+1 Daha
Şahmaran efsanesi; Türk anlatı geleneği içinde sözlü ve yazılı kültür ortamlarında sevilerek çeşitli varyantlarıyla günümüze kadar ulaşan geleneksel bir anlatıdır.【1】 Şahmaran veya Şahmeran olarak bilinen, başı insan (büyük oranda kadın) ve gövdesi yılan şeklinde tanımlanan mitolojik canlı, Farsça “Şah-ı Mârân” ifadesinden türemiş olup “yılanların şahı” manasına gelir. Sami kökenli efsanelerde ise "hükmetmek" ya da "hükümdar olmak" anlamlarını taşıyan “Yamliha” adıyla anılan bu canlı, aynı zamanda Ashâbu’l-Kahf (Yedi Uyurlar) hikâyesinde geçen yedi kişiden biri olarak kabul edilmektedir.【2】

Şahmaran Tablosu (AA)
Şahmaran; masal, efsane ve halk sanatında bilgelik, gizem ve tabiatla özdeşleştirilen, yılanların şahı olarak kabul gören mitolojik bir karakterdir. Görsel betimlemelerinde yer alan insan başı ve yılan gövdesi, onun hem insani vasıflarını hem de yılan soyunun barındırdığı gücü ve tehlikeyi sembolize etmektedir. Bu mitolojik tasvirdeki çelişki, yılanın soğuk ve ürkütücü imgesi ile kadınlığın yansıttığı zarafet, ışık ve güzelliğin tek bir bedende birleşmesinden kaynaklanmaktadır.【3】
Mitolojik anlatılarda güzel, genç ve büyüleyici bir kadın olarak canlandırılan Şahmaran'ın dış görünüşü belirli morfolojik ögelerle şekillenmektedir. Dikkat çekici göz, yüz ve bakışlara sahip olan figürün kapkara saçları bulunmakta; insan kafasının üzerinde ise bir boynuz ile kıymetli taşlarla donatılmış ışıltılı bir taç yer almaktadır. Şahmaran'ın gövde yapısı ve renk skalası incelendiğinde, bedenin üst kısımda süt beyazı bir ten rengiyle başlayıp alt kısma doğru koyu yeşil bir yılan gövdesine ve kuyruğuna bağlandığı görülmekte, ayrıca figürün renkli ve etkileyici giysiler ile takılar barındırdığı dikkat çekmektedir. Vücudun uzuvlarını oluşturan uç noktalardaki küçük ayakları ise yılan başlarıyla son bularak bu bütünlüğü tamamlamaktadır.【4】
Şahmaran anlatılarının sözlü ve yazılı edebiyattaki kaynağı Hint-İran mitolojisi ve edebiyatına dayanmakla birlikte, Anadolu’da aktarılan efsanelerin kökenine dair araştırmacılar tarafından farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu doğrultuda efsanenin kökeninin, antik Hitit uygarlığı döneminde anlatılan "İlluyanka" efsanesine dayandığı ve klasik mitolojide geçen "Gigantlar" tasvirinin bu efsanenin doğuşuna zemin hazırladığı yönünde tespitler bulunmaktadır.
