Birey ya da grupların etnik kökeni, dinî inancı, cinsiyeti, dili veya diğer kimlik özellikleri üzerinden aşağılanması, ötekileştirilmesi ve hedef alınması amacı taşıyan söylemsel ifadeleri nefret söylemi olarak adlandırılır. Günlük hayatın içine sızan bu söylem, çoğu zaman fark edilmeden yeniden üretilir.
Nefret söylemi, çoğunlukla iktidar savaşı ya da ekonomik paylaşım gibi nedenlerle ortaya çıkan, ancak yeni medyada dolaşıma girdikten sonra sıradan bireyler tarafından da onaylanan, ötekileştirme, düşmanlaştırma ve değersizleştirme ideolojisini barındıran bir ifade biçimidir.【1】 Yani mesele sadece bir kelimede ya da ifadede değil; o kelimenin taşıdığı niyet ve toplumsal anlamlarda gizli.
Bu durum, yalnızca bireysel bir düşünce biçimi değil, toplumsal yapılar içinden beslenen ve farklı medya araçları vasıtasıyla yayılan bir iletişim biçimidir. Bu söylem biçimi, çoğu zaman “biz” ve “öteki” ayrımına dayanarak toplum içi kutuplaşmaları derinleştirir. Dijital çağda daha karmaşık bir hâl aldığını gördüğümüz bu ayrım, sadece dijital platformlarda değil, gündelik hayatımızda da düşündüğümüzden daha çok karşımıza çıkıyor.
Yeni medya, kullanıcıların içerik üretimine aktif biçimde katılabildiği, çok yönlü ve eş zamanlı etkileşim imkânı sunan dijital bir iletişim ortamıdır. Web 2.0 teknolojileriyle biçimlenen bu ortam, haber ve bilgiye hızlı erişim, içerik üretme ve yayma gibi olanaklar sunarken aynı zamanda etik ve hukuki sorunları da beraberinde getirmiştir. Yeni medya, nefret söyleminin yalnızca dolaşıma girmesine değil, aynı zamanda meşrulaşmasına da zemin hazırlamaktadır. Vardal’a göre, yeni medyanın görece demokratik yapısı, kullanıcı içerikli paylaşımları yaygınlaştırarak bu söylemin üretici ve tüketiciler tarafından kanıksanmasına neden olmaktadır.【2】 Sosyal medya platformlarında sıklıkla karşılaşılan bu dil, zamanla olağanlaşan bir iletişim biçimine dönüşmektedir.
Hatice Köybaşı da benzer şekilde, sosyal medyada nefret söyleminin içerik sorumluluğu, denetimsizlik ve anonimlik gibi yapısal nedenlerle hızla yayıldığını ve bunun özellikle X gibi platformlarda daha belirgin hâle geldiğini ifade etmektedir. Kullanıcılar, kimi zaman yüz yüze ilişkilerdeki etik sınırların dışına çıkarak dijital platformlarda daha saldırgan, dışlayıcı ve ötekileştirici bir dil kullanabilmektedir.【3】

Medyada Nefret Söylemini Temsil Eden Bir Görsel (Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur)
Nefret söyleminin kaynağı doğrudan medya değildir. Bu söylem biçimi, tarihsel, kültürel ve ideolojik yapıların ürünüdür. Ancak medya, bu söylemi görünür kılmakta ve yaygınlaştırmakta etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla bireylerin gündelik çevrim içi pratikleri, bu söylemlerin yeniden üretiminde önemli bir rol üstlenmektedir. Yeni medya, profesyonel editoryal süzgeçten geçmeyen kullanıcı içerikleri nedeniyle bu söylemin daha da denetimsiz biçimde yayılmasına neden olmaktadır. 【4】
X, sınırlı karakterle kısa iletiler aracılığıyla kullanıcıların düşünce ve görüşlerini hızlıca paylaşabildiği bir mikroblog platformudur. Bu özelliği, nefret söyleminin kısa ama etkili biçimde yayılmasına neden olmaktadır.【5】 Köybaşı, X'ın asenkron iletişim yapısı ve anonimlik imkânı ile birlikte kullanıcıların nefret söylemi içeren içerikleri daha kolay ve yaygın biçimde üretip yayabildiğini belirtmektedir.【6】
Bazen sadece birkaç kelimeyle kurulan bir cümle, yüzlerce kişi tarafından paylaşılıyor; etkisi ise çok daha büyük olabiliyor. Özellikle etnik, dinî ve cinsel kimliklere yönelik önyargılı ve ayrımcı ifadeler, kullanıcı yorumları aracılığıyla yeniden üretilmekte; sosyal medya algoritmaları ise bu içeriklerin benzer görüşteki kullanıcılarla buluşmasını kolaylaştırmaktadır. Bu durum, yankı odaları oluşturarak nefret söyleminin daha da radikalleşmesine neden olabilmektedir. Yani bu içerikler yalnızca bireyleri değil, toplumu da dönüştürme gücüne sahip.
Nefret söylemi, medya ve toplum ilişkisi bağlamında ele alınması gereken çok katmanlı bir sorundur. Yeni medya hem ifade özgürlüğü açısından fırsatlar sunmakta hem de bireylerin ayrımcılığa maruz kalmasına neden olabilecek riskleri barındırmaktadır. Bu tablo karşısında alınabilecek önlemler ve geliştirilecek farkındalık çalışmaları kritik önem taşımaktadır. Ama bu gidişatın önüne geçmek de elimizde.
Bu söylemlerin önüne geçilebilmesi için medya okuryazarlığına dayalı farkındalık çalışmaları da bir hayli önem kazanmaktadır. Ayrıca etik ilkelerin yeni medya ortamlarında da geçerli olması yönünde toplumsal bilinç geliştirilmesi gerekli olduğu gibi bireysel ifade özgürlüğünün sınırları içerisinde yer alan eleştirel söylemler ile ayrımcılık üreten nefret söylemleri arasındaki farkın iyi kavranması, demokratik bir iletişim ortamının tesisi için elzemdir.
[1]
Zeynep Burcu Vardal, “Nefret Söylemi ve Yeni Medya,” Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi 2, sayı 1 (2015): 136
[2]
Zeynep Burcu Vardal, “Nefret Söylemi ve Yeni Medya,” Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi 2, no. 1 (2015): 133
[3]
Hatice Köybaşı, “Social Media and Hate Speech: A Twitter Example,” Journalism and Mass Communication 13, no. 3 (2023): 150
[4]
Zeynep Burcu Vardal, “Nefret Söylemi ve Yeni Medya,”Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi 2, no. 1 (2015): 134.
[5]
Hatice Köybaşı, “Social Media and Hate Speech: A Twitter Example,” Journalism and Mass Communication 13, no. 3 (2023): 151
[6]
Hatice Köybaşı, “Social Media and Hate Speech: A Twitter Example,” Journalism and Mass Communication 13, no. 3 (2023): 146–53.
Yeni Medya Bağlamında Nefret Söyleminin Yeri
Toplumsal ve Medyatik Dinamikler
X Örneği ve Yayılım Özellikleri
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.