"><span class="vlist" style="height:0.345em;"><span></span></span></span></span></span><span class="mclose nulldelimiter"></span></span></span></span></span>) ve (<span class="katex"><span class="katex-html" aria-hidden="true"><span class="base"><span class="strut" style="height:1.1901em;vertical-align:-0.345em;"></span><span class="mord"><span class="mopen nulldelimiter"></span><span class="mfrac"><span class="vlist-t vlist-t2"><span class="vlist-r"><span class="vlist" style="height:0.8451em;"><span style="top:-2.655em;"><span class="pstrut" style="height:3em;"></span><span class="sizing reset-size6 size3 mtight"><span class="mord mtight"><span class="mord mtight">8</span></span></span></span><span style="top:-3.23em;"><span class="pstrut" style="height:3em;"></span><span class="frac-line" style="border-bottom-width:0.04em;"></span></span><span style="top:-3.394em;"><span class="pstrut" style="height:3em;"></span><span class="sizing reset-size6 size3 mtight"><span class="mord mtight"><span class="mord mtight">10</span></span></span></span></span><span class="vlist-s"></span></span><span class="vlist-r"><span class="vlist" style="height:0.345em;"><span></span></span></span></span></span><span class="mclose nulldelimiter"></span></span></span></span></span>) sayıları matematiksel olarak eşittir (her ikisi de 45'tir). Yanılgının nedeni, 2 kişilik küçük komiteleri zihinsel olarak oluşturmanın (örn. 10 kişiden beş ayrı 2'li grup oluşturmak), örtüşen üyeliklere sahip 8 kişilik komiteleri (örn. herhangi iki 8'li grup en az altı üyeyi paylaşır) oluşturmaktan daha kolay olmasıdır.
Kullanılabilirlik sezgiseline ilişkin sonraki araştırmalar, Tversky ve Kahneman'ın orijinal çalışmalarındaki bir belirsizliği ele almıştır: Yargılar, örneklerin akla gelmesinin fenomenolojik deneyimine (yani, hissedilen kolaylık veya zorluk) mi, yoksa akla gelen içeriğin kendisine mi (yani, hatırlanan örneklerin sayısı veya yanlı bir örnelem) dayanmaktadır?.
Norbert Schwarz ve çalışma arkadaşları (1991), bu iki faktörü birbirinden ayırmak için tasarlanmış deneyler yürütmüştür. Bu deneylerde, katılımcılardan kendi iddiacılık (assertiveness) düzeylerini değerlendirmeden önce, iddiacı veya iddiacı olmayan davranışlarına dair belirli sayıda örnek hatırlamaları istenmiştir:
Bu bulgular, insanların yalnızca ne hatırladıklarına değil, aynı zamanda o bilgiyi hatırlarken ne hissettiklerine (kolaylık veya zorluk) de dayandıklarını göstermektedir. Hatırlama deneyiminin öznel kolaylığı, hatırlanan içeriğin kendisinden ayrı bir bilgi kaynağı olarak işlev görür.
Deneyimlenen kolaylığın bir bilgi kaynağı olarak kullanılması, onun nedensel atfına bağlıdır. Schwarz ve arkadaşlarının (1991) yürüttüğü bir başka deneyde, katılımcıların hatırlama kolaylığını veya zorluğunu, yargıyla ilgisiz bir dış kaynağa (örneğin, arka planda çalan ve hafızayı kolaylaştırdığı veya zorlaştırdığı iddia edilen müzik) atfetmeleri sağlanmıştır.
Bu yanlış atfetme koşulu altında, hissedilen kolaylığın veya zorluğun "bilgisel değeri" göz ardı edilmiştir. Sonuç olarak, katılımcılar öznel deneyimlerini dikkate almamış ve bunun yerine hatırlanan içeriğe dayanmışlardır: 12 örnek hatırlayanlar (zoru başaranlar), 6 örnek hatırlayanlardan daha aşırı yargılarda bulunmuşlardır. Bu durum, sezgiselin kullanımının, deneyimlenen kolaylığın olayın sıklığına atfedilmesine bağlı olduğunu göstermektedir.
Kullanılabilirlik sezgisi, başta risk algısı ve tüketici davranışları olmak üzere çeşitli alanlardaki yargıları etkilemektedir.
Kullanılabilirlik sezgisi, sıradan insanların riskleri nasıl değerlendirdiğini açıklayan temel mekanizmalardan biri olarak kabul edilir. Pachur ve çalışma arkadaşları (2012), farklı risk algısı ölçütleri (sıklık tahmini, istatistiksel yaşam değeri, algılanan risk) üzerinden kullanılabilirlik sezgisini ve duygu sezgisini (affect heuristic) karşılaştırmıştır.