Genel tarihî seyri M.Ö. 1000'li yıllardan itibaren şekillenerek günümüze kadar ulaşan efsanenin edebî ilişkilerini inceleyen Batı edebiyatı araştırmacılarından E. J. W. Gibb ise Şahmaran anlatılarını barındıran temel edebî metin olan Camasbname’nin asıl kaynağının Binbir Gece Masalları olduğunu savunmaktadır.【5】 Hint coğrafyasından doğup İran üzerinden Anadolu, Kafkasya ve Batı dünyasına aktarılarak kültürler arası bir nitelik kazanan Şahmaran efsanesinin coğrafi yayılımı da geniştir. Nitekim 19. yüzyılın ortalarında Tarsus yöresini ziyaret eden Alman seyyah Fürs Pückler-Muskou’nun derlediği veriler, bu efsanenin Suriye ve Lübnan sözlü geleneklerinde de yaşadığını belgelemektedir.【6】
Şahmaran efsanesi, aktarıldığı coğrafyalara göre farklı adlandırmalar ve sembolik anlam varyantları kazanarak bir nitelik elde etmiştir. Bu doğrultuda Doğu kültürlerinde "Yılan Kadın" imgesiyle hayat bulan efsane, Batı mitolojisinde saçları yılanlardan oluşan ve göz göze geldiği kurbanlarını taşa çeviren dişi figür "Medusa" ile bir benzerlik göstermektedir.【7】 Yazılı edebiyattaki yayılım kanalı ise 15. yüzyılda Musa Abdi tarafından II. Murad’a sunulan eser olup, Farsça Binbir Gece Masalları’ndan Türkçeye tercüme edilen bu Camasbname, İslami unsurlarla bezenerek Müslüman toplumun sosyokültürel yapısına uygun bir biçimde yeniden kurgulanmıştır. Anadolu’nun farklı yörelerinde ise halkın Şahmeran ile ilişkilendirdiği çeşitli coğrafi mekânlar bulunmakta; Tarsus'taki Yılan Kalesi (Şahmaran Kalesi), Şahmaran Hamamı ve Şahmaran Heykeli ile Siirt'teki Şahmaran Mağarası ve Iğdır'daki Şahmaran Tepesi bu mekânsal bağlılığın örneklerini teşkil etmektedir.
Şahmaran efsanesine kaynaklık eden olaylar, coğrafi olarak Mersin'in Tarsus ilçesinde, yerin yedi kat altında bulunan, kıymetli taşlarla dolu, bahçeli ve refah bir mağarada şekillenmektedir. Bu anlatıların edebî temeli ise İran ve Türk edebiyatında kıymetli bir konuma sahip olan Camasbname adlı esere dayanmaktadır.【8】 Söz konusu eser, hem hekim hem de peygamber olan Dânyâl’ın oğlu Camasb’ın başından geçenleri ve Şahmaran ile yaşadığı hadiseleri içermektedir. Ölümüne çare ararken Ceyhun Nehri üzerindeki bir köprüde insan suretindeki Cebrail ile karşılaşan Danyal, kimlik tespiti için hikmet kitabına bakarken eseri nehre düşürmüş ve sadece birkaç sayfasını kurtarabilmiştir. Danyal, vefatından önce bu sayfaları bir sandığa koyarak karısına vermiş ve ölümünün ardından doğacak oğullarına teslim etmesini vasiyet etmiştir.
Danyal Peygamber'in ölümünden sonra doğan ve Camasb adı verilen genç, çeşitli işlerde başarısız olunca annesinin temin ettiği eşeklerle odunculuk yapmaya başlamıştır. Bir gün arkadaşlarıyla odun toplarken yağmurdan korunmak amacıyla sığındıkları bir mağarada, elindeki bizlengeçle toprağı karıştırırken mermer bir levha bulmuştur. Arkadaşlarıyla birlikte bu levhayı kaldırdıklarında içi bal dolu esrarengiz bir kuyuya rastlamışlardır. Camasb balı toplamak üzere arkadaşları tarafından aşağı indirilmiştir. Kuyunun dibindeki bal tükenmeye yaklaşınca arkadaşları Camasb’ı orada bırakıp kuyunun üzerini kapatarak uzaklaşmışlardır. Yalnız kalan Camasb, kendisine doğru yaklaşan bir akrebi öldürdükten sonra çakısıyla akrebin çıktığı deliği genişleterek demir bir kapıya varmıştır. Kapıyı açtığında ortasında havuz bulunan bir bahçeye varan Camasb, buradaki bir tahtın üzerine uzanarak uykuya dalmış; uyandığında ise çevresinin binlerce yılan tarafından kuşatıldığını görmüştür. Yılanların şahı Şahmaran, Camasb'a korkmaması gerektiğini söyleyerek oraya nasıl geldiğini sormuş ve Camasb'ın başından geçenleri dinledikten sonra ona Bulukiya’nın hikâyesini anlatmaya başlamıştır.【9】
