Asıl adı Muhyiddin Pîrî olan Pîrî Reis, 16. yüzyıl Osmanlı denizcilik tarihinin hem askeri hem de bilimsel açıdan en üretken şahsiyetlerinden sayılmaktadır. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde donanmada üst düzey görevler üstlenmiş, ancak asıl şöhretini dünya haritacılık tarihine geçen eserleriyle kazanmıştır. Akdeniz korsanlığından (gaza) devletin resmi amiralliğine uzanan kariyeri, Kahire’de siyasi ve askeri çekişmelerin gölgesinde gerçekleşen idamıyla son bulmuştur.
Doğumu, Ailesi ve Gençlik Yılları
Pîrî Reis’in kesin doğum tarihi ve yeri hakkındaki bilgiler, arşiv kaynaklarının sınırlılığı nedeniyle net değildir. Ancak Kitâb-ı Bahriye’deki ifadeler ve modern araştırmalar ışığında, ailenin Karaman kökenli olduğu ve Fatih Sultan Mehmed dönemindeki nüfus nakli politikasıyla önce İstanbul’a, ardından dönemin denizcilik üssü Gelibolu’ya yerleştirildiği kabul edilmektedir. Tahmini doğum tarihi 1465 ile 1470 yılları arasına tarihlendirilmektedir.【1】

Pîrî Reis'in Portresi (AA)
Denizcilikle tanışması, dönemin ünlü Türk denizcisi olan amcası Kemal Reis’in yanında gerçekleşmiştir. Henüz genç bir levend (gönüllü denizci) iken 1481-1494 yılları arasında Batı Akdeniz’de; İspanya, Fransa, Korsika ve Sardinya kıyılarında bağımsız akınlara katılmıştır. Bu süreç, Pîrî Reis’in Akdeniz coğrafyasını, rüzgar rejimlerini ve liman özelliklerini uygulamalı olarak öğrenmesini sağlamış, ileride kaleme alacağı eserlerin altyapısını oluşturmuştur.【2】
Osmanlı Donanmasına İntikal ve Savaşlar
II. Bayezid, Osmanlı donanmasını açık denizlerde Venedik ile rekabet edebilecek bir seviyeye getirmek amacıyla bir karar alarak, Akdeniz’deki tecrübeli Türk korsanlarını devlet hizmetine davet etmiştir. Bu davet üzerine 1494 yılında amcası Kemal Reis ile birlikte İstanbul’a gelen Piri Reis, padişahın huzuruna çıkarak resmen Osmanlı donanmasına katılmıştır. Bu katılım, Piri Reis’in statüsünü "levend"likten, devletten maaş (ulûfe) alan resmi bir "Reis" statüsüne yükseltmiştir.
Piri Reis’in donanmadaki ilk büyük sınavı, 1499-1502 yılları arasında süren Osmanlı-Venedik Savaşları olmuştur. Özellikle Ağustos 1499’da gerçekleşen ve deniz harp tarihinde "Zonchio Savaşı" (Sapienza Deniz Savaşı) olarak bilinen çatışma, Osmanlıların açık denizde kalyonları ve ateşli silahları etkin kullandığı ilk büyük meydan muharebesidir. Piri Reis, bu savaşta Kemal Reis’in ana filosunda gemi komutanı olarak görev yapmış ve Venedik donanmasının imhasında rol oynamıştır. Savaşın ardından Venedik’in "İki Gözü" olarak adlandırılan stratejik Modon ve Koron kaleleri ile Navarin fethedilmiştir. Piri Reis, bu fetihler sırasında sadece askeri bir rol üstlenmemiş, aynı zamanda bu limanların topografik yapılarını, savunma düzenlerini ve su derinliklerini kaydederek, ileride yazacağı Kitâb-ı Bahriye için veriler toplamıştır.

