A
kEski Türkçe āk isminden gelmektedir.
Beyaz renk, kar rengi: Işığın tüm renklerini yansıtan bu renk, saflık ve temizlikle özdeşleşmiştir. Ak ile kara arasındaki zıtlık, halk arasında iyi ile kötüyü ayırmak için metafor olarak kullanılır: “Ak ile karayı seçememek.”
Bazı nesnelerin beyaz olan kısmı: Yumurta akı, göz akı gibi kullanım alanları bulunur. Türk edebiyatında, özellikle betimlemelerde sıkça yer alır:
“Gözlerinin akına kadar sarıydı.” (Refik Halit Karay)
“Ve saçlarımızda aklar akları ve alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor.” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Halk ağzında gözdeki beyaz leke: Yaşlılık veya hastalık sonucu gözde oluşan beyaz leke için halk arasında kullanılan bir terimdir:
“Vah Yûsuf dedi ve hüzün ile ağlamaktan gözlerine ak geldi.” (Cevdet Paşa)
Beyaz renkli, kar renginde: Kıyafetler, doğadaki unsurlar veya nesneler için sıkça kullanılır:
“Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kāfilelerle.” (Yahya Kemal)
“Ak entarisiyle kara maşlahını toplayıp çöktü.” (Refik Halit Karay)
Duru, lekesiz, temiz (ten için): Güzelliği, saflığı veya asilliği ifade eden bir nitelik olarak kullanılır:
“Benim yârim gelişinden bellidir / Ak elleri deste deste güllüdür.” (Karacaoğlan)
Mecazi anlamda temiz, namuslu, asil: Ak, yalnızca fiziksel bir rengi değil, aynı zamanda insanın ahlaki temizliğini ve soyluluğunu da ifade eder:
“Soyca böyle hep akız.” (Ziya Gökalp)
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.