Mısır hükümdarının oğlu olan Bulukiya, babasının vefatıyla tahta geçtikten sonra hazinedeki bir sandıkta Na’t-i Mustafa’yı ihtiva eden bir kitap bulmuş ve Hz. Muhammed’e duyduğu aşkla yola çıkmıştır. Yolculuğu sırasında bir adada yılanlarla karşılaşan Bulukiya, bu yılanların şahı olan beyaz yılan Şahmaran ile tanışmıştır. Daha sonra Şahmaran’dan ayrılarak Şam’a giden Bulukiya, orada Hz. Süleyman’ın yüzüğünü arayan Affan ile karşılaşmıştır. Affan, Bulukiya’nın Şahmaran’ın yerini bildiğini öğrenince onu aldatmacayla yakalamış ve Şahmaran’ı da yanlarına alarak yedi denizi aşıp Hz. Süleyman’ın mezarına gitmişlerdir; ancak burada ortaya çıkan bir ejderha Affan’ı öldürmüştür. Bulukiya ise Periler Şahı ve diğer mistik varlıklarla karşılaştığı bu sürecin sonunda Hızır tarafından evine götürülmüştür.【10】
Şahmaran, Bulukiya’nın hikâyesini bitirdikten sonra Camasb’ın yurduna dönmesine izin vermiş ancak ona hamama gitmemesini söylemiştir. Memleketine dönen Camasb, zamanla hamama gitmek zorunda kalmış ve orada Padişah Keyhüsrev’in hasta olduğunu öğrenmiştir. Padişahın veziri, Şahmaran’ın yerini bildiğini anladığı Camasb’ı yerini söylemesi için zorlamış; baskılar neticesinde Camasb, Şahmaran’ın bulunduğu kuyuyu göstermiştir. Kuyudan çıkarılan Şahmaran'ın katledilmesinin ardından, onun parçalarının kaynatıldığı suyu içen Camasb, tıp ve simya alanlarında iyi derecede bir bilgi birikimine erişmiştir. Bu süreçte Şahmaran'ın şifasıyla Padişah Keyhüsrev iyileşmiş ve Camasb’ı devlet idaresinde vezir olarak görevlendirmiştir.【11】
Şahmaran ve Camasb efsanesine göre, geçimini odunculukla sağlayan Camasb, ormanda mesai yaptığı esnada tesadüfen içi bal ile dolu bir kuyu keşfetmiştir. Beraberindeki arkadaşları, kuyudaki balı dışarı çıkarması için Camasb'ı hileyle aşağı indirmiş, ancak onu kuyunun dibinde tek başına bırakarak uzaklaşmışlardır. Mahsur kaldığı bu karanlık mekânda kurtuluş yolu arayan genç oduncu, belden yukarısı insan, alt kısmı ise yılan morfolojisine sahip olan ve insan dilinde konuşabilen yılanların hükümdarı Şahmaran ile yüz yüze gelmiştir. Camasb’ın kuyudan çıkma gayretlerini gören Şahmaran, kendi hayatının nihayete ermesinin bir insan eliyle gerçekleşeceğini önceden bildiğini beyan ederek, ilk etapta gencin gitmesine rıza göstermemiştir. Fakat Camasb'ın ısrarlı ricalarına ve yalvarmalarına daha fazla kayıtsız kalamayarak, ikamet ettiği bu gizli yerin konumunu hiç kimseye ifşa etmeyeceğine dair kesin bir söz alması şartıyla onu azat edip ailesinin yanına uğurlamıştır.【12】
Bu süreç esnasında, Tarsus padişahı tedavisi mümkün görünmeyen bir illete yakalanmış ve dönemin tabipleri, bu hastalığın şifasının Şahmaran’ın etini tüketmek olduğu yönünde bir karara varmışlardır. Hükümdarın kurtulması adına Şahmaran’ı bulup getirecek kişilere muazzam ödüller ve vaatler sunulsa da halktan hiç kimse bu tehlikeli arayışa girişmeye cesaret edememiştir. Sarayın veziri, Şahmaran ile göz teması kurmuş ya da onu görmüş olan şahısların bedenlerinde, bilhassa sırt bölgelerinde yılan derisini andıran pulların peydah olduğunu padişaha arz edince, hükümdar kentteki tüm tebaanın hamama giderek yıkanmasını emretmiştir.【13】 Şahmaran’a verdiği kutsal sözü çiğnemek istemeyen Camasb, bu yüzden hamama gitmekten ısrarla kaçınsa da muhafızlarca zorla yıkanma alanına götürülmüştür. Tellaklarca sırtındaki pullar fark edilince mihraklar tarafından hemen derdest edilen genç, Şahmaran’ın gizlendiği mağaranın yerini söylemesi için zorla sorguya ve baskıya maruz kalmıştır.
