Mülkiyet hakkı, Eşya Hukuku'nun temel konularından biridir. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 683'e göre, "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." Bu hak, sahibine eşya üzerinde en geniş yetkileri tanıyan ayni bir haktır. Klasik anlayışta mülkiyet, sadece yetkilerden oluşan bir hak olarak görülürken, çağdaş görüşler mülkiyet hakkının içeriğine birtakım ödevlerin de dahil edilmesi gerektiğini savunur.
Mülkiyet hakkı, malike hem olumlu yetkiler hem de koruyucu yetkiler sağlar. Aynı zamanda malike bazı ödevler de yükler.
Mülkiyet hakkı çeşitli hukuki yollarla korunur. Bu koruma, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler, yerel düzenlemeler ile hem kamu hukuku hem özel hukuk alanlarında sağlanır. Özel hukuk alanındaki temel koruma yolları istihkak davası ve elatmanın önlenmesi davasıdır.
Dolaysız zilyet durumunda olmayan malikin, malik olmayan zilyede karşı mülkiyet hakkına dayanarak açabildiği, haksız olarak ele geçirilen veya alıkonulan eşyanın geri verilmesini sağlamayı amaçlayan, ayni nitelikte bir eda davasıdır. Bu dava, hem taşınır hem de taşınmaz mallar için açılabilir. Ayni bir hakka dayandığı için zamanaşımına uğramaz. Davacı, çekişmeli malın dolaylı zilyedi olmayan malikidir; dolaylı zilyet hatta hiç zilyet olmamış malik de bu davayı açabilir. Davalı ise, eşyaya haksız olarak el koyan ve onu halen zilyetliğinde bulunduran kişidir. İspat yükü kural olarak davacıya aittir; davacı, mülkiyet hakkına sahip olduğunu ispat etmek zorundadır.
Malikin mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanmasının haksız olarak engellenmesi, kısıtlanması veya zorlaştırılması durumunda, malike kendini koruma imkanı veren bir davadır. Dava, mevcut bir elatmayı sonlandırmak veya ileride böyle bir elatmanın gerçekleşmesi ihtimalinin olduğu durumlarda açılabilir. Dava açılabilmesi için eşyanın hasara uğraması, davacının zarara uğraması veya davalının kusurlu olması şart değildir; elatmanın hukuka aykırı ve haksız olması yeterlidir. Bu dava da ayni bir davadır ve zamanaşımına uğramaz; haksız elatma devam ettiği sürece açılabilir. Davacı, mülkiyet hakkına elatılan taşınır veya taşınmaz bir malın malikidir. İspat yükü kural olarak davacıdadır; davacı, mülkiyet hakkını, haksız elatmayı, davalının hukuka aykırı davranışını ve ihlal arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmek zorundadır.
Mülkiyetin konusu eşyadır ve belirlilik ilkesi gereği mülkiyet hakkı eşyanın tümünü kapsar.
Yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Yapılar, dikili bitkiler ve kaynaklar kanun gereği bütünleyici parça sayılan şeylerdendir.
Asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Eklenti, asıl şeyden bağımsız bir hukuki varlık olarak ayrı bir ayni hak konusu olabilir ve farklı kişilere ait olması mümkündür. Ancak, bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.
Mülkiyet hakkı, hak sahibi sayısına ve bu kişilerin eşya üzerindeki ilişkilerine göre farklı türlere ayrılır.
Birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olması durumudur. Her paydaş, soyut bir pay üzerinde diğerlerinden bağımsız bir tasarruf yetkisine sahiptir ve bu hakkını payı oranında kullanır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur; pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir. Paylı mülkiyet, hukuki işlem, yetkili makamın kararı veya kanun yoluyla kurulabilir. Paydaşlar, paylı malın yönetimi, kullanılması ve yararlanılması konularında kanuni düzenlemelere tabidirler veya kendi aralarında kanunda yer alan emredici hükümlere aykırı olmayacak şekilde farklı düzenlemeler yapabilirler. Paylı mülkiyet, bir veya birkaç paydaş bakımından payın devri, terki veya paydaşlıktan çıkarılma gibi sebeplerle sona erebileceği gibi; bütün paydaşlar bakımından malın devri, terki, yok olması, kamulaştırılması veya paylaşma yoluyla da sona erebilir.
Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan bir topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortaklar mülkiyet hakkına elbirliği ile sahiptirler. Elbirliği ortaklığı, miras ortaklığı gibi hukuki bir olayla veya karı koca mal ortaklığı, aile malları ortaklığı, adi ortaklık gibi hukuki işlemlerle meydana gelebilir. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kural olarak, gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.
Taşınmaz mülkiyetinin konusu arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir (TMK m.704).
