Ai badge logo

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

Yeşil Alan Tasarımı

fav gif
Kaydet
kure star outline

Yeşil alan tasarımı, kentsel açık ve yeşil alanların ekolojik, sosyal ve mekânsal işlevlerini dikkate alarak planlanması, biçimlendirilmesi ve yönetilmesini kapsayan bir süreçtir. Kentsel açık ve yeşil alanların sürdürülebilir biçimde planlanması; doğal ekosistemlerin tahribatının azaltılması, çevresel koruma önlemlerinin benimsenmesi ve kentlerde yaşam kalitesinin artırılması açısından temel bir araç olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda yeşil alan tasarımı, yalnızca estetik düzenlemelerden ibaret olmayıp, halk sağlığı, sosyal bütünleşme, ekosistem hizmetleri, iklim değişikliğine uyum ve kent kimliği gibi çok boyutlu hedefleri aynı anda gözeten bütüncül bir planlama yaklaşımına dayanır.

Kentsel Açık ve Yeşil Alanlar

Açık ve yeşil alanlar en geniş anlamıyla binalar/kapalı mekânlar dışındaki alanları ifade eder; ormanlar, mezarlıklar, ev bahçeleri, meydanlar, tarım alanları ve mahalle parkları gibi çok farklı kullanımları kapsayabilir. Bu çeşitlilik, kentsel yeşil alanların tek tip bir kategori olarak değil, işlev ve kullanım yoğunluğuna göre farklılaşan bir bütün olarak değerlendirilmesini gerektirir.


Kentsel yeşil alanlar “aktif” ve “pasif” yeşil alanlar olarak da ele alınabilmektedir: park ve bahçe gibi kullanıcı faaliyetine açık alanlar aktif; orman, refüj, kavşak gibi doğrudan kullanımın sınırlı olduğu alanlar pasif yeşil alanlar olarak nitelenir. Bu ayrım, tasarım kararlarının (donatı, dolaşım, güvenlik, bakım düzeyi gibi) işlevsel çerçevesini belirlemede kullanılır. 

Yeşil Alan Sistemleri ve Mekânsal Kademelenme

Kentsel yeşil alan sistemleri, mekânsal/fiziksel, toplumsal ve zamansal boyutlar üzerinden ele alınmaktadır. Mekânsal açıdan yeşil kuşak, yeşil kama, yeşil örgü ve yeşil kalp gibi sistemler; kent ölçeğinde yeşil alanların sürekliliğini ve bütüncül bir ağ yapısı içinde ele alınmasını hedefler.


Toplumsal açıdan ise açık ve yeşil alanlar, yerleşim yeri hiyerarşisine göre bina ölçeğinden başlayarak ev bahçesi, çocuk bahçesi, oyun ve spor alanı, mahalle parkı, semt parkı, kent parkı ve bölge parkı gibi kademeli bir sistem içinde değerlendirilir Bu kademelenme, farklı ölçeklerdeki kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verecek işlev ve donatıların dağılımını yönlendiren temel bir tasarım çerçevesi sunar. Zamansal süreklilik boyutunda, yeşil alan sisteminin kent belleğiyle ilişkisi ve uzun vadede korunması öne çıkmaktadır; sistemin kesintiye uğramaması, kent kimliğinin sürekliliği ve kolektif hafızanın güçlenmesi açısından önemli görülmektedir.

Yeşil Alanların İşlevleri

Yeşil alan tasarımında işlevsellik çok boyutludur ve başlıca üç grupta toplanabilir:


Ekolojik işlevler: Yeşil alanlar; hava kalitesinin iyileştirilmesi, gürültünün azaltılması, mikroiklimin düzenlenmesi, karbon yutak alanlarının oluşturulması ve yağmur suyu yönetimine katkı gibi ekolojik hizmetler sunar. Yeşil altyapı uygulamaları (yağmur bahçeleri, yeşil çatılar, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması vb.) ile yağmur suyu yönetiminin ekosistem temelli çözümlerle desteklendiği örnekler, bu işlevlerin tasarıma doğrudan yansıtılabildiğini göstermektedir.


