Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
Sosyal öğrenme kuramı, öğrenmenin bireysel, çevresel ve davranışsal faktörlerin karşılıklı etkileşimi sonucunda meydana geldiğini öne süren bir yaklaşımdır. Albert Bandura tarafından geliştirilen bu kuram "sosyal bilişsel kuram" olarak da adlandırılır. Kuramın temel tezi, bireylerin kendilerinin ya da başkalarının ortaya koyduğu davranışların sonuçlarını gözlemleyerek öğrendiğidir. Bu yaklaşım, gözlem yoluyla ya da model alarak öğrenme şeklinde de ifade edilir.
Kuram, öğrenmeyi yalnızca gözlenebilen uyarıcı-tepki ilişkisiyle açıklayan davranışçı kuramların ve öğrenmeyi zihinsel süreçlere odaklanarak ele alan bilişsel kuramların bazı konuları açıklamakta yetersiz kaldığı tespiti üzerine geliştirilmiştir. Davranışçı kuramların, pekiştirilmeden gösterilen veya doğal ortamlarda kendiliğinden oluşan davranışları açıklamakta yetersiz kaldığı belirtilmiştir. Sosyal öğrenme kuramı, davranışçı kuramlardan, öğrenmede bilişsel süreçlerin de etkili olduğunu savunarak ayrılır. Bilişsel kuramlardan ise sosyal faktörlerin öğrenmedeki rolünü vurgulayarak farklılaşır.
Tarihsel Gelişim ve Öncü İsimler
Öğrenme kuramları 1940'lı yıllara kadar davranışçı yaklaşımların etkisi altında kalmıştır.【1】 İnsanların birbirinden öğrenmesi olgusuna ilk dikkat çekenlerden biri, zihni toplumsal bir süreç olarak gören John Dewey olmuştur.【2】 1940'lı yıllarda John Dollard ve Neal Miller, öğrenmede taklidin rolüne dikkat çekerek "taklide dayalı öğrenme" kavramını kullanmıştır.【3】
Rus psikolog Lev Vygotsky, sosyal alanları "potansiyel gelişim alanı" olarak kabul etmiş ve öğrenmelerin çoğunun sosyal ortamlarda gerçekleştiğini belirtmiştir. "Sosyal öğrenme" kavramı ise ilk defa 1947 yılında Julian Rotter tarafından kullanılmıştır.【4】 Rotter'e göre insan, dış uyarıcılar ve pekiştireçlerden etkilenen, ancak kendi yaşamına yön verebilecek yeteneğe sahip bilinçli bir varlıktır.【5】
Günümüzde sosyal öğrenme kuramı dendiğinde akla ilk gelen isim Albert Bandura'dır.【6】 Bandura, 1950'lerde Dollard ve Miller'in çalışmalarından etkilenerek gözlem yoluyla öğrenme teorisini geliştirmiştir.【7】 Başlangıçta sosyal davranışçılık olarak yaklaştığı kuramını, daha sonra düşünme, hafıza ve dil gibi bilişsel süreçleri de içerecek şekilde genişletmiştir.【8】 Bandura'nın 1986 yılında yayımladığı "Düşünce ve Eylemlerin Sosyal Temelleri: Bir Sosyal Bilişsel Teori" (Social Foundations of Thought and Action: A Social Cognitive Theory) adlı kitabından sonra teorisi "Sosyal Bilişsel Teori" olarak anılmaya başlamıştır.【9】
Sosyal öğrenme kuramı, öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini çeşitli temel ilkeler ve bilişsel kapasiteler aracılığıyla açıklar.
Kuramın temelinde, bireylerin deneme yanılmaya gerek duymadan, başkalarının davranışlarını gözlemleyerek öğrendiği fikri yer alır. Birçok karmaşık davranış, saldırganlık ve ahlaki davranış da dahil olmak üzere modelleme yoluyla öğrenilebilir. Öğrenmenin gerçekleşmesinde modelin ve gözlemcinin özellikleri etkilidir. Modelin statüsü, gücü, popülerliği, yaşı, cinsiyeti ve gözlemciyle olan benzerlikleri, davranışın taklit edilme düzeyini belirler.