Folkes (1988) tarafından yapılan araştırmalar, kullanılabilirlik sezgisinin tüketicilerin ürünlerin bozulma veya başarısız olma olasılığı hakkındaki yargılarını etkilediğini göstermiştir. Bir ürün başarısızlığı olayı ne kadar "ayırt edici" (distinctive) ise, o kadar fazla dikkat çeker ve hafızada o kadar erişilebilir hale gelir.
Kullanılabilirlik sezgisi, aynı zamanda "yanlış ilişkilendirme" fenomenini açıklamak için de kullanılmıştır. Yanlış ilişkilendirme, gerçekte bir ilişkisi olmayan veya zayıf bir ilişkisi olan iki olayın (örn. belirli bir klinik semptom ile bir tanı) birlikte sık meydana geldiğine dair yanlış bir algıdır. Bu yanılgı, iki olayın kavramsal olarak güçlü bir çağrışıma sahip olmasından kaynaklanır. Birey, birlikte meydana gelme sıklığını değerlendirirken, bu çağrışımın gücüne (yani, birini düşündüğünde diğerinin akla gelme kolaylığına) dayanır.
Kullanılabilirlik sezgisi, sadece geçmiş örnekleri hatırlayarak değil, aynı zamanda gelecekteki olaylara veya benzersiz durumlara (örn. bir siyasi skandalın sonucu, bir hastanın prognozu) ilişkin senaryolar oluşturarak da işler. Bir senaryo ne kadar kolay ve makul bir şekilde kurgulanabiliyorsa, o olayın gerçekleşme olasılığı o kadar yüksek algılanır.
Kullanılabilirlik sezgisi, Tversky ve Kahneman tarafından tanımlanan diğer bilişsel kestirme yollarla sıkça birlikte anılır.
Özellikle risk algısı bağlamında, kullanılabilirlik sezgisi ile duygu sezgisi sıkça karşılaştırılmıştır. Duygu sezgisi, insanların bir uyarana (örn. "nükleer enerji", "kanser") yönelik duygusal tepkilerini (örn. "korku" veya "dehşet" hissi), o uyarının riskini veya faydasını değerlendirmek için bir bilgi kaynağı olarak kullanmaları sürecidir. Pachur vd. (2012) çalışması, kullanılabilirliğin (doğrudan deneyim) risk sıklığı yargılarında daha baskınken , duygu sezgisinin istatistiksel yaşam değeri (VSL) gibi parasal ve bireysel değerlendirmelerde daha belirgin olduğunu bulmuştur.
Bu sezgisel, bir olayın olasılığının, o olayın bir popülasyonun veya sürecin temel özelliklerini ne kadar iyi "temsil ettiğine" veya ona ne kadar benzediğine göre yargılandığı süreçtir. Örneğin, bir kişinin tanımı bir mühendis klişesine uyuyorsa, o kişinin mühendis olma olasılığı yüksek tahmin edilir. Tversky ve Kahneman (1973), bir problemin sunuluş biçiminin hangi sezgiselin kullanılacağını belirleyebileceğini göstermiştir. Bir olasılık problemini "yol diyagramı" olarak sunmak kullanılabilirlik sezgisini tetiklerken, aynı problemi istatistiksel olarak özdeş bir "kart oyunu" olarak sunmak temsil edicilik sezgisini tetiklemiş ve farklı yargı sonuçlarına yol açmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kullanılabilirlik Sezgisi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Gelişim ve Temel Kuram
Mekanizma ve Yanılgı Kaynakları
Temel Deneysel Bulgular
Harf Sıklığı Yanılgısı
Ünlü İsimler Yanılgısı
Kombinasyon ve Yolların Tahmini
Sezgiselin Bileşenleri: Hatırlama Kolaylığı ve Hatırlanan İçerik
Yanlış Atfetme (Misattribution)
Uygulama Alanları ve İlgili Kavramlar
Risk Algısı
Tüketici Davranışları ve Ürün Başarısızlığı
Ayırt Edicilik Örnekleri
Yanlış İlişkilendirme (Illusory Correlation)
Senaryo Oluşturma (Scenario Construction)
İlgili Diğer Sezgiseller
Duygu Sezgisi (Affect Heuristic)
Temsil Edicilik Sezgisi (Representativeness Heuristic)
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.