Sosyal ve sağlıkla ilişkili işlevler: Park ve rekreasyon alanları; temiz hava, yürüme ve fiziksel aktivite, stres azaltma, dinlenme ve sosyalleşme gibi nedenlerle yoğun biçimde tercih edilmektedir. Açık ve yeşil alanların yeterliliği ile kullanıcıların iyi oluş hali arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koyan çalışmalar, bu alanların fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlık açısından önemini vurgular.


Mekânsal ve ekonomik işlevler: Yeşil alanlar, kent mekânında doluluk–boşluk dengesini kuran, diğer alan kullanımlarını bütünleştiren ve kent formunu belirleyen temel bileşenlerdir. Bu çerçevede yeşil alan sistemlerinin dengeli mekânsal dağılımı, kentin bütüncül yaşam standardının bir parçası olarak değerlendirilmekte; örgütlenmesi ve yönetimi halk sağlığı ve sosyal bir yatırım şeklinde ele alınmaktadır.

Yeşil ve Mavi Altyapı Yaklaşımı

Güncel kentsel planlama tartışmalarında açık ve yeşil alanlar, yalnızca estetik ve rekreasyonel değerlerle sınırlı kalmamakta; yeşil ve mavi altyapı kavramlarıyla bütünsel biçimde ele alınmaktadır. Yeşil altyapı; çevre sağlığını ve yaşam kalitesini desteklemek üzere doğal ekosistemlerin ve açık alanların entegrasyonunu vurgularken, mavi altyapı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi odağını güçlendirir. Böylece yeşil alan tasarımı; sürdürülebilir su yönetimi, iklim değişikliğine uyum ve biyoçeşitliliğin korunması gibi stratejik hedeflerle ilişkilendirilmektedir. 

Yeşil Alan Tasarımında Temel İlkeler

Erişilebilirlik ve Adalet

Kentsel yeşil alanların kullanım düzeyi, kullanıcıların bu alanlara erişim kolaylığı ile yakından ilişkilidir. Erişilebilirlik yalnızca mesafe ile değil; yaya ve bisiklet bağlantıları, fiziksel engeller, engelli bireylerin kullanımı ve güvenlik gibi çok sayıda faktörle belirlenmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemleri ve özellikle ağ analizi yöntemleri, yeşil alanlara erişilebilirliğin değerlendirilmesinde etkili araçlar olarak kullanılmakta; parkların optimum konumları, etki alanları ve hizmet düzeyleri bu yöntemlerle analiz edilmektedir. Kullanıcı araştırmaları, sert zemin ağırlığı, yeterli gölge alanı yokluğu, engelli kullanımına uygun olmama ve alan büyüklüğünün yetersizliğinin ziyaret sıklığı ve alanda geçirilen süre üzerinde olumsuz etkiler yarattığını göstermektedir. Bu bulgular, erişilebilirliğin yalnızca ulaşım mesafesinden değil, tasarımın niteliksel boyutundan da etkilendiğini ortaya koymaktadır.

Bağlantısallık ve Yeşil Altyapı

Yeşil alan tasarımı, tekil park ve bahçelerin ötesinde, koridorlar ve ağlar üzerinden ele alınmalıdır. Mahalle ve kent ölçeğindeki yeşil alanların; yaya ve bisiklet yolları, nehir kenarları, yeşil kuşaklar ve patikalar gibi yeşil koridorlarla birbirine bağlanması, bütünleşik bir yeşil alan sisteminin kurulmasını sağlar.


Yeşil altyapı sistemleri; bağlantılılık, çok işlevlilik, entegrasyon, sosyal iletişim ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmekte, biyoçeşitliliğin korunması ve uzun vadeli ekolojik ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Farklı kent örneklerinde yağmur bahçeleri, yeşil sokaklar, yeşil çatılar, açık drenaj sistemleri ve rekreasyon alanlarının aynı ağ içinde kurgulanması, yeşil altyapı yaklaşımının tasarıma yansımış biçimleri olarak okunmaktadır.