Taşınmaz mülkiyeti aslen veya devren kazanılabilir. Devren kazanmanın hukuki işlemle gerçekleştiği durumlarda kazanım, tapu kütüğüne yapılacak tescille olur (TMK m.705/1). Ancak miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır (TMK m.705/2).
Geçerli bir kazanma sebebinin (genellikle mülkiyeti devir borcu doğuran bir sözleşme) ve buna dayanan bir tescil istemi ile tapu siciline yapılan tescilin varlığı gerekir. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde (tapu sicil müdürü veya görevlileri tarafından) düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır (TMK m.706).
Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, bu yolla kazandığı mülkiyet hakkına itiraz edilemez.
Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan veya maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bir parçasının zilyedi, o taşınmaza malik sıfatıyla davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle zilyet bulunursa, tescil davası açarak mülkiyetin adına tescilini isteyebilir. Maddi şartların gerçekleşmesiyle mülkiyet tescilden önce kazanılmış olur.
Taşınmaz mülkiyeti, terkin (malikin mülkiyet hakkından feragat etmesi) veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla mutlak olarak sona erer. Mülkiyet hakkının sona ermeyip sadece el değiştirmesi ise nispi kayıp olarak adlandırılır.
Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
Taşınmazın sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Tapu planları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plandaki sınırdır.
Malik, hava ve toprak katmanlarında kullanılmasında yarar bulunmayan alanın kullanılmasına engel olamaz.
Taşınmaz mülkiyeti, malikin yetkilerini sınırlayan çeşitli kısıtlamalara tabi olabilir. Bu kısıtlamalar hukuki işlemden veya kanundan doğabilir.
Taşınmaz malikinin bizzat yaptığı hukuki işlemlerle mülkiyet hakkının kendisine sağladığı yetkileri kısıtlamasıdır. Örnekler:
Kanun hükmüne dayanır ve tapu kütüğüne tescil edilmeksizin etkili olurlar. Kamu hukuku kısıtlamaları (örneğin imar, sağlık, doğal afetlerle ilgili düzenlemeler) ve özel hukuk kısıtlamaları (özellikle komşuluk hukukundan doğanlar) olarak ikiye ayrılır.
Tasarruf Yetkisi Kısıtlamaları: Paylı mülkiyette yasal önalım hakkı (TMK m.732 vd.) ve tarım arazilerinde yasal önalım hakkı.
Yararlanma Yetkisi Kısıtlamaları (Komşuluk Hukuku):
Başkasının Arazisine Girme Hakkı Veren Kısıtlamalar: Orman ve meraya girme (TMK m.751), sürüklenen şeylerin alınması (TMK m.752), zorunluluk hali (TMK m.753) ve diğer geçit hakları (TMK m.748).
Kamu yararı için konulan kısıtlamalar kaldırılamaz ve değiştirilemez (MK 731/3). Kanundan doğan özel hukuk kısıtlamalarının kaldırılması veya değiştirilmesi ise, buna ilişkin sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesine ve tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır (MK 731/2).
Sirmen, Lale. Eşya Hukuku. 10. baskı. Ankara: Yetkin Yayınları, 2022.
Türkiye Cumhuriyeti. Türk Medenî Kanunu (Kanun No. 4721). Erişim Tarihi 14 Mayıs 2025. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Mülkiyet Hakkı" maddesi için tartışma başlatın
Mülkiyet Hakkının İçeriği
Malikin Yetkileri
Malikin Ödevleri (Yükümlülükleri)
Mülkiyet Hakkının Korunması
İstihkak Davası (TMK m.683/II)
Elatmanın Önlenmesi Davası (Müdahalenin Men'i Davası) (TMK m.683/II)
Mülkiyetin Konusu ve Kapsamı
Bütünleyici Parça (Mütemmim Cüz - TMK m.684)
Eklenti (Teferruat - TMK m.686)
Mülkiyet Çeşitleri
Paylı Mülkiyet (Müşterek Mülkiyet - TMK m.688 vd.)
Elbirliği Mülkiyeti (İştirak Halinde Mülkiyet - TMK m.701 vd.)
Taşınmaz Mülkiyeti
Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması
Tescille Kazanma
Tescilden Önce Kazanma Halleri
Taşınmaz Mülkiyetinin Zamanaşımı Yoluyla Kazanılması
Olağan (Sicile Dayanan) Zamanaşımı (TMK m.712)
Olağanüstü (Sicil Dışı) Zamanaşımı (TMK m.713)
Taşınmaz Mülkiyetinin Kaybı (TMK m.717)
Taşınmaz Mülkiyetinin Kapsamı (TMK m.718)
Yatay Kapsam (TMK m.719)
Dikey Kapsam
Madde İtibariyle Kapsam
Taşınmaz Mülkiyetinin Kısıtlamaları
Hukuki İşlemden Doğan Kısıtlamalar
Kanundan Doğan Kısıtlamalar
Özel Hukuk Kısıtlamaları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.