Camasb'ın mecbur kalarak yerini açık etmesinin ardından yakalanan Şahmaran, gence verdiği ahde vefa göstererek devam ederek ölümünden sonra bedeni hakkında ne yapması gerektiğine dair bir vasiyette bulunmuştur. Buna göre, katledilmesinin ardından etinin bir kazanda kaynatılmasını; elde edilecek ilk kaynama suyunun vezire, ikinci suyun padişaha, üçüncü ve son suyun ise Camasb'ın kendisine içirilmesini tembihlemiştir. Neticede Tarsus hamamına getirilen Şahmaran burada öldürülmüş ve eti vasiyetteki gibi kaynatılmıştır. Şahmaran'ın stratejik planını harfiyen tatbik eden Camasb, zehir ihtiva eden ilk suyu vezire içirmiş ve vezir anında hayatını kaybetmiştir. Şifa barındıran ikinci suyu içen padişah tamamen sağlığına kavuşurken, üçüncü suyu tüketen Camasb'ın ise zihni ve idraki açılarak iyi bir zekâ seviyesine erişmiş, bu aşkın bilgeliği sayesinde padişahın baş veziri tayin edilmiştir.【14】
Bahsi geçen yerel anlatıya göre ise hadiseler, geçimini odunculukla sağlayan Cansab isimli bir gencin, arkadaşlarıyla beraber bal toplamak maksadıyla indiği bir kuyuda yılanların şahı olan insan başlı ve yılan gövdeli Şahmaran ile karşılaşmasıyla filizlenir. Kuyuda yoldaşlarının ihanetine uğrayarak yeraltı dünyasında mahsur kalan Cansab, yılanlar tarafından yakalanarak Şahmaran’ın huzuruna çıkarılır. Zaman içerisinde karşılıklı bir güven ilişkisi gelişip sırlar paylaşıldıkça, Şahmaran bu gizemlerin yeryüzüne sızmasından endişe duyduğu için Cansab’ı zorla yeraltı ülkesinde alıkoyar. Uzun bir tecrit döneminin ardından Cansab'ın ısrarlarına dayanamayarak serbest kalmasına izin veren Şahmaran, gence bir gizlilik şartı koşar ve onu hamama gitmemesi yönünde uyarır; zira hamam suyuyla temas etmesi halinde Cansab'ın teni yılan derisine bürünecek ve Şahmaran'ı gördüğü ifşa olacaktır.【15】
Cansab uzun yıllar boyunca yeraltında yaşadıklarına dair sessizliğini korusa da dönemin hükümdarının çaresiz bir hastalığa yakalanması toplumsal dengeleri değiştirir. Hekimlerin bu amansız illetin çaresinin Şahmaran’da olduğunu beyan etmesi üzerine askeri güçler, varlığı gören kişiyi tespit edebilmek amacıyla kentteki tüm tebaayı zorunlu olarak hamama sevk eder. Cansab bu tehlikeli teftişten kaçmayı denese de nihayetinde yakalanarak Tarsus'taki yıkanma alanına getirilir. Hamamda zorla yıkandığı esnada Şahmaran'ın kehaneti gerçekleşir, sırrı açığa çıkan Cansab'ın tüm bedenini yılan pulları kaplar. Maruz kaldığı baskılar neticesinde ikna edilen genç oduncu Şahmaran'ın gizlendiği konumu yetkililere açıklar. Kısa süre içerisinde derdest edilen Şahmaran, adını taşıyan Tarsus'taki tarihi hamamda katledilir, bedeni üç parçaya bölünerek padişaha takdim edilir. Şifa bulan hükümdar Cansab'ı vezirlik makamına getirerek ödüllendirirken, liderlerinin öldürüldüğünü haber alan yılanlar ise intikam almak maksadıyla tüm insan soyuna saldırmak üzere girişimde bulunurlar.【16】
Mersin'in Tarsus ilçesinde yer alan tarihî Şahmaran Hamamı, yerel halk arasında mistik ve tıbbi güçlerle donatılmış koruyucu bir şifahane olarak kabul edilmekte, yapı içerisindeki fiziki ögeler etrafında çeşitli ritüeller şekillenmektedir. Halk arasındaki yaygın inanışa göre, herhangi bir bedensel rahatsızlığı bulunan bir kimse bu hamama gidip yıkandıktan sonra dua ederse, kısa süre içerisinde sağlığına kavuşmaktadır. Bu şifa arayışının merkezinde ise Şahmaran’ın katledildiği yer olduğuna ve üzerinde onun kan izlerini barındırdığına inanılan hamamın göbek taşı yer almaktadır. Vücudunu bu göbek taşına üç kez süren kişilerin tüm hastalıklarından arınacağına, enerji kazanacaklarına inanılmaktadır. Şahmaran’ın kanının aktığı iddia edilen bu özel bölgelere bedenlerini temas ettirenlerin gençleştiği inancı da mevcuttur.【17】
Hamamın mimari dokusunda meydana gelen dönemsel değişimler ile lekelerin fiziksel özellikleri, efsanevi varlığın ölümsüzlüğü fikrini destekleyen kanıtlar olarak yorumlanmaktadır. Yapının duvarlarında biriken sıvıların her yıl düzenli olarak dökülme periyodu, halk tarafından Şahmaran’ın katledildiği gün ile ilişkilendirilmektedir. Bu dökülme hadisesi, mitolojik varlığın tıpkı bir yılan gibi kabuk değiştirerek yeniden canlandığının ve dolayısıyla aslında hiçbir zaman tam olarak ölmediğinin somut bir nişanesi sayılmaktadır.【18】 Öte yandan, normal şartlar altında organik kan lekeleri yüksek sıcaklık ve ısı ile temas ettiğinde kimyasal olarak kahverengiye dönüşürken, Şahmaran’ın kanının taşımış olduğu kutsal ve sıra dışı mahiyetten ötürü hamam mermerlerindeki kan izleri bu fiziksel kurala meydan okumakta ve hiçbir zaman kahverengiye dönmeyerek özgün rengini muhafaza etmektedir.
Tarsus çevresinde anlatılan bir diğer halk efsanesine göre Şahmaran, yeraltı sarayından ayrılmadan önce tebaası olan yılanları toplamış; onlara hamama gideceğini ve ardından bir kutlamaya iştirak edeceğini bildirmiştir. O günden bu yana yeraltındaki yılanlar, yeryüzünden gelen davul seslerini işiterek Şahmaran'ın katıldığı düğünün ve eğlencenin hâlen devam ettiğine inanmakta, onun sarayına döneceği günü umutla beklemektedirler. Anlatıya göre, şayet bir gün bu davul sesleri tamamen kesilirse, yılanlar kutlamanın bittiğini ve Şahmaran’ın katledildiğini anlayarak topluca Tarsus kentine istila düzenleyecek, insan soyuna düşman kesilerek şehri haritadan sileceklerdir. Bu toplu istila ve yıkım anı "kıyamet günü" olarak nitelendirilmektedir.【19】
Yılanların yeryüzüne çıkıp insanlara zarar vermesini ve bu felaketi engellemek maksadıyla Tarsus'ta gerçekleştirilen düğün, nişan, sünnet törenleri ve asker uğurlamalarında sürekli olarak davul çalınması geleneksel bir zorunluluk hâlini almıştır. Hatta sesin kesintisizliğini güvence altına almak amacıyla ilçede özel bir "davulcu pazarı" kurulmuş olup, burada her gün düzenli olarak davul çalınmaktadır. Bu inanış uyarınca, icra edilen davulun ritmik sesi yeraltının katmanlarına kadar ulaşmakta, böylece yılanların Şahmaran’ın dönüşünü beklemeye devam etmesini sağlayarak yeryüzüne çıkışlarını engellemektedir. Yörede dilden dile aktarılan “Adana selle, Ceyhan yelle, Tarsus yılanla yok olacak” vecizesi, söz konusu efsanenin ve beraberinde getirdiği kolektif korkuların günümüz halk kültüründe ne denli güçlü ve canlı bir biçimde korunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.【20】

Şahmaran Heykeli (AA)
Mitolojik Şahmaran anlatısı; şiirden tiyatroya, sinemadan heykele, resimden çiniye, seramikten çağdaş müzik bestelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede sanatçıların ilgi odağı hâline gelmiştir. Günümüz sanat dünyasında Şahmaran, geleneksel metin kalıplarına tamamen bağlı kalınarak aktarılan statik bir öge olmaktan çıkmış; sembolik anlam katmanları ve imgesel gücüyle sürekli yeniden yorumlanıp üretilen dinamik bir yapıya bürünmüştür.【21】
