Deve güreşi, Anadolu’da yüzyıllar boyunca şekillenen ve günümüzde hâlâ yaşatılan geleneksel bir kültürel faaliyettir. Özellikle Batı Anadolu’da yoğun olarak görülen bu etkinlik, yalnızca bir spor müsabakası değil; aynı zamanda Yörük-Türkmen kültürünün bir uzantısı, yerel dayanışmanın bir aracı ve somut olmayan kültürel mirasın (SOKÜM) yaşayan bir örneğidir. Devecilik kültürü çevresinde gelişen bu ritüel, toplumsal hafızada derin izler bırakmakta, kuşaktan kuşağa aktarılan değerleri içinde barındırmaktadır.

Develer, binlerce yıl boyunca Asya'dan Anadolu'ya uzanan coğrafyada ekonomik, kültürel ve sosyal değerler taşımıştır. Anadolu’da deve yetiştiriciliği ve taşımacılığı, özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir yere sahip olmuş; bu durum zamanla “devecilik” adı verilen özel bir yaşam tarzını da beraberinde getirmiştir. Devecilik kültürü, yalnızca hayvan yetiştiriciliğiyle sınırlı kalmamış; aynı zamanda müzik, el sanatları, şiir ve spor gibi birçok alanda kültürel üretimi tetiklemiştir. Bu kültür, günümüzde büyük ölçüde güreş festivalleri aracılığıyla yaşamaya devam etmektedir.【1】
Anadolu’da deve güreşlerinin ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, yazılı ve sözlü kaynaklar bu geleneğin en az 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Osmanlı dönemine ait arşiv belgelerinde, güreş maksadıyla develerin alıkonulmasına dair kayıtlar mevcuttur. II. Mahmut döneminde Gediz’deki şap taşıyan develerin Tire’de yapılacak güreş için tutulması, bu organizasyonların 19. yüzyılın ilk yarısında dahi yaygınlaştığını göstermektedir.【2】

Deve güreşi, Türk kültürünün göçebe yaşam tarzı ve hayvancılıkla iç içe geçmiş tarihî yapısının bir yansımasıdır. Orta Asya kökenli Türk toplulukları arasında deve yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda mitolojik ve sembolik anlamlar taşıyan bir varlıktır. Nitekim Türk mitolojisinde erkek deve, kutsal hayvanlar arasında yer almakta; buğra adıyla ejder veya yırtıcı kuş gibi totemlerle ilişkilendirilmektedir.【3】
Anadolu’ya yerleşen Türkmenler arasında göçebe yaşam tarzı uzun süre devam etmiş ve bu süreçte deve güreşleri, toplumsal bir eğlence ve rekabet aracı olarak şekillenmiştir. Günümüzde özellikle Aydın, İzmir, Manisa, Denizli ve Muğla illerinde yoğunlaşan güreş organizasyonları, bu kültürel sürekliliğin somut göstergeleridir.【4】
Deve güreşleri, belirli bir düzen ve kurallar çerçevesinde gerçekleşir. Güreşler, genellikle Aralık ve Mart ayları arasında, develerin kızgınlık döneminde yapılır. Güreşten önce "havut giydirme töreni" düzenlenir. Bu, develerin yeni sezon için hazırlandığını simgeler. Her deveye özgü bir isim verilir ve bu isimler, hayvanın cesaretini, fiziksel gücünü veya halk arasında tanınmış bir kişiliği yansıtacak şekilde seçilir. Örneğin, 1970’lerde güreşen "Okçulu" adlı devenin sempatik hareketlerinden dolayı adı seyirciler tarafından “Kolombo”ya çevrilmiştir.【5】
Güreşler sırasında develerin ağızları bağlanır ve üzerlerinde süslü havutlar, işlemeli çanlar ve renkli halılar bulunur. Develer, çoğunlukla tek hörgüçlü dişi ile çift hörgüçlü erkek devenin melezi olan “tülü” cinsinden seçilir. Güreş alanında yapılan müzikli geçit töreni, halk dansları, yerel yemeklerin sunumu ve el sanatları ürünlerinin sergilenmesi, bu etkinliği sadece bir spor müsabakası olmaktan çıkarır; adeta bir kültürel festival atmosferi yaratır.【6】
Deve güreşi, UNESCO’nun 2003 tarihli Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nde belirtilen kriterlere büyük ölçüde uyan bir gelenektir. Toplumsal uygulamalar ve ritüeller başlığı altında değerlendirilebilecek bu etkinlik, kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi ve beceri birikimi ile sürekliliğini korumaktadır. Ancak, günümüzde artan kentleşme, hayvancılığın gerilemesi ve modern yaşam tarzları, bu geleneğin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir.
