
Türk mûsikisinin en eski makamlarından biri olup çeşitli dönemlerde hicâz-ı muhâlif, hüseynî-aşiran perdesinde karar etmesinden dolayı hicaz-aşiran ve son olarak râhatfezâ diye adlandırılmıştır. Râhatfezâ isminin Tanbûrî İsmet Ağa tarafından verildiği söylenir. Durağı hüseynî-aşiran perdesi ve seyri inici olan makamın dizisi, hicaz ailesini meydana getiren makamlardan zirgüleli hicaz hariç diğer üçüne; hümâyun, hicaz ve uzzâl dizilerine hüseynî-aşiran perdesindeki hüseynî beşlisinin veya dizisinin bir bölümünün katılması ile meydana gelmiştir.

İsmet Ağa’nın ağır düyek usulündeki peşreviyle saz semâisi; Zekâi Dede’nin fer‘ usulünde, “Zülfün ki benim sünbül-i bâğ-ı hevesimdir” mısraıyla başlayan bestesi; yine İsmet Ağa’nın aksak semâi usulünde, “Nedir bu handeler bu işveler bu nâz ü istiğnâ” mısraıyla başlayan ağır semâisi; Zekâi Dede’nin, “Âşüfte-diliz dâm-ı hevâ meskenimizdir” mısraıyla başlayan yürük semâisi ve İsmâil Dede Efendi’nin sofyan usulünde, “Bir dilberi sevip bilmezem n’oldum” mısraıyla başlayan şarkısı bu makamın en güzel örnekleri arasında sayılır.
Abdülbâki Nâsır Dede, Tedkîk ü Tahkîk (nşr. Yalçın Tura), İstanbul 2006, s. 60.
Hâşim Bey, Mûsikî Mecmuası, İstanbul 1280, s. 80-81.
Hüseyin Sâdeddin Arel, Türk Mûsıkîsi Nazariyatı Dersleri (haz. Onur Akdoğu), Ankara 1991, s. 168-169.
Suphi Ezgi, Nazarî-Amelî Türk Musikisi, İstanbul 1933-40, I, 233-234; IV, 255.
İsmail Hakkı Özkan, Türk Mûsikîsi Nazariyatı ve Usûlleri Kudüm Velveleleri, İstanbul 2006, s. 552-554.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"RÂHATFEZÂ" maddesi için tartışma başlatın