badge icon

Bu madde henüz onaylanmamıştır.

Madde

Sina ve Filistin Cephesi

Alıntıla
thumbs_b_c_64013740b79fb095aeeca7f17bc2c531.jpg

Filistin Cephesi'ndeki Türk askerleri

https://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2019/04/27/thumbs_b_c_64013740b79fb095aeeca7f17bc2c531.jpg

Sina-Filistin Cephesi
Taraf Devletler
Osmanlı İmparatorluğuBüyük Britanya
Başlangıç Tarihi
28 Ocak 1915
Bitiş Tarihi
30 Ekim 1918
Kapsadığı Topraklar
MısırFilistinÜrdünLübnanSuriye
Sonuçlar
Osmanlı İmparatorluğu yenilgiyi kabul etti.Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.I. Dünya Savaşı sona erdi.

Sina ve Filistin Cephesi

Sina ve Filistin Cephesi, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun savaştığı sekiz cepheden biridir. Bir savunma cephesi olmakla beraber; aslen bir taarruz cephesi olan Kanal Cephesi'nin başarısızlıkla sona ermesinin bir sonucu olarak meydana gelmiştir. Cephede rol oynayan taraflar Osmanlı ve Britanya imparatorluklarıdır. Bu cephe, en son Halep'in 5-10 km kuzeyinde bulunan Halep-Katma Hattı'na kadar gerilemiş ve sonrasında 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'yla birlikte kapanmıştır.


Sina ve Filistin Cephesi

Stratejik Arkaplan ve Cephenin Açılması

19. yüzyılın ortalarında Mısır Valisi İsmail Paşa, modernleşme çalışmaları ve Süveyş Kanalı'nın inşası için Avrupa bankalarından yüklü miktarda borç aldı. Daha sonraları Mısır borçlarını ödeyemeyecek duruma geldiğinde; dönemin İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli fırsattan istifade ederek Mısır'ın elinde bulunan Süveyş Kanalı hisselerini satın aldı ve kanalın hisselerinin çoğu İngiltere'nin eline geçti. 19. yüzyılın sonlarına doğru bazı milliyetçi ayaklanmalar mazeret gösterilerek askerî müdahalelerde bulunuldu. Son olarak Tel el-Kebir Muharebesi'nde isyancı birliklerin mağlup edilmesiyle birlikte Mısır, fiilen İngilizlerin eline geçti. Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla beraber İngiltere, Mısır'ı resmen ilhak ettiğini açıkladı.

Mısır'daki Tel-el-Kebir Muharebesi'nde Kara Gözcü Alayı, 1882


Osmanlı Taarruz Safhası: Kanal Harekâtları

Bu bölge, İngilizler için özellikle sömürgelerle olan irtibatı sağlaması sebebiyle çok önemliydi. Bunu bilen Osmanlı İmparatorluğu, bölgeyi bir taarruzla ele geçirme planı tasarlamıştı. Bu cephedeki savaşın ilk harekâtı olan Birinci Kanal Harekâtı sırasında Cemal Paşa ve Kress von Kressenstein komutasındaki Osmanlı ordusu, o günün şartlarına göre olağanüstü bir lojistik başarı örneği sergileyerek o zamanlar "geçilmez" denilen Tih Çölü'nü büyük bir gizlilikle geçmeyi başarmıştı. Bu harekâtta öncelikli amaç Kanal'ın diğer tarafına geçmekti; ancak İngilizlerin kanalın karşı tarafına yerleştirdiği ağır makineli tüfekler ve savaş gemilerinin yoğun ateşi ile Mısır'da beklenen halk ayaklanmasının gerçekleşmemesinden dolayı Osmanlı birlikleri bu amacına ulaşamadı ve geri çekilmek zorunda kaldı.

1916 senesinin ağustos ayında Osmanlı ordusu, Kanal'ı tekrar tehdit etmek ve İngilizlerin Sina Yarımadası’ndaki ilerleyişini durdurmak için bir kez daha İkinci Kanal Harekâtı ile beraber taarruza geçti. Kress von Kressenstein komutasındaki yaklaşık 16 bin kişilik bir kuvvet, İngilizlerin ana savunma noktası olan Romani’ye saldırdı; ancak İngilizlerin sayısal üstünlüğü ve uçaklarla sağladıkları hava hâkimiyeti sebebiyle mağlup olup geri çekildiler. Bu noktadan sonra inisiyatif tamamen İngilizlerin eline geçmiş ve Osmanlı birlikleri savunma odaklı bir strateji belirlemiştir.


Savunma ve Kırılma: Gazze Hattı

Sina ve Filistin Cephesi’nde Osmanlı ordusunun taarruz gücünün kırılmasından sonra savaşın kaderi, Filistin’in kapısı sayılan Gazze-Beerşeba Hattı'na taşınmıştır. Bu safha, Osmanlı savunma azminin zirve yaptığı ve ardından stratejik bir kırılmanın yaşandığı dönemdir. 1917 yılına gelindiğinde İngilizler Mısır'ı güvenceye almış; Sina Çölü'nü demir yolu ve su boru hatlarıyla geçerek Filistin sınırına dayanmıştı. Gazze, Kudüs'e ve Filistin'e giden yolların üzerindeki en kritik savunma noktasıydı. Osmanlı ordusu için Gazze'yi tutmak sadece bir toprağı tutmak değil, mukaddes şehir Kudüs'ü de korumak anlamına geliyordu.