Türk edebiyatında Şahmaran motifi birçok kez yeniden kaleme alınmış ve çok sayıda edebî metne doğrudan veya dolaylı olarak konu olmuştur. Anlatı türünde Tomris Uyar 1973 yılında “Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi”, Murathan Mungan 1993 yılında “Cenk Hikâyeleri” ve Erhan Bener 1998 yılında “Şahmaran Öyküsü” adlı eserleriyle bu efsaneyi öyküleştirmişlerdir. Erhan Bener ayrıca 2000 yılında “Şahmaran” başlığıyla bir tiyatro oyunu kaleme alırken, Hilmi Yavuz 1994'te “Kuyu” adlı anlatısında, Sennur Sezer ise 2006'da “Şahmaran” isimli kitabında mitosu yeniden yorumlamıştır. Bunların yanı sıra Muhsine Helimoğlu, Yücel Feyzioğlu ve Ahmet Özdemir gibi yazarlar da hikâyeyi kendi pencerelerinden yeniden inşa eden isimler arasında yer almaktadır. Çocuk edebiyatı ve sahne sanatları alanında ise Gülşah Gülebenzer 2009 yılında çocuklar için “Şahmeran / Savaş Çiçekleri” adında bir tiyatro kitabı neşretmiştir.【22】
Şiir sanatında da Şahmaran imgesi şairlerin poetik dünyasını zenginleştiren temel izleklerden biri olmuştur. Ahmet Telli “Şahmeran” başlıklı müstakil bir şiir üretirken, Behçet Aysan “Şahmaran Kalesi” adını verdiği eseriyle mitosa göndermede bulunmuştur. Ali Büyükçapar ise 2010 yılında bu anlatı üzerine inşa edilmiş, doksan dokuz adet şiirden meydana gelen bir “Şahmeran” şiir kitabı yayımlamıştır. Efsanenin şeceresini tutan coğrafyalardan biri olan Ceyhan'da ise bu edebî ilgiyi somutlaştırmak adına “Yılankale Şahmaran Şiir Yarışması” düzenlenmektedir.【23】
Görsel ve işitsel sanatlar disiplini, Şahmaran efsanesinin plastik değerlerini ve dramatik yapısını beyaz perdeye ve sergi salonlarına taşımıştır. Türk sinema tarihi kapsamında Rahmi Kafadar (1972), Zülfü Livaneli (1993) ve Yavuz Figenli (2004) Şahmaran temasını merkezine alan filmler yönetmişlerdir. Belgesel sinemacılık alanında ise Kenan Özer’in imzasını taşıyan “Yarısı İnsan Yarısı Yılan” adlı belgesel film, 2012 yılındaki TRT Belgesel Ödülleri’nin ulusal amatör kategori ayağında en iyi film ödülüne layık görülmüştür.【24】
Plastik sanatların resim, heykel, seramik, çini ve karikatür dallarında Şahmaran figürünün ikonografisi işlenmiştir. Ressam Şükran Çelik Ergincan, Arzu Yıldan, Feyzaver Alpsar Turan ve Ataç Elalmış doğrudan Şahmaran temalı kişisel resim sergileri açarak bu alandaki birikimi kamusallaştırmışlardır. Ayrıca Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fikret Otyam, Balkan Naci İslimyeli, Serpil Akyıl, Yavuz Kılıçer, Ahmet Güneştekin, Nermin Han, Erol Deneç, Hüseyin Işık, Ali Asker Bal, Raziye Kubat, Fırat Bingöl, Zuhal Neccar, Tülin Yavuz, Murat Morova, Rafet Van ve Mehmet Akkaya gibi Türk resim sanatının önemli isimlerinin Şahmaran konulu çalışmaları mevcuttur.【25】
Anıt ve heykel mimarisinde Emine Berika İpekbayrak Tarsus kent meydanlarını süsleyen ikonik bir Şahmaran heykeli üretirken; heykeltıraş Mehmet Aksoy, Ozan Oganer ve Hüseyin Murathan Kesici de figürü üç boyutlu formda tekrar yorumlamışlardır.【26】 Çini sanatında Süreyya Oskay ile Fatma Şan, seramik dalında Ümit Can Gören ile Orçun İlter, duvar süsleme alanında Filiz Sünnetçioğlu ve karikatür sanatında Cem Kızıltuğ eserlerinde Şahmaran imgesine yer veren diğer isimlerdir. İşitsel sanatlar alanında ise besteci Gökhan Tanacı, 2012 yılında İstanbul kentinde organize edilen “Düş ya da Gerçek Şah-ı Maran” isimli tematik sergi için özel bir Şahmaran müziği besteleyerek efsaneyi notalara dökmüştür.【27】