Pîrî Reis'in Çizdiği 1513 Tarihli Dünya Haritası (AA)
Osmanlı denizciliğinin yükseliş döneminde, 1511 yılı Piri Reis için bir kırılma noktası olmuştur. Amcası ve hamisi olan Kemal Reis, Ege Denizi’nde yakalandığı şiddetli bir fırtına sonucu gemisinin batmasıyla hayatını kaybetmiştir. Kemal Reis’in ölümü, Piri Reis’i sadece bir aile büyüğünden değil, aynı zamanda saraydaki en güçlü siyasi desteğinden de mahrum bırakmıştır.【3】
Bu kaybın yarattığı manevi sarsıntı ve değişen siyasi konjonktür nedeniyle Piri Reis, aktif sefer hayatına ara vererek Gelibolu’ya çekilmiştir. Ancak bu dönem, pasif bir yas süreci değil, yoğun bir bilimsel üretim evresi olmuştur. Gelibolu’daki bu "inziva" yıllarında (1511-1513), amcasıyla ve tek başına yaptığı seferlerde tuttuğu notları tasnif etmiş, ele geçirdiği yabancı haritaları incelemiş ve dünya haritacılık tarihinin en önemli eserlerinden biri olan 1513 tarihli Dünya Haritası’nı burada çizmiştir. Dolayısıyla Kemal Reis’in ölümü, paradoksal bir şekilde, Piri Reis’in askeri kimliğinden sıyrılıp "kartograf" kimliğini inşa etmesine zemin hazırlamıştır.
Bilimsel Eserleri ve Kartografik Başarıları
Piri Reis’in dünya bilim tarihindeki yeri, askeri başarılarından ziyade haritacılık alanındaki çalışmalarıyla tanımlanmaktadır.
- 1513 Tarihli Dünya Haritası: Pîrî Reis, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi (1516-1517) sırasında donanmayla Kahire’ye gitmiş ve burada ünlü dünya haritasını padişaha sunmuştur. Ceylan derisi üzerine çizilen ve günümüze sadece Atlantik Okyanusu ile Amerika kıyılarını gösteren parçası ulaşan bu harita; Kristof Kolomb’un kayıp haritası, Portekiz haritaları ve İslam coğrafyacılarının verilerinin bir sentezidir. Harita, Güney Amerika kıyılarını büyük bir doğrulukla yansıtması bakımından 16. yüzyıl kartografyasının zirvesi kabul edilmektedir.【4】
- 1528 Tarihli İkinci Dünya Haritası ve Kuzey Amerika : Pîrî Reis, ilk dünya haritasından 15 yıl sonra, kartografik yeteneğinin zirvesi kabul edilen ikinci bir dünya haritası çizerek Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuştur. Deve derisi üzerine sekiz renk kullanılarak hazırlanan bu eserden günümüze, haritanın kuzeybatı köşesini oluşturan 68x69 cm boyutlarında bir parça ulaşmıştır. Bu parça, Grönland’ın güneyinden başlayarak Kanada, Newfoundland (Terra Nova), Florida, Küba, Bahamalar ve Orta Amerika kıyılarına kadar uzanan bölgeyi kapsamaktadır.
Pîrî Reis'in Kitâb-ı Bahriye Kitabını Konu Alan Video (MEB)
- Kitâb-ı Bahriye (1521 ve 1526): Pîrî Reis'in başyapıtı olan bu eser, Ege ve Akdeniz kıyılarının, adaların ve limanların detaylı çizimlerini içeren bir denizcilik rehberidir. Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa’nın teşvikiyle genişletilerek 1526’da Kanuni Sultan Süleyman’a sunulan ikinci versiyon, sadece teknik bir kılavuz değil, aynı zamanda bölgenin tarihi, kültürü ve ekonomisi hakkında bilgi veren ansiklopedik bir kaynaktır.【5】
Hint Kaptanlığı ve Son Sefer
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Hint Okyanusu’nda Portekiz tehdidinin artması ve baharat ticaret yolunun güvenliğinin tehlikeye girmesi üzerine, 1547 yılında Pîrî Reis’e "Hint Kaptanlığı" (Mısır Kaptanlığı) görevi verilmiştir. Piri Reis bu göreve atandığında yaşça oldukça ilerlemişti, ancak bölgeyi tanıması ve denizcilik tecrübesi bu tercihte etkili olmuştur. Bu görevdeki ilk stratejik başarısı, 1548-1549 yıllarında Aden’i Portekiz destekli yerel güçlerden geri almasıdır. Aden’in fethi, Kızıldeniz’in girişini Osmanlı kontrolüne almış ve Yemen’deki Osmanlı hakimiyetini pekiştirmiştir.【6】