Katılımcılık ve Kullanıcı Odaklı Tasarım

Kentsel açık ve yeşil alan planlamasında katılımcılık, özellikle son yıllarda uluslararası literatürde giderek daha fazla ele alınan bir konu haline gelmiştir. Bibliyometrik analizler, kentsel açık yeşil alan planlaması ve katılımcılık kavramlarını bir araya getiren çalışmaların sayısının son dönemde belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Katılımcı yaklaşımlar; kullanıcıların ihtiyaç ve beklentilerinin planlama sürecine dâhil edilmesini, yeşil alanların niteliksel yeterliliğinin kullanıcı deneyimleri üzerinden değerlendirilmesini ve tasarım kararlarının meşruiyetinin güçlenmesini destekler. Bu çerçevede yeşil alan tasarımı, teknik ve mekânsal bir süreç olmanın ötesinde, müzakere ve ortak üretim süreçleriyle ilişkilendirilmektedir.

Sağlık ve İyi Oluş Odaklı Tasarım

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığı yalnızca hastalık yokluğu değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyi oluş hali olarak tanımlaması, yeşil alan tasarımını da doğrudan ilgilendirmektedir. Yeşil alanlar, doğanın kent ortamına uyarlanmış bir yansıması olarak ele alınmakta; kullanıcı, konut ve iyi oluş hali ilişkisi, konut çevresindeki açık ve yeşil alanların niteliği üzerinden okunmaktadır. Konut projeleri üzerine yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, konut çevresindeki açık ve yeşil alanların; yürüyüş ve bisiklet parkurları, spor alanları, oyun alanları, dinlenme bölgeleri, ekilebilir alanlar ve yeşil çatı/teras uygulamaları gibi farklı bileşenler yoluyla kullanıcıların iyi oluş haline katkı sunduğunu göstermektedir. Bu çalışmalarda yeşil alan nitelikleri, erişilebilirlik, sosyal etkileşim alanları, mahremiyet ve doğayla ilişki gibi on bir kriter üzerinden değerlendirilmektedir. Öte yandan kullanıcı memnuniyeti araştırmaları, bakım ve temizlik, donatı eksikliği, güvenlik, gölge alan ve estetik yetersizlikler gibi sorunların yeşil alan kullanımını ve alanda geçirilen süreyi olumsuz etkilediğini ortaya koymakta; buna bağlı olarak yumuşak zeminli, engelli kullanımına uygun, yeterli büyüklükte, gölge alanlara sahip ve estetik olarak nitelikli kentsel yeşil alan tasarımları önerilmektedir.

Ekolojik ve Su-Etkin Tasarım: Kurakçıl Peyzaj

İklim krizi ve artan kuraklık riski, yeşil alan tasarımında su-etkin yaklaşımların önemini artırmıştır. Kurakçıl peyzaj tasarım konsepti, suyun verimli kullanımına odaklanan ve su etkin planlama ile tasarım ilkelerine dayanan bir yaklaşım olarak kentsel peyzaj gündemine girmiştir. Kurakçıl peyzaj tasarımının temel başlıkları; planlama ve projelendirme, toprak hazırlığı, uygun bitki türü seçimi, sürdürülebilir çim alanlar, etkin sulama, malç kullanımı ve uygun bakım olarak sıralanmaktadır. Kentsel parklar üzerine yapılan uygulamalı çalışmalar, kentlerdeki açık-yeşil alanların önemli bir bölümünün bu ilkelerle tam uyumlu olmadığını, ancak kurakçıl tasarım stratejileri benimsendiğinde alanların dönüştürülebilir nitelikte olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, su tüketimini azaltmanın yanı sıra, iklim değişikliği ile mücadelede yeşil alanların ekolojik işlevlerinin güçlendirilmesini, karbon salınımının ve hava kirliliğinin azaltılmasını ve kent ekosisteminin dayanıklılığının artırılmasını hedefler.


