
Antalya, Türkiye'nin güneyinde, Akdeniz kıyısında konumlanan ve sahip olduğu doğal ve kültürel mirasla dikkat çeken bir turizm merkezidir. Kuzeyinde Burdur, Isparta ve Konya, doğusunda Karaman ve Mersin, batısında ise Muğla illeriyle çevrili olan Antalya, güneyde Akdeniz ile sınır oluşturur. "Türk Rivierası" olarak adlandırılan Antalya kıyılarının uzunluğu 630 kilometreyi bulmaktadır. Kent, aynı adı taşıyan körfezin kuzeybatı ucunda, denize dik yarlarla inen yaklaşık 30 metre yükseklikteki düz bir zemin üzerine kurulmuştur. Kentin araç plaka kodu 07'dir. 19 farklı ilçesi bulunmaktadır ve bu ilçelerde toplamda 914 mahalle bulunmaktadır.
Doğal güzelliklerinin yanı sıra zengin tarihi geçmişiyle de önemli bir turistik merkez olan Antalya, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Antalya, ulaşım açısından da gelişmiş bir yapıya sahiptir. Karayolu, havayolu ve denizyolu bağlantıları sayesinde yerli ve yabancı turistler için erişilebilir bir destinasyon olan kentte, uluslararası hava trafiğine açık Antalya Havalimanı önemli bir rol oynamaktadır. Antalya ili, merkez ilçesiyle birlikte Akseki, Alanya, Finike, Kaş, Kemer, Manavgat ve Serik başta üzere toplam 19 ilçeden oluşmaktadır.
Antalya'nın İlçeleri, Kaymakamları ve Nüfusları;
Toplam Nüfus (2024): 2 Milyon 722 bin 103 Kişi
Yüzölçümü: 20.723 km²
Nüfus Yoğunluğu: 130/km²
Antalya'nın adı, Bergama Kralı II. Attalos'a dayanmaktadır. Antikçağ’da "Attaleai" olarak anılan kent, zamanla "Atalia", "Adalia" gibi farklı isimlerle anılmış ve Türkler tarafından "Antâliyye" veya "Adalya" olarak adlandırılmıştır. Kentin kurucusu II. Attalos'un adına izafeten "Attalos Yurdu" anlamına gelen bu isim, günümüze "Antalya" şeklinde ulaşmıştır. Bergama Krallığı’nın sona ermesinin ardından bir süre bağımsız kalan şehir, daha sonra korsanların hâkimiyetine girmiştir. M.Ö. 77 yılında Roma Komutanı Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılan Antalya, M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olarak hizmet vermiştir.
M.S. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Attaleia’yı ziyareti, kentin gelişimini hızlandırmıştır. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan kent, 1207 yılında Selçuklular tarafından fethedilerek Türk topraklarına katılmıştır. Antalya ve çevresi antik dönemde "Pamphylia" olarak adlandırılırken, bölgenin batı kesimi "Lykia" olarak bilinmekteydi. Arkeolojik araştırmalar, Antalya’da günümüzden yaklaşık 40 bin yıl öncesine dayanan insan yerleşimlerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bölge, M.Ö. 2000’lerden itibaren Hititler, Pamphylialılar, Lykialılar, Kilikyalılar, Persler, Büyük İskender ve halefleri olan Antigonos, Ptolemaios ve Selevkoslar gibi farklı devletlerin egemenliği altına girmiştir. Daha sonraki dönemde Bergama Krallığı’na bağlanan kent, Roma hâkimiyeti altında özellikle M.S. II. ve III. yüzyıllarda altın çağını yaşamıştır.
Kent, Bizans İmparatorluğu döneminde piskoposluk için bir merkez haline gelmiştir. Bizans hâkimiyeti döneminde Antalya'nın diğer önemli özelliklerinden biri de Akdeniz’in önemli ve işlek limanlarından biri olma özelliğini sürdürmüş olmasıdır. Stratejik konumu nedeniyle VII. yüzyıldan itibaren Arap akınlarına maruz kalmıştır. 860 yılında Halife Mütevekkil’in donanma komutanı Fazl b. Kārin tarafından ele geçirilse de bu hâkimiyet uzun soluklu olmamıştır. Türklerin Anadolu’ya ilerleyişi sırasında Süleyman Şah, şehri fethederek 1103 yılına kadar Selçuklu yönetimi altında tutmuştur. Ancak 1103’te Bizans İmparatoru Alexis Komnenos, Antalya’yı yeniden Bizans topraklarına katmayı başarmıştır. Sonraki yıllarda şehir, Bizans ve Türkler arasında birkaç kez el değiştirerek kültür çatışması ve kültür zenginliğini aynı anda yaşamıştır. 1120’de Ioannes Komnenos, şehri tekrar Bizans kontrolüne alarak Bizans'ın Antalya kenti konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu dönemde Antalya, özellikle Avrupa ve Mısır’dan gelen ticaret gemileri için önemli bir liman konumundaydı ve şehirde Müslüman tüccarlardan oluşan bir koloni bulunmaktaydı. II. Haçlı Seferi sırasında 1148 yılında Haçlı kuvvetleri bir süre şehri üs olarak kullandı. 1181’de II. Kılıçarslan, Antalya’yı Selçuklu topraklarına katmak için girişimde bulunsa da başarılı olamamıştır. 1204’te Latinlerin İstanbul’u ele geçirmesinin ardından Bizans toprakları bölüşüldü ve Antalya, Aldobrandini adlı bir İtalyan’ın yönetimine geçti.
I. Gıyaseddin Keyhüsrev ise şehri kuşatan bir diğer kişidir lakin Kıbrıs’tan gelen yardımlar nedeniyle fetih gerçekleşmemiş, yalnızca abluka uygulanabilmiştir. 5 Mart 1207’de, Latin yönetiminden memnun olmayan Rumların da desteğiyle şehir Selçuklular tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır. Keyhüsrev, Mübârizüddin Ertokuş’u vali ve subaşı olarak atamıştır. Şehre bir kadı, imam, müezzin ve hatip görevlendirerek yönetimi düzenlemiştir. Ayrıca kale surlarının onarımını sağlayarak bir mescit de inşa ettirmiştir. Bu, bölge halkının Selçuklu yönetimine karşı olumlu bir bakış açısına sahip olmasında önemli bir etken olmuştur.
Antalya, Selçuklular tarafından fethedildikten sonra Teke Türkmenlerinin yerleşim alanlarından biri olmuş, Osmanlı döneminde ise Anadolu Eyaleti’ne bağlı Teke Sancağı’nın merkezi olarak önemini korumuştur. Osmanlı’nın son dönemlerinde bağımsız sancak hâline getirilen Antalya, Cumhuriyet döneminde il statüsüne kavuşmuştur.
Milat öncesinden günümüze kadar Antalya'ya ev sahipliği yapmış medeniyetlerin yapılarının ve kültürlerinin karışık halde gözlemlenebileceği ilçe olan Kaleiçi ise, Antalya’nın en önemli tarihî bölgelerinden biridir. Büyük ölçüde yıkılmış olmasına rağmen günümüzde de görülebilen iç ve dış surlar, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin ortak mirasıdır. Kaleiçi’nde bulunan tarihi evler, yalnızca mimari bir değer taşımakla kalmayıp bölgenin kültürel yaşamına da ışık tutmaktadır. 1972 yılında "Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu" tarafından SİT alanı ilan edilen Kaleiçi, Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda 1984 yılında Uluslararası Turizm Yazarları Birliği (FİJET) tarafından Altın Elma Turizm Ödülü’ne layık görülmüştür. Günümüzde Kaleiçi, tarihi dokusu korunarak turistik oteller, restoranlar ve eğlence mekânlarıyla bir cazibe merkezi hâline gelmiştir.
Güncel verilere göre 20.723 km² yüz ölçümüne sahip olan ilin nüfusu 2024 yılı TÜİK verisine göre 2 milyon 722 bin 103 kişi olarak tespit edilmiştir. İlin denize kıyısı ise 640 km uzunluğundadır. Antalya'nın Akdeniz bölgesindeki bir il olmasının sonuçlarından biri olarak kentte kışlar ılıman ve çoğunlukla yağışlı geçerken, yaz dönemlerinde ise sıcak ve kurak bir iklim yaşanmaktadır. Yaz dönemlerinde gerçekleşen yoğun yağışlar neticesinde Antalya'da tarım sektörü genel anlamıyla canlı ve gelişmiş seviyededir. Antalya’nın en önemli doğal güzellikleri arasında nehirleri ve gölleri yer almaktadır. Bu sular Antalya’nın doğal ve tarihi yapısının önemli birer parçası olmakla beraber şehrin turizmi için de önemli birer destinasyon unsurudur. İlde bulunan suların renkleri çoğunlukla turkuaz renkte olup her sene yerli ve yabancı olmak üzere milyonlarca turist akın etmektedir. Antalya 2024 yılı içerisinde toplamda 17 milyon 278 bin 103 yerli ve yabancı turisti ağırlayarak turizm sektöründe bir rekora imza atmıştır.
Antalya'da özellikle kış aylarının yağışlı geçmesi, tarım sektöründe gıda yetiştiriciliği hususunda kent halkının ve şehre uğrayan yerli ve yabancı turistlerin ilgisinin çekilmesinde önemli bir faktördür. Yörede yapılan yemek türleri ise genel hatlarıyla aşağıda listelendiği gibidir.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Antalya (İl)" maddesi için tartışma başlatın
Nüfus
Tarih ve Kültür
Milattan Önceki Dönem
Milattan Sonraki Dönem
Bizans İmparatorluğu Dönemi
Türk/Müslüman Hakimiyeti Dönemleri
Coğrafya ve Doğal Yapı
Nehir, Çay ve Göller
Dağlar
Turizm ve Kültür
Turistik Mekanlar
Sosyal ve Resmi Aktiviteler
Şehrin Mutfağı