

Sûzidilârâ makamının diğer dizisi rastta çârgâh yani sol majördür. Bu dizi ile rast perdesinde karar edilecektir. Sol majörün ilgili minörü mi minördür. Bundan dolayı hüseynî perdesinde bûselik çeşnisiyle asma karar yapılır. Yine sol majörün bir işaret fazla komşusu re majördür. Bu sebeple de nevâda çârgâhlı asma karar, bazan da yarım karar yapılır. Re majörün ilgili minörü si minör olduğuna göre bûselik perdesinde bûselikli asma kalış yapılabilir. Bütün bunlar özetlenirse sûzidilârâ makamı seyri sırasında hüseynî, nevâ ve yegâhta bûselikli, nevâ ve çârgâhta çârgâhlı, bûselikte bûselikli, dügâhta bûselikli ve hicazlı, rastta nikrizli (yegâhtaki ikinci şekil bûselik dizisi sebebiyle), hüseynî-aşiranda bûselikli, yegâhta bûselikli ve çârgâhlı asma kararlar yapılabilir.

Sûzidilârâ makamı Arel-Ezgi nazariyatında her ne kadar iki çârgâh dizisinden meydana geldiği şeklinde tarif edilmişse de eldeki eserler bu tarifin doğru olmadığını ve adı geçen iki nazariyatçının makamı doğru anlayamadığını göstermektedir. Nitekim Rauf Yektâ Bey bu makam için, “Rast, bûselik, hüseynî gibi yekdiğerine mübâyeneti muhtâc-ı îzah görülmeyen üç makamın bir sûret-i mâhirânede mezc ve telifinden hâsıl olan sûzidilârâ” ifadesini kullanmıştır (YM, sy. 16 [1917], s. 310). Rauf Yektâ Bey’in bu tarifi eldeki eserlerin yapısına en uygun olanıdır. Belki buna bir de hümâyun makamını eklemek gerekebilir. Zaten III. Selim gibi büyük bir mûsiki bestekârının sadece majör-minör ilişkisine dayanan, Türk mûsikisinin en karakteristik perde ve çeşnilerinin yer almadığı, bu mûsikinin renklerini taşımayan bir makam icat etmesi mantığa aykırıdır.
III. Selim’in Mevlevî âyiniyle ağır düyek usulündeki peşrevi, Tanbûrî Cemil Bey’in saz semâisi; yine III. Selim’in darbeyn usulünde, “Kemân-ı aşkını çekmek o şûhun hayli müşkilmiş” mısraıyla başlayan birinci bestesi, hafif usulünde, “Çîn-i gîsûsuna zencîr-i teselsül dediler” mısraıyla başlayan ikinci bestesi; “A gönül cur‘a mıyız kâr-ı penâh eyleyelim” mısraıyla başlayan ağır semâisi ve “Âb ü tâb ile bu şeb hâneme cânan geliyor” mısraıyla başlayan yürük semâisi; ağır aksak usulünde, “Gülşende yine meclis-i rindâne donansın” mısraıyla başlayan şarkısı; Nûman Ağa’nın düyek usulünde, “Ey padişahım şevketin” mısraıyla başlayan şarkısı; Eyyûbî Zekâi Dede’nin düyek usulünde, “Bârekallah dü cihânın serveri” mısraıyla başlayan tevşîhi bu makamın örneklerindendir.
Abdülbâki Nâsır Dede, Tedkîk ü Tahkîk (nşr. Yalçın Tura), İstanbul 2006, s. 32.
Hâşim Bey, Mûsikî Mecmuası, İstanbul 1280, s. 25-26.
Hüseyin Sâdeddin Arel, Türk Mûsıkîsi Nazariyatı Dersleri (haz. Onur Akdoğu), Ankara 1991, s. 212-213.
Rauf Yekta, “Selîm-i Sâlis Mûsikîşinâs”, YM, sy. 16 (1917), s. 310.
Suphi Ezgi, Nazarî-Amelî Türk Musikisi, İstanbul 1933-40, I, 179-180; IV, 254.
İsmail Hakkı Özkan, Türk Mûsikîsi Nazariyatı ve Usûlleri Kudüm Velveleleri, İstanbul 2006, s. 452-456.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"SÛZİDİLÂRÂ" maddesi için tartışma başlatın