İngiliz General Archibald Murray, 1917 baharında Gazze'yi düşürmek için iki büyük saldırı düzenledi: I. ve II. Gazze Muharebeleri. I. Gazze Muharebesi'nde İngilizler sayıca çok üstün olmalarına ve Gazze içlerine kadar girmelerine rağmen Osmanlı askerlerinin olağanüstü mukavemeti sayesinde geri püskürtüldüler. II. Gazze Muharebesi'nde ise İngilizler bu sefer tanklar ve zehirli gazlarla saldırmalarına rağmen başarılı olamadılar ve mevzileri geçemediler. Bu gelişmelerin üzerine, savaşın ilk yıllarında Çanakkale ve Irak gibi cephelerde aldığı mağlubiyetlerden dolayı ciddi derecede itibar kaybetmiş olan İngiltere, mevcut hükûmetin kararıyla General Murray yerine daha agresif bir isim olan ve "Boğa" lakabıyla tanınan General Edmund Allenby'yi Sina-Filistin Cephesi'nde görevlendirdi. Bu değişim ile beraber İngiliz ordusu tarafından bölgeye çok sayıda taze birlik, modern uçak ve ağır top sevk edildi. Yeni generalin uyguladığı sert taktikler ve uçakların savaşa etkisi sayesinde Osmanlı ordusu III. Gazze Muharebesi'nde mağlup edildi ve takip eden süreçte, 9 Aralık 1917 tarihinde Kudüs İngilizlerin eline geçti.

İngiliz General Edmund Allenby, 1925

Son Perde: Nablus ve Halep Hattı

Bu büyük mağlubiyetin ve geniş çaplı ricatın bir sonucu olarak, Enver Paşa'nın emriyle Alman General Erich von Falkenhayn komutasında Yıldırım Ordular Grubu kuruldu. Ancak Cemal Paşa ve Falkenhayn arasında yaşanan yetki tartışmaları ile oluşturulan bu ordunun yönetim kademelerine Alman subayların getirilmesinden dolayı Türk subaylar arasında çıkan hoşnutsuzluk, bu orduların yararlılığını sınırlandırdı. Nitekim 19 Eylül 1918'de başlayan Nablus Muharebesi'yle Osmanlı ordusu büyük bir bozguna uğradı ve kurtulabilen birlikler daha kuzeye çekildiler. O sırada 7. Ordu Komutanı olan Mustafa Kemal Paşa, kalan birlikleri Halep-Katma Hattı'na kadar çekti. Bu hatta gerçekleşen Katma Muharebesi, Türk ordusunun Mondros Antlaşması'ndan önceki son zaferi olarak kabul edilir.


Sosyal-Siyasi Etkenler ve Sonuçlar

Bu cephede askerî harekâtın ötesinde; Şerif Hüseyin liderliğinde Osmanlı'ya isyan edip İngilizlerle iş birliği yapan ve Osmanlı'nın lojistik imkânlarını kısıtlayan baskınlarla öne çıkan Arap aşiretlerinin isyanı, kaynak yetersizliğinden doğan ikmal güçlüğü, kolera, sıtma ve İspanyol gribi gibi salgın hastalıklar ve son olarak İngilizlerin kullandığı uçaklar, zırhlı araçlar ile modern istihbarat yöntemleri belirleyici olmuştur. Sonuç olarak ise Osmanlı İmparatorluğu yenilgiyi kabul ederek ateşkes istemiş ve Millî Mücadele Dönemi'ne giden süreç başlamıştır.



Kaynakça

Atay, F. R. (2004). Zeytindağı. İstanbul: Pozitif Yayınları.

Cemal Paşa. (2005). Hatıralar: İttihat ve Terakki, Birinci Dünya Savaşı Anıları. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.


Erickson, E. J. (2003). Size Ölmeyi Emrediyorum: Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Ordusu Tarihi (Çev. T. Akad). İstanbul: Kitap Yayınevi.


Genelkurmay ATASE. Birinci Dünya Harbi'nde Türk Harbi, IV. Cilt: Sina-Filistin Cephesi. Ankara: Genelkurmay Basımevi.


Kress von Kressenstein, F. (2007). Son Haçlı Seferi: Kuma Gömülen İmparatorluk (Çev. M. T. Kılavuz). İstanbul: Yeditepe Yayınevi.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarHüseyin Karakaya31 Mart 2026 14:38

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Sina ve Filistin Cephesi" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Sina ve Filistin Cephesi

    • Sina ve Filistin Cephesi

      • Stratejik Arkaplan ve Cephenin Açılması

      • Osmanlı Taarruz Safhası: Kanal Harekâtları

      • Savunma ve Kırılma: Gazze Hattı

      • Son Perde: Nablus ve Halep Hattı

      • Sosyal-Siyasi Etkenler ve Sonuçlar

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor