Ai badge logo

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

Türk Mitolojisinde Su Kültü

fav gif
Kaydet
kure star outline

Türk mitolojisinde su kültü, ırmak, göl, kaynak ve pınar gibi su varlıklarına kutsallık atfedilmesi; suyun hayat verici, arıtıcı/temizleyici ve kimi bağlamlarda koruyucu-şifalandırıcı bir güç olarak görülmesi etrafında şekillenen inanç ve uygulamalar bütünüdür. Bu anlayışa bağlı olarak suyla ilişkili çeşitli ritüel pratikler ortaya çıkar. Su başında adak ve kurban sunma, belirli suların “kutlu” kabul edilmesi nedeniyle ziyaret ve dilek pratikleri, bazı davranışları yasaklayan tabular (suyu kirletmeme, saygısız davranmama vb.) ve suyu şifa arayışıyla ilişkilendiren uygulamalar bu kapsamda değerlendirilebilir.


Gidenin Ardından Su Dökme Ritüeli (Yapay Zekâ ile Oluşturulmuştur)

Türk kültüründe suyun sıradan bir madde olmadığı; “iye” (koruyucu ruh/varlık) barındırdığı ya da kutsal bir varlıkla ilişkilendiği yönündeki inanç, suya yönelik saygı temelli davranış kalıplarını güçlendirmiştir. Bu nedenle suyu kirletmeme, su kaynaklarını incitici davranışlardan kaçınma ve belirli su mekânlarını “hürmet gösterilmesi gereken” alanlar olarak görme gibi tutumlar yaygınlaşmıştır. İslamiyet’in kabulünden sonra ise bu inanç ve pratiklerin tümüyle ortadan kalkmadığı; halk inançları içinde yeni dinî ve kültürel yorumlarla dönüşerek yaşamaya devam ettiği bilinmektedir. Bu dönüşüm, suyun kutsallığının “yer”, “ziyaret”, “dua” ve “şifa” çerçevesinde yeniden anlamlandırılmasıyla görünür hâle gelir.


Suyun Simgesel Alanı

Su, simgesel düzlemde varoluşun başlangıcı, içinde yaratıcı imkânı taşıyan potansiyel güç ve doğurganlık/üretkenlik ile ilişkilendirilen temel bir unsurdur. Bu çerçevede suyla temas, özellikle de yıkanma, yalnızca fiziksel temizlik olarak değil; eski hâlden yeni hâle geçişi, arınmayı ve yenilenmeyi ifade eden sembolik bir “eşik” eylemi olarak yorumlanır.


Türk topluluklarında su kültü, Gök Tanrı inancı, tabiat güçlerine yönelik inançlar ve yer-su anlayışı bağlamında ele alınır. Suya kutsallık atfedilse de bu kutsallığın çoğu zaman bağımsız ve kişileştirilmiş bir “su tanrısı” düşüncesine karşılık gelmediği özellikle vurgulanır. Daha doğru bir ifadeyle su, tanrılaştırılan bir varlıktan ziyade; kut taşıyan, koruyucu/yerel ruhlarla (iye) ilişkilendirilen ve tabiat düzeni içinde saygı gösterilmesi gereken bir güç ve mekândır.

Su İyesi İnancı ve Suya Yönelik Saygı–Yasaklar

Eski Türk inanç dünyasında, doğada gözle görülen her varlığın bir sahibi ya da koruyucu ruhu (iye) bulunduğuna inanılır. Su da bu çerçevede “su iyesi” olarak adlandırılan hâkim/koruyucu varlıklarla ilişkilendirilir. Suyun bulunduğu yerin düzenini ve bereketini koruduğu düşünülen bu iyeleri hoşnut etmek amacıyla kanlı (hayvan kurbanı gibi) ve kansız (yemek, içecek, bez bağlama vb.) adak ve kurban uygulamaları gerçekleştirilmiştir.


Su iyesi inancına bağlı olarak, suya yönelik saygısız davranışların, örneğin suyu kirletmenin, içine pislik atmanın ya da suya tükürmenin, cezalandırılacağı düşüncesi yaygındır. Bu nedenle dere, pınar ve kaynakların kirletilmemesi, temiz tutulması ve su başında ölçülü davranılması, yalnızca hijyen kaygısıyla değil; korku ve hürmet temelli bir inanç çerçevesinde sürdürülen pratikler olarak değerlendirilir.


Bu bağlamda su başında uyulması gerektiği düşünülen çeşitli sınırlamalardan söz edilir. Pınar çevresinde yüksek sesle konuşmamak, küfretmemek, çevreyi kirletmemek; pınar başında av yapmamak, ağaç kesmemek gibi yasaklar bunlar arasındadır. Ayrıca su iyesine saygının bir göstergesi olarak, pınara yakın ağaçlara bez bağlama uygulamasının da görüldüğü belirtilir. Bu pratiklerin tümü, suyun yalnızca doğal bir unsur değil; manevi bir düzenin parçası ve “hürmet edilmesi gereken” bir varlık olarak algılandığını gösterir.

Ritüelistik Uygulamalar

Su kültü çevresinde gelişen pratiklerin temel amaçları arasında şifa bulma, bereketi artırma ve dileğin gerçekleşmesi öne çıkar. Elazığ yöresine ilişkin gözlemlerde, “kutsal” kabul edilen su kaynaklarının belirli niyetlerle ziyaret edildiği; bu inanışların merkezinde özellikle şifa arayışının yer aldığı vurgulanır. Buna göre tıbbi müdahaleden beklenen sonucu alamayan kişiler, söz konusu su mekânlarını bir ümit kapısı olarak görür ve burada çeşitli ritüel davranışlar sergiler.