Anadolu’nun kültürel mirasında Şahmaran motifi; halı, kilim ve cicim gibi el dokuması ürünlerin yanı sıra işlemeli tekstil ürünlerinde de sembolik anlam katmanları barındıran bir bezeme ögesi olarak kullanılmaktadır. Bu motif Alanya'dan (Kilikya) başlayarak Toros Dağları'nın bitimine, Orta Anadolu'dan Güney ve Doğu Anadolu bölgelerine kadar uzanan coğrafyada benzer yapısal özellikler sergilemektedir; ancak adlandırma noktasında bazı yörelerde ejder, bazı yörelerde ise yılan veya Şahmaran olarak tanımlanmaktadır.【28】 Tekstil yüzeylerindeki kullanımı geleneksel cam altı resim sanatındaki kompozisyonlara benzeyen motif, ekseriyetle kadın başlı bir üst gövde ile bu gövdeyle bütünleşen yılan formundaki kıvrımlı bir kuyruk yapısından meydana gelmektedir. Şahmaran'ın tekstil ürünlerindeki varlığı genel hatlarıyla iyilik, sağlık, ölümsüzlük, mutluluk, koruma, bolluk, bereket ve doğurganlık gibi ilişkilendirilmektedir.【29】
Altundal, Kevser Betül. "Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü Ve Mitolojik Varlıklar." Yüksek Lisans Tezi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, 2025. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=V-oEQd0LkkqRGCXNzJWCTbvy9abB3sYAjC1VMfQUxa_aXTqBNeCCHZWqjxzVyef4
Ballı, Ali. "Üç Ayda 47 Bin Toplu İğneyle Şahmeran Tablosu Yaptı." Anadolu Ajansı. (2023). Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026.https://www.aa.com.tr/tr/yasam/uc-ayda-47-bin-toplu-igneyle-sahmeran-tablosu-yapti/2916315
Sincar, Halil İbrahim. "Çevre Kirliliğine Dikkati Çekmek İçin Atıklardan Şahmeran Heykeli Yaptı." Anadolu Ajansı. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/yasam/cevre-kirliligine-dikkati-cekmek-icin-atiklardan-sahmeran-heykeli-yapti/2941325
Sökmen, Sultan ve Zeynep Balkanal. "Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler." Uluslararası Hakemli İnsan ve Sanat Araştırmaları Dergisi. cilt 6. no. 3. (2021): 417-447. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1909602
Sökmen, Sultan ve Zeynep Balkanal. "Anadolu’da Önemli Bir Simge Olan Şahmeran’ın Halk İnanışlarındaki Yeri." Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. cilt 8. no. 15. (2018): 281-296. Erişim tarihi: 15 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/462062
Tepe, Fatıma Betül. "Şahmaran İle Fantastik Yolculuk: Musa Abdi’den Ignácz Kúnos Ve Oğuz Tansel’e." Folklor Akademi Dergisi. cilt 7. no. 3. (2024): 1467-1470. Erişim tarihi: 15 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4185606
Türkiye Kültür Portalı. "Şahmaran Efsanesi - Mersin." Türkiye Kültür Portalı. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/mersin/kulturatlasi/sahmeran-tarsus
Önlü, Nesrin ve Neslihan Karadağ. "Anadolu Türk Kültüründe Şahmeran Efsanesi: Şahmeran’ın Tekstil Ürünlerinde Motif Olarak Kullanımı." Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanat ve Tasarım Dergisi. no. 1. (2024): 62-78. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4406054
[1]
Fatıma Betül Tepe, “Şahmaran ile Fantastik Yolculuk: Musa Abdi’den Ignácz Kúnos ve Oğuz Tansel’e,” Folklor Akademi Dergisi 7, no. 3 (2024): 1468. Erişim tarihi: 15 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4185606.