Modeller üç temel türe ayrılır:
Bandura'ya göre gözlem yoluyla öğrenmenin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi dört temel sürece bağlıdır:
Bu ilkeye göre öğrenme; "çevre, kişisel faktörler (bilişsel, duyuşsal vb.) ve davranışın üç yönlü, dinamik ve karşılıklı etkileşimiyle" açıklanır. Bireyin davranışı, çevresi ve bireysel faktörleri karşılıklı olarak birbirlerini etkiler ve belirler. Bu etkileşimde insanlar, çevrelerinin hem "ürünleri" hem de "üreticileri" olarak görülürler.
Bireyler, bir davranışı bizzat kendileri yapmasalar dahi, başkalarının davranışlarının sonuçlarını gözlemleyerek öğrenebilirler. Bu kapasite, zaman alıcı deneme yanılma süreçlerini ve olası hataları önler. Bu kapasite şu şekillerde işler:
Gözlemlenen modelin yaptığı davranış sonucunda ödüllendirildiğini görmek, gözlemcinin o davranışı tekrar etme olasılığını artırır. Bandura'ya göre dolaylı pekiştirme, bireyi doğrudan pekiştirmeye göre daha etkili güdüleyebilir.
Modelin sergilediği davranış nedeniyle cezalandırıldığını gözlemlemek, gözlemcinin o davranışı yapma eğilimini azaltır. Bandura tarafından yapılan bir deneyde, saldırgan davranışları cezalandırılan bir modeli izleyen çocukların, ödüllendirilen veya nötr tepki verilen modeli izleyen çocuklara göre anlamlı ölçüde daha az saldırgan davranış sergilediği tespit edilmiştir.
Bir kişinin davranışlarını gözlemlerken kurulan empati, gözlem yapan kişide duygusal koşullanmaya neden olabilir. Modelin korktuğu bir şeyden, doğrudan bir zarar görmese bile korkmayı öğrenmesi buna örnektir.
Kuram, öğrenme sürecinde etkili olan diğer bilişsel yetenekleri de tanımlar:
İnsanlar deneyimlerini, düşünme sürecinde bir mekanizma görevi gören semboller (imajlar, kelimeler) kullanarak hafızalarına kaydeder, anlamlandırır ve işler.
İnsanların geçmiş yaşantılarını ve sembolleştirme yeteneklerini kullanarak geleceğe yönelik planlar yapabilme, hedefler belirleyebilme ve davranışlarının muhtemel sonuçlarını bilişsel olarak tahmin edebilme gücüdür.
İnsanların kendi davranışlarını, düşüncelerini, duygularını ve motivasyonlarını kontrol edebilme yeteneğidir. Bireyler, dışsal pekiştireçlere ek olarak kendi kendilerini gözlemleme (gözlem), kendi standartlarına göre yargılama (yargı) ve kendilerini ödüllendirme veya cezalandırma (öz tepki) yoluyla davranışlarını düzenlerler.
Bireyin, belirli bir amaca ulaşmak veya karşılaştığı problemlerle baş edebilmek için gerekli olan davranışları organize etme ve gerçekleştirme kapasitesine yönelik kendi yargısı ve inancıdır.【10】 Pajares ve Miller bunu "kişinin kendi kapasitesine yönelik yargısı" olarak tanımlamıştır.【11】 Olumlu öz yeterlilik algısına sahip bireylerin, iddialı hedefler ortaya koydukları ve bu hedefleri gerçekleştirmek için daha yüksek çaba sarf ettikleri belirtilmektedir.【12】
Sosyal öğrenme kuramının ilkeleri, başta eğitim, psikoloji, din öğretimi ve örgütsel davranış olmak üzere birçok alanda uygulanmaktadır.
Kuram, eğitim ve psikoloji alanlarında yaygın kabul görmektedir. Sınıf içinde, öğretmenin kendisinin uygun bir model olması ve problem çözme veya araç gereç kullanma gibi becerileri göstererek model olması bir uygulamadır. Öğretmenin kullandığı dil, tutumlar ve öğrencilerle kurduğu ilişki öğrenciler tarafından model alınır.