Yeşil Alan Erişilebilirliğinin Değerlendirilmesi

Erişilebilirlik kavramı literatürde farklı biçimlerde tanımlanır; ulaşım sistemiyle bir arazi kullanım aktivitesine ulaşım kolaylığı, etkileşim fırsatlarının potansiyeli ve bireylerin farklı aktivitelere katılma özgürlüğü gibi açıklamalar bu çerçeveyi oluşturur. Bu çoklu tanımlar, yeşil alanlara erişimi yalnızca “mesafe” değil, ulaşım–arazi kullanımı ilişkisi ve kullanıcı profiliyle birlikte değerlendirmeyi gerektirir.


Kentsel yeşil alanlara erişilebilirliğin analizinde iki yaygın yaklaşım olarak Öklid tamponu (kuş uçuşu) yöntemleri ve ağ analizi öne çıkar. Öklid yaklaşımı hizmet alanını yaklaşık gösterirken, gerçek yaya hareketinin düz çizgilerle gerçekleşmemesi ve park sınırlarının tüm noktalardan erişilebilir varsayılması gibi sınırlılıklara sahiptir. Buna karşılık ağ analizi; yol ağı, engeller ve gerçek güzergâh üzerinden daha gerçekçi erişim değerlendirmeleri yapılmasına olanak verir. 

Yeşil Altyapı Sistemleri ve Süreklilik

Yeşil altyapı; çoklu fonksiyonellik, bağlantılılık, entegrasyon, sosyal iletişim ve sürdürülebilirlik gibi ilkelerle ilişkilendirilmektedir. Bu yaklaşım, yeşil alanların tekil parçalardan oluşan bir toplam değil, kentsel ölçekte ekolojik ve toplumsal işlevleri birlikte üreten bir ağ olarak kurgulanmasını öne çıkarır.


Kıyı kentleri üzerinden yapılan bir incelemede yeşil altyapı yatırımlarının yağmur suyu yönetimi, kontrollü su akışı ve filtrasyon gibi süreçlerle riskleri azaltabildiği; aynı zamanda sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik boyutlarına da temas ettiği belirtilir. Bu tür bulgular, yeşil alan tasarımında “bağlantısallık” ilkesinin yalnızca ekolojik koridor kurmak değil, altyapı süreçleriyle bütünleşen mekânsal stratejiler geliştirmek anlamına geldiğini gösterir.

Uygulama Örneği: Yağmur Suyu Yönetimi ile Entegre Yeşil Altyapı

Portland örneğinde yağmur suyu iniş boruları, yağmur bahçeleri, sokak ağaçlandırmaları, geçirgen döşemeler, yeşil sokaklar ve yeşil çatılar gibi bileşenlerin kente entegre edildiği; bazı uygulamalarla yağmur suyunun kanalizasyona gitmeden drene edilmesi ve depolanmasına dönük çözümler geliştirildiği aktarılır. Bu örnek, yeşil alan tasarımının yağmur suyu yönetimiyle birlikte ele alındığında hem ekolojik hem de kentsel altyapı performansı açısından tasarıma doğrudan yansıyabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. 

Ölçeklerarası Planlama, Standartlar ve Yönetim

Yeşil alan tasarımı, kent bütününden mahalle ve parsel ölçeğine uzanan çok kademeli bir planlama anlayışını gerektirir. Bu kapsamda nazım imar planı sürecinde yeşil alanların envanteri ve analizi; tipoloji, boyut, form, nüfus özellikleri, sosyoekonomik yapı, yerel kimlik, bitki kompozisyonu, peyzaj donatıları ve malzeme gibi çok sayıda ölçüt üzerinden yürütülmelidir. Yeşil alanların niceliksel yeterliliği ise planlama mevzuatındaki standartlarla doğrudan ilişkilidir: “aktif yeşil alan”ın park, çocuk bahçesi ve oyun alanları gibi kullanımlarla tanımlandığı; kişi başına toplam 10 m² aktif yeşil alan standardının (çocuk oyun alanı, mahalle–semt parkı, kent parkı ve spor alanları bileşenleriyle) benimsendiği değerlendirmeler bulunmaktadır.【1】Bununla birlikte, pek çok kentte bu niceliksel ölçütlere ulaşılamadığı ve yeşil alanların mahalleler arasında eşitsiz dağıldığı belirtilmektedir. Bu nedenle standartlar yalnızca “miktar”ı tarif eden göstergeler olarak değil, bakım, erişilebilirlik, donatı ve güvenlik gibi nitelik ölçütleriyle birlikte ele alınmalıdır.