[2]
Kevser Betül Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar (Yüksek Lisans Tezi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, 2025), 56. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026.https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=V-oEQd0LkkqRGCXNzJWCTbvy9abB3sYAjC1VMfQUxa_aXTqBNeCCHZWqjxzVyef4.
[3]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 57.
[4]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar, 57.
[5]
Sultan Sökmen ve Zeynep Balkanal, “Anadolu’da Önemli Bir Simge Olan Şahmeran’ın Halk İnanışlarındaki Yeri,” Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 8, no. 15 (2018): 285. Erişim tarihi: 15 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/462062.
[6]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu’da Önemli Bir Simge Olan Şahmeran’ın Halk İnanışlarındaki Yeri,” 284.
[7]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu’da Önemli Bir Simge Olan Şahmeran’ın Halk İnanışlarındaki Yeri,” 285.
[8]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 59.
[9]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 59.
[10]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 60.
[11]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 60.
[12]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 60.
[13]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 60.
[14]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 60.
[15]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 61.
[16]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 62.
[17]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 62.
[18]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 62.
[19]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 62.
[20]
Altundal, Türk Halk İnanışlarında Doğaüstü ve Mitolojik Varlıklar 62-63.
[21]
Sultan Sökmen ve Zeynep Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” Uluslararası Hakemli İnsan ve Sanat Araştırmaları Dergisi 6, no. 3 (2021): 419-420. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1909602.
[22]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” 420.
[23]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” 420.
[24]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” 420.
[25]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” 420.
[26]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” 420.
[27]
Sökmen ve Balkanal, “Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler,” 420.
[28]
Nesrin Önlü ve Neslihan Karadağ, “Anadolu Türk Kültüründe Şahmeran Efsanesi: Şahmeran’ın Tekstil Ürünlerinde Motif Olarak Kullanımı,” Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanat ve Tasarım Dergisi, no. 1 (2024): 66. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026.https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4406054.
[29]
Önlü ve Karadağ, “Anadolu Türk Kültüründe Şahmeran Efsanesi: Şahmeran’ın Tekstil Ürünlerinde Motif Olarak Kullanımı,” 66.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Şahmaran (Şahmeran) Efsanesi" maddesi için tartışma başlatın
Şahmaran'ın Tasviri
Efsanenin Kökeni
Şahmaran Anlatıları ve Varyantları
Coğrafi Mekânı
Olay Örgüsü
Camasb'ın Şahmaran ile Karşılaşması
Bulukiya Hikâyesi ve Şahmaran’ın Katli
Şahmaran ve Camasb Efsanesi'nde İhanet, Fedakârlık ve Bilgeliğe Dönüşüm
Tarihî Şahmaran Hamamı'nın Girişindeki Rivayet
Sırrın İfşası ve Efsanenin Sonu
Halk İnanışlarında Şahmaran
Davul Ritüeli ve Kıyamet Mitosu
Sanatsal Yansımaları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.