Ancak Piri Reis’in kaderini belirleyen süreç, 1552 yılında çıktığı İkinci Hint Seferi ile başlamıştır. Piri Reis, 30 parça gemiden (kadırga, kalyon ve bastyarnalardan) oluşan donanması ve yaklaşık 850 asker ile Süveyş’ten hareket etmiştir. Donanma, Babü’l-mendep Boğazı’nı geçerek Umman kıyılarına yönelmiş ve Portekizlilerin önemli üslerinden biri olan Maskat’ı kuşatmıştır. Kısa süren bir kuşatmanın ardından Maskat Kalesi ele geçirilmiş, Portekizli komutan ve garnizon esir alınarak kalenin tahkimatı yıkılmıştır. Bu başarı, Osmanlı donanmasının açık denizlerdeki operasyonel kabiliyetini göstermesi açısından önemlidir.【7】
Maskat zaferinin ardından Piri Reis, Basra Körfezi’nin kilidi sayılan Hürmüz Adası’na yönelmiştir. 19 Eylül 1552’de başlayan Hürmüz kuşatmasında Osmanlı askerleri şehri ele geçirip büyük ganimet elde etmesine rağmen, Portekizlilerin sığındığı iç kaleyi düşürememiştir. Kaynaklar, Piri Reis’in beraberinde kale surlarını yıkacak ağır kuşatma toplarını getirmediğini, bunun da kuşatmanın başarısız olmasındaki en büyük teknik etken olduğunu belirtmektedir. Kuşatma devam ederken, Portekizlilerin Goa Valisi’nin büyük bir donanma ile yardıma geldiği istihbaratı ulaşmıştır. Portekiz kaynaklarına göre, Piri Reis’in kuşatmayı kaldırmasının asıl nedeni, Portekiz donanmasının yaklaşmakta olduğu korkusudur. Osmanlı kaynaklarında dile getirilen "Hürmüzlülerden rüşvet alıp kuşatmayı kaldırdığı" iddiası ise Portekiz kroniklerinde doğrulanmamakta, aksine Portekizliler Piri Reis’in ani gidişine şaşırdıklarını ifade etmektedirler.【8】
Piri Reis, Basra Körfezi’nin çıkışının kapatılacağı endişesiyle kuşatmayı kaldırarak donanmayı Basra’ya çekmiştir. Ancak Basra’da, bölgenin idari amiri Basra Beylerbeyi Kubad Paşa ile ciddi bir yetki ve strateji anlaşmazlığı yaşamıştır. Kubad Paşa, Piri Reis’i Portekizlilere karşı yeterince mücadele etmemekle suçlamış ve donanmaya gereken lojistik desteği sağlamakta isteksiz davranmıştır.
Donanmanın bakım ve onarımının uzun süreceğini gören ve Portekiz donanmasının Basra körfezini kapatmasından çekinen Piri Reis, riskli bir karar almıştır. Donanmanın büyük kısmını Basra’da bırakarak, ganimet yüklü üç (bazı kaynaklarda iki) kadırga ile gizlice denize açılmış ve Süveyş’e dönmek üzere yola çıkmıştır. Yolda gemilerden biri karaya oturup parçalanmış, Piri Reis kalan gemilerle Mısır’a ulaşmıştır. Donanmayı ve askerlerini Basra’da bırakıp hazine ile dönmesi, İstanbul’a "askeri firar" ve "disiplinsizlik" olarak rapor edilmiş; Kubad Paşa’nın merkeze yolladığı şikayet mektupları, Piri Reis’in idam fermanının hazırlanmasında belirleyici olmuştur.【9】
Yargılanma ve İdam
Basra Beylerbeyi Kubad Paşa ve Mısır Beylerbeyi Dukakinzade Mehmed Paşa’nın İstanbul’a gönderdikleri olumsuz raporlar, Piri Reis’in "görevi kötüye kullanmak" ve "donanmayı başıboş bırakmak" suçlamalarıyla yargılanmasına neden olmuştur. Pîrî Reis’in, donanmanın körfezde mahsur kalmasını engellemek için stratejik bir geri çekilme yaptığı yönündeki savunması, politik rakiplerinin etkisi ve 80 yaşını aşmış olmasının getirdiği yıpranmışlık nedeniyle kabul görmemiştir.
Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanı doğrultusunda, Pîrî Reis 1553 sonlarında veya 1554 başlarında Kahire’de idam edilmiştir. İdamın ardından devlet, Pîrî Reis’in tüm mal varlığına el koyarak İstanbul’a nakletmiştir. Pîrî Reis’in idamı sadece askeri bir başarısızlık değil, aynı zamanda merkez ile taşra bürokrasisi arasındaki çatışmanın bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.【10】