Türkiye’den bir örnek olarak Uşak’ta kent ölçeğinde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının 8,50 m²/kişi olarak hesaplandığı ve 10 m²/kişi standardına henüz ulaşılamadığı raporlanmıştır.【2】Ayrıca mahalle ölçeğinde kişi başına düşen yeşil alan değerlerinin mahalleler arasında belirgin farklılıklar gösterebildiği görülmüştür. Bu tür bulgular, yeşil alan tasarımında toplam metrekare kadar dağılım ve eşitsizlik boyutlarının da değerlendirilmesi gerektiğine işaret eder.


Son olarak bu tablo, yeşil alan tasarımının yalnızca tekil projeler üzerinden değil, bütüncül bir “yeşil kent” vizyonu ve uzun vadeli yönetim stratejileriyle ele alınmasını gerekli kılar. Yerel yönetimler için hazırlanan yeşil altyapı rehberleri ve politika belgeleri; bölgesel, kentsel ve mahalle ölçeğinde çok işlevli, ekolojik ve toplumsal açıdan kapsayıcı ağlar kurmayı hedefleyerek biyolojik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliğine uyum ve yeşil ekonominin desteklenmesi gibi politika amaçlarına katkı sağlayacak ilke ve adımları tarif etmektedir.

Yönetim ve Sürdürülebilirlik

Yeşil alanların sürekliliği, yalnızca tasarım/uygulama aşamasıyla değil, bakım–temizlik–donatı yönetimi gibi operasyonel süreçlerle de belirlenir. Türkiye’de kullanıcı memnuniyetsizliğinin sıklıkla bakım–temizlik, donatı ve güvenlik yetersizlikleriyle ilişkilendirildiği; bu sorunların bütçe yetersizlikleri ve kamusal alan kullanım kültürüyle bağlantılandırıldığı belirtilmektedir. Dolayısıyla yeşil alan tasarımı, planlama ve tasarım kararlarının yanı sıra sürdürülebilir bir bakım–yönetim çerçevesiyle birlikte düşünülmektedir.

citation:list

Günün Önerilen Maddesi
2/5/2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarAlmina Ecenur Ergünay10 Aralık 2025 12:32

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Yeşil Alan Tasarımı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Kentsel Açık ve Yeşil Alanlar

  • Yeşil Alan Sistemleri ve Mekânsal Kademelenme

  • Yeşil Alanların İşlevleri

  • Yeşil ve Mavi Altyapı Yaklaşımı

  • Yeşil Alan Tasarımında Temel İlkeler

    • Erişilebilirlik ve Adalet

    • Bağlantısallık ve Yeşil Altyapı

    • Katılımcılık ve Kullanıcı Odaklı Tasarım

    • Sağlık ve İyi Oluş Odaklı Tasarım

    • Ekolojik ve Su-Etkin Tasarım: Kurakçıl Peyzaj

    • Yeşil Alan Erişilebilirliğinin Değerlendirilmesi

    • Yeşil Altyapı Sistemleri ve Süreklilik

      • Uygulama Örneği: Yağmur Suyu Yönetimi ile Entegre Yeşil Altyapı

  • Ölçeklerarası Planlama, Standartlar ve Yönetim

    • Yönetim ve Sürdürülebilirlik

KÜRE'ye Sor