Deve güreşleri yerel ekonomiye ve kültürel turizme ciddi katkılar sağlamaktadır. Özellikle İzmir, Selçuk, Tire ve Bergama gibi ilçelerde düzenlenen festivaller, kış aylarında bölgeye turist çekmekte ve konaklama, yeme-içme gibi sektörlere ekonomik hareketlilik kazandırmaktadır.【7】
UNESCO listelerine girmesi için çeşitli girişimlerde bulunulan bu geleneğin korunabilmesi, ancak kapsamlı bir kültürel envanter çalışması ve kamu desteğiyle mümkün olacaktır. Zira deve yetiştiriciliği ve güreşçiliği, Türkiye’de ekonomik ve sosyal açıdan güçlü bir zemin bulmakta zorlanmaktadır. Özellikle dar gelirli deve sahiplerinin maliyetleri karşılayabilmesi için devlet desteğine ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır.【8】
Deve güreşi, Türk kültürünün göçebe geçmişine dayanan, yerel değerlerle şekillenmiş ve günümüzde de halk arasında yaşatılmaya devam eden nadir geleneklerden biridir. Sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda bir ritüel, bir toplumsal buluşma ve bir kültürel hafıza mekânı olarak önemini korumaktadır. Yörük kültürünün bugüne ulaşan temsilcisi olan deve güreşleri, tarihî miras ve geleceğe taşınması gereken özgün bir folklorik değerdir. Bu nedenle, deve güreşinin bir somut olmayan kültürel miras öğesi olarak tescillenmesi ve korunması, hem yerel kimliklerin devamlılığı hem de kültürel çeşitliliğin yaşatılması adına büyük önem taşımaktadır.
Anadolu Ajansı "İzmir'de Deve Güreşi Festivali" Son Erişim: 1.4.2025 https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/deve-guresinde-renkli-goruntuler#!
Atasoy, Fatih, ve Fatma Tülin Özbaşer. “Anadolu’da Deve Yetiştiriciliği ve Deve Güreşleri.” Lalahan Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Dergisi 54, no. 2 (2014): 85–90.
Çalışkan, Vedat. “Somut Olmayan Kültürel Bir Mirasın Güncel Bir Değerlendirmesi: Anadolu Devecilik Kültürü ve Geleneksel Deve Güreşi Şenlikleri.” TÜBA-KED, no. 11 (2013): 137–153.
Çulha, Osman. “Kültür Turizmi Kapsamında Destekleyici Turistik Ürün Olarak Deve Güreşi Festivalleri Üzerine Bir Alan Çalışması.” Yaşar Üniversitesi Dergisi 3, no. 12 (2008): 1827–1852.
Yılmaz, Orhan, ve Mehmet Ertuğrul. “Türk Kültüründe Deve Güreşleri.” BEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 4, no. 1 (2015): 157–167.
Yılmaz, Orhan, ve Mehmet Ertuğrul. “Deve Güreşi mi, Deve Dövüşü mü?” Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 12, no. 2 (2015): 117–123.
[1]
Vedat Çalışkan, “Anadolu Devecilik Kültürü ve Geleneksel Deve Güreşi Şenlikleri,” TÜBA-KED, no. 11 (2013): 137–139.]
[2]
[Çalışkan, 140.]
[3]
Orhan Yılmaz ve Mehmet Ertuğrul, “Türk Kültüründe Deve Güreşleri,” BEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 4, no. 1 (2015): 158.
[4]
Fatih Atasoy ve Fatma Tülin Özbaşer, “Anadolu’da Deve Yetiştiriciliği ve Deve Güreşleri,” Lalahan Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Dergisi 54, no. 2 (2014): 88.
[5]
[Yılmaz ve Ertuğrul, 162.
[6]
Atasoy ve Özbaşer, 88.
[7]
Osman Çulha, “Kültür Turizmi Kapsamında Destekleyici Turistik Ürün Olarak Deve Güreşi Festivalleri Üzerine Bir Alan Çalışması,” Yaşar Üniversitesi Dergisi 3, no. 12 (2008): 1828.
[8]
Yılmaz ve Ertuğrul, 159.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Türk Kültüründe Deve Güreşi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihî Kökeni ve Devecilik Kültürünün Gelişimi
Deve Güreşinin Türk Kültüründeki Yeri ve Anlamı
Güreşin Yapısı ve Ritüel Özellikleri
Somut Olmayan Kültürel Miras ve Sürdürülebilirlik