Kutsal su kaynaklarının kutsiyetinin her zaman tek başına suya bağlanmadığı; kimi zaman müstakil olarak, kimi zaman da türbe/yatır, ağaç, taş-kaya gibi unsurlarla birlikte anlam kazandığı ifade edilir. Bu durumda kutsallık, yerin kendisinden çok, o mekânın bir veli ile ilişkilendirilmesi ve kutsiyetin keramet anlatıları üzerinden temellendirilmesiyle güçlenebilir. Böylece su, hem tabiatın “kutlu” bir parçası olarak hem de dinî-menkıbevi anlatılarla desteklenen bir “ziyaret” unsuruna dönüşür.


Anadolu örneklerinde ise suyla bağlantılı ritüellerin geniş bir yelpazede sürdüğü görülür. Nisan yağmuru ile yıkanmanın, bu suyu içmenin ya da gündelik üretimlerde (örneğin hamur, yemek, temizlik gibi) kullanmanın uğur ve bereket getireceğine inanıldığı aktarılır. Benzer biçimde bazı kuyu, pınar ve çeşmelerin “kutsal” kabul edilerek kısmet açma, çocuk sahibi olma, kırklanma ve şifa amacıyla ziyaret edildiği belirtilir. Bunun yanında, rüyanın akan suya anlatılması (suyun sıkıntıyı alıp götüreceği düşüncesi) gibi sembolik uygulamalar; bazı ırmak ve gözelerin kutsal sayılması ve göze başında kurban kesilmesi gibi pratikler de su kültünün güncel yansımalarını somutlaştıran örnekler arasında yer alır.

Suya Kurban ve Adak

Türk kültüründe suya kurban kesme ritüelinin Hunlardan itibaren izlendiği ve günümüze kadar devam ettiği bilinmektedir. Günümüzde kuruyan pınarların yeniden akması için yakındaki bir türbeye gidilerek (koyun, dana, sığır, deve vb.) kurban kesilir ve böylelikle pınarın bir süre sonra yeniden akması temenni edilir. Bu uygulama da “su iyesini memnun etme” ile ilgilidir.

Günümüze Yansımaları

İslamiyet’in kabulüyle birlikte su kültü bütünüyle ortadan kalkmamış; aksine özellikle tasavvufi yorumlar ve İslami sembollerle yeniden anlamlandırılarak yeni bir boyut kazanmıştır. Su kültü etrafında gelişen ritüellerin önemli bir kısmına İslami motiflerin eşlik ettiği; bunun da “kutsal” sayılan olguların, içinde yaşadıkları toplumun dinî ve kültürel yapısından doğrudan etkilendiği ifade edilir.


Su kültünün mimari alandaki yansımaları, Anadolu Selçuklu mimarisi üzerinden somut biçimde izlenebilir. Ortaçağ Anadolu Türk mimarisinde dinî, sivil, ticari ve eğitim yapıları dâhil olmak üzere birçok yapı türünde suya ilişkin strüktürel (çeşme, şadırvan, havuz, selsebil, su kanalları vb.) ve ikonografik (motif ve figürler) ögelerin yer aldığı bilinmektedir. İslam mimarisinde suyun kullanımı yalnızca estetik bir tercih olarak değil; başta serinletme ve temizlik olmak üzere hem bedensel hem de ruhani arınma ihtiyacına cevap veren işlevsel bir unsur olarak açıklanır.


Bu çerçevede su, mekânın kullanım konforunu artıran bir araç olmanın ötesinde, sembolik düzlemde de anlam taşır. Nitekim bazı anıtsal taç kapı bezemelerinde, suyla ilişkilendirilen bereket, sağlık ve koruyuculuk temalarının görsel karşılıkları olarak ejder ve yılan gibi figürlerin kullanıldığı ifade edilir. Özellikle Erzurum Çifte Minareli Medrese’de ve bazı han örneklerinde görülen ejder motifleri, suyla bağlantılı bu sembolik repertuarın mimari süsleme programına dâhil edildiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Kaynakça

Uçar, Hüseyin. “Yayla Ocaklarına İlişkin Tören ve İnanışların Eski Türk Dini’ndeki Ateş Kültü Bağlamında İncelenmesi.” Kültür Araştırmaları Dergisi, no. 7 (2020): 24–47. Erişim: 6 Ocak 2026.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1236386

Türkiyılmaz, Atila. “İslamiyet Öncesi Türklerde Su Kültü ve Günümüze Yansımaları.” Bilim ve Kültür – Uluslararası Kültür Araştırmaları Dergisi 1, no. 4 (Aralık 2013): 83–100. Erişim: 6 Ocak 2026. https://isamveri.org/pdfdrg/G00055/2013_4/2013_4_TURKYILMAZA.pdf

Kıyak, Abdulkadir. “Geleneksel Türk İnanişlarındaki Su Kültü ve Elazığ’daki İzleri.” Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2, no. 4 (2013): 22–39. Erişim: 6 Ocak 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/gifad/article/167752

Türkan, Kadriye .“Türk Dünyası Masallarında Su Kültü.” Millî Folklor 24, no. 93 (2012): 135–148. Erişim 6 Ocak 2026. https://www.elibrary.az/docs/JURNAL/jrn2015_464.pdf

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Türk Mitolojisi
YelbegenYe

Yelbegen

Edebiyat +2
Türk Mitolojisinde Ateş Kültü

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarAlmina Ecenur Ergünay6 Ocak 2026 11:42

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Türk Mitolojisinde Su Kültü" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Suyun Simgesel Alanı

  • Su İyesi İnancı ve Suya Yönelik Saygı–Yasaklar

  • Ritüelistik Uygulamalar

    • Suya Kurban ve Adak

  • Günümüze Yansımaları

KÜRE'ye Sor