Sosyal bilişsel öğrenme kuramının, din öğretimine olumlu katkılar sağlayabileceği belirtilmektedir. Bireyin dinî tutum ve davranışlarının gelişiminde, özellikle çocukluk döneminde, aile ve çevrenin (model olarak) etkisi bulunmaktadır. İbadetlerin öğretilmesi gibi süreçlerde, modelin (öğretmen, ebeveyn) davranışı uygulamalı olarak göstermesi ve sözlü olmayan iletişimin (beden dili, ses tonu) öğrenme üzerinde etkili olduğu belirtilir. Ergenlik döneminde din öğrenimi de büyük ölçüde model alma ve gözlem yoluyla gerçekleşir. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamberin "üsve-i hasene" (en güzel örnek) olarak belirtilmesi, din eğitiminde modellemenin yerini vurgulayan bir örnek olarak sunulmaktadır.
Kuram, örgütsel alanda etik liderlik kavramının çalışanlar üzerindeki sonuçlarını açıklamak için kullanılmaktadır. Bu yaklaşıma göre, etik yöneticiler çalışanları için birer rol modeldir. Liderlerin şeffaf ve adil eylemlerde bulunması, uygun davranışları ödüllendirerek ve uygunsuz davranışları disipline ederek sosyal öğrenme modelleri hâline gelmesi, çalışanların davranışlarını etik yönde etkiler.
Kuramın ergenliğe uyarlanmış hâli, ergenlerin yetişkinlerin veya akranlarının yaptığı şeyleri gözlemleyerek ve model alarak öğrendiğini savunur. Ergenlik döneminde yaşanan sorunların, bireyin yeterince toplumsallaşamamış olmasından kaynaklanabileceği belirtilir. Ergenin dinî kimlik kazanmasında da çevresindeki rol modellerin davranışlarını gözlemlemesi ve model alması etkilidir.
[1]
Zafer Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 33 (Aralık 2014): 151, erişim 22 Ekim 2025, https://dergipark.org.tr/en/pub/sduifd/issue/48320/611740
[2]
Mustafa Bayrakcı, “Sosyal Öğrenme Kuramı ve Eğitimde Uygulanması,” Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, sy. 14 (Mayıs 2013): 200, erişim 22 Ekim 2025, https://dergipark.org.tr/en/pub/sakaefd/issue/11210/133874
[3]
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 151.
[4]
Bayrakcı, “Sosyal Öğrenme Kuramı ve Eğitimde Uygulanması,” 200; Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 151.
[5]
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 151; Bayrakcı, “Sosyal Öğrenme Kuramı ve Eğitimde Uygulanması,” 200.
[6]
Bayrakcı, “Sosyal Öğrenme Kuramı ve Eğitimde Uygulanması,” 200.
[7]
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 151.
[8]
Bayrakcı, “Sosyal Öğrenme Kuramı ve Eğitimde Uygulanması,” 200.
[9]
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 151.
[10]
Bayrakcı, “Sosyal Öğrenme Kuramı ve Eğitimde Uygulanması,” 206;
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 154.
[11]
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 154.
[12]
Yıldız, “Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Din Öğretimi,” 154.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Sosyal Öğrenme Kuramı" maddesi için tartışma başlatın
Temel Kavramlar ve İlkeler
Gözlem Yoluyla Öğrenme (Model Alma)
Gözlem Yoluyla Öğrenme Süreçleri
Karşılıklı Belirleyicilik (Reciprocal Determinism)
Dolaylı Öğrenme Kapasitesi (Vicarious Capacity)
Dolaylı Pekiştirme (Vicarious Reinforcement)
Dolaylı Ceza (Vicarious Punishment)
Dolaylı Duygusallık (Vicarious Emotionality)
Diğer Bilişsel Kapasiteler
Sembolleştirme Kapasitesi
Öngörü Kapasitesi
Öz Düzenleme Kapasitesi
Öz Yeterlilik Kapasitesi
Uygulama Alanları
Eğitim
Din Öğretimi
Etik Liderlik ve Örgütler
Ergenlik ve Toplumsallaşma